Polis Düşmanı — Ed McBain

Polis Düşmanı
Ed McBainPhoenix Yayınevi
Polis Düşmanı
Ed McBainKuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı

Phoenix
çev. Vefa Saygın Öğütle
Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı

PHOENİX YAYINEVİ
çev. Vefa Saygın Öğütle
Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı

Phoenix Yayınevi
Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı

Phoenix
Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı Tanıtım Bülteninden

Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı

Phoenix Yayınevi
Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı

Phoenix Yayınevi
Ed McBain tarafından kaleme alınan Polis Düşmanı Phoenix Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Polis Düşmanı Ed McBain Kitap Özeti Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı Yayınevi Phoenix Yayınevi Yazar Ed McBain Sayfa 232 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Haziran 2019 Barkod 9786059801973 Kategori Polisiye Roman

Phoenix Yayınevi
Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı

Phoenix-Türkçe
çev. Öğütle, Vefa Saygın
Kuzey de şehri kuşatan nehirden sadece muhteşem ufuk çizgisi görünürdü Huşu içindeymişçesine gözlerini dikerdin bu görkemli parlaklık karşısında soluğun kesilirdi Binaların belirgin siluetleri göğü yırtar denizin ve göğün maviliklerini parçalardı düz yüzeyler ve uzun yüzeyler kaba saba dikdörtgenler iğne gibi sivri kuleler yükseltiler ve doruklar desen üstüne desen bindirmiş mavi ve beyazın bıraktığı yaldızakarşı geometrik bir bütünlük içinde uzanmaktaydı Gece vakti kordon boyuna inerken parlak yıldızlardan nehrin yansıttığı yakamozlardan büyüleyici bir galaksi sarardı etrafını ve sonra Güney de şehir elektrik sihirbazının nefis gösterisiyle kaplanırdı Otoyolun ışıkları şehrin etrafından dolaşıp nehrin karanlık sularında yansıyacak şekilde kâh yakından kâh uzaktan parlardı Binaların pencereleri dikdörtgenden parlak aydınlıklar şeklinde yerden yükselip yıldızlara tırmanır ve gökyüzünü boyayan kırmızı ve yeşil sarı ve turuncu neonların yaldızına karışırdı Trafik ışıkları cırtlak renkli gözlerini kırpardı ve gövde boyunca göz yakan renk sıçramalarının yarattığı renk cümbüşünü mezceden akkordan bir gösteri Şehir ender mücevherlerden parlak bir yuva gibi boylu boyunca uzanmakta titreşen bir yoğunlukla katman katman ışıldamaktaydı Binalar tiyatro sahnesiydi Yüzleri nehre dönük insan yapısı bir ışıkla parlıyorlardı ve sen gözlerini dikmiş onlara huşuyla bakardın soluğun kesilirdi Binaların gerisinde ışıkların da arkasında sokaklar vardı Ve sokaklarda süprüntüler Alarm gece on birde çaldı