Ötüken Kitap Uçak Kanadında Evliya Çelebi Ayşe Didem Uslu — Ayşe Didem Uslu

Ötüken Kitap Uçak Kanadında Evliya Çelebi Ayşe Didem Uslu
Ayşe Didem UsluÖtüken Neşriyat
Ötüken Kitap Uçak Kanadında Evliya Çelebi Ayşe Didem Uslu
Ayşe Didem UsluBir gün bir ağaç dibinde güzel bir döşek yapmıştım At yorulmuş bense bitmiştim Hemen ekmeğimi biraz suyla boğazımdan ittim ve arkasından ikindi namazımı kıldım İçim geçmiş uykunun derinliklerine kaymışım Bir baktım ki bir cami önündeyim Kapıları açıldı beni buyur etmek için içeriden dışarıya nurlar saçıldı Usulca eşiği atladım Cemaat saf tutmuş hemen onlarla sabah namazımın sünnetini kıldım Salavat ı şerifleri okunurken bir köşeye büzülüp huşu ile dinlemeye başladım Ol esnada çevremde misk kokuları yayıldığını hissedince yanımdakilere camiye girenlerin kim olduklarını sordum Meğer Peygamberimizin aziz ruhları ve din büyüklerimizin soyut varlığı benimle birlikteymiş Az sonra sıkıntıya düşen Anadolu Müslümanlarına yardım için Peygamber Efendimiz ve dostları sabah namazını kılacaklarmış İçeriye nur girdiğinde öyle şaşırmıştım ki önüne gittim başım önümde Peygamberimize korkuyla karışık saygı içinde Şefaat yâ Resulallah diyecektim ki Seyahat yâ Resulallah deyivermişim Nasıl olduysa dilim sürçmüş yanlış bir dilekte bulunmuştum Efendimiz şefaatimin sağlıklı ve kolay seyahat olmasını Allah tan niyaz ettiğinde bunun gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim Cemaat bir ağızdan âmin dediler birlikte Fatiha okuduk Ellerini öperken Fatihalar tekrarlandı Bu mübarek insanlar beni alnımdan öpüp giderlerken arkalarından bakakalmışım Derken gözümü açtım Bin bir zorluklar ayağa dikildim eşyamı topladım Atıma doğru yürürken birden yol gözümde büyüdü Nasıl oldu bilmem ağzımdan Ah Allahım şu kuşlar gibi uçabilsem diye bir cümle çıktı Kuşun kanatlarını çırpışı kâh yükselip kâh alçalarak istediği yere uçuşu vardı ki içim gitti Biraz gittik karşımıza bir kafile çıktı Epey kalabalık bir cemaatti Evvelâ giysileri tuhafıma gitti Başlarında ne sarık vardı ne şapka Şalvar da giymemişlerdi İnce kaftanları da yoktu Hanımlı beyli bir gruptular Garibime gitti Ne sırtlarında çıkın taşıyorlardı ne de atlarının yanlarında denkleri vardı Kollarında veya sırtlarında veya peşisıra sürükledikleri dört köşe torbaları vardı Meğer onlar da seyyah imişler uzak diyarlara gidiyorlarmış Hele iki hanım vardı ki onlara çok şaştım Beni aralarına aldılar uçak dedikleri alete binip kuşlar gibi uzaklara uçacakmışız Sizler de yolculuk yapacak olursanız mutlaka bu insanları bulun da bunların anlattıkları şekilde uzak yollara uçarak gidin Yoksa atla gitmek gerçekten zor oluyor İşte yol boyunca onların anlattıkları Bismillahirrahmanirrahim

Ötüken Neşriyat
Bir gün bir ağaç dibinde güzel bir döşek yapmıştım At yorulmuş bense bitmiştim Hemen ekmeğimi biraz suyla boğazımdan ittim ve arkasından ikindi namazımı kıldım İçim geçmiş uykunun derinliklerine kaymışım Bir baktım ki bir cami önündeyim Kapıları açıldı beni buyur etmek için içeriden dışarıya nurlar saçıldı Usulca eşiği atladım Cemaat saf tutmuş hemen onlarla sabah namazımın sünnetini kıldım Salavat ı şerifleri okunurken bir köşeye büzülüp huşu ile dinlemeye başladım O esnada çevremde misk kokuları yayıldığını hissedince yanımdakilere camiye girenlerin kim olduklarını sordum Meğer Peygamberimizin aziz ruhları ve din büyüklerimizin soyut varlığı benimle birlikteymiş Az sonra sıkıntıya düşen Anadolu Müslümanlarına yardım için Peygamber Efendimiz ve dostları sabah namazını kılacaklarmış İçeriye nur girdiğinde öyle şaşırmıştım ki önüne gittim başım önümde Peygamberimize korkuyla karışık saygı içinde Şefaat yâ Resulallah diyecektim ki Seyahat yâ Resulallah deyivermişim Nasıl olduysa dilim sürçmüş yanlış bir dilekte bulunmuştum Efendimiz şefaatimin sağlıklı ve kolay seyahat olmasını Allah tan niyaz ettiğinde bunun gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim Cemaat bir ağızdan âmin dediler birlikte Fatiha okuduk Ellerini öperken Fatihalar tekrarlandı Bu mübarek insanlar beni alnımdan öpüp giderlerken arkalarından bakakalmışım Derken gözümü açtım Binbir zorluklar ayağa dikildim eşyamı topladım Atıma doğru yürürken birden yol gözümde büyüdü Nasıl oldu bilmem ağzımdan Ah Allahım şu kuşlar gibi uçabilsem diye bir cümle çıktı Kuşun kanatlarını çırpışı kâh yükselip kâh alçalarak istediği yere uçuşu vardı ki içim gitti Biraz gittik karşımıza bir kafile çıktı Epey kalabalık bir cemaatti Evvelâ giysileri tuhafıma gitti Başlarında ne sarık vardı ne şapka Şalvar da giymemişlerdi İnce kaftanları da yoktu Hanımlı beyli bir gruptular Garibime gitti Ne sırtlarında çıkın taşıyorlardı ne de atlarının yanlarında denkleri vardı Kollarında veya sırtlarında veya peşisıra sürükledikleri dört köşe torbaları vardı Meğer onlar da seyyah imişler uzak diyarlara gidiyorlarmış Hele iki hanım vardı ki onlara çok şaştım Beni aralarına aldılar uçak dedikleri alete binip kuşlar gibi uzaklara uçacakmışız Sizler de yolculuk yapacak olursanız mutlaka bu insanları bulun da bunların anlattıkları şekilde uzak yollara uçarak gidin Yoksa atla gitmek gerçekten zor oluyor İşte yol boyunca onların anlattıkları Bismillahirrahmanirrahim

Ötüken Neşriyat
Bir gün bir ağaç dibinde güzel bir döşek yapmıştım At yorulmuş bense bitmiştim Hemen ekmeğimi biraz suyla boğazımdan ittim ve arkasından ikindi namazımı kıldım İçim geçmiş uykunun derinliklerine kaymışım Bir baktım ki bir cami önündeyim Kapıları açıldı beni buyur etmek için içeriden dışarıya nurlar saçıldı Usulca eşiği atladım Cemaat saf tutmuş hemen onlarla sabah namazımın sünnetini kıldım Salavat ı şerifleri okunurken bir köşeye büzülüp huşu ile dinlemeye başladım Ol esnada çevremde misk kokuları yayıldığını hissedince yanımdakilere camiye girenlerin kim olduklarını sordum Meğer Peygamberimizin aziz ruhları ve din büyüklerimizin soyut varlığı benimle birlikteymiş Az sonra sıkıntıya düşen Anadolu Müslümanlarına yardım için Peygamber Efendimiz ve dostları sabah namazını kılacaklarmış İçeriye nur girdiğinde öyle şaşırmıştım ki önüne gittim başım önümde Peygamberimize korkuyla karışık saygı içinde Şefaat yâ Resulallah diyecektim ki Seyahat yâ Resulallah deyivermişim Nasıl olduysa dilim sürçmüş yanlış bir dilekte bulunmuştum Efendimiz şefaatimin sağlıklı ve kolay seyahat olmasını Allah tan niyaz ettiğinde bunun gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim Cemaat bir ağızdan âmin dediler birlikte Fatiha okuduk Ellerini öperken Fatihalar tekrarlandı Bu mübarek insanlar beni alnımdan öpüp giderlerken arkalarından bakakalmışım Derken gözümü açtım Bin bir zorluklar ayağa dikildim eşyamı topladım Atıma doğru yürürken birden yol gözümde büyüdü Nasıl oldu bilmem ağzımdan Ah Allahım şu kuşlar gibi uçabilsem diye bir cümle çıktı Kuşun kanatlarını çırpışı kâh yükselip kâh alçalarak istediği yere uçuşu vardı ki içim gitti Biraz gittik karşımıza bir kafile çıktı Epey kalabalık bir cemaatti Evvelâ giysileri tuhafıma gitti Başlarında ne sarık vardı ne şapka Şalvar da giymemişlerdi İnce kaftanları da yoktu Hanımlı beyli bir gruptular Garibime gitti Ne sırtlarında çıkın taşıyorlardı ne de atlarının yanlarında denkleri vardı Kollarında veya sırtlarında veya peşisıra sürükledikleri dört köşe torbaları vardı Meğer onlar da seyyah imişler uzak diyarlara gidiyorlarmış Hele iki hanım vardı ki onlara çok şaştım Beni aralarına aldılar uçak dedikleri alete binip kuşlar gibi uzaklara uçacakmışız Sizler de yolculuk yapacak olursanız mutlaka bu insanları bulun da bunların anlattıkları şekilde uzak yollara uçarak gidin Yoksa atla gitmek gerçekten zor oluyor İşte yol boyunca onların anlattıkları Bismillahirrahmanirrahim

ÖTÜKEN NEŞRİYAT
Bir gün bir ağaç dibinde güzel bir döşek yapmıştım At yorulmuş bense bitmiştim Hemen ekmeğimi biraz suyla boğazımdan ittim ve arkasından ikindi namazımı kıldım İçim geçmiş uykunun derinliklerine kaymışım Bir baktım ki bir cami önündeyim Kapıları açıldı beni buyur etmek için içeriden dışarıya nurlar saçıldı Usulca eşiği atladım Cemaat saf tutmuş hemen onlarla sabah namazımın sünnetini kıldım Salavat ı şerifleri okunurken bir köşeye büzülüp huşu ile dinlemeye başladım O esnada çevremde misk kokuları yayıldığını hissedince yanımdakilere camiye girenlerin kim olduklarını sordum Meğer Peygamberimizin aziz ruhları ve din büyüklerimizin soyut varlığı benimle birlikteymiş Az sonra sıkıntıya düşen Anadolu Müslümanlarına yardım için Peygamber Efendimiz ve dostları sabah namazını kılacaklarmış İçeriye nur girdiğinde öyle şaşırmıştım ki önüne gittim başım önümde Peygamberimize korkuyla karışık saygı içinde Şefaat yâ Resulallah diyecektim ki Seyahat yâ Resulallah deyivermişim Nasıl olduysa dilim sürçmüş yanlış bir dilekte bulunmuştum Efendimiz şefaatimin sağlıklı ve kolay seyahat olmasını Allah tan niyaz ettiğinde bunun gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim Cemaat bir ağızdan âmin dediler birlikte Fatiha okuduk Ellerini öperken Fatihalar tekrarlandı Bu mübarek insanlar beni alnımdan öpüp giderlerken arkalarından bakakalmışım Derken gözümü açtım Binbir zorluklar ayağa dikildim eşyamı topladım Atıma doğru yürürken birden yol gözümde büyüdü Nasıl oldu bilmem ağzımdan Ah Allahım şu kuşlar gibi uçabilsem diye bir cümle çıktı Kuşun kanatlarını çırpışı kâh yükselip kâh alçalarak istediği yere uçuşu vardı ki içim gitti Biraz gittik karşımıza bir kafile çıktı Epey kalabalık bir cemaatti Evvelâ giysileri tuhafıma gitti Başlarında ne sarık vardı ne şapka Şalvar da giymemişlerdi İnce kaftanları da yoktu Hanımlı beyli bir gruptular Garibime gitti Ne sırtlarında çıkın taşıyorlardı ne de atlarının yanlarında denkleri vardı Kollarında veya sırtlarında veya peşisıra sürükledikleri dört köşe torbaları vardı Meğer onlar da seyyah imişler uzak diyarlara gidiyorlarmış Hele iki hanım vardı ki onlara çok şaştım Beni aralarına aldılar uçak dedikleri alete binip kuşlar gibi uzaklara uçacakmışız Sizler de yolculuk yapacak olursanız mutlaka bu insanları bulun da bunların anlattıkları şekilde uzak yollara uçarak gidin Yoksa atla gitmek gerçekten zor oluyor İşte yol boyunca onların anlattıkları Bismillahirrahmanirrahim

Ötüken Neşriyat
Bir gün bir ağaç dibinde güzel bir döşek yapmıştım At yorulmuş bense bitmiştim Hemen ekmeğimi biraz suyla boğazımdan ittim ve arkasından ikindi namazımı kıldım İçim geçmiş uykunun derinliklerine kaymışım Bir baktım ki bir cami önündeyim Kapıları açıldı beni buyur etmek için içeriden dışarıya nurlar saçıldı Usulca eşiği atladım Cemaat saf tutmuş hemen onlarla sabah namazımın sünnetini kıldım Salavat ı şerifleri okunurken bir köşeye büzülüp huşu ile dinlemeye başladım Ol esnada çevremde misk kokuları yayıldığını hissedince yanımdakilere camiye girenlerin kim olduklarını sordum Meğer Peygamberimizin aziz ruhları ve din büyüklerimizin soyut varlığı benimle birlikteymiş Az sonra sıkıntıya düşen Anadolu Müslümanlarına yardım için Peygamber Efendimiz ve dostları sabah namazını kılacaklarmış İçeriye nur girdiğinde öyle şaşırmıştım ki önüne gittim başım önümde Peygamberimize korkuyla karışık saygı içinde Şefaat yâ Resulallah diyecektim ki Seyahat yâ Resulallah deyivermişim Nasıl olduysa dilim sürçmüş yanlış bir dilekte bulunmuştum Efendimiz şefaatimin sağlıklı ve kolay seyahat olmasını Allah tan niyaz ettiğinde bunun gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim Cemaat bir ağızdan âmin dediler birlikte Fatiha okuduk Ellerini öperken Fatihalar tekrarlandı Bu mübarek insanlar beni alnımdan öpüp giderlerken arkalarından bakakalmışım Derken gözümü açtım Bin bir zorluklar ayağa dikildim eşyamı topladım Atıma doğru yürürken birden yol gözümde büyüdü Nasıl oldu bilmem ağzımdan Ah Allahım şu kuşlar gibi uçabilsem diye bir cümle çıktı Kuşun kanatlarını çırpışı kâh yükselip kâh alçalarak istediği yere uçuşu vardı ki içim gitti Biraz gittik karşımıza bir kafile çıktı Epey kalabalık bir cemaatti Evvelâ giysileri tuhafıma gitti Başlarında ne sarık vardı ne şapka Şalvar da giymemişlerdi İnce kaftanları da yoktu Hanımlı beyli bir gruptular Garibime gitti Ne sırtlarında çıkın taşıyorlardı ne de atlarının yanlarında denkleri vardı Kollarında veya sırtlarında veya peşisıra sürükledikleri dört köşe torbaları vardı Meğer onlar da seyyah imişler uzak diyarlara gidiyorlarmış Hele iki hanım vardı ki onlara çok şaştım Beni aralarına aldılar uçak dedikleri alete binip kuşlar gibi uzaklara uçacakmışız Sizler de yolculuk yapacak olursanız mutlaka bu insanları bulun da bunların anlattıkları şekilde uzak yollara uçarak gidin Yoksa atla gitmek gerçekten zor oluyor İşte yol boyunca onların anlattıkları Bismillahirrahmanirrahim

Ötüken
Bir gün bir ağaç dibinde güzel bir döşek yapmıştım At yorulmuş bense bitmiştim Hemen ekmeğimi biraz suyla boğazımdan ittim ve arkasından ikindi namazımı kıldım İçim geçmiş uykunun derinliklerine kaymışım Bir baktım ki bir cami önündeyim Kapıları açıldı beni buyur etmek için içeriden dışarıya nurlar saçıldı Usulca eşiği atladım Cemaat saf tutmuş hemen onlarla sabah namazımın sünnetini kıldım Salavat ı şerifleri okunurken bir köşeye büzülüp huşu ile dinlemeye başladım Ol esnada çevremde misk kokuları yayıldığını hissedince yanımdakilere camiye girenlerin kim olduklarını sordum Meğer Peygamberimizin aziz ruhları ve din büyüklerimizin soyut varlığı benimle birlikteymiş Az sonra sıkıntıya düşen Anadolu Müslümanlarına yardım için Peygamber Efendimiz ve dostları sabah namazını kılacaklarmış İçeriye nur girdiğinde öyle şaşırmıştım ki önüne gittim başım önümde Peygamberimize korkuyla karışık saygı içinde Şefaat yâ Resulallah diyecektim ki Seyahat yâ Resulallah deyivermişim Nasıl olduysa dilim sürçmüş yanlış bir dilekte bulunmuştum Efendimiz şefaatimin sağlıklı ve kolay seyahat olmasını Allah tan niyaz ettiğinde bunun gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim Cemaat bir ağızdan âmin dediler birlikte Fatiha okuduk Ellerini öperken Fatihalar tekrarlandı Bu mübarek insanlar beni alnımdan öpüp giderlerken arkalarından bakakalmışım Derken gözümü açtım Bin bir zorlukla ayağa dikildim eşyamı topladım Atıma doğru yürürken birden yol gözümde büyüdü Nasıl oldu bilmem ağzımdan Ah Allahım şu kuşlar gibi uçabilsem diye bir cümle çıktı Kuşun kanatlarını çırpışı kâh yükselip kâh alçalarak istediği yere uçuşu vardı ki içim gitti Biraz gittik karşımıza bir kafile çıktı Epey kalabalık bir cemaatti Evvelâ giysileri tuhafıma gitti Başlarında ne sarık vardı ne şapka Şalvar da giymemişlerdi İnce kaftanları da yoktu Hanımlı beyli bir gruptular Garibime gitti Ne sırtlarında çıkın taşıyorlardı ne de atlarının yanlarında denkleri vardı Kollarında veya sırtlarında veya peşisıra sürükledikleri dört köşe torbaları vardı Meğer onlar da seyyah imişler uzak diyarlara gidiyorlarmış Hele iki hanım vardı ki onlara çok şaştım Beni aralarına aldılar uçak dedikleri alete binip kuşlar gibi uzaklara uçacakmışız Sizler de yolculuk yapacak olursanız mutlaka bu insanları bulun da bunların anlattıkları şekilde uzak yollara uçarak gidin Yoksa atla gitmek gerçekten zor oluyor İşte yol boyunca onların anlattıkları Bismillahirrahmanirrahim Tanıtım Yazısı ndan

Ötüken Neşriyat
Ayşe Didem Uslu tarafından kaleme alınan Uçak Kanadında Evliya Çelebi Ötüken Neşriyat eseri olarak okurlarla buluşuyor Uçak Kanadında Evliya Çelebi Ayşe Didem Uslu Kitap Özeti Bir gün bir ağaç dibinde güzel bir döşek yapmıştım At yorulmuş bense bitmiştim Hemen ekmeğimi biraz suyla boğazımdan ittim ve arkasından ikindi namazımı kıldım İçim geçmiş uykunun derinliklerine kaymışım Bir baktım ki bir cami önündeyim Kapıları açıldı beni buyur etmek için içeriden dışarıya nurlar saçıldı Usulca eşiği atladım Cemaat saf tutmuş hemen onlarla sabah namazımın sünnetini kıldım Salavat ı şerifleri okunurken bir köşeye büzülüp huşu ile dinlemeye başladım O esnada çevremde misk kokuları yayıldığını hissedince yanımdakilere camiye girenlerin kim olduklarını sordum Meğer Peygamberimizin aziz ruhları ve din büyüklerimizin soyut varlığı benimle birlikteymiş Az sonra sıkıntıya düşen Anadolu Müslümanlarına yardım için Peygamber Efendimiz ve dostları sabah namazını kılacaklarmış İçeriye nur girdiğinde öyle şaşırmıştım ki önüne gittim başım önümde Peygamberimize korkuyla karışık saygı içinde Şefaat yâ Resulallah diyecektim ki Seyahat yâ Resulallah deyivermişim Nasıl olduysa dilim sürçmüş yanlış bir dilekte bulunmuştum Efendimiz şefaatimin sağlıklı ve kolay seyahat olmasını Allah tan niyaz ettiğinde bunun gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim Cemaat bir ağızdan âmin dediler birlikte Fatiha okuduk Ellerini öperken Fatihalar tekrarlandı Bu mübarek insanlar beni alnımdan öpüp giderlerken arkalarından bakakalmışım Derken gözümü açtım Binbir zorluklar ayağa dikildim eşyamı topladım Atıma doğru yürürken birden yol gözümde büyüdü Nasıl oldu bilmem ağzımdan Ah Allahım şu kuşlar gibi uçabilsem diye bir cümle çıktı Kuşun kanatlarını çırpışı kâh yükselip kâh alçalarak istediği yere uçuşu vardı ki içim gitti Biraz gittik karşımıza bir kafile çıktı Epey kalabalık bir cemaatti Evvelâ giysileri tuhafıma gitti Başlarında ne sarık vardı ne şapka Şalvar da giymemişlerdi İnce kaftanları da yoktu Hanımlı beyli bir gruptular Garibime gitti Ne sırtlarında çıkın taşıyorlardı ne de atlarının yanlarında denkleri vardı Kollarında veya sırtlarında veya peşisıra sürükledikleri dört köşe torbaları vardı Meğer onlar da seyyah imişler uzak diyarlara gidiyorlarmış Hele iki hanım vardı ki onlara çok şaştım Beni aralarına aldılar uçak dedikleri alete binip kuşlar gibi uzaklara uçacakmışız Sizler de yolculuk yapacak olursanız mutlaka bu insanları bulun da bunların anlattıkları şekilde uzak yollara uçarak gidin Yoksa atla gitmek gerçekten zor oluyor İşte yol boyunca onların anlattıkları Bismillahirrahmanirrahim Yayınevi Ötüken Neşriyat Yazar Ayşe Didem Uslu Sayfa 444 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 00x19 50 cm Basım Yılı 2008 Barkod 9789754377057 Kategori Gezi Rehberi

Ötüken Neşriyat
Bir gün bir ağaç dibinde güzel bir döşek yapmıştım At yorulmuş bense bitmiştim Hemen ekmeğimi biraz suyla boğazımdan ittim ve arkasından ikindi namazımı kıldım İçim geçmiş uykunun derinliklerine kaymışım Bir baktım ki bir cami önündeyim Kapıları açıldı beni buyur etmek için içeriden dışarıya nurlar saçıldı Usulca eşiği atladım Cemaat saf tutmuş hemen onlarla sabah namazımın sünnetini kıldım Salavat ı şerifleri okunurken bir köşeye büzülüp huşu ile dinlemeye başladım O esnada çevremde misk kokuları yayıldığını hissedince yanımdakilere camiye girenlerin kim olduklarını sordum Meğer Peygamberimizin aziz ruhları ve din büyüklerimizin soyut varlığı benimle birlikteymiş Az sonra sıkıntıya düşen Anadolu Müslümanlarına yardım için Peygamber Efendimiz ve dostları sabah namazını kılacaklarmış İçeriye nur girdiğinde öyle şaşırmıştım ki önüne gittim başım önümde Peygamberimize korkuyla karışık saygı içinde Şefaat yâ Resulallah diyecektim ki Seyahat yâ Resulallah deyivermişim Nasıl olduysa dilim sürçmüş yanlış bir dilekte bulunmuştum Efendimiz şefaatimin sağlıklı ve kolay seyahat olmasını Allah tan niyaz ettiğinde bunun gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim Cemaat bir ağızdan âmin dediler birlikte Fatiha okuduk Ellerini öperken Fatihalar tekrarlandı Bu mübarek insanlar beni alnımdan öpüp giderlerken arkalarından bakakalmışım Derken gözümü açtım Binbir zorluklar ayağa dikildim eşyamı topladım Atıma doğru yürürken birden yol gözümde büyüdü Nasıl oldu bilmem ağzımdan Ah Allahım şu kuşlar gibi uçabilsem diye bir cümle çıktı Kuşun kanatlarını çırpışı kâh yükselip kâh alçalarak istediği yere uçuşu vardı ki içim gitti Biraz gittik karşımıza bir kafile çıktı Epey kalabalık bir cemaatti Evvelâ giysileri tuhafıma gitti Başlarında ne sarık vardı ne şapka Şalvar da giymemişlerdi İnce kaftanları da yoktu Hanımlı beyli bir gruptular Garibime gitti Ne sırtlarında çıkın taşıyorlardı ne de atlarının yanlarında denkleri vardı Kolları