MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ötüken Kitap Türk Sanatları Çini Timur Bilir — Timur Bilir

Ötüken Kitap Türk Sanatları Çini Timur Bilir
975,00
Sanat TarihiSanat Tarihi ve Kuramı

Ötüken Kitap Türk Sanatları Çini Timur Bilir

Timur Bilir

Türk Kültürüne Hizmet Vakfı

Mayıs 2026336 sf.
Karton Kapak16x24
Kitap AmbarıEn ucuz

Ötüken Kitap Türk Sanatları Çini Timur Bilir

Timur Bilir

Çin sanatına özgü anlamında türetilmiş çini bizim geleneksel seramiğimizdir Türklerde seramik geleneği Karahanlılar ve Gazneliler dönemi yapılarında ortaya çıkmıştır Sırlı seramiğin Anadolu ya gelişi ise Selçuklu Türkleri vasıtası ile olmuştur Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra ortaya çıkan siyasi karışıklıkta yaşanan Beylikler Dönemi nde yine Selçuklu çini geleneği benzer şekilde devam etmiştir Erken Osmanlı Dönemi nde çinilerin hamuru Selçuklu da olduğu gibi kırmızı iken beyaz çini hamuru ilk olarak 15 yüzyıl mavi beyazlarında karşımıza çıkar Fatih dönemi saray nakkaş başı olan Baba Nakkaş ın sanatımıza kazandırdığı bu tarza ona ithafen Baba Nakkaş Üslubu adı verilmiştir Mimar Sinan ın eserlerinde çiniye özel bir ilgi göstermesinin sonucunda çini sanatının yükselişi 16 yüzyılda olmuştur Yüzyılın ilk yarısında üretilen çiniler Şam daki abidevi yapılardaki örneklere benzediğinden bunlara yanlış olarak Şam İşi adı yakıştırılmış ama 1960 larda Oktay Aslanapa başkanlığında yapılan İznik çini fırınları kazısı neticesinde bu çinilerin İznik te üretildiği kesinlik kazanmıştır 16 yüzyılın ikinci yarısı ise çini sanatında meşhur kırmızı rengin ortaya çıktığı en parlak dönemdir Şahkulu nun öğrencisi olan Kara Memi nin ilk olarak Muhibbi Divanı nın tezhiplerinde kullandığı natüralist çiçek üslubu çini sanatına da yansıyarak lale karanfil gül sümbül gibi birçok çiçeği görebildiğimiz bu desenler çinileri adeta cennet tasvirine dönüştürmüştür 17 yüzyılda abidevi yapıların azalması ile çini sanatı gerilemeye başlamış işçilik ve kalite bozulmuştur Yüzyılın sonlarına doğru saray patronajında olan İznik çiniciliği yerini gölgesinde kalan Kütahya ya bırakmıştır Yine bu yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul da İznik çiniciliğini yeniden canlandırmak amacı ile Tekfur Sarayı civarında kurulan atölyelerde kısa bir dönem çini üretilmiş ama İznik çinilerinin kalitesine ulaşılamamıştır Üniversitelerin ve yerel yönetimlerin gayreti ile bu kültür varlığı yaşatılmaya devam ettirilmektedir

Ötüken Neşriyat
1.050,00

Ötüken Neşriyat

Mayıs 20261. baskı336 sf.
16x24
Ötüken Neşriyat

Çin sanatına özgü anlamında türetilmiş çini bizim geleneksel seramiğimizdir Türklerde seramik geleneği Karahanlılar ve Gazneliler dönemi yapılarında ortaya çıkmıştır Sırlı seramiğin Anadolu ya gelişi ise Selçuklu Türkleri vasıtası ile olmuştur Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra ortaya çıkan siyasi karışıklıkta yaşanan Beylikler Dönemi nde yine Selçuklu çini geleneği benzer şekilde devam etmiştir Erken Osmanlı Dönemi nde çinilerin hamuru Selçuklu da olduğu gibi kırmızı iken beyaz çini hamuru ilk olarak 15 yüzyıl mavi beyazlarında karşımıza çıkar Fatih dönemi saray nakkaş başı olan Baba Nakkaş ın sanatımıza kazandırdığı bu tarza ona ithafen Baba Nakkaş Üslubu adı verilmiştir Mimar Sinan ın eserlerinde çiniye özel bir ilgi göstermesinin sonucunda çini sanatının yükselişi 16 yüzyılda olmuştur Yüzyılın ilk yarısında üretilen çiniler Şam daki abidevi yapılardaki örneklere benzediğinden bunlara yanlış olarak Şam İşi adı yakıştırılmış ama 1960 larda Oktay Aslanapa başkanlığında yapılan İznik çini fırınları kazısı neticesinde bu çinilerin İznik te üretildiği kesinlik kazanmıştır 16 yüzyılın ikinci yarısı ise çini sanatında meşhur kırmızı rengin ortaya çıktığı en parlak dönemdir Şahkulu nun öğrencisi olan Kara Memi nin ilk olarak Muhibbi Divanı nın tezhiplerinde kullandığı natüralist çiçek üslubu çini sanatına da yansıyarak lale karanfil gül sümbül gibi birçok çiçeği görebildiğimiz bu desenler çinileri adeta cennet tasvirine dönüştürmüştür 17 yüzyılda abidevi yapıların azalması ile çini sanatı gerilemeye başlamış işçilik ve kalite bozulmuştur Yüzyılın sonlarına doğru saray patronajında olan İznik çiniciliği yerini gölgesinde kalan Kütahya ya bırakmıştır Yine bu yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul da İznik çiniciliğini yeniden canlandırmak amacı ile Tekfur Sarayı civarında kurulan atölyelerde kısa bir dönem çini üretilmiş ama İznik çinilerinin kalitesine ulaşılamamıştır Üniversitelerin ve yerel yönetimlerin gayreti ile bu kültür varlığı yaşatılmaya devam ettirilmektedir

D&R
1.170,00

Türk Kültürüne Hizmet Vakfı

20261. baskı336 sf.
16 x 242. HamurTürkçe
D&R

Çin sanatına özgü anlamında türetilmiş çini bizim geleneksel seramiğimizdir Türklerde seramik geleneği Karahanlılar ve Gazneliler dönemi yapılarında ortaya çıkmıştır Sırlı seramiğin Anadolu ya gelişi ise Selçuklu Türkleri vasıtası ile olmuştur Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra ortaya çıkan siyasi karışıklıkta yaşanan Beylikler Dönemi nde yine Selçuklu çini geleneği benzer şekilde devam etmiştir Erken Osmanlı Dönemi nde çinilerin hamuru Selçuklu da olduğu gibi kırmızı iken beyaz çini hamuru ilk olarak 15 yüzyıl mavi beyazlarında karşımıza çıkar Fatih dönemi saray nakkaş başı olan Baba Nakkaş ın sanatımıza kazandırdığı bu tarza ona ithafen Baba Nakkaş Üslubu adı verilmiştir Mimar Sinan ın eserlerinde çiniye özel bir ilgi göstermesinin sonucunda çini sanatının yükselişi 16 yüzyılda olmuştur Yüzyılın ilk yarısında üretilen çiniler Şam daki abidevi yapılardaki örneklere benzediğinden bunlara yanlış olarak Şam İşi adı yakıştırılmış ama 1960 larda Oktay Aslanapa başkanlığında yapılan İznik çini fırınları kazısı neticesinde bu çinilerin İznik te üretildiği kesinlik kazanmıştır 16 yüzyılın ikinci yarısı ise çini sanatında meşhur kırmızı rengin ortaya çıktığı en parlak dönemdir Şahkulu nun öğrencisi olan Kara Memi nin ilk olarak Muhibbi Divanı nın tezhiplerinde kullandığı natüralist çiçek üslubu çini sanatına da yansıyarak lale karanfil gül sümbül gibi birçok çiçeği görebildiğimiz bu desenler çinileri adeta cennet tasvirine dönüştürmüştür 17 yüzyılda abidevi yapıların azalması ile çini sanatı gerilemeye başlamış işçilik ve kalite bozulmuştur Yüzyılın sonlarına doğru saray patronajında olan İznik çiniciliği yerini gölgesinde kalan Kütahya ya bırakmıştır Yine bu yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul da İznik çiniciliğini yeniden canlandırmak amacı ile Tekfur Sarayı civarında kurulan atölyelerde kısa bir dönem çini üretilmiş ama İznik çinilerinin kalitesine ulaşılamamıştır Üniversitelerin ve yerel yönetimlerin gayreti ile bu kültür varlığı yaşatılmaya devam ettirilmektedir Tanıtım Bülteninden

Pandora

Türk Kültürüne Hizmet Vakfi

330 sf.
Pandora

Çin sanatına özgü anlamında türetilmiş çini bizim geleneksel seramiğimizdir Türklerde seramik geleneği Karahanlılar ve Gazneliler dönemi yapılarında ortaya çıkmıştır Sırlı seramiğin Anadolu ya gelişi ise Selçuklu Türkleri vasıtası ile olmuştur Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra ortaya çıkan siyasi karışıklıkta yaşanan Beylikler Dönemi nde yine Selçuklu çini geleneği benzer şekilde devam etmiştir Erken Osmanlı Dönemi nde çinilerin hamuru Selçuklu da olduğu gibi kırmızı iken beyaz çini hamuru ilk olarak 15 yüzyıl mavi beyazlarında karşımıza çıkar Fatih dönemi saray nakkaş başı olan Baba Nakkaş ın sanatımıza kazandırdığı bu tarza ona ithafen Baba Nakkaş Üslubu adı verilmiştir Mimar Sinan ın eserlerinde çiniye özel bir ilgi göstermesinin sonucunda çini sanatının yükselişi 16 yüzyılda olmuştur Yüzyılın ilk yarısında üretilen çiniler Şam daki abidevi yapılardaki örneklere benzediğinden bunlara yanlış olarak Şam İşi adı yakıştırılmış ama 1960 larda Oktay Aslanapa başkanlığında yapılan İznik çini fırınları kazısı neticesinde bu çinilerin İznik te üretildiği kesinlik kazanmıştır 16 yüzyılın ikinci yarısı ise çini sanatında meşhur kırmızı rengin ortaya çıktığı en parlak dönemdir Şahkulu nun öğrencisi olan Kara Memi nin ilk olarak Muhibbi Divanı nın tezhiplerinde kullandığı natüralist çiçek üslubu çini sanatına da yansıyarak lale karanfil gül sümbül gibi birçok çiçeği görebildiğimiz bu desenler çinileri adeta cennet tasvirine dönüştürmüştür 17 yüzyılda abidevi yapıların azalması ile çini sanatı gerilemeye başlamış işçilik ve kalite bozulmuştur Yüzyılın sonlarına doğru saray patronajında olan İznik çiniciliği yerini gölgesinde kalan Kütahya ya bırakmıştır Yine bu yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul da İznik çiniciliğini yeniden canlandırmak amacı ile Tekfur Sarayı civarında kurulan atölyelerde kısa bir dönem çini üretilmiş ama İznik çinilerinin kalitesine ulaşılamamıştır Üniversitelerin ve yerel yönetimlerin gayreti ile bu kültür varlığı yaşatılmaya devam ettirilmektedir