MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ötüken Kitap Deryalar Sultanı Turgut Güler — Turgut Güler

Ötüken Kitap Deryalar Sultanı Turgut Güler
183,00
RomanRoman ÖyküTarih Araştırmaları

Ötüken Kitap Deryalar Sultanı Turgut Güler

Turgut Güler

Ötüken Neşriyat

2021360 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Ötüken Kitap Deryalar Sultanı Turgut Güler

Turgut Güler

Sultan Murâd Hân yaralı askerler kadar muhârib askerleri de yakından görmek istiyor sık sık onların arasına katılıyor hattâ asker saflarını teftîş ediyordu İşte bu ziyâret ve teftîşlerinden birinde bıyıksız bir asker gördü Bu pek küçük yaşda daha bıyıkları çıkmamış bir oğlandı Oysa Sultan Murâd Üsküdar Sahrâsı na Otâğ ı Hümâyûn kurulurken sefer güzergâhında orduya katılacak gönüllülerin bıyıklı olmalarını fermân eylemiş idi Sultan Murâd ordusunda bıyıksız asker istemiyordu Pâdişâh buyruğuna itaat etmeyen bu oğlan ne demeye bıyığı olmadan orduya girmiş ve Bağdad önlerine kadar gelmişti Çok hiddetlenen öykelenen ve dahî gazablanan Sultan Murâd Hân hemen o oğlanı huzûruna getirtti O sırada yakında ve uzakta olan cümle askerler yaptıkları işleri bırakmışlar Pâdişâh ile bıyıksız oğlan arasında yaşanacakları seyre dalmışlardı Sultan Murâd Bıyıksız Oğlan a Yâ oğlan Sen Pâdişâh buyruğu bilmez misin Biz daha seferin bidâyetinde gönüllü askerimin bıyıkları burula Dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak durula Demedik mi Bu nice bir hadzislik ve dahî densizliktir Cevâbın tez gelsin diye kükredi Bıyıksız Oğlan belindeki kılıncını düzeltti omzundaki yayını yokladı sırtındaki sadağına dokundu ve daha sonra iki elini göğüs hizâsında birleştirerek Sultân Murâd ın ordusunda bıyıksız asker yoktur Bu Osman kulunuzun bıyıkları buruludur ve dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak duruludur Hünkâr ım Bıyıksız asker olmak Osman kulunuzun harcı değildir diye var gücüyle bağırdı Bunun üzerine daha da hiddetlenen Pâdişâh kendi gözlerine mi yoksa bıyıksız Osman ın dediklerine mi inanacağını kendisine sormaya başladı Sen eyice haddi aşıp edebsizlik vâdîsine daldın Olmayan bıyıklarına demir şimşir ve kemik tarak koymak da ne oluyor Osman Oğlan bu Pâdişâh nârâsına cevap vermek için sağ elini ibrişim kuşağına attı ve oradan aldığı uzun dişli kemik tarağı üst dudaklarına öyle bir şiddet ve dahî kuvvetle sapladı ki akan kanlar aşağıya ayaklarına kadar sel misâli boşaldı Kemik tarak ise bıyık ormanına dalmış gibi saplandığı yerde dimdik durdu

Kitap Sepeti
195,00

Ötüken Neşriyat

2021360 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Sultan Murâd Hân yaralı askerler kadar muhârib askerleri de yakından görmek istiyor sık sık onların arasına katılıyor hattâ asker saflarını teftîş ediyordu İşte bu ziyâret ve teftîşlerinden birinde bıyıksız bir asker gördü Bu pek küçük yaşda daha bıyıkları çıkmamış bir oğlandı Oysa Sultan Murâd Üsküdar Sahrâsı na Otâğ ı Hümâyûn kurulurken sefer güzergâhında orduya katılacak gönüllülerin bıyıklı olmalarını fermân eylemiş idi Sultan Murâd ordusunda bıyıksız asker istemiyordu Pâdişâh buyruğuna itaat etmeyen bu oğlan ne demeye bıyığı olmadan orduya girmiş ve Bağdad önlerine kadar gelmişti Çok hiddetlenen öykelenen ve dahî gazablanan Sultan Murâd Hân hemen o oğlanı huzûruna getirtti O sırada yakında ve uzakta olan cümle askerler yaptıkları işleri bırakmışlar Pâdişâh ile bıyıksız oğlan arasında yaşanacakları seyre dalmışlardı Sultan Murâd Bıyıksız Oğlan a Yâ oğlan Sen Pâdişâh buyruğu bilmez misin Biz daha seferin bidâyetinde gönüllü askerimin bıyıkları burula Dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak durula Demedik mi Bu nice bir hadzislik ve dahî densizliktir Cevâbın tez gelsin diye kükredi Bıyıksız Oğlan belindeki kılıncını düzeltti omzundaki yayını yokladı sırtındaki sadağına dokundu ve daha sonra iki elini göğüs hizâsında birleştirerek Sultân Murâd ın ordusunda bıyıksız asker yoktur Bu Osman kulunuzun bıyıkları buruludur ve dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak duruludur Hünkâr ım Bıyıksız asker olmak Osman kulunuzun harcı değildir diye var gücüyle bağırdı Bunun üzerine daha da hiddetlenen Pâdişâh kendi gözlerine mi yoksa bıyıksız Osman ın dediklerine mi inanacağını kendisine sormaya başladı Sen eyice haddi aşıp edebsizlik vâdîsine daldın Olmayan bıyıklarına demir şimşir ve kemik tarak koymak da ne oluyor Osman Oğlan bu Pâdişâh nârâsına cevap vermek için sağ elini ibrişim kuşağına attı ve oradan aldığı uzun dişli kemik tarağı üst dudaklarına öyle bir şiddet ve dahî kuvvetle sapladı ki akan kanlar aşağıya ayaklarına kadar sel misâli boşaldı Kemik tarak ise bıyık ormanına dalmış gibi saplandığı yerde dimdik durdu

Ekin Kitap
216,00

Ötüken Neşriyat

2021360 sf.
Ekin Kitap

Sultan Murâd Hân yaralı askerler kadar muhârib askerleri de yakından görmek istiyor sık sık onların arasına katılıyor hattâ asker saflarını teftîş ediyordu İşte bu ziyâret ve teftîşlerinden birinde bıyıksız bir asker gördü Bu pek küçük yaşda daha bıyıkları çıkmamış bir oğlandı Oysa Sultan Murâd Üsküdar Sahrâsı na Otâğ ı Hümâyûn kurulurken sefer güzergâhında orduya katılacak gönüllülerin bıyıklı olmalarını fermân eylemiş idi Sultan Murâd ordusunda bıyıksız asker istemiyordu Pâdişâh buyruğuna itaat etmeyen bu oğlan ne demeye bıyığı olmadan orduya girmiş ve Bağdad önlerine kadar gelmişti Çok hiddetlenen öykelenen ve dahî gazablanan Sultan Murâd Hân hemen o oğlanı huzûruna getirtti O sırada yakında ve uzakta olan cümle askerler yaptıkları işleri bırakmışlar Pâdişâh ile bıyıksız oğlan arasında yaşanacakları seyre dalmışlardı Sultan Murâd Bıyıksız Oğlan a Yâ oğlan Sen Pâdişâh buyruğu bilmez misin Biz daha seferin bidâyetinde gönüllü askerimin bıyıkları burula Dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak durula Demedik mi Bu nice bir hadzislik ve dahî densizliktir Cevâbın tez gelsin diye kükredi Bıyıksız Oğlan belindeki kılıncını düzeltti omzundaki yayını yokladı sırtındaki sadağına dokundu ve daha sonra iki elini göğüs hizâsında birleştirerek Sultân Murâd ın ordusunda bıyıksız asker yoktur Bu Osman kulunuzun bıyıkları buruludur ve dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak duruludur Hünkâr ım Bıyıksız asker olmak Osman kulunuzun harcı değildir diye var gücüyle bağırdı Bunun üzerine daha da hiddetlenen Pâdişâh kendi gözlerine mi yoksa bıyıksız Osman ın dediklerine mi inanacağını kendisine sormaya başladı Sen eyice haddi aşıp edebsizlik vâdîsine daldın Olmayan bıyıklarına demir şimşir ve kemik tarak koymak da ne oluyor Osman Oğlan bu Pâdişâh nârâsına cevap vermek için sağ elini ibrişim kuşağına attı ve oradan aldığı uzun dişli kemik tarağı üst dudaklarına öyle bir şiddet ve dahî kuvvetle sapladı ki akan kanlar aşağıya ayaklarına kadar sel misâli boşaldı Kemik tarak ise bıyık ormanına dalmış gibi saplandığı yerde dimdik durdu

Kitap Yurdu
226,20

ÖTÜKEN NEŞRİYAT

24.06.2021360 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Sultan Murâd Hân yaralı askerler kadar muhârib askerleri de yakından görmek istiyor sık sık onların arasına katılıyor hattâ asker saflarını teftîş ediyordu İşte bu ziyâret ve teftîşlerinden birinde bıyıksız bir asker gördü Bu pek küçük yaşda daha bıyıkları çıkmamış bir oğlandı Oysa Sultan Murâd Üsküdar Sahrâsı na Otâğ ı Hümâyûn kurulurken sefer güzergâhında orduya katılacak gönüllülerin bıyıklı olmalarını fermân eylemiş idi Sultan Murâd ordusunda bıyıksız asker istemiyordu Pâdişâh buyruğuna itaat etmeyen bu oğlan ne demeye bıyığı olmadan orduya girmiş ve Bağdad önlerine kadar gelmişti Çok hiddetlenen öykelenen ve dahî gazablanan Sultan Murâd Hân hemen o oğlanı huzûruna getirtti O sırada yakında ve uzakta olan cümle askerler yaptıkları işleri bırakmışlar Pâdişâh ile bıyıksız oğlan arasında yaşanacakları seyre dalmışlardı Sultan Murâd Bıyıksız Oğlan a Yâ oğlan Sen Pâdişâh buyruğu bilmez misin Biz daha seferin bidâyetinde gönüllü askerimin bıyıkları burula Dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak durula Demedik mi Bu nice bir hadzislik ve dahî densizliktir Cevâbın tez gelsin diye kükredi Bıyıksız Oğlan belindeki kılıncını düzeltti omzundaki yayını yokladı sırtındaki sadağına dokundu ve daha sonra iki elini göğüs hizâsında birleştirerek Sultân Murâd ın ordusunda bıyıksız asker yoktur Bu Osman kulunuzun bıyıkları buruludur ve dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak duruludur Hünkâr ım Bıyıksız asker olmak Osman kulunuzun harcı değildir diye var gücüyle bağırdı Bunun üzerine daha da hiddetlenen Pâdişâh kendi gözlerine mi yoksa bıyıksız Osman ın dediklerine mi inanacağını kendisine sormaya başladı Sen eyice haddi aşıp edebsizlik vâdîsine daldın Olmayan bıyıklarına demir şimşir ve kemik tarak koymak da ne oluyor Osman Oğlan bu Pâdişâh nârâsına cevap vermek için sağ elini ibrişim kuşağına attı ve oradan aldığı uzun dişli kemik tarağı üst dudaklarına öyle bir şiddet ve dahî kuvvetle sapladı ki akan kanlar aşağıya ayaklarına kadar sel misâli boşaldı Kemik tarak ise bıyık ormanına dalmış gibi saplandığı yerde dimdik durdu

Pandora
240,00

Ötüken

2021360 sf.
Pandora

Sultan Murâd Hân yaralı askerler kadar muhârib askerleri de yakından görmek istiyor sık sık onların arasına katılıyor hattâ asker saflarını teftîş ediyordu İşte bu ziyâret ve teftîşlerinden birinde bıyıksız bir asker gördü Bu pek küçük yaşda daha bıyıkları çıkmamış bir oğlandı Oysa Sultan Murâd Üsküdar Sahrâsı na Otâğ ı Hümâyûn kurulurken sefer güzergâhında orduya katılacak gönüllülerin bıyıklı olmalarını fermân eylemiş idi Sultan Murâd ordusunda bıyıksız asker istemiyordu Pâdişâh buyruğuna itaat etmeyen bu oğlan ne demeye bıyığı olmadan orduya girmiş ve Bağdad önlerine kadar gelmişti Çok hiddetlenen öykelenen ve dahî gazablanan Sultan Murâd Hân hemen o oğlanı huzûruna getirtti O sırada yakında ve uzakta olan cümle askerler yaptıkları işleri bırakmışlar Pâdişâh ile bıyıksız oğlan arasında yaşanacakları seyre dalmışlardı Sultan Murâd Bıyıksız Oğlan a Yâ oğlan Sen Pâdişâh buyruğu bilmez misin Biz daha seferin bidâyetinde gönüllü askerimin bıyıkları burula Dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak durula Demedik mi Bu nice bir hadzislik ve dahî densizliktir Cevâbın tez gelsin diye kükredi Bıyıksız Oğlan belindeki kılıncını düzeltti omzundaki yayını yokladı sırtındaki sadağına dokundu ve daha sonra iki elini göğüs hizâsında birleştirerek Sultân Murâd ın ordusunda bıyıksız asker yoktur Bu Osman kulunuzun bıyıkları buruludur ve dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak duruludur Hünkâr ım Bıyıksız asker olmak Osman kulunuzun harcı değildir diye var gücüyle bağırdı Bunun üzerine daha da hiddetlenen Pâdişâh kendi gözlerine mi yoksa bıyıksız Osman ın dediklerine mi inanacağını kendisine sormaya başladı Sen eyice haddi aşıp edebsizlik vâdîsine daldın Olmayan bıyıklarına demir şimşir ve kemik tarak koymak da ne oluyor Osman Oğlan bu Pâdişâh nârâsına cevap vermek için sağ elini ibrişim kuşağına attı ve oradan aldığı uzun dişli kemik tarağı üst dudaklarına öyle bir şiddet ve dahî kuvvetle sapladı ki akan kanlar aşağıya ayaklarına kadar sel misâli boşaldı Kemik tarak ise bıyık ormanına dalmış gibi saplandığı yerde dimdik durdu

Nobel Kitap
249,00

Ötüken Neşriyat

2021360 sf.
Nobel Kitap

Sultan Murâd Hân yaralı askerler kadar muhârib askerleri de yakından görmek istiyor sık sık onların arasına katılıyor hattâ asker saflarını teftîş ediyordu İşte bu ziyâret ve teftîşlerinden birinde bıyıksız bir asker gördü Bu pek küçük yaşda daha bıyıkları çıkmamış bir oğlandı Oysa Sultan Murâd Üsküdar Sahrâsı na Otâğ ı Hümâyûn kurulurken sefer güzergâhında orduya katılacak gönüllülerin bıyıklı olmalarını fermân eylemiş idi Sultan Murâd ordusunda bıyıksız asker istemiyordu Pâdişâh buyruğuna itaat etmeyen bu oğlan ne demeye bıyığı olmadan orduya girmiş ve Bağdad önlerine kadar gelmişti Çok hiddetlenen öykelenen ve dahî gazablanan Sultan Murâd Hân hemen o oğlanı huzûruna getirtti O sırada yakında ve uzakta olan cümle askerler yaptıkları işleri bırakmışlar Pâdişâh ile bıyıksız oğlan arasında yaşanacakları seyre dalmışlardı Sultan Murâd Bıyıksız Oğlan a Yâ oğlan Sen Pâdişâh buyruğu bilmez misin Biz daha seferin bidâyetinde gönüllü askerimin bıyıkları burula Dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak durula Demedik mi Bu nice bir hadzislik ve dahî densizliktir Cevâbın tez gelsin diye kükredi Bıyıksız Oğlan belindeki kılıncını düzeltti omzundaki yayını yokladı sırtındaki sadağına dokundu ve daha sonra iki elini göğüs hizâsında birleştirerek Sultân Murâd ın ordusunda bıyıksız asker yoktur Bu Osman kulunuzun bıyıkları buruludur ve dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak duruludur Hünkâr ım Bıyıksız asker olmak Osman kulunuzun harcı değildir diye var gücüyle bağırdı Bunun üzerine daha da hiddetlenen Pâdişâh kendi gözlerine mi yoksa bıyıksız Osman ın dediklerine mi inanacağını kendisine sormaya başladı Sen eyice haddi aşıp edebsizlik vâdîsine daldın Olmayan bıyıklarına demir şimşir ve kemik tarak koymak da ne oluyor Osman Oğlan bu Pâdişâh nârâsına cevap vermek için sağ elini ibrişim kuşağına attı ve oradan aldığı uzun dişli kemik tarağı üst dudaklarına öyle bir şiddet ve dahî kuvvetle sapladı ki

Şehadet Kitap
280,60

Ötüken Neşriyat

2019695 sf.
Şehadet Kitap

Turgut Güler in Gazavât ı Hayreddin Paşa yı esas alarak yazdığı Deryâlar Sultânı denizlerde Türk satvet ve hâkimiyetinin kurulduğu 16 asrın pek çok büyük adamından birinin karaları demir kuşaklı cihan pehlivanlarıyla tutan Osmanlı Türk Cihân Devleti nin Akdeniz sularını ve kıyılarını onun eliyle boydan boya kavradığı büyük kahramanımız Hızır Hayreddin Paşa nın romanıdır Biz Türk deryâ erlerine boşuna Hayreddînli denmemiştir Bizim serdârımız bir uluğ Türk tür ki onun yoldaşlarına mâlûm olan kerâmetlerini velâyetlerini saymak imkânı yoktur Allâh tuttuğu her işi nusreti ile donatsın ve dahî âsân eylesin herkesin melûl ve mükedder olduğu o demde Hayreddîn Paşa nın cemâlinde en küçük bir keder izi görünmedi Sanki ters rüzgâr kâfirin yüzüne esermiş gibi kendini tamâmen Allâh a havâle etmiş kâfir donanmasına karşı gidişini hiç kesmeden sürdürüyordu Bir ara baştardasının güvertesinden içeriye girdi ve kısa bir müddet orada kaldı Bilâhare yeniden güverteye geldi Elinde iki kâğıt parçası vardı Kelâm ı Kadîm ve Furkân ı Azîm den iki âyet i kerîme yazılı olan bu kâğıtları kendi mübârek elleri ile baştardasının iki tarafından deryâya bıraktı O sâniyede Allâh ın izni ve yardımı ile o ters esen rüzgâr birden kesiliverdi Bu kesiliş öyle yavaş yavaş tedrîcî değil birdenbire ve bıçakla koparılmış gibi cereyân etti Biraz evvel arkalarına aldıkları rüzgâr ile Türk gemilerinin üstüne yürümekte olan kâfir karaka kalyon kadırga ve barçaları yerlerinde durup kaldılar gûyâ kadîd oldular Hava birden öyle limanlık oldu ki az evvelki Cehennemî zamân yaşanmamış bu deryâ üstünde ebediyyen rüzgâr esmemiş sanırsın Deryâ derin bir uykuya dalmış gibiydi Sanki sular donmuş karaya dönmüştü Veyâhûd deryânın suları eskiden beri aslâ hareket etmezdi Ne bileyim üstünde iki rakîb donanmanın yüzmekte olduğu bu suların hareket etmek ve dalgalanmak âdeti yok olup gitmişti Dalgalanmak artık deryânın şânı olmaktan çıkmıştı Şimdi bunları gözleriyle görüp yaşayan bu kemter Seyyid Murâdî bendeniz göğsünü gere gere kendisine Hayreddînli demekte yerden göğe kadar haklı değil mi Deniz üstünde yürürüz Düşmanı arar buluruz Öcümüz komaz alırız Bize Hayreddînli derler

Kita Kitap
300,00

Ötüken Neşriyat

Haziran 20211. baskı360 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2.HamurTürkçe
Kita Kitap

Sultan Murâd Hân yaralı askerler kadar muhârib askerleri de yakından görmek istiyor sık sık onların arasına katılıyor hattâ asker saflarını teftîş ediyordu İşte bu ziyâret ve teftîşlerinden birinde bıyıksız bir asker gördü Bu pek küçük yaşda daha bıyıkları çıkmamış bir oğlandı Oysa Sultan Murâd Üsküdar Sahrâsı na Otâğ ı Hümâyûn kurulurken sefer güzergâhında orduya katılacak gönüllülerin bıyıklı olmalarını fermân eylemiş idi Sultan Murâd ordusunda bıyıksız asker istemiyordu Pâdişâh buyruğuna itaat etmeyen bu oğlan ne demeye bıyığı olmadan orduya girmiş ve Bağdad önlerine kadar gelmişti Çok hiddetlenen öykelenen ve dahî gazablanan Sultan Murâd Hân hemen o oğlanı huzûruna getirtti O sırada yakında ve uzakta olan cümle askerler yaptıkları işleri bırakmışlar Pâdişâh ile bıyıksız oğlan arasında yaşanacakları seyre dalmışlardı Sultan Murâd Bıyıksız Oğlan a Yâ oğlan Sen Pâdişâh buyruğu bilmez misin Biz daha seferin bidâyetinde gönüllü askerimin bıyıkları burula Dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak durula Demedik mi Bu nice bir hadzislik ve dahî densizliktir Cevâbın tez gelsin diye kükredi Bıyıksız Oğlan belindeki kılıncını düzeltti omzundaki yayını yokladı sırtındaki sadağına dokundu ve daha sonra iki elini göğüs hizâsında birleştirerek Sultân Murâd ın ordusunda bıyıksız asker yoktur Bu Osman kulunuzun bıyıkları buruludur ve dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak duruludur Hünkâr ım Bıyıksız asker olmak Osman kulunuzun harcı değildir diye var gücüyle bağırdı Bunun üzerine daha da hiddetlenen Pâdişâh kendi gözlerine mi yoksa bıyıksız Osman ın dediklerine mi inanacağını kendisine sormaya başladı Sen eyice haddi aşıp edebsizlik vâdîsine daldın Olmayan bıyıklarına demir şimşir ve kemik tarak koymak da ne oluyor Osman Oğlan bu Pâdişâh nârâsına cevap vermek için sağ elini ibrişim kuşağına attı ve oradan aldığı uzun dişli kemik tarağı üst dudaklarına öyle bir şiddet ve dahî kuvvetle sapladı ki akan kanlar aşağıya ayaklarına kadar sel misâli boşaldı Kemik tarak ise bıyık ormanına dalmış gibi saplandığı yerde dimdik durdu img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Ekin Kitap
331,20

Ötüken Neşriyat

2019695 sf.
Ekin Kitap

Turgut Güler in Gazavât ı Hayreddin Paşa yı esas alarak yazdığı Deryâlar Sultanı denizlerde Türk satvet ve hakimiyetinin kurulduğu 16 asrın pek çok büyük adamından birinin karaları demir kuşaklı cihan pehlivanlarıyla tutan Osmanlı Türk Cihan Devleti nin Akdeniz sularını ve kıyılarını onun eliyle boydan boya kavradığı büyük kahramanımız Hızır Hayreddin Paşa nın romanıdır Biz Türk derya erlerine boşuna Hayreddînli denmemiştir Bizim serdarımız bir uluğ Türk tür ki onun yoldaşlarına malüm olan kerametlerini velayetlerini saymak imkanı yoktur Allah tuttuğu her işi nusreti ile donatsın ve dahi asan eylesin herkesin melül ve mükedder olduğu o demde Hayreddin Paşa nın cemalinde en küçük bir keder izi görünmedi Sanki ters rüzgar kafirin yüzüne esermiş gibi kendini tamamen Allah a havale etmiş kafir donanmasına karşı gidişini hiç kesmeden sürdürüyordu Bir ara baştardasının güvertesinden içeriye girdi ve kısa bir müddet orada kaldı Bilahare yeniden güverteye geldi Elinde iki kağıt parçası vardı Kelam ı Kadim ve Furkân ı Azîm den iki âyet i kerîme yazılı olan bu kâğıtları kendi mübârek elleri ile baştardasının iki tarafından deryâya bıraktı O saniyede Allah ın izni ve yardımı ile o ters esen rüzgar birden kesiliverdi Bu kesiliş öyle yavaş yavaş tedrîcî değil birdenbire ve bıçakla koparılmış gibi cereyân etti Biraz evvel arkalarına aldıkları rüzgar ile Türk gemilerinin üstüne yürümekte olan kafir karaka kalyon kadırga ve barçaları yerlerinde durup kaldılar güya kadid oldular Hava birden öyle limanlık oldu ki az evvelki Cehennemi zaman yaşanmamış bu derya üstünde ebediyyen rüzgar esmemiş sanırsın Derya derin bir uykuya dalmış gibiydi Sanki sular donmuş karaya dönmüştü Veyahüd deryanın suları eskiden beri asla hareket etmezdi Ne bileyim üstünde iki rakîb donanmanın yüzmekte olduğu bu suların hareket etmek ve dalgalanmak adeti yok olup gitmişti Dalgalanmak artık deryanın şanı olmaktan çıkmıştı Şimdi bunları gözleriyle görüp yaşayan bu kemter Seyyid Murâdî bendeniz göğsünü gere gere kendisine Hayreddînli demekte yerden göğe kadar haklı değil mi Deniz üstünde yürürüz Düşmanı arar buluruz Öcümüz komaz alırız Bize Hayreddinli derler

Tamadres
345,00

Ötüken Neşriyat

Kasım 2019695 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Turgut Güler in Gazavât ı Hayreddin Paşa yı esas alarak yazdığı Deryâlar Sultanı denizlerde Türk satvet ve hakimiyetinin kurulduğu 16 asrın pek çok büyük adamından birinin karaları demir kuşaklı cihan pehlivanlarıyla tutan Osmanlı Türk Cihan Devleti nin Akdeniz sularını ve kıyılarını onun eliyle boydan boya kavradığı büyük kahramanımız Hızır Hayreddin Paşa nın romanıdır Biz Türk derya erlerine boşuna Hayreddînli denmemiştir Bizim serdarımız bir uluğ Türk tür ki onun yoldaşlarına malüm olan kerametlerini velayetlerini saymak imkanı yoktur Allah tuttuğu her işi nusreti ile donatsın ve dahi asan eylesin herkesin melül ve mükedder olduğu o demde Hayreddin Paşa nın cemalinde en küçük bir keder izi görünmedi Sanki ters rüzgar kafirin yüzüne esermiş gibi kendini tamamen Allah a havale etmiş kafir donanmasına karşı gidişini hiç kesmeden sürdürüyordu Bir ara baştardasının güvertesinden içeriye girdi ve kısa bir müddet orada kaldı Bilahare yeniden güverteye geldi Elinde iki kağıt parçası vardı Kelam ı Kadim ve Furkân ı Azîm den iki âyet i kerîme yazılı olan bu kâğıtları kendi mübârek elleri ile baştardasının iki tarafından deryâya bıraktı O saniyede Allah ın izni ve yardımı ile o ters esen rüzgar birden kesiliverdi Bu kesiliş öyle yavaş yavaş tedrîcî değil birdenbire ve bıçakla koparılmış gibi cereyân etti Biraz evvel arkalarına aldıkları rüzgar ile Türk gemilerinin üstüne yürümekte olan kafir karaka kalyon kadırga ve barçaları yerlerinde durup kaldılar güya kadid oldular Hava birden öyle limanlık oldu ki az evvelki Cehennemi zaman yaşanmamış bu derya üstünde ebediyyen rüzgar esmemiş sanırsın Derya derin bir uykuya dalmış gibiydi Sanki sular donmuş karaya dönmüştü Veyahüd deryanın suları eskiden beri asla hareket etmezdi Ne bileyim üstünde iki rakîb donanmanın yüzmekte olduğu bu suların hareket etmek ve dalgalanmak adeti yok olup gitmişti Dalgalanmak artık deryanın şanı olmaktan çıkmıştı Şimdi bunları gözleriyle görüp yaşayan bu kemter Seyyid Murâdî bendeniz göğsünü gere gere kendisine Hayreddînli demekte yerden göğe kadar haklı değil mi Deniz üstünde yürürüz Düşmanı arar buluruz Öcümüz komaz alırız Bize Hayreddinli derler

Pandora
368,00

Ötüken

2019695 sf.
Pandora

Turgut Güler in Gazavât ı Hayreddin Paşa yı esas alarak yazdığı Deryâlar Sultânı denizlerde Türk satvet ve hâkimiyetinin kurulduğu 16 asrın pek çok büyük adamından birinin karaları demir kuşaklı cihan pehlivanlarıyla tutan Osmanlı Türk Cihân Devleti nin Akdeniz sularını ve kıyılarını onun eliyle boydan boya kavradığı büyük kahramanımız Hızır Hayreddin Paşa nın romanıdır Biz Türk deryâ erlerine boşuna Hayreddînli denmemiştir Bizim serdârımız bir uluğ Türk tür ki onun yoldaşlarına mâlûm olan kerâmetlerini velâyetlerini saymak imkânı yoktur Allâh tuttuğu her işi nusreti ile donatsın ve dahî âsân eylesin herkesin melûl ve mükedder olduğu o demde Hayreddîn Paşa nın cemâlinde en küçük bir keder izi görünmedi Sanki ters rüzgâr kâfirin yüzüne esermiş gibi kendini tamâmen Allâh a havâle etmiş kâfir donanmasına karşı gidişini hiç kesmeden sürdürüyordu Bir ara baştardasının güvertesinden içeriye girdi ve kısa bir müddet orada kaldı Bilâhare yeniden güverteye geldi Elinde iki kâğıt parçası vardı Kelâm ı Kadîm ve Furkân ı Azîm den iki âyet i kerîme yazılı olan bu kâğıtları kendi mübârek elleri ile baştardasının iki tarafından deryâya bıraktı O sâniyede Allâh ın izni ve yardımı ile o ters esen rüzgâr birden kesiliverdi Bu kesiliş öyle yavaş yavaş tedrîcî değil birdenbire ve bıçakla koparılmış gibi cereyân etti Biraz evvel arkalarına aldıkları rüzgâr ile Türk gemilerinin üstüne yürümekte olan kâfir karaka kalyon kadırga ve barçaları yerlerinde durup kaldılar gûyâ kadîd oldular Hava birden öyle limanlık oldu ki az evvelki Cehennemî zamân yaşanmamış bu deryâ üstünde ebediyyen rüzgâr esmemiş sanırsın Deryâ derin bir uykuya dalmış gibiydi Sanki sular donmuş karaya dönmüştü Veyâhûd deryânın suları eskiden beri aslâ hareket etmezdi Ne bileyim üstünde iki rakîb donanmanın yüzmekte olduğu bu suların hareket etmek ve dalgalanmak âdeti yok olup gitmişti Dalgalanmak artık deryânın şânı olmaktan çıkmıştı Şimdi bunları gözleriyle görüp yaşayan bu kemter Seyyid Murâdî bendeniz göğsünü gere gere kendisine Hayreddînli demekte yerden göğe kadar haklı değil mi Deniz üstünde yürürüz Düşmanı arar buluruz Öcümüz komaz alırız Bize Hayreddînli derler

Ucuz Kitap Al
368,00

Ötüken Neşriyat

Kasım 2019695 sf.
13.00x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Turgut Güler tarafından kaleme alınan Deryalar Sultanı Ötüken Neşriyat eseri olarak okurlarla buluşuyor Deryalar Sultanı Turgut Güler Kitap Özeti Turgut Güler in Gazavât ı Hayreddin Paşa yı esas alarak yazdığı Deryâlar Sultanı denizlerde Türk satvet ve hakimiyetinin kurulduğu 16 asrın pek çok büyük adamından birinin karaları demir kuşaklı cihan pehlivanlarıyla tutan Osmanlı Türk Cihan Devleti nin Akdeniz sularını ve kıyılarını onun eliyle boydan boya kavradığı büyük kahramanımız Hızır Hayreddin Paşa nın romanıdır Biz Türk derya erlerine boşuna Hayreddînli denmemiştir Bizim serdarımız bir uluğ Türk tür ki onun yoldaşlarına malüm olan kerametlerini velayetlerini saymak imkanı yoktur Allah tuttuğu her işi nusreti ile donatsın ve dahi asan eylesin herkesin melül ve mükedder olduğu o demde Hayreddin Paşa nın cemalinde en küçük bir keder izi görünmedi Sanki ters rüzgar kafirin yüzüne esermiş gibi kendini tamamen Allah a havale etmiş kafir donanmasına karşı gidişini hiç kesmeden sürdürüyordu Bir ara baştardasının güvertesinden içeriye girdi ve kısa bir müddet orada kaldı Bilahare yeniden güverteye geldi Elinde iki kağıt parçası vardı Kelam ı Kadim ve Furkân ı Azîm den iki âyet i kerîme yazılı olan bu kâğıtları kendi mübârek elleri ile baştardasının iki tarafından deryâya bıraktı O saniyede Allah ın izni ve yardımı ile o ters esen rüzgar birden kesiliverdi Bu kesiliş öyle yavaş yavaş tedrîcî değil birdenbire ve bıçakla koparılmış gibi cereyân etti Biraz evvel arkalarına aldıkları rüzgar ile Türk gemilerinin üstüne yürümekte olan kafir karaka kalyon kadırga ve barçaları yerlerinde durup kaldılar güya kadid oldular Hava birden öyle limanlık oldu ki az evvelki Cehennemi zaman yaşanmamış bu derya üstünde ebediyyen rüzgar esmemiş sanırsın Derya derin bir uykuya dalmış gibiydi Sanki sular donmuş karaya dönmüştü Veyahüd deryanın suları eskiden beri asla hareket etmezdi Ne bileyim üstünde iki rakîb donanmanın yüzmekte olduğu bu suların hareket etmek ve dalgalanmak adeti yok olup gitmişti Dalgalanmak artık deryanın şanı olmaktan çıkmıştı Şimdi bunları gözleriyle görüp yaşayan bu kemter Seyyid Murâdî bendeniz göğsünü gere gere kendisine Hayreddînli demekte yerden göğe kadar haklı değil mi Deniz üstünde yürürüz Düşmanı arar buluruz Öcümüz komaz alırız Bize Hayreddinli derler Yayınevi Ötüken Neşriyat Yazar Turgut Güler Sayfa 695 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Basım Yılı Kasım 2019 Barkod 9786051558547 Kategori Tarihsel Romanlar

Ötüken Neşriyat

Ötüken Neşriyat

Kasım 20191. baskı695 sf.
13,5 cm x 21 cm
Ötüken Neşriyat

Turgut Güler in Gazavât ı Hayreddin Paşa yı esas alarak yazdığı Deryâlar Sultânı denizlerde Türk satvet ve hâkimiyetinin kurulduğu 16 asrın pek çok büyük adamından birinin karaları demir kuşaklı cihan pehlivanlarıyla tutan Osmanlı Türk Cihân Devleti nin Akdeniz sularını ve kıyılarını onun eliyle boydan boya kavradığı büyük kahramanımız Hızır Hayreddin Paşa nın romanıdır Biz Türk deryâ erlerine boşuna Hayreddînli denmemiştir Bizim serdârımız bir uluğ Türk tür ki onun yoldaşlarına mâlûm olan kerâmetlerini velâyetlerini saymak imkânı yoktur Allâh tuttuğu her işi nusreti ile donatsın ve dahî âsân eylesin herkesin melûl ve mükedder olduğu o demde Hayreddîn Paşa nın cemâlinde en küçük bir keder izi görünmedi Sanki ters rüzgâr kâfirin yüzüne esermiş gibi kendini tamâmen Allâh a havâle etmiş kâfir donanmasına karşı gidişini hiç kesmeden sürdürüyordu Bir ara baştardasının güvertesinden içeriye girdi ve kısa bir müddet orada kaldı Bilâhare yeniden güverteye geldi Elinde iki kâğıt parçası vardı Kelâm ı Kadîm ve Furkân ı Azîm den iki âyet i kerîme yazılı olan bu kâğıtları kendi mübârek elleri ile baştardasının iki tarafından deryâya bıraktı O sâniyede Allâh ın izni ve yardımı ile o ters esen rüzgâr birden kesiliverdi Bu kesiliş öyle yavaş yavaş tedrîcî değil birdenbire ve bıçakla koparılmış gibi cereyân etti Biraz evvel arkalarına aldıkları rüzgâr ile Türk gemilerinin üstüne yürümekte olan kâfir karaka kalyon kadırga ve barçaları yerlerinde durup kaldılar gûyâ kadîd oldular Hava birden öyle limanlık oldu ki az evvelki Cehennemî zamân yaşanmamış bu deryâ üstünde ebediyyen rüzgâr esmemiş sanırsın Deryâ derin bir uykuya dalmış gibiydi Sanki sular donmuş karaya dönmüştü Veyâhûd deryânın suları eskiden beri aslâ hareket etmezdi Ne bileyim üstünde iki rakîb donanmanın yüzmekte olduğu bu suların hareket etmek ve dalgalanmak âdeti yok olup gitmişti Dalgalanmak artık deryânın şânı olmaktan çıkmıştı Şimdi bunları gözleriyle görüp yaşayan bu kemter Seyyid Murâdî bendeniz göğsünü gere gere kendisine Hayreddînli demekte yerden göğe kadar haklı değil mi Deniz üstünde yürürüz Düşmanı arar buluruz Öcümüz komaz alırız Bize Hayreddînli derler

Ötüken Neşriyat

Ötüken Neşriyat

Haziran 20211. baskı360 sf.
13,5 cm x 21 cm
Ötüken Neşriyat

Sultan Murâd Hân yaralı askerler kadar muhârib askerleri de yakından görmek istiyor sık sık onların arasına katılıyor hattâ asker saflarını teftîş ediyordu İşte bu ziyâret ve teftîşlerinden birinde bıyıksız bir asker gördü Bu pek küçük yaşda daha bıyıkları çıkmamış bir oğlandı Oysa Sultan Murâd Üsküdar Sahrâsı na Otâğ ı Hümâyûn kurulurken sefer güzergâhında orduya katılacak gönüllülerin bıyıklı olmalarını fermân eylemiş idi Sultan Murâd ordusunda bıyıksız asker istemiyordu Pâdişâh buyruğuna itaat etmeyen bu oğlan ne demeye bıyığı olmadan orduya girmiş ve Bağdad önlerine kadar gelmişti Çok hiddetlenen öykelenen ve dahî gazablanan Sultan Murâd Hân hemen o oğlanı huzûruna getirtti O sırada yakında ve uzakta olan cümle askerler yaptıkları işleri bırakmışlar Pâdişâh ile bıyıksız oğlan arasında yaşanacakları seyre dalmışlardı Sultan Murâd Bıyıksız Oğlan a Yâ oğlan Sen Pâdişâh buyruğu bilmez misin Biz daha seferin bidâyetinde gönüllü askerimin bıyıkları burula Dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak durula Demedik mi Bu nice bir hadzislik ve dahî densizliktir Cevâbın tez gelsin diye kükredi Bıyıksız Oğlan belindeki kılıncını düzeltti omzundaki yayını yokladı sırtındaki sadağına dokundu ve daha sonra iki elini göğüs hizâsında birleştirerek Sultân Murâd ın ordusunda bıyıksız asker yoktur Bu Osman kulunuzun bıyıkları buruludur ve dahî üstünde demir tarak kemik tarak şimşir tarak duruludur Hünkâr ım Bıyıksız asker olmak Osman kulunuzun harcı değildir diye var gücüyle bağırdı Bunun üzerine daha da hiddetlenen Pâdişâh kendi gözlerine mi yoksa bıyıksız Osman ın dediklerine mi inanacağını kendisine sormaya başladı Sen eyice haddi aşıp edebsizlik vâdîsine daldın Olmayan bıyıklarına demir şimşir ve kemik tarak koymak da ne oluyor Osman Oğlan bu Pâdişâh nârâsına cevap vermek için sağ elini ibrişim kuşağına attı ve oradan aldığı uzun dişli kemik tarağı üst dudaklarına öyle bir şiddet ve dahî kuvvetle sapladı ki akan kanlar aşağıya ayaklarına kadar sel misâli boşaldı Kemik tarak ise bıyık ormanına dalmış gibi saplandığı yerde dimdik durdu