Öteki Modernlik — Abdullah Durmuşoğlu

Öteki Modernlik
Abdullah DurmuşoğluVadi Yayınları
Öteki Modernlik
Abdullah DurmuşoğluHayata dair her gönderim bizi kişisel hikayemize götürür Nasıl yaşadığımızı düşlerimizi ve tasavvurlarımızı düşünürüz Köyden gelen çocuklar ise kırda hayatın küçük alanlarında yaşadıklarını anımsarlar Küçük dünyalarında büyük düşler kurmuşlardır Köydeyken ot ya da ekin hasadında çalışırken şiire edebiyata siyasete ve hayatın büyük biçimlerine ilgi duyuyordum Küçük bir dünyada olduğumu düşünüyor büyük düşler kuruyordum Şehri şiiri yazıyı büyük düşünceleri şehirli biçimleri hayal ediyor böylece kendime daha büyük ve mutantan dün yalar inşa ediyordum Sonra büyükşehire geldim Modern zamanlarda bu zorunluluktu adeta Eğitim meslek ve beceri kazanmak ve daha iyi bir yaşam sürmek için taşralılar büyükşehire geliyorlardı Geleneksel yaşamdan modern hayata katılıyorlardı Geleneğin katı kalın çizgili karakteristik biçim ve anlamlarından modernitenin şeffaf sentetik ve görece özgür bir dünyasına savruluyorlardı Böylece kendilerine yeni dünyalar ve anlamlar inşa ediyorlardı Modernleşme sürecinin içerisindeydik aslında 19 yüzyılda başlayan Cumhuriyetle farklılaşan yaşam tarzı ve egemenlik ilişkilerinin içerisindeydik Köy bizim için kır yaşamının yoğunluğu dindarlığın ve geleneğin baskınlığı demekti Büyükşehir ise ekonomik ve kültürel olarak farklılaşan ilişkiler biçimiydi Dolayısıyla farklı eğitim kültür ve ekonomik ilişkiler içerisine dahil oluyor yeni kimlikler ve kalıplar ediniyorduk Bu süreçte herkes kendi hikayesini üretiyordu İlişki şekline duyarlılıklarına ve ilgi alanlarına göre kişisel hikayeler doğuyordu Kaygılarımız ve beklentilerimizle geleceğe yürüyorduk Bazısı belki söz ve manayı bazısı ise hayatın maddi biçimlerini tercih ediyor mesleki seçimlerini ve yaşam tarzını oluşturuyordu Sonuçta taşradan gelenlerin modernleşme sürecindeki hikayelerini üretiyorduk

Vadi Yayınları
Hayata dair her gönderim bizi kişisel hikayemize götürür Nasıl yaşadığımızı düşlerimizi ve tasavvurlarımızı düşünürüz Köyden gelen çocuklar ise kırda hayatın küçük alanlarında yaşadıklarını anımsarlar Küçük dünyalarında büyük düşler kurmuşlardır Köydeyken ot ya da ekin hasadında çalışırken şiire edebiyata siyasete ve hayatın büyük biçimlerine ilgi duyuyordum Küçük bir dünyada olduğumu düşünüyor büyük düşler kuruyordum Şehri şiiri yazıyı büyük düşünceleri şehirli biçimleri hayal ediyor böylece kendime daha büyük ve mutantan dünyalar inşa ediyordum Sonra büyükşehire geldim Modern zamanlarda bu zorunluluktu adeta Eğitim meslek ve beceri kazanmak ve daha iyi bir yaşam sürmek için taşralılar büyükşehire geliyorlardı Geleneksel yaşamdan modern hayata katılıyorlardı Geleneğin katı kalın çizgili karakteristik biçim ve anlamlarından modernitenin şeffaf sentetik ve görece özgür bir dünyasına savruluyorlardı Böylece kendilerine yeni dünyalar ve anlamlar inşa ediyorlardı Modernleşme sürecinin içerisindeydik aslında 19 yüzyılda başlayan Cumhuriyetle farklılaşan yaşam tarzı ve egemenlik ilişkilerinin içerisindeydik Köy bizim için kır yaşamının yoğunluğu dindarlığın ve geleneğin baskınlığı demekti Büyükşehir ise ekonomik ve kültürel olarak farklılaşan ilişkiler biçimiydi Dolayısıyla farklı eğitim kültür ve ekonomik ilişkiler içerisine dahil oluyor yeni kimlikler ve kalıplar ediniyorduk Bu süreçte herkes kendi hikayesini üretiyordu İlişki şekline duyarlılıklarına ve ilgi alanlarına göre kişisel hikayeler doğuyordu Kaygılarımız ve beklentilerimizle geleceğe yürüyorduk Bazısı belki söz ve manayı bazısı ise hayatın maddi biçimlerini tercih ediyor mesleki seçimlerini ve yaşam tarzını oluşturuyordu Sonuçta taşradan gelenlerin modernleşme sürecindeki hikayelerini üretiyorduk

Vadi Yayınları
Hayata dair her gönderim bizi kisisel hikayemize götürür Nasil yasadigimizi düslerimizi ve tasavvurlarimizi düsünürüz Köyden gelen çocuklar ise kirda hayatin küçük alanlarinda yasadiklarini animsarlar Küçük dünyalarinda büyük düsler kurmuslardir Köydeyken ot ya da ekin hasadinda çalisirken siire edebiyata siyasete ve hayatin büyük biçimlerine ilgi duyuyordum Küçük bir dünyada oldugumu düsünüyor büyük düsler kuruyordum Sehri siiri yaziyi büyük düsünceleri sehirli biçimleri hayal ediyor böylece kendime daha büyük ve mutantan dünyalar insa ediyordum Sonra büyüksehire geldim Modern zamanlarda bu zorunluluktu adeta Egitim meslek ve beceri kazanmak ve daha iyi bir yasam sürmek için tasralilar büyüksehire geliyorlardi Geleneksel yasamdan modern hayata katiliyorlardi Gelenegin kati kalin çizgili karakteristik biçim ve anlamlarindan modernitenin seffaf sentetik ve görece özgür bir dünyasina savruluyorlardi Böylece kendilerine yeni dünyalar ve anlamlar insa ediyorlardi Modernlesme sürecinin içerisindeydik aslinda 19 yüzyilda baslayan Cumhuriyetle farklilasan yasam tarzi ve egemenlik iliskilerinin içerisindeydik Köy bizim için kir yasaminin yogunlugu dindarligin ve gelenegin baskinligi demekti Büyüksehir ise ekonomik ve kültürel olarak farklilasan iliskiler biçimiydi Dolayisiyla farkli egitim kültür ve ekonomik iliskiler içerisine dahil oluyor yeni kimlikler ve kaliplar ediniyorduk Bu süreçte herkes kendi hikayesini üretiyordu Iliski sekline duyarliliklarina ve ilgi alanlarina göre kisisel hikayeler doguyordu Kaygilarimiz ve beklentilerimizle gelecege yürüyorduk Bazisi belki söz ve manayi bazisi ise hayatin maddi biçimlerini tercih ediyor mesleki seçimlerini ve yasam tarzini olusturuyordu Sonuçta tasradan gelenlerin modernlesme sürecindeki hikayelerini üretiyorduk Tanitim Bülteninden

VADİ YAYINLARI
Hayata dair her gönderim bizi kişisel hikâyemize götürür Nasıl yaşadığımızı düşlerimizi ve tasavvuflarımızı düşünürüz Köyden gelen çocuklar ise kırda hayatın küçük alanlarında yaşadıklarını anımsarlar Küçük dünyalarında büyük düşler kurmuşlardır köydeyken ot ya da ekin hasadında çalışırken şiire edebiyata siyasete ve hayatın büyük biçimlerine ilgi duyuyordum Küçük bir dünyada olduğumu düşünüyor büyük düşler kuruyorum Şehri şiiri yazıyı büyük düşünceleri şehirli biçimleri hayal ediyor böylece kendime daha büyük ve mutantan dünyalar inşa ediyorum

Vadi
Hayata dair her gönderim bizi kişisel hikayemize götürür Nasıl yaşadığımızı düşlerimizi ve tasavvurlarımızı düşünürüz Köyden gelen çocuklar ise kırda hayatın küçük alanlarında yaşadıklarını anımsarlar Küçük dünyalarında büyük düşler kurmuşlardır Köydeyken ot ya da ekin hasadında çalışırken şiire edebiyata siyasete ve hayatın büyük biçimlerine ilgi duyuyordum Küçük bir dünyada olduğumu düşünüyor büyük düşler kuruyordum Şehri şiiri yazıyı büyük düşünceleri şehirli biçimleri hayal ediyor böylece kendime daha büyük ve mutantan dün yalar inşa ediyordum Sonra büyükşehire geldim Modern zamanlarda bu zorunluluktu adeta Eğitim meslek ve beceri kazanmak ve daha iyi bir yaşam sürmek için taşralılar büyükşehire geliyorlardı Geleneksel yaşamdan modern hayata katılıyorlardı Geleneğin katı kalın çizgili karakteristik biçim ve anlamlarından modernitenin şeffaf sentetik ve görece özgür bir dünyasına savruluyorlardı Böylece kendilerine yeni dünyalar ve anlamlar inşa ediyorlardı Modernleşme sürecinin içerisindeydik aslında 19 yüzyılda başlayan Cumhuriyetle farklılaşan yaşam tarzı ve egemenlik ilişkilerinin içerisindeydik Köy bizim için kır yaşamının yoğunluğu dindarlığın ve geleneğin baskınlığı demekti Büyükşehir ise ekonomik ve kültürel olarak farklılaşan ilişkiler biçimiydi Dolayısıyla farklı eğitim kültür ve ekonomik ilişkiler içerisine dahil oluyor yeni kimlikler ve kalıplar ediniyorduk Bu süreçte herkes kendi hikayesini üretiyordu İlişki şekline duyarlılıklarına ve ilgi alanlarına göre kişisel hikayeler doğuyordu Kaygılarımız ve beklentilerimizle geleceğe yürüyorduk Bazısı belki söz ve manayı bazısı ise hayatın maddi biçimlerini tercih ediyor mesleki seçimlerini ve yaşam tarzını oluşturuyordu Sonuçta taşradan gelenlerin modernleşme sürecindeki hikayelerini üretiyorduk

Vadi Yayınları
Hayata dair her gönderim bizi kişisel hikayemize götürür Nasıl yaşadığımızı düşlerimizi ve tasavvurlarımızı düşünürüz Köyden gelen çocuklar ise kırda hayatın küçük alanlarında yaşadıklarını anımsarlar Küçük dünyalarında büyük düşler kurmuşlardır Köydeyken ot ya da ekin hasadında çalışırken şiire edebiyata siyasete ve hayatın büyük biçimlerine ilgi duyuyordum Küçük bir dünyada olduğumu düşünüyor büyük düşler kuruyordum Şehri şiiri yazıyı büyük düşünceleri şehirli biçimleri hayal ediyor böylece kendime daha büyük ve mutantan dünyalar inşa ediyordum Sonra büyükşehire geldim Modern zamanlarda bu zorunluluktu adeta Eğitim meslek ve beceri kazanmak ve daha iyi bir yaşam sürmek için taşralılar büyükşehire geliyorlardı Geleneksel yaşamdan modern hayata katılıyorlardı Geleneğin katı kalın çizgili karakteristik biçim ve anlamlarından modernitenin şeffaf sentetik ve görece özgür bir dünyasına savruluyorlardı Böylece kendilerine yeni dünyalar ve anlamlar inşa ediyorlardı Modernleşme sürecinin içerisindeydik aslında 19 yüzyılda başlayan Cumhuriyetle farklılaşan yaşam tarzı ve egemenlik ilişkilerinin içerisindeydik Köy bizim için kır yaşamının yoğunluğu dindarlığın ve geleneğin baskınlığı demekti Büyükşehir ise ekonomik ve kültürel olarak farklılaşan ilişkiler biçimiydi Dolayısıyla farklı eğitim kültür ve ekonomik ilişkiler içerisine dahil oluyor yeni kimlikler ve kalıplar ediniyorduk Bu süreçte herkes kendi hikayesini üretiyordu İlişki şekline duyarlılıklarına ve ilgi alanlarına göre kişisel hikayeler doğuyordu Kaygılarımız ve beklentilerimizle geleceğe yürüyorduk Bazısı belki söz ve manayı bazısı ise hayatın maddi biçimlerini tercih ediyor mesleki seçimlerini ve yaşam tarzını oluşturuyordu Sonuçta taşradan gelenlerin modernleşme sürecindeki hikayelerini üretiyorduk