MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Pompeii Kentin Ölümü — Hüseyin Ünal

Pompeii Kentin Ölümü
227,50
Tarihsel RomanlarTürk RomanıROMAN ÖYKÜ

Pompeii Kentin Ölümü

Hüseyin Ünal

Ekinoks

2015
İnce Kapak
Kitap AmbarıEn ucuz

Pompeii Kentin Ölümü

Hüseyin Ünal

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 160 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Ekinoks

245,00

Pompeii Kentin Ölümü

Hüseyin Ünal

Ekinoks Yayın Grubu

2015160 sf.
Ekin Kitap

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık

Kitap Sepeti
259,00

Ekinoks Yayın Grubu

2015160 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık

Nobel Kitap
269,50

Ekinoks Yayın Grubu

2015160 sf.
Nobel Kitap

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla k

D&R
279,65

Ekinoks

2015
Türkçe
D&R

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 160Baskı Yılı 2015Dili TürkçeYayınevi Ekinoks

Kitap Yurdu
280,00

EKİNOKS YAYIN GRUBU

04.05.2015160 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık

Ucuz Kitap Al
297,50

Ekinoks Yayın Grubu

Mayıs 2015160 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık Yayınevi Ekinoks Yayın Grubu Yazar Hüseyin Ünal Sayfa 160 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mayıs 2015 Barkod 9786055448516 Kategori Tarihsel Romanlar

Pandora
315,00

Ekinoks Eğitim Danışmanlık

2015160 sf.
Pandora

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık

Şehadet Kitap
350,00

Ekinoks Yayınevi

2015160 sf.
Şehadet Kitap

Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık