Osmanoğlu na Övgü — Carullah Bin Fehd

Osmanoğlu na Övgü
Carullah Bin FehdTimaş Yayınları
Osmanoğlu na Övgü
Carullah Bin FehdOsmanlı devri Arap âlimlerinden muhaddis ve müverrih Cârullah b Fehd Osmanoğluna Övgü ismiyle sunduğumuz bu eserde Osmanlı tarihine dair ilginç bir anlatı ortaya koyar Eser Hicaz bölgesinin Osmanlı İmparatorluğu nun eline geçmesinden hemen sonra kaleme alınmış olması sebebiyle Arap coğrafyasından bir âlimin daha çok taze olan bu siyasi değişikliğe ve Osmanlı yönetimine nasıl baktığına ışık tutmaktadır Görünen o ki Cârullah b Fehd yeni yönetimden gayet memnundur ve övgülerini cömertçe sunar Aslında dönemin siyasetname yazım tekniğinin bir parçası olan bu üslup taleplerin dile getirilmesi için bir zemin kurmaya yarar Bu anlatı vasıtasıyla o günkü Mekke ahalisinin mevcut ekonomik krizden kurtulması için padişah şehir halkına ihsanda bulunmaya teşvik edilmektedir Kitabın hediyeleşmeye yönelik vurgusu da bu bağlamda anlam kazanır Osmanoğullarının şeceresiyle başlayan eserde özellikle Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerine daha uzun yer verilir Cârullah b Fehd daha geriye gidip Osman Bey in oğlu olarak belirttiği Erden Ali ile ilgili ilginç bir iddiada da bulunur Metnin ayırt edici bir diğer özelliği ise şudur siyasetname geleneğinde genellikle merkezdeki havassın yönetimle ilgili tavsiyeleri dile getirilmiş iken bu eserde taşranın merkeze hitap eden sesi yankılanır Her halükârda eser Osmanlı yöneticilerine yönelik klasik dönem Arap algısı açısından bir katkı olarak görülmelidir

Timaş Akademi
Osmanlı devri Arap âlimlerinden muhaddis ve müverrih Cârullah b Fehd Osmanoğluna Övgü ismiyle sunduğumuz bu eserde Osmanlı tarihine dair ilginç bir anlatı ortaya koyar Eser Hicaz bölgesinin Osmanlı İmparatorluğu nun eline geçmesinden hemen sonra kaleme alınmış olması sebebiyle Arap coğrafyasından bir âlimin daha çok taze olan bu siyasi değişikliğe ve Osmanlı yönetimine nasıl baktığına ışık tutmaktadır Görünen o ki Cârullah b Fehd yeni yönetimden gayet memnundur ve övgülerini cömertçe sunar Aslında dönemin siyasetname yazım tekniğinin bir parçası olan bu üslup taleplerin dile getirilmesi için bir zemin kurmaya yarar Bu anlatı vasıtasıyla o günkü Mekke ahalisinin mevcut ekonomik krizden kurtulması için padişah şehir halkına ihsanda bulunmaya teşvik edilmektedir Kitabın hediyeleşmeye yönelik vurgusu da bu bağlamda anlam kazanır Osmanoğullarının şeceresiyle başlayan eserde özellikle Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerine daha uzun yer verilir Cârullah b Fehd daha geriye gidip Osman Bey in oğlu olarak belirttiği Erden Ali ile ilgili ilginç bir iddiada da bulunur Metnin ayırt edici bir diğer özelliği ise şudur siyasetname geleneğinde genellikle merkezdeki havassın yönetimle ilgili tavsiyeleri dile getirilmiş iken bu eserde taşranın merkeze hitap eden sesi yankılanır Her halükârda eser Osmanlı yöneticilerine yönelik klasik dönem Arap algısı açısından bir katkı olarak görülmelidir

Timaş Akademi
Hukuki işlemlerin geçerli olması ve hukuki işlemlere dayanılarak yapılan tasarrufların meşruiyet sınırları içerisinde kabul edilebilmesi için ilke olarak hukuk düzeninin ileri sürdüğü bazı şartların varlığı esastır Bu şartlarda bir eksiklik bulunması durumunda hukuki işlemin geçersizliği söz konusu olur Bununla birlikte bir kişinin mevcut hukuki eksiklikten haberdar olmaksızın yaptığı bir tasarrufun aynı hukuki müeyyideye tabi olup olmayacağı genelde birden fazla tarafı ilgilendiren önemli bir meseledir İyiniyet kavramı işte bu noktada devreye girer Modern hukuktaki dürüstlük ve iyiniyet kavramları köken itibariyle Roma hukukundaki bona fides terimine dayanır Bona fides başkasına zarar vermeme kimseye kötülük yapmama gibi değerleri içeren bir anlama sahiptir Fides kelimesinin Latincede iyiniyet ve dürüstlük şeklinde ayrıştırılmış olan iki anlamı da kapsayacak şekilde bir taraftan sadakat ve vefayı diğer taraftan ise güven ve inancı ifade eden geniş anlamından söz edilir Abdurrahman Bulut İSLAM HUKUKUNDA İYİNİYETİN KORUNMASI adını taşıyan bu çalışmada iyiniyet kavramını İslam hukuku açısından temellendiriyor ve iyiniyetin korunması meselesine dair fikrî arka planı ortaya koyuyor Hanefi mezhebi merkezli olmak üzere İslam hukukunda iyiniyetin korunduğu temel bazı meseleleri tespit ederek bu konulardaki iyiniyet hükümlerini detaylı bir şekilde tahlil ediyor Çalışma iyiniyet kavramını esas olarak fıkıh boyutuyla ele alıyor olsa da İslam hukuku ile Türk hukuku arasında mukayeseler yapmasıyla modern hukuka uzanan bir pencere de sunuyor Tanıtım Bülteninden

Timaş Akademi
Hukuki işlemlerin geçerli olması ve hukuki işlemlere dayanılarak yapılan tasarrufların meşruiyet sınırları içerisinde kabul edilebilmesi için ilke olarak hukuk düzeninin ileri sürdüğü bazı şartların varlığı esastır Bu şartlarda bir eksiklik bulunması durumunda hukuki işlemin geçersizliği söz konusu olur Bununla birlikte bir kişinin mevcut hukuki eksiklikten haberdar olmaksızın yaptığı bir tasarrufun aynı hukuki müeyyideye tabi olup olmayacağı genelde birden fazla tarafı ilgilendiren önemli bir meseledir İyiniyet kavramı işte bu noktada devreye girer Modern hukuktaki dürüstlük ve iyiniyet kavramları köken itibariyle Roma hukukundaki bona fides terimine dayanır Bona fides başkasına zarar vermeme kimseye kötülük yapmama gibi değerleri içeren bir anlama sahiptir Fides kelimesinin Latincede iyiniyet ve dürüstlük şeklinde ayrıştırılmış olan iki anlamı da kapsayacak şekilde bir taraftan sadakat ve vefayı diğer taraftan ise güven ve inancı ifade eden geniş anlamından söz edilir Abdurrahman Bulut İSLAM HUKUKUNDA İYİNİYETİN KORUNMASI adını taşıyan bu çalışmada iyiniyet kavramını İslam hukuku açısından temellendiriyor ve iyiniyetin korunması meselesine dair fikrî arka planı ortaya koyuyor Hanefi mezhebi merkezli olmak üzere İslam hukukunda iyiniyetin korunduğu temel bazı meseleleri tespit ederek bu konulardaki iyiniyet hükümlerini detaylı bir şekilde tahlil ediyor Çalışma iyiniyet kavramını esas olarak fıkıh boyutuyla ele alıyor olsa da İslam hukuku ile Türk hukuku arasında mukayeseler yapmasıyla modern hukuka uzanan bir pencere de sunuyor

Timaş Akademi
çev. Kübra Öztürk
Osmanlı devri Arap âlimlerinden muhaddis ve müverrih Cârullah b Fehd Osmanoğluna Övgü ismiyle sunduğumuz bu eserde Osmanlı tarihine dair ilginç bir anlatı ortaya koyar Eser Hicaz bölgesinin Osmanlı İmparatorluğu nun eline geçmesinden hemen sonra kaleme alınmış olması sebebiyle Arap coğrafyasından bir âlimin daha çok taze olan bu siyasi değişikliğe ve Osmanlı yönetimine nasıl baktığına ışık tutmaktadır Görünen o ki Cârullah b Fehd yeni yönetimden gayet memnundur ve övgülerini cömertçe sunar Aslında dönemin siyasetname yazım tekniğinin bir parçası olan bu üslup taleplerin dile getirilmesi için bir zemin kurmaya yarar Bu anlatı vasıtasıyla o günkü Mekke ahalisinin mevcut ekonomik krizden kurtulması için padişah şehir halkına ihsanda bulunmaya teşvik edilmektedir Kitabın hediyeleşmeye yönelik vurgusu da bu bağlamda anlam kazanır Osmanoğullarının şeceresiyle başlayan eserde özellikle Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerine daha uzun yer verilir Cârullah b Fehd daha geriye gidip Osman Bey in oğlu olarak belirttiği Erden Ali ile ilgili ilginç bir iddiada da bulunur Metnin ayırt edici bir diğer özelliği ise şudur siyasetname geleneğinde genellikle merkezdeki havassın yönetimle ilgili tavsiyeleri dile getirilmiş iken bu eserde taşranın merkeze hitap eden sesi yankılanır Her halükârda eser Osmanlı yöneticilerine yönelik klasik dönem Arap algısı açısından bir katkı olarak görülmelidir

Timaş Akademi
Hukuki işlemlerin geçerli olması ve hukuki işlemlere dayanılarak yapılan tasarrufların meşruiyet sınırları içerisinde kabul edilebilmesi için ilke olarak hukuk düzeninin ileri sürdüğü bazı şartların varlığı esastır Bu şartlarda bir eksiklik bulunması durumunda hukuki işlemin geçersizliği söz konusu olur Bununla birlikte bir kişinin mevcut hukuki eksiklikten haberdar olmaksızın yaptığı bir tasarrufun aynı hukuki müeyyideye tabi olup olmayacağı genelde birden fazla tarafı ilgilendiren önemli bir meseledir İyiniyet kavramı işte bu noktada devreye girer Modern hukuktaki dürüstlük ve iyiniyet kavramları köken itibariyle Roma hukukundaki bona fides terimine dayanır Bona fides başkasına zarar vermeme kimseye kötülük yapmama gibi değerleri içeren bir anlama sahiptir Fides kelimesinin Latincede iyiniyet ve dürüstlük şeklinde ayrıştırılmış olan iki anlamı da kapsayacak şekilde bir taraftan sadakat ve vefayı diğer taraftan ise güven ve inancı ifade eden geniş anlamından söz edilir Abdurrahman Bulut İSLAM HUKUKUNDA İYİNİYETİN KORUNMASI adını taşıyan bu çalışmada iyiniyet kavramını İslam hukuku açısından temellendiriyor ve iyiniyetin korunması meselesine dair fikrî arka planı ortaya koyuyor Hanefi mezhebi merkezli olmak üzere İslam hukukunda iyiniyetin korunduğu temel bazı meseleleri tespit ederek bu konulardaki iyiniyet hükümlerini detaylı bir şekilde tahlil ediyor Çalışma iyiniyet kavramını esas olarak fıkıh boyutuyla ele alıyor olsa da İslam hukuku ile Türk hukuku arasında mukayeseler yapmasıyla modern hukuka uzanan bir pencere de sunuyor

Timaş Akademi
Hukuki işlemlerin geçerli olması ve hukuki işlemlere dayanılarak yapılan tasarrufların meşruiyet sınırları içerisinde kabul edilebilmesi için ilke olarak hukuk düzeninin ileri sürdüğü bazı şartların varlığı esastır Bu şartlarda bir eksiklik bulunması durumunda hukuki işlemin geçersizliği söz konusu olur Bununla birlikte bir kişinin mevcut hukuki eksiklikten haberdar olmaksızın yaptığı bir tasarrufun aynı hukuki müeyyideye tabi olup olmayacağı genelde birden fazla tarafı ilgilendiren önemli bir meseledir İyiniyet kavramı işte bu noktada devreye girer Modern hukuktaki dürüstlük ve iyiniyet kavramları köken itibariyle Roma hukukundaki bona fides terimine dayanır Bona fides başkasına zarar vermeme kimseye kötülük yapmama gibi değerleri içeren bir anlama sahiptir Fides kelimesinin Latincede iyiniyet ve dürüstlük şeklinde ayrıştırılmış olan iki anlamı da kapsayacak şekilde bir taraftan sadakat ve vefayı diğer taraftan ise güven ve inancı ifade eden geniş anlamından söz edilir Abdurrahman Bulut İSLAM HUKUKUNDA İYİNİYETİN KORUNMASI adını taşıyan bu çalışmada iyiniyet kavramını İslam hukuku açısından temellendiriyor ve iyiniyetin korunması meselesine dair fikrî arka planı ortaya koyuyor Hanefi mezhebi merkezli olmak üzere İslam hukukunda iyiniyetin korunduğu temel bazı meseleleri tespit ederek bu konulardaki iyiniyet hükümlerini detaylı bir şekilde tahlil ediyor Çalışma iyiniyet kavramını esas olarak fıkıh boyutuyla ele alıyor olsa da İslam hukuku ile Türk hukuku arasında mukayeseler yapmasıyla modern hukuka uzanan bir pencere de sunuyor

Timaş Akademi
Hukuki işlemlerin geçerli olması ve hukuki işlemlere dayanılarak yapılan tasarrufların meşruiyet sınırları içerisinde kabul edilebilmesi için ilke olarak hukuk düzeninin ileri sürdüğü bazı şartların varlığı esastır Bu şartlarda bir eksiklik bulunması durumunda hukuki işlemin geçersizliği söz konusu olur Bununla birlikte bir kişinin mevcut hukuki eksiklikten haberdar olmaksızın yaptığı bir tasarrufun aynı hukuki müeyyideye tabi olup olmayacağı genelde birden fazla tarafı ilgilendiren önemli bir meseledir İyiniyet kavramı işte bu noktada devreye girer Modern hukuktaki dürüstlük ve iyiniyet kavramları köken itibariyle Roma hukukundaki bona fides terimine dayanır Bona fides başkasına zarar vermeme kimseye kötülük yapmama gibi değerleri içeren bir anlama sahiptir Fides kelimesinin Latincede iyiniyet ve dürüstlük şeklinde ayrıştırılmış olan iki anlamı da kapsayacak şekilde bir taraftan sadakat ve vefayı diğer taraftan ise güven ve inancı ifade eden geniş anlamından söz edilir Abdurrahman Bulut İSLAM HUKUKUNDA İYİNİYETİN KORUNMASI adını taşıyan bu çalışmada iyiniyet kavramını İslam hukuku açısından temellendiriyor ve iyiniyetin korunması meselesine dair fikrî arka planı ortaya koyuyor Hanefi mezhebi merkezli olmak üzere İslam hukukunda iyiniyetin korunduğu temel bazı meseleleri tespit ederek bu konulardaki iyiniyet hükümlerini detaylı bir şekilde tahlil ediyor Çalışma iyiniyet kavramını esas olarak fıkıh boyutuyla ele alıyor olsa da İslam hukuku ile Türk hukuku arasında mukayeseler yapmasıyla modern hukuka uzanan bir pencere de sunuyor Tanıtım Bülteninden

Timaş Akademi Yayınları
çev. Carullah Bin Fehd
Osmanlı devri Arap âlimlerinden muhaddis ve müverrih Cârullah b Fehd Osmanoğluna Övgü ismiyle sunduğumuz bu eserde Osmanlı tarihine dair ilginç bir anlatı ortaya koyar Eser Hicaz bölgesinin Osmanlı İmparatorluğu nun eline geçmesinden hemen sonra kaleme alınmış olması sebebiyle Arap coğrafyasından bir âlimin daha çok taze olan bu siyasi değişikliğe ve Osmanlı yönetimine nasıl baktığına ışık tutmaktadır Görünen o ki Cârullah b Fehd yeni yönetimden gayet memnundur ve övgülerini cömertçe sunar Aslında dönemin siyasetname yazım tekniğinin bir parçası olan bu üslup taleplerin dile getirilmesi için bir zemin kurmaya yarar Bu anlatı vasıtasıyla o günkü Mekke ahalisinin mevcut ekonomik krizden kurtulması için padişah şehir halkına ihsanda bulunmaya teşvik edilmektedir Kitabın hediyeleşmeye yönelik vurgusu da bu bağlamda anlam kazanır Osmanoğullarının şeceresiyle başlayan eserde özellikle Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerine daha uzun yer verilir Cârullah b Fehd daha geriye gidip Osman Bey in oğlu olarak belirttiği Erden Ali ile ilgili ilginç bir iddiada da bulunur Metnin ayırt edici bir diğer özelliği ise şudur siyasetname geleneğinde genellikle merkezdeki havassın yönetimle ilgili tavsiyeleri dile getirilmiş iken bu eserde taşranın merkeze hitap eden sesi yankılanır Her halükârda eser Osmanlı yöneticilerine yönelik klasik dönem Arap algısı açısından bir katkı olarak görülmelidir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img