Osmanlı Türklerinde İlim — Abdülhak Adnan Adıvar

Osmanlı Türklerinde İlim
Abdülhak Adnan AdıvarDorlion Yayınları
Osmanlı Türklerinde İlim
Abdülhak Adnan AdıvarEserimiz Osmanlı Türklerinde bilimin 14 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar olan gelişimini ana hatlarıyla ele alır ve bu süreci Arapça ve Farsça bilim geleneğinin bir devamı olarak değerlendirir Yazar bilim kavramının Osmanlı dünyasında bugünkü dar anlamından çok daha geniş bir içeriğe sahip olduğunu din hukuk astroloji ve çeşitli geleneksel bilgi alanlarının da bu kapsamda değerlendirildiğini vurgular Bu geniş ve ayrımsız anlayışın düşünce hayatında durağanlığa yol açtığı modern bilimin etkisiyle birlikte ise bu kavramın giderek daralıp daha belirli alanlara yöneldiği belirtilir Eserde Osmanlı da bilimsel faaliyetlerin özellikle medrese sistemi içinde şekillendiği ancak bu kurumların daha çok dinî ve teorik alanlara ağırlık verdiği ifade edilir İlk dönemlerde matematik astronomi ve tıp gibi alanlarda sınırlı da olsa önemli isimler yetişmiş Kadızâde i Rûmî ve Hacı Paşa gibi bilginler bu çerçevede öne çıkmıştır Bununla birlikte bilimsel üretimin büyük ölçüde çeviri ve derleme niteliğinde kaldığı özgün ve yöntemsel gelişmelerin sınırlı olduğu görülür Fatih döneminde ise bilim ve felsefeye yönelik ilginin arttığı farklı kültürlerden eserlerin saray çevresinde toplanarak daha canlı bir düşünce ortamı oluşturulduğu dikkat çeker Genel değerlendirmede kitap Osmanlı da pozitif bilimlerin uzun süre Antik Yunan dan Doğu ya aktarılan geleneksel çizgiyi aşamadığını yeniliklerin ise daha çok dış etkilerle ve özellikle Batı dan gelen yöntemlerle ortaya çıktığını savunur 19 yüzyıla gelindiğinde modern bilimin Osmanlı ya girişiyle birlikte köklü bir zihniyet değişimi yaşanmış eski bilim anlayışı çözülmeye başlamıştır Yazarın temel amacı bu beş yüzyıllık süreçte Osmanlı da bilim alanında nelerin gerçekleştiğini ve hangi alanlarda yetersizliklerin bulunduğunu nesnel bir biçimde ifade etmektir

Dorlion Yayınevi
Eserimiz Osmanlı Türklerinde bilimin 14 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar olan gelişimini ana hatlarıyla ele alır ve bu süreci Arapça ve Farsça bilim geleneğinin bir devamı olarak değerlendirir Yazar bilim kavramının Osmanlı dünyasında bugünkü dar anlamından çok daha geniş bir içeriğe sahip olduğunu din hukuk astroloji ve çeşitli geleneksel bilgi alanlarının da bu kapsamda değerlendirildiğini vurgular Bu geniş ve ayrımsız anlayışın düşünce hayatında durağanlığa yol açtığı modern bilimin etkisiyle birlikte ise bu kavramın giderek daralıp daha belirli alanlara yöneldiği belirtilir Eserde Osmanlı da bilimsel faaliyetlerin özellikle medrese sistemi içinde şekillendiği ancak bu kurumların daha çok dinî ve teorik alanlara ağırlık verdiği ifade edilir İlk dönemlerde matematik astronomi ve tıp gibi alanlarda sınırlı da olsa önemli isimler yetişmiş Kadızâde i Rûmî ve Hacı Paşa gibi bilginler bu çerçevede öne çıkmıştır Bununla birlikte bilimsel üretimin büyük ölçüde çeviri ve derleme niteliğinde kaldığı özgün ve yöntemsel gelişmelerin sınırlı olduğu görülür Fatih döneminde ise bilim ve felsefeye yönelik ilginin arttığı farklı kültürlerden eserlerin saray çevresinde toplanarak daha canlı bir düşünce ortamı oluşturulduğu dikkat çeker Genel değerlendirmede kitap Osmanlı da pozitif bilimlerin uzun süre Antik Yunan dan Doğu ya aktarılan geleneksel çizgiyi aşamadığını yeniliklerin ise daha çok dış etkilerle ve özellikle Batı dan gelen yöntemlerle ortaya çıktığını savunur 19 yüzyıla gelindiğinde modern bilimin Osmanlı ya girişiyle birlikte köklü bir zihniyet değişimi yaşanmış eski bilim anlayışı çözülmeye başlamıştır Yazarın temel amacı bu beş yüzyıllık süreçte Osmanlı da bilim alanında nelerin gerçekleştiğini ve hangi alanlarda yetersizliklerin bulunduğunu nesnel bir biçimde ifade etmektir

Dorlion Yayınları
Eserimiz Osmanlı Türklerinde bilimin 14 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar olan gelişimini ana hatlarıyla ele alır ve bu süreci Arapça ve Farsça bilim geleneğinin bir devamı olarak değerlendirir Yazar bilim kavramının Osmanlı dünyasında bugünkü dar anlamından çok daha geniş bir içeriğe sahip olduğunu din hukuk astroloji ve çeşitli geleneksel bilgi alanlarının da bu kapsamda değerlendirildiğini vurgular Bu geniş ve ayrımsız anlayışın düşünce hayatında durağanlığa yol açtığı modern bilimin etkisiyle birlikte ise bu kavramın giderek daralıp daha belirli alanlara yöneldiği belirtilir Eserde Osmanlı da bilimsel faaliyetlerin özellikle medrese sistemi içinde şekillendiği ancak bu kurumların daha çok dinî ve teorik alanlara ağırlık verdiği ifade edilir İlk dönemlerde matematik astronomi ve tıp gibi alanlarda sınırlı da olsa önemli isimler yetişmiş Kadızâde i Rûmî ve Hacı Paşa gibi bilginler bu çerçevede öne çıkmıştır Bununla birlikte bilimsel üretimin büyük ölçüde çeviri ve derleme niteliğinde kaldığı özgün ve yöntemsel gelişmelerin sınırlı olduğu görülür Fatih döneminde ise bilim ve felsefeye yönelik ilginin arttığı farklı kültürlerden eserlerin saray çevresinde toplanarak daha canlı bir düşünce ortamı oluşturulduğu dikkat çeker Genel değerlendirmede kitap Osmanlı da pozitif bilimlerin uzun süre Antik Yunan dan Doğu ya aktarılan geleneksel çizgiyi aşamadığını yeniliklerin ise daha çok dış etkilerle ve özellikle Batı dan gelen yöntemlerle ortaya çıktığını savunur 19 yüzyıla gelindiğinde modern bilimin Osmanlı ya girişiyle birlikte köklü bir zihniyet değişimi yaşanmış eski bilim anlayışı çözülmeye başlamıştır Yazarın temel amacı bu beş yüzyıllık süreçte Osmanlı da bilim alanında nelerin gerçekleştiğini ve hangi alanlarda yetersizliklerin bulunduğunu nesnel bir biçimde ifade etmektir

Dorlion Yayınları
Eserimiz Osmanlı Türklerinde bilimin 14 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar olan gelişimini ana hatlarıyla ele alır ve bu süreci Arapça ve Farsça bilim geleneğinin bir devamı olarak değerlendirir Yazar bilim kavramının Osmanlı dünyasında bugünkü dar anlamından çok daha geniş bir içeriğe sahip olduğunu din hukuk astroloji ve çeşitli geleneksel bilgi alanlarının da bu kapsamda değerlendirildiğini vurgular Bu geniş ve ayrımsız anlayışın düşünce hayatında durağanlığa yol açtığı modern bilimin etkisiyle birlikte ise bu kavramın giderek daralıp daha belirli alanlara yöneldiği belirtilir Eserde Osmanlı da bilimsel faaliyetlerin özellikle medrese sistemi içinde şekillendiği ancak bu kurumların daha çok dinî ve teorik alanlara ağırlık verdiği ifade edilir İlk dönemlerde matematik astronomi ve tıp gibi alanlarda sınırlı da olsa önemli isimler yetişmiş Kadızâde i Rûmî ve Hacı Paşa gibi bilginler bu çerçevede öne çıkmıştır Bununla birlikte bilimsel üretimin büyük ölçüde çeviri ve derleme niteliğinde kaldığı özgün ve yöntemsel gelişmelerin sınırlı olduğu görülür Fatih döneminde ise bilim ve felsefeye yönelik ilginin arttığı farklı kültürlerden eserlerin saray çevresinde toplanarak daha canlı bir düşünce ortamı oluşturulduğu dikkat çeker Genel değerlendirmede kitap Osmanlı da pozitif bilimlerin uzun süre Antik Yunan dan Doğu ya aktarılan geleneksel çizgiyi aşamadığını yeniliklerin ise daha çok dış etkilerle ve özellikle Batı dan gelen yöntemlerle ortaya çıktığını savunur 19 yüzyıla gelindiğinde modern bilimin Osmanlı ya girişiyle birlikte köklü bir zihniyet değişimi yaşanmış eski bilim anlayışı çözülmeye başlamıştır Yazarın temel amacı bu beş yüzyıllık süreçte Osmanlı da bilim alanında nelerin gerçekleştiğini ve hangi alanlarda yetersizliklerin bulunduğunu nesnel bir biçimde ifade etmektir

Dorlion Yayınları
Eserimiz Osmanlı Türklerinde bilimin 14 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar olan gelişimini ana hatlarıyla ele alır ve bu süreci Arapça ve Farsça bilim geleneğinin bir devamı olarak değerlendirir Yazar bilim kavramının Osmanlı dünyasında bugünkü dar anlamından çok daha geniş bir içeriğe sahip olduğunu din hukuk astroloji ve çeşitli geleneksel bilgi alanlarının da bu kapsamda değerlendirildiğini vurgular Bu geniş ve ayrımsız anlayışın düşünce hayatında durağanlığa yol açtığı modern bilimin etkisiyle birlikte ise bu kavramın giderek daralıp daha belirli alanlara yöneldiği belirtilir Eserde Osmanlı da bilimsel faaliyetlerin özellikle medrese sistemi içinde şekillendiği ancak bu kurumların daha çok dinî ve teorik alanlara ağırlık verdiği ifade edilir İlk dönemlerde matematik astronomi ve tıp gibi alanlarda sınırlı da olsa önemli isimler yetişmiş Kadızâde i Rûmî ve Hacı Paşa gibi bilginler bu çerçevede öne çıkmıştır Bununla birlikte bilimsel üretimin büyük ölçüde çeviri ve derleme niteliğinde kaldığı özgün ve yöntemsel gelişmelerin sınırlı olduğu görülür Fatih döneminde ise bilim ve felsefeye yönelik ilginin arttığı farklı kültürlerden eserlerin saray çevresinde toplanarak daha canlı bir düşünce ortamı oluşturulduğu dikkat çeker Genel değerlendirmede kitap Osmanlı da pozitif bilimlerin uzun süre Antik Yunan dan Doğu ya aktarılan geleneksel çizgiyi aşamadığını yeniliklerin ise daha çok dış etkilerle ve özellikle Batı dan gelen yöntemlerle ortaya çıktığını savunur 19 yüzyıla gelindiğinde modern bilimin Osmanlı ya girişiyle birlikte köklü bir zihniyet değişimi yaşanmış eski bilim anlayışı çözülmeye başlamıştır Yazarın temel amacı bu beş yüzyıllık süreçte Osmanlı da bilim alanında nelerin gerçekleştiğini ve hangi alanlarda yetersizliklerin bulunduğunu nesnel bir biçimde ifade etmektir

Dorlion
Eserimiz Osmanlı Türklerinde bilimin 14 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar olan gelişimini ana hatlarıyla ele alır ve bu süreci Arapça ve Farsça bilim geleneğinin bir devamı olarak değerlendirir Yazar bilim kavramının Osmanlı dünyasında bugünkü dar anlamından çok daha geniş bir içeriğe sahip olduğunu din hukuk astroloji ve çeşitli geleneksel bilgi alanlarının da bu kapsamda değerlendirildiğini vurgular Bu geniş ve ayrımsız anlayışın düşünce hayatında durağanlığa yol açtığı modern bilimin etkisiyle birlikte ise bu kavramın giderek daralıp daha belirli alanlara yöneldiği belirtilir Eserde Osmanlı da bilimsel faaliyetlerin özellikle medrese sistemi içinde şekillendiği ancak bu kurumların daha çok dinî ve teorik alanlara ağırlık verdiği ifade edilir İlk dönemlerde matematik astronomi ve tıp gibi alanlarda sınırlı da olsa önemli isimler yetişmiş Kadızâde i Rûmî ve Hacı Paşa gibi bilginler bu çerçevede öne çıkmıştır Bununla birlikte bilimsel üretimin büyük ölçüde çeviri ve derleme niteliğinde kaldığı özgün ve yöntemsel gelişmelerin sınırlı olduğu görülür Fatih döneminde ise bilim ve felsefeye yönelik ilginin arttığı farklı kültürlerden eserlerin saray çevresinde toplanarak daha canlı bir düşünce ortamı oluşturulduğu dikkat çeker Genel değerlendirmede kitap Osmanlı da pozitif bilimlerin uzun süre Antik Yunan dan Doğu ya aktarılan geleneksel çizgiyi aşamadığını yeniliklerin ise daha çok dış etkilerle ve özellikle Batı dan gelen yöntemlerle ortaya çıktığını savunur 19 yüzyıla gelindiğinde modern bilimin Osmanlı ya girişiyle birlikte köklü bir zihniyet değişimi yaşanmış eski bilim anlayışı çözülmeye başlamıştır Yazarın temel amacı bu beş yüzyıllık süreçte Osmanlı da bilim alanında nelerin gerçekleştiğini ve hangi alanlarda yetersizliklerin bulunduğunu nesnel bir biçimde ifade etmektir

Dorlion Yayınları
Eserimiz Osmanlı Türklerinde bilimin 14 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar olan gelişimini ana hatlarıyla ele alır ve bu süreci Arapça ve Farsça bilim geleneğinin bir devamı olarak değerlendirir Yazar bilim kavramının Osmanlı dünyasında bugünkü dar anlamından çok daha geniş bir içeriğe sahip olduğunu din hukuk astroloji ve çeşitli geleneksel bilgi alanlarının da bu kapsamda değerlendirildiğini vurgular Bu geniş ve ayrımsız anlayışın düşünce hayatında durağanlığa yol açtığı modern bilimin etkisiyle birlikte ise bu kavramın giderek daralıp daha belirli alanlara yöneldiği belirtilir Eserde Osmanlı da bilimsel faaliyetlerin özellikle medrese sistemi içinde şekillendiği ancak bu kurumların daha çok dinî ve teorik alanlara ağırlık verdiği ifade edilir İlk dönemlerde matematik astronomi ve tıp gibi alanlarda sınırlı da olsa önemli isimler yetişmiş Kadızâde i Rûmî ve Hacı Paşa gibi bilginler bu çerçevede öne çıkmıştır Bununla birlikte bilimsel üretimin büyük ölçüde çeviri ve derleme niteliğinde kaldığı özgün ve yöntemsel gelişmelerin sınırlı olduğu görülür Fatih döneminde ise bilim ve felsefeye yönelik ilginin arttığı farklı kültürlerden eserlerin saray çevresinde toplanarak daha canlı bir düşünce ortamı oluşturulduğu dikkat çeker Genel değerlendirmede kitap Osmanlı da pozitif bilimlerin uzun süre Antik Yunan dan Doğu ya aktarılan geleneksel çizgiyi aşamadığını yeniliklerin ise daha çok dış etkilerle ve özellikle Batı dan gelen yöntemlerle ortaya çıktığını savunur 19 yüzyıla gelindiğinde modern bilimin Osmanlı ya girişiyle birlikte köklü bir zihniyet değişimi yaşanmış eski bilim anlayışı çözülmeye başlamıştır Yazarın temel amacı bu beş yüzyıllık süreçte Osmanlı da bilim alanında nelerin gerçekleştiğini ve hangi alanlarda yetersizliklerin bulunduğunu nesnel bir biçimde ifade etmektir