Pompeii Kentin Ölümü — Hüseyin Ünal

Pompeii Kentin Ölümü
Hüseyin ÜnalEkinoks
Pompeii Kentin Ölümü
Hüseyin ÜnalYüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 160 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Ekinoks
Pompeii Kentin Ölümü
Hüseyin Ünal
Ekinoks Yayın Grubu
Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık

Ekinoks Yayın Grubu
Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık

Ekinoks Yayın Grubu
Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla k

Ekinoks
Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 160Baskı Yılı 2015Dili TürkçeYayınevi Ekinoks

EKİNOKS YAYIN GRUBU
Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık

Ekinoks Yayın Grubu
Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık Yayınevi Ekinoks Yayın Grubu Yazar Hüseyin Ünal Sayfa 160 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mayıs 2015 Barkod 9786055448516 Kategori Tarihsel Romanlar

Ekinoks Eğitim Danışmanlık
Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık

Ekinoks Yayınevi
Yüz elli yıldır suskun duran Vezüv artık ağzını açmıştı İçindeki ateş denizini bir ırmak halinde kente akıtmaya başladı Ateşli su ya da sulu ateş dağdan aşağıya doğru gittikçe artan bir hızla akıyordu Geçtiği yerleri yakaladığı canlıları anında yakıyor yetmedi boğuyordu Soyluların zenginlerin oturduğu Vezüv ün etekleri bir anda ateş selinin altında kaldı Görkemli casalar saraylar güzelim bahçeler muhteşem bağlar birkaç dakika gibi kısa bir zaman diliminde yok olup gitti Vezüv lâv denizini salmaya devam ediyordu Beş on dakika gibi kısa bir sürede Pompeii nin etrafını çeviren duvarların iç tarafında ateşten nehir yükselmeye başlamıştı Kent dakika dakika ateş denizinin içinde eriyip tükeniyordu Gün ışımış ancak güneş Pompeii nin semasına girememişti Kent koyu bir karanlığın içine hapsolmuştu Ayakta kalabilmeyi başaranlar şuursuz bir şekilde koşuyor tutunacak bir can simidi arıyorlardı O kadar ki kaçıyorum derken Vezüv e doğru koşanlar bile oluyordu Çünkü kimse nerede olduğunu ve ne tarafa gittiğini bilemiyordu Kurtuluşu limandaki gemilerde görenler birbirlerini ezme pahasına sahile doluştular Yelkenliler kürekli kalyonlar kayıklar ve bir sal insanlar tarafından adeta tıka basa dolduruldu Bu sebeple fazla ağırlıktan gemilerden biri yan yattı su almaya başladı Denizde ayrı bir can pazarı vardı Suya düşenlerden yüzme bilenler kıyıya çıkmaya uğraşıyor gemilere binemediği için kıyıda kalanlar açık denize yüzmek için kendilerini suya atıyordu Her yerde insan ya da hayvan olsun bir kargaşanın içinde hayatta kalma mücadelesi veriliyordu İtişmeler kakışmalar birbirlerine kılıç hançer çekenler artık en değerli varlıklarını kurtarabilmenin derdine düşmüşlerdi Kimse kimseyi görmüyor duymuyordu Can pazarında şimdi ne anne ne baba ne eş ne evlat ne mal ne para vardı Ne de asalet zenginlik aristokratlık para ediyordu Herkes kendi canının derdine düşmüştü Bazıları için son umut olarak görülen deniz aniden kabardı ve dev dalgalarla kentin üstüne çullandı Gemilere sığınabilen Pompeiili ateş zedeler gemilerin halatlarını bile çözemediler Dev dalgalar gemileri basit bir çöp parçası gibi sallıyor halatlarını kopardıklarını bir kaç darbeden sonra alabora ediyordu İnsanlar kıyıdan uzaklaşmak isterken deniz onları karaya doğru itiyordu Can pazarında durum fevkalade nazikti Vezüv içindekileri boşalttı ve sustu Yer sarsıntıları duruldu Üçüncü gün güneş yeniden görüldü Ama kentin sakinleri o güneşi göremedi Pompeii tonlarca kül yığınının altında yitik bir kentti artık