Padişahın Oğulları — Haldun Eroğlu

Padişahın Oğulları
Haldun EroğluSELENGE YAYINLARI
Padişahın Oğulları
Haldun EroğluOsmanlıların on dördüncü yüzyılın başlarında Anadolu nun batı ucunda faaliyet gösteren küçük ve etkisiz bir aşiretken nasıl baş döndürücü bir hızla imparatorluğa dönüştüğü uzun yıllardır tarihçilerin dikkatini çekiyor Bu dönüşümün belki de en önemli itici gücü Osmanlıların merkezîleşmedeki başarısıdır Orta zamanlara ait bir imparatorluğun bütün özelliklerini uhdesinde barındırarak teşekkül eden Osmanlıların hanedanlık düzeni sözü edilen merkeziyetçiliğin tesis edilmesindeki mühim etmenlerden biridir Osmanlı ya dair yapılan neredeyse tüm çalışmalarda hanedanın en tepesindeki padişaha odaklanılmasına rağmen onların oğulları ve şehzadeleri daha ziyade babalarına veya kardeşlerine karşı giriştikleri kanlı mücadeleler açısından dikkate alınmıştır Ancak hanedanın padişahtan sonraki en önemli karakteri olan şehzadeler ve onların merkezîleşme sürecindeki rolleri kanlı mücadelelerin çok daha ötesinde derin bir konuyu teşkil eder Haldun Eroğlu elinizdeki kitapta şehzadelerin bahtsız isyan girişimlerinden ziyade imparatorluk tarihinde oynadıkları idarî rol üzerinde duruyor Onların doğumlarından ölümlerine ya da tahta çıktıkları ana kadar bütün hayatlarını yönetim görevleri çerçevesinde ele alan yazar dönem kaynaklarını dikkatle inceleyerek bugüne kadar sunulan asi ele avuca sığmaz kendisine has bir meşruiyet tesis etmek isteyen ve başıbozuk şehzade imgesini kırarak onların imparatorluğun siyasi askerî idari ve ekonomik bağlamda padişahtan sonra gelen en önemli yöneticilerinden biri olduklarını ortaya koyuyor Padişahın Oğulları başlıklı bu çalışma şehzadelerin yönetici olarak imparatorluğun ilk üç yüz yılındaki katkılarını sorgulayarak onların yönetim üzerindeki işlevlerini gün yüzüne çıkarıyor

Berikan Yayınları

Berikan Yayınevi
Padişahın Oğulları Berikan Yayınları

Berikan Yayınları
Padişahın OğullarıBerikan Yayınları

Berikan Yayınevi
Padişahın Oğulları Berikan Yayınları

Berikan Yayınları
Osmanlıların on dördüncü yüzyılın başlarında Anadolu nun batı ucunda küçük ve etkisiz bir aşiretten baş döndürücü bir hızla imparatorluğa dönüşümü dikkat çekicidir Bunun gerekçeleri üzerine yapılan değerlendirmelerin başında güçlü bir merkezî yönetim sergilemiş olmaları gelir Orta zamanlara ait bir imparatorluğun bütün özeliklerini taşıyarak kurulan Osmanlıların hanedanlık düzeni sözü edilen merkeziyetçiliğin en önemli unsurudur Bu bakımdan hemen hemen bütün çalışmalarda hanedanın en tepesindeki padişah üzerine odaklanılmasına rağmen onların oğulları şehzadeleri daha ziyade babalarına veya kardeşlerine karşı giriştikleri kanlı mücadeleler açısından dikkate alınmıştır Bu bahtsızlıkları dolayısıyla elinizdeki bu çalışmada padişahın oğullarının muhalif girişimlerinden ziyade imparatorluk tarihinde oynadıkları kurumsal rol üzerinde durulmuş doğumlarından ölümlerine ya da tahta çıktıkları ana kadar bütün hayatları kurumsal görevleri çerçevesinde ele alınmıştır Zira dönemin kaynakları dikkatle incelendiğinde padişahın oğullarının asi ele avuca sığmayan durmadan kan akmasına ve asayişsizliğe sebep olan şımarıklar değil aksine imparatorluğun siyasi askerî idari ve ekonomik politikalarının padişahtan sonra gelen en önemli yöneticilerinden biri oldukları anlaşılmaktadır O kadar ki bazen babalarıyla birlikte bazen de tek başlarına ordu komutanı olarak seferlere katılarak yeni toprakların kazanılmasına katkı sağlamışlar veya gelen saldırılara karşı ülkeyi korumuşlardı Öte yandan padişah tarafından idareci olarak tayin edildikleri sancaklara giderek babalarının adına bulundukları bölgeleri idare etmişlerdi İmparatorluğun ilk yarısında uygulanan sancaklara gönderilme usulünde başlangıçta görece serbest hareket edebilen şehzadeler I Selim in tahta çıkmasından sonra ve yaşananlardan edinilen tecrübelerle daha sıkı kontrol altında tutulmaya ve nihayetinde veraset sistemindeki köklü değişikle sarayda hapis hayatı yaşamaya başlamışlardı Böylece her ne kadar şehzadelerin bütün yetkileri ellerinden alınarak kontrol altında tutulmuşlarsa da esasında bu uygulama ile onların idari ve askerî vasıflardan mahrum kalmalarına ve tahta çıktıklarında başarısız olmalarına sebep olduğunu göz ardı etmemek gerekir Nitekim padişah adaylarının on yedinci yüzyılın başlarından itibaren saray içindeki hapis hayatları ve tecrübesiz padişahların tahta çıkmasıyla imparatorluğun sonunun başlangıcı olan olaylar silsilesinin aynı döneme denk gelmesi bir tesadüf değildir Nihayetinde elinizdeki bu çalışmanın sayfaları arasında Osmanlı kaynaklarının izin verdiği ölçüde padişahın oğullarının bir yönetici olarak imparatorluğun ilk üç yüz yılındaki siyasi askerî idari ve ekonomik tarihine katkılarının cevabını ve kurumsal kimliklerinin izlerini bulacaksınız img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Berikan