MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Osmanlı Türkçesine Giriş — Ebubekir Subaşı

Osmanlı Türkçesine Giriş
274,40
Diğer DillerDil Öğrenimi Diğer DillerOsmanlıca

Osmanlı Türkçesine Giriş

Ebubekir Subaşı

Çelik Yayınevi

2016456 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Osmanlı Türkçesine Giriş

Ebubekir Subaşı

Biraz geç kalmış da olsa ülkemizde her geçen gün hayat damarımız olan Osmanlı Türkçesi ne olan ilgi ve ihtiyaç kendisini daha fazla hissettirmeye başladı Bu güzel his ve arayışın artık el yordamıyla değil daha ilmî ve elle tutulup gözle görülür hale geçerek devam etmesinin zamanı da gelmiştir Batılılar 1880 li yıllardan sonra daha Osmanlı Devleti ayakta iken Osmanlı Türkçesi ni öğrenmek ve öğretmek bu arada keşfetmek üzere iyi çalışmalar yapmışlardır Cumhuriyet devrinde ise bu sahada bu aziz millete bu işin dersini verecek duruma gelmeleri ve özellikle diplomatika ve siyakat yazıları hakkında ortaya koydukları eserler bizleri mahcup edecek seviyededir Osmanlı Türkçesi nin kaideleriyle birlikte nesih rik a divanî ve siyakat gibi kalemlerini esas alarak bütün devir ve konularını içeren bir külliyatını hazırlamak yirmi seneden beri düşünüp durduğumuz bir hedefimizdi Zira geniş çaplı Osmanlı kültür eserlerine bir kapı açabilme yolunda metin ve mantığı uyumlu böyle bir giriş bir anahtar hazırlamak mutlaka gerekli görünüyordu Hâlbuki böyle bir çalışma ne Osmanlı devrinde ve ne de ondan sonra teşebbüs edilebilmiş bir hamle değildi bu bakımdan da heyecan vericiydi Bugün bu hususu çalışmada bize cesaret veren şeyler çeyrek asırlık bir Osmanlı Arşivi tecrübesi ve Arapça ve Farsça hakkında hasbelkader bilgimizdi Ancak bu cesaret yeterli gelmiyordu biz de projemizi işin ehli değerli dostlarımıza ve Çelik Yayınları na sunduk Onlar da bu çalışmaya bizi teşvik ederek bilgi ve teknik bakımdan destek verdiler Yer zaman ve şartlar bundan daha iyi olamaz diye düşündük ve istişareler neticesi bu zor işe giriştik Önce nesih yazısıyla kaide ve metinler kitabını külliyatın birinci cildi yaparak Osmanlı devleti ve kültürü ve yazılarını ayrı ayrı ele alan böyle bir eseri tamamlamaya niyet ettik Böyle büyük bir işe teşebbüs etmenin pek kolay olmadığının farkındayız zira bazı kaideleri vermekle beraber ortaya tam olarak bir gramer kitabı koymuyoruz Bununla beraber Osmanlı Türkçesi kullanıldığı sahası ve gelişme devirleri itibarıyla son derece geniş ve derindir Bu uzun devirler içinde imlanın kendine göre değişme ve gelişmeleri vardır Bununla beraber nesih ve rik a belki çok alışılmamış bir yazı stili değil ama divanî ve siyakat gibi yazılar bir bakıma ihtisas yazılarıdır Ancak böylesine geniş bir kültürden istifade etmek bu yazıları öğrenmekten geçiyordu Bütün tereddütlere rağmen kendi kültürünün dilencisi durumuna düşmüş bir milletin bir ferdi olarak bunu icra sahasına koymak bizim için bir vazifeydi Osmanlı Türkçesi denince Osmanlı Devleti zamanında bir tarife göre de 1908 tarihine kadar kullanılan Batı Türkçesi akla gelir Biz Osmanlı Türkçesi tabiriyle Arap asıllı eski yazı veya daha yaygın ve mantıklı tabiriyle İslâm harfleriyle yazılı Osmanlı Türkçesi ni kastetmiş olacağız Böyle bir çalışma ile neyi elde edeceğimiz meselesi burada anlatılabilecek bir konu olmadığından bu sorunun cevabını vermek üzere de Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği adlı eserimizi bastırmış bulunmaktayız Zira ele aldığımız dil ve onun yazıları Bosna dan Yemen e Kırım dan Doğu Türkistan ın doğu ve batısına kadar asırlar içinde yazılıp konuşulmuş bir lisandır Bizim yaptığımız bu naçiz çalışma bu sahada ne ilktir ve ne de son olacaktır Bu hususta şimdi hayatta olan ya da olmayan her kimin ne kadar emeği geçmiş ise bizce tebrik ve takdire şayandır Ancak biz bu eserle farklı ve yeni ihtiyaçları gözeten bir mantıkla yola çıkmış bulunuyoruz Gayemiz Osmanlı Türkçesi nin kendi yazısı ve mantığı içinde öğrenilmesi ve müşküllerinin yine kendi içinde çözülmesini temin etmektir Bu durumda dile Osmanlı devrinde nasıl yaklaşıldığı bizce mühimdir ve bu hususta yazılmış eserlerin çoğuna ulaştık Bununla beraber şunun da farkındayız ki biz artık bir asır öncesinde değiliz bulunduğumuz zaman ve şartları da göz önünde bulundurmalı ve ona göre bir usul geliştirmeliydik Neticede bulduğumuz usul kendilerin

Kitap Ambarı
303,80

Çelik Yayınevi

2016
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Biraz geç kalmış da olsa ülkemizde her geçen gün hayat damarımız olan Osmanlı Türkçesi ne olan ilgi ve ihtiyaç kendisini daha fazla hissettirmeye başladı Bu güzel his ve arayışın artık el yordamıyla değil daha ilmî ve elle tutulup gözle görülür hale geçerek devam etmesinin zamanı da gelmiştir Batılılar 1880 li yıllardan sonra daha Osmanlı Devleti ayakta iken Osmanlı Türkçesi ni öğrenmek ve öğretmek bu arada keşfetmek üzere iyi çalışmalar yapmışlardır Cumhuriyet devrinde ise bu sahada bu aziz millete bu işin dersini verecek duruma gelmeleri ve özellikle diplomatika ve siyakat yazıları hakkında ortaya koydukları eserler bizleri mahcup edecek seviyededir Osmanlı Türkçesi nin kaideleriyle birlikte nesih rik a divanî ve siyakat gibi kalemlerini esas alarak bütün devir ve konularını içeren bir külliyatını hazırlamak yirmi seneden beri düşünüp durduğumuz bir hedefimizdi Zira geniş çaplı Osmanlı kültür eserlerine bir kapı açabilme yolunda metin ve mantığı uyumlu böyle bir giriş bir anahtar hazırlamak mutlaka gerekli görünüyordu Hâlbuki böyle bir çalışma ne Osmanlı devrinde ve ne de ondan sonra teşebbüs edilebilmiş bir hamle değildi bu bakımdan da heyecan vericiydi Bugün bu hususu çalışmada bize cesaret veren şeyler çeyrek asırlık bir Osmanlı Arşivi tecrübesi ve Arapça ve Farsça hakkında hasbelkader bilgimizdi Ancak bu cesaret yeterli gelmiyordu biz de projemizi işin ehli değerli dostlarımıza ve Çelik Yayınları na sunduk Onlar da bu çalışmaya bizi teşvik ederek bilgi ve teknik bakımdan destek verdiler Yer zaman ve şartlar bundan daha iyi olamaz diye düşündük ve istişareler neticesi bu zor işe giriştik Önce nesih yazısıyla kaide ve metinler kitabını külliyatın birinci cildi yaparak Osmanlı devleti ve kültürü ve yazılarını ayrı ayrı ele alan böyle bir eseri tamamlamaya niyet ettik Böyle büyük bir işe teşebbüs etmenin pek kolay olmadığının farkındayız zira bazı kaideleri vermekle beraber ortaya tam olarak bir gramer kitabı koymuyoruz Bununla beraber Osmanlı Türkçesi kullanıldığı sahası ve gelişme devirleri itibarıyla son derece geniş ve derindir Bu uzun devirler içinde imlanın kendine göre değişme ve gelişmeleri vardır Bununla beraber nesih ve rik a belki çok alışılmamış bir yazı stili değil ama divanî ve siyakat gibi yazılar bir bakıma ihtisas yazılarıdır Ancak böylesine geniş bir kültürden istifade etmek bu yazıları öğrenmekten geçiyordu Bütün tereddütlere rağmen kendi kültürünün dilencisi durumuna düşmüş bir milletin bir ferdi olarak bunu icra sahasına koymak bizim için bir vazifeydi Osmanlı Türkçesi denince Osmanlı Devleti zamanında bir tarife göre de 1908 tarihine kadar kullanılan Batı Türkçesi akla gelir Biz Osmanlı Türkçesi tabiriyle Arap asıllı eski yazı veya daha yaygın ve mantıklı tabiriyle İslâm harfleriyle yazılı Osmanlı Türkçesi ni kastetmiş olacağız Böyle bir çalışma ile neyi elde edeceğimiz meselesi burada anlatılabilecek bir konu olmadığından bu sorunun cevabını vermek üzere de Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği adlı eserimizi bastırmış bulunmaktayız Zira ele aldığımız dil ve onun yazıları Bosna dan Yemen e Kırım dan Doğu Türkistan ın doğu ve batısına kadar asırlar içinde yazılıp konuşulmuş bir lisandır Bizim yaptığımız bu naçiz çalışma bu sahada ne ilktir ve ne de son olacaktır Bu hususta şimdi hayatta olan ya da olmayan her kimin ne kadar emeği geçmiş ise bizce tebrik ve takdire şayandır Ancak biz bu eserle farklı ve yeni ihtiyaçları gözeten bir mantıkla yola çıkmış bulunuyoruz Gayemiz Osmanlı Türkçesi nin kendi yazısı ve mantığı içinde öğrenilmesi ve müşküllerinin yine kendi içinde çözülmesini temin etmektir Bu durumda dile Osmanlı devrinde nasıl yaklaşıldığı bizce mühimdir ve bu hususta yazılmış eserlerin çoğuna ulaştık Bununla beraber şunun da farkındayız ki biz artık bir asır öncesinde değiliz bulunduğumuz zaman ve şartları da göz önünde bulundurmalı ve ona göre bir usul geliştirmeliydik Neticede bulduğumuz usul kendilerine yabancı bir dil olan Osmanlı Türkçesi ni kendi çocuklarına öğreten İngiliz ve Fransızlarla kendi evladına yine kendi dilini öğreten Osmanlıların birbirini tamamlayan ortak şeklidir Bizce bütün mesele zor olanı hasbelkader kolayla

Kitap Sepeti
318,50

Çelik Yayınevi

2016456 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Biraz geç kalmış da olsa ülkemizde her geçen gün hayat damarımız olan Osmanlı Türkçesi ne olan ilgi ve ihtiyaç kendisini daha fazla hissettirmeye başladı Bu güzel his ve arayışın artık el yordamıyla değil daha ilmî ve elle tutulup gözle görülür hale geçerek devam etmesinin zamanı da gelmiştir Batılılar 1880 li yıllardan sonra daha Osmanlı Devleti ayakta iken Osmanlı Türkçesi ni öğrenmek ve öğretmek bu arada keşfetmek üzere iyi çalışmalar yapmışlardır Cumhuriyet devrinde ise bu sahada bu aziz millete bu işin dersini verecek duruma gelmeleri ve özellikle diplomatika ve siyakat yazıları hakkında ortaya koydukları eserler bizleri mahcup edecek seviyededir Osmanlı Türkçesi nin kaideleriyle birlikte nesih rik a divanî ve siyakat gibi kalemlerini esas alarak bütün devir ve konularını içeren bir külliyatını hazırlamak yirmi seneden beri düşünüp durduğumuz bir hedefimizdi Zira geniş çaplı Osmanlı kültür eserlerine bir kapı açabilme yolunda metin ve mantığı uyumlu böyle bir giriş bir anahtar hazırlamak mutlaka gerekli görünüyordu Hâlbuki böyle bir çalışma ne Osmanlı devrinde ve ne de ondan sonra teşebbüs edilebilmiş bir hamle değildi bu bakımdan da heyecan vericiydi Bugün bu hususu çalışmada bize cesaret veren şeyler çeyrek asırlık bir Osmanlı Arşivi tecrübesi ve Arapça ve Farsça hakkında hasbelkader bilgimizdi Ancak bu cesaret yeterli gelmiyordu biz de projemizi işin ehli değerli dostlarımıza ve Çelik Yayınları na sunduk Onlar da bu çalışmaya bizi teşvik ederek bilgi ve teknik bakımdan destek verdiler Yer zaman ve şartlar bundan daha iyi olamaz diye düşündük ve istişareler neticesi bu zor işe giriştik Önce nesih yazısıyla kaide ve metinler kitabını külliyatın birinci cildi yaparak Osmanlı devleti ve kültürü ve yazılarını ayrı ayrı ele alan böyle bir eseri tamamlamaya niyet ettik

Benli Kitap
328,30

Çelik Yayınevi

2016-06-011. baskı456 sf.
Karton135-195-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Biraz geç kalmış da olsa ülkemizde her geçen gün hayat damarımız olan Osmanlı Türkçesi ne olan ilgi ve ihtiyaç kendisini daha fazla hissettirmeye başladı Bu güzel his ve arayışın artık el yordamıyla değil daha ilmî ve elle tutulup gözle görülür hale geçerek devam etmesinin zamanı da gelmiştir Batılılar 1880 li yıllardan sonra daha Osmanlı Devleti ayakta iken Osmanlı Türkçesi ni öğrenmek ve öğretmek bu arada keşfetmek üzere iyi çalışmalar yapmışlardır Cumhuriyet devrinde ise bu sahada bu aziz millete bu işin dersini verecek duruma gelmeleri ve özellikle diplomatika ve siyakat yazıları hakkında ortaya koydukları eserler bizleri mahcup edecek seviyededir Osmanlı Türkçesi nin kaideleriyle birlikte nesih rik a divanî ve siyakat gibi kalemlerini esas alarak bütün devir ve konularını içeren bir külliyatını hazırlamak yirmi seneden beri düşünüp durduğumuz bir hedefimizdi Zira geniş çaplı Osmanlı kültür eserlerine bir kapı açabilme yolunda metin ve mantığı uyumlu böyle bir giriş bir anahtar hazırlamak mutlaka gerekli görünüyordu Hâlbuki böyle bir çalışma ne Osmanlı devrinde ve ne de ondan sonra teşebbüs edilebilmiş bir hamle değildi bu bakımdan da heyecan vericiydi Bugün bu hususu çalışmada bize cesaret veren şeyler çeyrek asırlık bir Osmanlı Arşivi tecrübesi ve Arapça ve Farsça hakkında hasbelkader bilgimizdi Ancak bu cesaret yeterli gelmiyordu biz de projemizi işin ehli değerli dostlarımıza ve Çelik Yayınları na sunduk Onlar da bu çalışmaya bizi teşvik ederek bilgi ve teknik bakımdan destek verdiler Yer zaman ve şartlar bundan daha iyi olamaz diye düşündük ve istişareler neticesi bu zor işe giriştik Önce nesih yazısıyla kaide ve metinler kitabını külliyatın birinci cildi yaparak Osmanlı devleti ve kültürü ve yazılarını ayrı ayrı ele alan böyle bir eseri tamamlamaya niyet ettik Böyle büyük bir işe teşebbüs etmenin pek kolay olmadığının farkındayız zira bazı kaideleri vermekle beraber ortaya tam olarak bir gramer kitabı koymuyoruz Bununla beraber Osmanlı Türkçesi kullanıldığı sahası ve gelişme devirleri itibarıyla son derece geniş ve derindir Bu uzun devirler içinde imlanın kendine göre değişme ve gelişmeleri vardır Bununla beraber nesih ve rik a belki çok alışılmamış bir yazı stili değil ama divanî ve siyakat gibi yazılar bir bakıma ihtisas yazılarıdır Ancak böylesine geniş bir kültürden istifade etmek bu yazıları öğrenmekten geçiyordu Bütün tereddütlere rağmen kendi kültürünün dilencisi durumuna düşmüş bir milletin bir ferdi olarak bunu icra sahasına koymak bizim için bir vazifeydi Osmanlı Türkçesi denince Osmanlı Devleti zamanında bir tarife göre de 1908 tarihine kadar kullanılan Batı Türkçesi akla gelir Biz Osmanlı Türkçesi tabiriyle Arap asıllı eski yazı veya daha yaygın ve mantıklı tabiriyle İslâm harfleriyle yazılı Osmanlı Türkçesi ni kastetmiş olacağız Böyle bir çalışma ile neyi elde edeceğimiz meselesi burada anlatılabilecek bir konu olmadığından bu sorunun cevabını vermek üzere de Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği adlı eserimizi bastırmış bulunmaktayız Zira ele aldığımız dil ve onun yazıları Bosna dan Yemen e Kırım dan Doğu Türkistan ın doğu ve batısına kadar asırlar içinde yazılıp konuşulmuş bir lisandır Bizim yaptığımız bu naçiz çalışma bu sahada ne ilktir ve ne de son olacaktır Bu hususta şimdi hayatta olan ya da olmayan her kimin ne kadar emeği geçmiş ise bizce tebrik ve takdire şayandır Ancak biz bu eserle farklı ve yeni ihtiyaçları gözeten bir mantıkla yola çıkmış bulunuyoruz Gayemiz Osmanlı Türkçesi nin kendi yazısı ve mantığı içinde öğrenilmesi ve müşküllerinin yine kendi içinde çözülmesini temin etmektir Bu durumda dile Osmanlı devrinde nasıl yaklaşıldığı bizce mühimdir ve bu hususta yazılmış eserlerin çoğuna ulaştık Bununla beraber şunun da farkındayız ki biz artık bir asır öncesinde değiliz bulunduğumuz zaman ve şartları da göz önünde bulundurmalı ve ona göre bir usul geliştirmeliydik Neticede bulduğumuz usul kendilerin

Ucuz Kitap Al
367,50

Çelik Yayınevi

Haziran 2016456 sf.
16.50x23.50 cm1. Hamur
Ucuz Kitap Al

Ebubekir Subaşı tarafından kaleme alınan Osmanlı Türkçesine Giriş Çelik Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Osmanlı Türkçesine Giriş Ebubekir Subaşı Kitap Özeti Biraz geç kalmış da olsa ülkemizde her geçen gün hayat damarımız olan Osmanlı Türkçesi ne olan ilgi ve ihtiyaç kendisini daha fazla hissettirmeye başladı Bu güzel his ve arayışın artık el yordamıyla değil daha ilmî ve elle tutulup gözle görülür hale geçerek devam etmesinin zamanı da gelmiştir Batılılar 1880 li yıllardan sonra daha Osmanlı Devleti ayakta iken Osmanlı Türkçesi ni öğrenmek ve öğretmek bu arada keşfetmek üzere iyi çalışmalar yapmışlardır Cumhuriyet devrinde ise bu sahada bu aziz millete bu işin dersini verecek duruma gelmeleri ve özellikle diplomatika ve siyakat yazıları hakkında ortaya koydukları eserler bizleri mahcup edecek seviyededir Osmanlı Türkçesi nin kaideleriyle birlikte nesih rik a divanî ve siyakat gibi kalemlerini esas alarak bütün devir ve konularını içeren bir külliyatını hazırlamak yirmi seneden beri düşünüp durduğumuz bir hedefimizdi Zira geniş çaplı Osmanlı kültür eserlerine bir kapı açabilme yolunda metin ve mantığı uyumlu böyle bir giriş bir anahtar hazırlamak mutlaka gerekli görünüyordu Hâlbuki böyle bir çalışma ne Osmanlı devrinde ve ne de ondan sonra teşebbüs edilebilmiş bir hamle değildi bu bakımdan da heyecan vericiydi Bugün bu hususu çalışmada bize cesaret veren şeyler çeyrek asırlık bir Osmanlı Arşivi tecrübesi ve Arapça ve Farsça hakkında hasbelkader bilgimizdi Ancak bu cesaret yeterli gelmiyordu biz de projemizi işin ehli değerli dostlarımıza ve Çelik Yayınları na sunduk Onlar da bu çalışmaya bizi teşvik ederek bilgi ve teknik bakımdan destek verdiler Yer zaman ve şartlar bundan daha iyi olamaz diye düşündük ve istişareler neticesi bu zor işe giriştik Önce nesih yazısıyla kaide ve metinler kitabını külliyatın birinci cildi yaparak Osmanlı devleti ve kültürü ve yazılarını ayrı ayrı ele alan böyle bir eseri tamamlamaya niyet ettik Yayınevi Çelik Yayınevi Yazar Ebubekir Subaşı Sayfa 456 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 16 50x23 50 cm Basım Yılı Haziran 2016 Barkod 9786059844703 Kategori Diğer Diller

Nobel Kitap
377,30

Çelik Yayınevi

2016456 sf.
Nobel Kitap

Biraz geç kalmış da olsa ülkemizde her geçen gün hayat damarımız olan Osmanlı Türkçesi ne olan ilgi ve ihtiyaç kendisini daha fazla hissettirmeye başladı Bu güzel his ve arayışın artık el yordamıyla değil daha ilmî ve elle tutulup gözle görülür hale geçerek devam etmesinin zamanı da gelmiştir Batılılar 1880 li yıllardan sonra daha Osmanlı Devleti ayakta iken Osmanlı Türkçesi ni öğrenmek ve öğretmek bu arada keşfetmek üzere iyi çalışmalar yapmışlardır Cumhuriyet devrinde ise bu sahada bu aziz millete bu işin dersini verecek duruma gelmeleri ve özellikle diplomatika ve siyakat yazıları hakkında ortaya koydukları eserler bizleri mahcup edecek seviyededir Osmanlı Türkçesi nin kaideleriyle birlikte nesih rik a divanî ve siyakat gibi kalemlerini esas alarak bütün devir ve konularını içeren bir külliyatını hazırlamak yirmi seneden beri düşünüp durduğumuz bir hedefimizdi Zira geniş çaplı Osmanlı kültür eserlerine bir kapı açabilme yolunda metin ve mantığı uyumlu böyle bir giriş bir anahtar hazırlamak mutlaka gerekli görünüyordu Hâlbuki böyle bir çalışma ne Osmanlı devrinde ve ne de ondan sonra teşebbüs edilebilmiş bir hamle değildi bu bakımdan da heyecan vericiydi Bugün bu hususu çalışmada bize cesaret veren şeyler çeyrek asırlık bir Osmanlı Arşivi tecrübesi ve Arapça ve Farsça hakkında hasbelkader bilgimizdi Ancak bu cesaret yeterli gelmiyordu biz de projemizi işin ehli değerli dostlarımıza ve Çelik Yayınları na sunduk Onlar da bu çalışmaya bizi teşvik ederek bilgi ve teknik bakımdan destek verdiler Yer zaman ve şartlar bundan daha iyi olamaz diye düşündük ve istişareler neticesi bu zor işe giriştik Önce nesih yazısıyla kaide ve metinler kitabını külliyatın birinci cildi yaparak Osmanlı devleti ve kültürü ve yazılarını ayrı ayrı ele alan böyle bir eseri tamamlamaya niyet ettik

D&R
401,31

Çelik Yayınevi

2016
Türkçe
D&R

Biraz geç kalmış da olsa ülkemizde her geçen gün hayat damarımız olan Osmanlı Türkçesi ne olan ilgi ve ihtiyaç kendisini daha fazla hissettirmeye başladı Bu güzel his ve arayışın artık el yordamıyla değil daha ilmî ve elle tutulup gözle görülür hale geçerek devam etmesinin zamanı da gelmiştir Batılılar 1880 li yıllardan sonra daha Osmanlı Devleti ayakta iken Osmanlı Türkçesi ni öğrenmek ve öğretmek bu arada keşfetmek üzere iyi çalışmalar yapmışlardır Cumhuriyet devrinde ise bu sahada bu aziz millete bu işin dersini verecek duruma gelmeleri ve özellikle diplomatika ve siyakat yazıları hakkında ortaya koydukları eserler bizleri mahcup edecek seviyededir Osmanlı Türkçesi nin kaideleriyle birlikte nesih rik a divanî ve siyakat gibi kalemlerini esas alarak bütün devir ve konularını içeren bir külliyatını hazırlamak yirmi seneden beri düşünüp durduğumuz bir hedefimizdi Zira geniş çaplı Osmanlı kültür eserlerine bir kapı açabilme yolunda metin ve mantığı uyumlu böyle bir giriş bir anahtar hazırlamak mutlaka gerekli görünüyordu Hâlbuki böyle bir çalışma ne Osmanlı devrinde ve ne de ondan sonra teşebbüs edilebilmiş bir hamle değildi bu bakımdan da heyecan vericiydi Bugün bu hususu çalışmada bize cesaret veren şeyler çeyrek asırlık bir Osmanlı Arşivi tecrübesi ve Arapça ve Farsça hakkında hasbelkader bilgimizdi Ancak bu cesaret yeterli gelmiyordu biz de projemizi işin ehli değerli dostlarımıza ve Çelik Yayınları na sunduk Onlar da bu çalışmaya bizi teşvik ederek bilgi ve teknik bakımdan destek verdiler Yer zaman ve şartlar bundan daha iyi olamaz diye düşündük ve istişareler neticesi bu zor işe giriştik Önce nesih yazısıyla kaide ve metinler kitabını külliyatın birinci cildi yaparak Osmanlı devleti ve kültürü ve yazılarını ayrı ayrı ele alan böyle bir eseri tamamlamaya niyet ettik Böyle büyük bir işe teşebbüs etmenin pek kolay olmadığının farkındayız zira bazı kaideleri vermekle beraber ortaya tam olarak bir gramer kitabı koymuyoruz Bununla beraber Osmanlı Türkçesi kullanıldığı sahası ve gelişme devirleri itibarıyla son derece geniş ve derindir Bu uzun devirler içinde imlanın kendine göre değişme ve gelişmeleri vardır Bununla beraber nesih ve rik a belki çok alışılmamış bir yazı stili değil ama divanî ve siyakat gibi yazılar bir bakıma ihtisas yazılarıdır Ancak böylesine geniş bir kültürden istifade etmek bu yazıları öğrenmekten geçiyordu Bütün tereddütlere rağmen kendi kültürünün dilencisi durumuna düşmüş bir milletin bir ferdi olarak bunu icra sahasına koymak bizim için bir vazifeydi Osmanlı Türkçesi denince Osmanlı Devleti zamanında bir tarife göre de 1908 tarihine kadar kullanılan Batı Türkçesi akla gelir Biz Osmanlı Türkçesi tabiriyle Arap asıllı eski yazı veya daha yaygın ve mantıklı tabiriyle İslâm harfleriyle yazılı Osmanlı Türkçesi ni kastetmiş olacağız Böyle bir çalışma ile neyi elde edeceğimiz meselesi burada anlatılabilecek bir konu olmadığından bu sorunun cevabını vermek üzere de Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği adlı eserimizi bastırmış bulunmaktayız Zira ele aldığımız dil ve onun yazıları Bosna dan Yemen e Kırım dan Doğu Türkistan ın doğu ve batısına kadar asırlar içinde yazılıp konuşulmuş bir lisandır Bizim yaptığımız bu naçiz çalışma bu sahada ne ilktir ve ne de son olacaktır Bu hususta şimdi hayatta olan ya da olmayan her kimin ne kadar emeği geçmiş ise bizce tebrik ve takdire şayandır Ancak biz bu eserle farklı ve yeni ihtiyaçları gözeten bir mantıkla yola çıkmış bulunuyoruz Gayemiz Osmanlı Türkçesi nin kendi yazısı ve mantığı içinde öğrenilmesi ve müşküllerinin yine kendi içinde çözülmesini temin etmektir Bu durumda dile Osmanlı devrinde nasıl yaklaşıldığı bizce mühimdir ve bu hususta yazılmış eserlerin çoğuna ulaştık Bununla beraber şunun da farkındayız ki biz artık bir asır öncesinde değiliz bulunduğumuz zaman ve şartları da göz önünde bulundurmalı ve ona göre bir usul geliştirmeliydik Neticede bulduğumuz usul kendilerine yabancı bir dil olan Osmanlı Türkçesi ni kendi çocuklarına öğreten İngiliz ve Fransızlarla kendi evladına yine kendi dilini öğreten Osmanlıların birbirini tamamlayan ortak şeklidir Bizce bütün mesele zor olanı hasbelkader kolaylaştırmak ve kapalı olanı mümkün mertebe izah edebilmektir Ancak şunu da biliyoruz ki bu işi lüzumundan fazla basitleştirmek veya öyle göstermek onu yozlaştırmak ve ayağa düşürmekten başka bir mâna ifade etmez Bu sahada hasbelkader çalışmaya niyetli olanlar bu dilin ve yazıların eski bir tarihi derinliği ve geniş bir coğrafyası bulunduğunu göz önüne almalıdırlar Böylesine mühim bir konuyu dar mânada mahalli bir mesele olarak görmek doğru değildir Diyebiliriz ki ele aldığımız bu konu fevkalade kıymetli ve bir o kadar da gayret isteyen bir meseledir Öyleyse buna bir camcı ve çömlek ustasının gözüyle değil bir kuyum ustasının değerli taş ve madenler karşısındaki hassasiyeti bilgisi ve usulleriyle bakmalı ve görmeliyiz Osmanlı Türkçesi nin ekseriyetle Türkçe ve yine kendi malımız olarak kabul etiğimiz Arapça Farsça ve diğer dillere ait kelimelerden teşekkül ettiği bir gerçektir Bununla iftihar etmekle beraber bu dilin imla usulünü tatbik ve sözü anlama hususundaki kaideleri bilmeye ihtiyaç olduğunu da bileceğiz Eskiler dile giren Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri bozarak yazmaya hakkımız olmadığını söylerlerdi Bütün mesele evvela imlayı 18 ve 19 asır Babıâli kâtiplerinin tutarlı ve oturaklı haliyle becerebilmektir Buna Şemseddin Sami nin Kamus ı Türkî adlı eserinin imlası demek de mümkündür Ancak metin okumalarında eskiye girildikçe durumun değişeceğini de bileceğiz Zira daha eski eserler imlanın henüz oturmadığı devirlere aittirler Bununla beraber devletin son zamanlarında imlanın farklı sebeplerle bozulduğunu da görmekteyiz Bu çalışmaya numune olarak aldığımız metinlerin bazıları gayet basit olmakla beraber bir kısmı ağdalı cümleler ıstılahlar ve eski tabirler ihtiva etmektedir Şu da var ki bu çalışmadan istifade edecek olan her fert bu külliyatta geçen her şeyi anlamak zorunda değildir ve böyle bir mecburiyeti de olamaz Fakat bazen insanın neyi niçin anlayamadığını bilmesi de kendi başına bir malumat ve yol göstericidir Ancak şunu da belirtelim ki Osmanlı Türkçesi nde bugün bizim tatbik etmekten çok uzak kaldığımız bir şiirimsilik farklı bir akıcılık vardır Hadikatü l Vüzera da Kuyucu Murad Paşa dan bahsedilirken onun esaretten kurtulup İstanbul a gelerek Padişah a bağlılığını gösterince kendisine Kıbrıs eyaletinin verildiği şöyle anlatılır Rehyab ı reha olduktan sonra Asitaneye gelüb süm i semend nevend sultan ı serbülende bende nüvaze ruy i niyazi i pay endaz ittikde Kıbrıs eyaleti ile i zaz olundu Evvela şunu kabul etmek gerekir ki bugün kullandığımız dille burada ifade edilmek istenen incelik ve derinlikleri karşılamanın ne yazık ki imkân ve ihtimali yoktur Bunun da ötesinde buradaki akıcılık ve ahengi hissettirmek de bir o kadar imkânsızdır Nitekim süm i semend nevend sultan ı serbülende bende tabirindeki sözleri anlamak bir tarafa kulağa hoş gelen o sihirli seslerin güzelliğini inkâr etmek mümkün değildir Yine ruy i niyazi i pay endaz ittikde Kıbrıs eyaleti ile i zaz olundu tabirindeki endaz kelimesiyle i zaz arasındaki musikiye yeniden kulak vermelidir Veya savaş meydanını tarif ederken top ve tüfeklerin gök gürültüleriyle tek ses olduğunu ifade eden Top u tüfeng i ra d aheng tabiri de uzaktan uzağa bu gürültüleri tatlı bir saz ve ses sihriyle kulağa getirmektedir Nitekim buradaki tüfeng ile aheng in kafiyesini görmezden gelemeyiz Belli bir kültür ve geniş mânalı bir misyondan uzun zaman evvel kopmuş bir milletin çocuklarına bugün yeni köklü ve değişik bir usulü takdim etmek gayesiyle bu eser hazırlandı Kitabın bu hazırlığı tatbiki tecrübelere dayanmakta olup masa başında bir şeyler hazırlamak nevinden ve baştan savma bir iş olarak görülmedi Kitabın hazırlığında evvela alıştırmak gayesiyle basit metinlere yer verildi Ardından Türkçe Arapça ve Farsça unsurlar sıra ile ele alındı Müfredatta gösterilen kaideler fazla ağıra kaçmaksızın verilip ardından bununla alakalı sorular tevcih edildi Bundan sonra kaidede anlatılanların tatbik edileceği bir metin ve hemen onu takip eden bir lügatçe konuldu Sonra da konunun tamamlayıcısı olarak alıştırmalar verildi Bu arada metin ve kaidenin birlikte yürütülmesi gözden ırak tutulmadı Ekler kısmına ise fiil çekimleri cetveli ve tarihlerle ilgili malumat ve ebcet harflerinin değerleri gibi maddeler konuldu Bu cildin ikinci kısmında yer alan metinler ise iki kısma ayrıldı Birinci kısım doğrudan dizilerek ve yine basitten ağıra doğru teşkil edildi İkinci kısım ise tıpkıbasım diye tabir ettiğimiz usulle alınan metinler olup bunlar da yine hafiften ağıra doğru kondu Bu müfredatın tatbikinde hedef evvela Osmanlı Türkçesi ni doğru okuyabilmek ve bu okuduğu şeyi anlayabilmektir Sünbülzade Vehbi bir beytinde şöyle der Okumaya yazıdan çok sa y et Ki kalır nakş ile cahil hattat Ancak bu sözler düşünüp anladığını yazabilmenin kıymetini düşürmez Böylece imladan mânayı ve mânadan maksadı yakalayabilme yolunda mümkünse hem okumalı hem de yazabilmelidir Bu da iki taraflı bir gayreti ve neticede muvaffakiyeti icap ettirir Bu merama ulaşma yolunda hangi maksat ve seviyede olursa olsun bu eserden istifade etmek isteyene biz bu kadarını yaptık gerisi sana kalmış mantığıyla hareket etmedik Bilakis biz sizin için burada gerekli olan malzemeyi ve seçme fırsatını hazırladık Bunlar arasından siz neye ve ne kadar ihtiyaç hissediyorsanız onu alın ve gerisini bırakın demiş olduk Böylece gerek öğreten ve gerekse öğrenen için ihtiyaç ve seviyelere göre seçme şansı sunmak üzere programı elastiki kıldık Faydalanmak isteyen dilerse sadece matbu veya el yazısı metin okur dilerse sadece divanî ya da siyakat okur veya okutur Eserin araştırmacılar için faydalı olabilmesine elden gelen gayret sarf edilirken resmi ve özel teşebbüslerin ihtiyaçları da göz önüne alınmıştır Yine fakültelerin Türk Dili Tarih Arşivcilik Bilgi Belge Yönetimi ve İlahiyat ve benzeri fakültelerinde okuyan arkadaşlarımızın da istifadeleri göz önüne alınmıştır Metinler bütün bu sahalara uygun olarak titizlikle seçilmiş ve faydalı bilgiler veren ibretli konular olmasına gayret edilmiştir Kitabın ikinci kısmında yer almış olan metinler arasında az da olsa Osmanlı sınırlarını aşan Türkçe metinler de kondu buralarda bazı garip kelimeler bulunacaktır Bu arada Arapça ve Farsça ibarelere hareke konması gerektiğini düşündük ve öyle yaptık Bununla da kalmayıp onların ayrı bir başlık altında Türkçe tercümelerini de vermeye çalıştık Bu arada metinlerin ilmi edebi tarihi hususiyetler taşıması gerektiğini de gözden ırak tutmadık Eserin ilk cildinde Osmanlı devletinin resmi belgelerine girilmedi zira bundan sonra gelecek eserlerde bunlar fazlasıyla bulunacaktır Bütün mesele işi kolaydan zora temel bilgiler den teferruata doğru adım adım götürmektir diye düşündük Şunu itiraf etmeliyiz ki biz bu eserin eski tabiriyle müellifi olmaktan çok musannifi durumundayız Yani doğuda ve batıda zaten var olan geniş malumatı bir nizam dâhilinde bir araya getirip sıraya koymuş olduk Bu çalışmayı icra sahasına koyma hususunda bize bilgi ve cesaret verenleri de burada zikretmeden geçemeyeceğiz Çelik Yayınevi başta olmak üzere arşivciliğimizin adları yâd edilmesi gereken simalarından Dr Mustafa Küçük Dr Mustafa Çakıcı Uzm Yusuf İhsan Genç Sinan Çuluk Kemal Gurulkan Numan Yekeler Sinan Satar ve Şefik Kanyılmaz ı hatırlamayı kendimiz için bir borç biliriz Bu arada Osmanlı Arşivleri İsam Kütüphanesi Marmara İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi Atatürk Kitaplığı Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi ve İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi mensuplarının da bu çalışmada birer payları olduğunu minnettarlık hisleriyle belirtmek isterim Yine bütün çalışmalarımız hususunda bize maddi ve manevi destek verme hususunda hiç bir fedakârlıktan çekinmeyen biricik kardeşim Serhat Geridönmez i ayrıca hatırlarım Ebubekir SubaşıSultantepe 2015 Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 456Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Çelik Yayınevi