Öznenin Ölümü — Ergün Yıldırım

Öznenin Ölümü
Ergün YıldırımTimaş Yayınları
Öznenin Ölümü
Ergün Yıldırım15 Temmuz sonrasında Türkiye de cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi öznenin olaylarla düşünceyle zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi Himmet toplantılarının dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını Gülen in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini gerçekte tüm cemaatlerin hayır kurumlarının ana amacı olan hizmet kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik Prof Dr Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu Dava hizmet cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir

Timaş Yayınları
15 Temmuz sonrasında Türkiye de cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi öznenin olaylarla düşünceyle zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi Himmet toplantılarının dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını Gülen in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini gerçekte tüm cemaatlerin hayır kurumlarının ana amacı olan hizmet kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik Prof Dr Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu Dava hizmet cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir

Timaş Yayınları
Ergün Yıldırım tarafından kaleme alınan Öznenin Ölümü Timaş Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Öznenin Ölümü Ergün Yıldırım Kitap Özeti 15 Temmuz sonrasında Türkiyede cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi öznenin olaylarla düşünceyle zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi Himmet toplantılarının dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını Gülen in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini gerçekte tüm cemaatlerin hayır kurumlarının ana amacı olan hizmet kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik Prof Dr Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu Dava hizmet cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir Yayınevi Timaş Yayınları Yazar Ergün Yıldırım Sayfa 208 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mart 2017 Barkod 9786050824988 Kategori Diğer Sosyoloji Kitapları Genel Konular

Timaş Yayınları
15 Temmuz sonrasında Türkiye de cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi öznenin olaylarla düşünceyle zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi Himmet toplantılarının dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını Gülen in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini gerçekte tüm cemaatlerin hayır kurumlarının ana amacı olan hizmet kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik Prof Dr Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu Dava hizmet cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir

Timaş
15 Temmuz sonrasında Türkiye de cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi öznenin olaylarla düşünceyle zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi Himmet toplantılarının dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını Gülen in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini gerçekte tüm cemaatlerin hayır kurumlarının ana amacı olan hizmet kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik Prof Dr Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu Dava hizmet cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir Tanıtım Bülteninden

Timaş Yayınları
15 Temmuz sonrasında Türkiye de cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi öznenin olaylarla düşünceyle zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi Himmet toplantılarının dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını Gülen in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini gerçekte tüm cemaatlerin hayır kurumlarının ana amacı olan hizmet kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik Prof Dr Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu Dava hizmet cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir

Timaş Yayınları
15 Temmuz sonrasında Türkiye de cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi öznenin olaylarla düşünceyle zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi Himmet toplantılarının dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını Gülen in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini gerçekte tüm cemaatlerin hayır kurumlarının ana amacı olan hizmet kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik Prof Dr Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu Dava hizmet cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

TİMAŞ YAYINLARI
15 Temmuz sonrasında Türkiye de cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi öznenin olaylarla düşünceyle zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi Himmet toplantılarının dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını Gülen in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini gerçekte tüm cemaatlerin hayır kurumlarının ana amacı olan hizmet kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik Prof Dr Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu Dava hizmet cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir