Postanedeki Sandalye — İlyaz Bingül

Postanedeki Sandalye
İlyaz BingülGRAM YAYINLARI
Postanedeki Sandalye
İlyaz BingülPostanedeki Sandalye yazarın bedenleneli onbeş yıl olmuş şimdi kitap kılığında okurun zihnine doğru yola koyuluyor Yazı yazın kahraman yazan okuyan hakkında bir yazarak düşünme halinin yazarın geçliğinde ne tür tutkunluk ve keşif işkillenme ve iddia sancı ve beklenti karar ve duruş yahut oturuş durumlarıyla nasıl tecessüm ettiğinin yine yazın içinden okurlara ve yazar okurlara sergilenmesi belki de ucu zehirli bir ok gibi fırlatılması Yazan elin gösterenleri dikilen kahramanın gösterilenlere karşı Nesneler ve insanlar aleminden zihinsel ve insansız aleme dış dünyadan iç dünyaya kaçış arzusuyla yazarın emelleri arasında sıkışıp salınan kendisini azarlamaktan geri durmayan yazarın gözünün içine baka baka inadına silinen kahraman Kahramanı silen de yazar olabilir mi Serüvenin imhası kahramanın ilgası yazar ın yazarlıktan istifası

Gram Yayınları
Postanedeki Sandalye yazarın işliğinde bedenleneli onbeş yıl olmuş şimdi kitap kılığında okurun zihnine doğru yola koyuluyor Yazı yazın kahraman yazan okuyan hakkında bir yazarak düşünme halinin yazarın gençliğinde ne tür tutkunluk ve keşif işkillenme ve iddia sancı ve beklenti karar ve duruş yahut oturuş durumlarıyla nasıl tecessüm ettiğinin yine yazın içinden okurlara ve yazar okurlara sergilenmesi belki de ucu zehirli bir ok gibi fırlatılması Yazan elin gösterenleri dikilen kahramının gösterilenlerine karşı Nesneler ve insanlar aleminden zihinsel ve insansız aleme dış dünyadan iç dünyaya kaçış arzusuyla yazarın emelleri arasında sıkışıp salınan kendisini azarlamaktan geri durmayan yazarın gözünün içine baka baka inadına silinen kahraman Kahramanı silen de yazar olabilir mi Serüvenin imhası kahramanın ilgası yazar ın yazarlıktan istifası Postanedeki Sandalye yi anlatmaya galiba en çok kendisi muktedir Koskoca bir öğleden sonrası ardından bir günbatımı ve bir gece vardı önünde Ayakbağı dünyaların içinden geçmesi gerekiyordu Onu bekleyen başka sandalyeleri görmezden mi gelecekti Yalnızca sandalyeler olsa neyse dersin oysa o sandalyelere o sandalyeli zamana eşlik edecek masalar bardaklar terlikler küllükler vardı Boğulayazdı elini kıpırdattı Elini kımıldatması boşuna değildi çünkü çevresini donatmakla yetinmeyip yaşamını dolduran nesneler düşünceye dönüşüyor ardından da her düşünce kendisinin de oynadığı dramın bir parçası oluveriyordu İnsanoğlu ısının ve soğuğun bölünmüş hallerinden oluşan kör sağır ve duyarsız bir harf yığınıydı Ve harfler eti yarattı Yazıcı cesaretini toplayarak insan dilinde olmayan bu yaratığı cansız varlığı ya da eylemsiz yaşamı inceledi bir süre Oturukça oturdukça ben ben böylece bedenin her türlü açlığını bedenin çökük güzelliğini ve küçük düşmesini yoksulluğunu iğrençliğini ululuğunu tanıdım Oturmanın bu bitmek tükenmek bilmez yinelenmelerinden birtakım övünçler yonttum kendime En başta da sizin hor gördüğünüzü güzelleştirmek Sandalyenin şu hantal duruk ve gitgide yıpranmış eprimiş görünümünden eş deyişiyle öbür nesnelerden ayrılması demek düşüncenin de nesnelerden ayrılması demekti bir yanıyla da Henüz içine oturmadığı sandalyede birbirinden yalıtık ve sökük anlar birbirine bağlanacaktı ama zihnin ama anımsayışın amasya imgelemin vs Aracılığıyla sandalyede soluk alıp verişi dirimsel kimliğinden sıyrılıp zamansal bir alanda devinmeye koyulacaktı kaç kez inde handiyse ayrıksamasız hep böyle olmuştu hep böyle olagelmişti odada olsun otobüste olsun postanede olsun parkta olsun

Gram Yayınları
Postanedeki Sandalye yazarın işliğinde bedenleneli onbeş yıl olmuş şimdi kitap kılığında okurun zihnine doğru yola koyuluyor Yazı yazın kahraman yazan okuyan hakkında bir yazarak düşünme halinin yazarın gençliğinde ne tür tutkunluk ve keşif işkillenme ve iddia sancı ve beklenti karar ve duruş yahut oturuş durumlarıyla nasıl tecessüm ettiğinin yine yazın içinden okurlara ve yazar okurlara sergilenmesi belki de ucu zehirli bir ok gibi fırlatılması Yazan elin gösterenleri dikilen kahramının gösterilenlerine karşı Nesneler ve insanlar aleminden zihinsel ve insansız aleme dış dünyadan iç dünyaya kaçış arzusuyla yazarın emelleri arasında sıkışıp salınan kendisini azarlamaktan geri durmayan yazarın gözünün içine baka baka inadına silinen kahraman Kahramanı silen de yazar olabilir mi Serüvenin imhası kahramanın ilgası yazar ın yazarlıktan istifası Postanedeki Sandalye yi anlatmaya galiba en çok kendisi muktedir Koskoca bir öğleden sonrası ardından bir günbatımı ve bir gece vardı önünde Ayakbağı dünyaların içinden geçmesi gerekiyordu Onu bekleyen başka sandalyeleri görmezden mi gelecekti Yalnızca sandalyeler olsa neyse dersin oysa o sandalyelere o sandalyeli zamana eşlik edecek masalar bardaklar terlikler küllükler vardı Boğulayazdı elini kıpırdattı Elini kımıldatması boşuna değildi çünkü çevresini donatmakla yetinmeyip yaşamını dolduran nesneler düşünceye dönüşüyor ardından da her düşünce kendisinin de oynadığı dramın bir parçası oluveriyordu İnsanoğlu ısının ve soğuğun bölünmüş hallerinden oluşan kör sağır ve duyarsız bir harf yığınıydı Ve harfler eti yarattı Yazıcı cesaretini toplayarak insan dilinde olmayan bu yaratığı cansız varlığı ya da eylemsiz yaşamı inceledi bir süre Oturukça oturdukça ben ben böylece bedenin her türlü açlığını bedenin çökük güzelliğini ve küçük düşmesini yoksulluğunu iğrençliğini ululuğunu tanıdım Oturmanın bu bitmek tükenmek bilmez yinelenmelerinden birtakım övünçler yonttum kendime En başta da sizin hor gördüğünüzü güzelleştirmek Sandalyenin şu hantal duruk ve gitgide yıpranmış eprimiş görünümünden eş deyişiyle öbür nesnelerden ayrılması demek düşüncenin de nesnelerden ayrılması demekti bir yanıyla da Henüz içine oturmadığı sandalyede birbirinden yalıtık ve sökük anlar birbirine bağlanacaktı ama zihnin ama anımsayışın amasya imgelemin vs Aracılığıyla sandalyede soluk alıp verişi dirimsel kimliğinden sıyrılıp zamansal bir alanda devinmeye koyulacaktı kaç kez inde handiyse ayrıksamasız hep böyle olmuştu hep böyle olagelmişti odada olsun otobüste olsun postanede olsun parkta olsun

Gram Yayınları
Postanedeki Sandalye yazarın işliğinde bedenleneli onbeş yıl olmuş şimdi kitap kılığında okurun zihnine doğru yola koyuluyor Yazı yazın kahraman yazan okuyan hakkında bir yazarak düşünme halinin yazarın gençliğinde ne tür tutkunluk ve keşif işkillenme ve iddia sancı ve beklenti karar ve duruş yahut oturuş durumlarıyla nasıl tecessüm ettiğinin yine yazın içinden okurlara ve yazar okurlara sergilenmesi belki de ucu zehirli bir ok gibi fırlatılması Yazan elin gösterenleri dikilen kahramının gösterilenlerine karşı Nesneler ve insanlar aleminden zihinsel ve insansız aleme dış dünyadan iç dünyaya kaçış arzusuyla yazarın emelleri arasında sıkışıp salınan kendisini azarlamaktan geri durmayan yazarın gözünün içine baka baka inadına silinen kahraman Kahramanı silen de yazar olabilir mi Serüvenin imhası kahramanın ilgası yazar ın yazarlıktan istifası Postanedeki Sandalye yi anlatmaya galiba en çok kendisi muktedir Koskoca bir öğleden sonrası ardından bir günbatımı ve bir gece vardı önünde Ayakbağı dünyaların içinden geçmesi gerekiyordu Onu bekleyen başka sandalyeleri görmezden mi gelecekti Yalnızca sandalyeler olsa neyse dersin oysa o sandalyelere o sandalyeli zamana eşlik edecek masalar bardaklar terlikler küllükler vardı Boğulayazdı elini kıpırdattı Elini kımıldatması boşuna değildi çünkü çevresini donatmakla yetinmeyip yaşamını dolduran nesneler düşünceye dönüşüyor ardından da her düşünce kendisinin de oynadığı dramın bir parçası oluveriyordu İnsanoğlu ısının ve soğuğun bölünmüş hallerinden oluşan kör sağır ve duyarsız bir harf yığınıydı Ve harfler eti yarattı Yazıcı cesaretini toplayarak insan dilinde olmayan bu yaratığı cansız varlığı ya da eylemsiz yaşamı inceledi bir süre Oturukça oturdukça ben ben böylece bedenin her türlü açlığını bedenin çökük güzelliğini ve küçük düşmesini yoksulluğunu iğrençliğini ululuğunu tanıdım Oturmanın bu bitmek tükenmek bilmez yinelenmelerinden birtakım övünçler yonttum kendime En başta da sizin hor gördüğünüzü güzelleştirmek Sandalyenin şu hantal duruk ve gitgide yıpranmış eprimiş görünümünden eş deyişiyle öbür nesnelerden ayrılması demek düşüncenin de nesnelerden ayrılması demekti bir yanıyla da Henüz içine oturmadığı sandalyede birbirinden yalıtık ve sökük anlar birbirine bağlanacaktı ama zihnin ama anımsayışın amasya imgelemin vs Aracılığıyla sandalyede soluk alıp verişi dirimsel kimliğinden sıyrılıp zamansal bir alanda devinmeye koyulacaktı kaç kez inde handiyse ayrıksamasız hep böyle olmuştu hep böyle olagelmişti odada olsun otobüste olsun postanede olsun parkta olsun

Gram
Postanedeki Sandalye yazarın işliğinde bedenleneli onbeş yıl olmuş şimdi kitap kılığında okurun zihnine doğru yola koyuluyor Yazı yazın kahraman yazan okuyan hakkında bir yazarak düşünme halinin yazarın gençliğinde ne tür tutkunluk ve keşif işkillenme ve iddia sancı ve beklenti karar ve duruş yahut oturuş durumlarıyla nasıl tecessüm ettiğinin yine yazın içinden okurlara ve yazar okurlara sergilenmesi belki de ucu zehirli bir ok gibi fırlatılması Yazan elin gösterenleri dikilen kahramının gösterilenlerine karşı Nesneler ve insanlar aleminden zihinsel ve insansız aleme dış dünyadan iç dünyaya kaçış arzusuyla yazarın emelleri arasında sıkışıp salınan kendisini azarlamaktan geri durmayan yazarın gözünün içine baka baka inadına silinen kahraman Kahramanı silen de yazar olabilir mi Serüvenin imhası kahramanın ilgası yazar ın yazarlıktan istifası Postanedeki Sandalye yi anlatmaya galiba en çok kendisi muktedir Koskoca bir öğleden sonrası ardından bir günbatımı ve bir gece vardı önünde Ayakbağı dünyaların içinden geçmesi gerekiyordu Onu bekleyen başka sandalyeleri görmezden mi gelecekti Yalnızca sandalyeler olsa neyse dersin oysa o sandalyelere o sandalyeli zamana eşlik edecek masalar bardaklar terlikler küllükler vardı Boğulayazdı elini kıpırdattı Elini kımıldatması boşuna değildi çünkü çevresini donatmakla yetinmeyip yaşamını dolduran nesneler düşünceye dönüşüyor ardından da her düşünce kendisinin de oynadığı dramın bir parçası oluveriyordu İnsanoğlu ısının ve soğuğun bölünmüş hallerinden oluşan kör sağır ve duyarsız bir harf yığınıydı Ve harfler eti yarattı Yazıcı cesaretini toplayarak insan dilinde olmayan bu yaratığı cansız varlığı ya da eylemsiz yaşamı inceledi bir süre Oturukça oturdukça ben ben böylece bedenin her türlü açlığını bedenin çökük güzelliğini ve küçük düşmesini yoksulluğunu iğrençliğini ululuğunu tanıdım Oturmanın bu bitmek tükenmek bilmez yinelenmelerinden birtakım övünçler yonttum kendime En başta da sizin hor gördüğünüzü güzelleştirmek Sandalyenin şu hantal duruk ve gitgide yıpranmış eprimiş görünümünden eş deyişiyle öbür nesnelerden ayrılması demek düşüncenin de nesnelerden ayrılması demekti bir yanıyla da Henüz içine oturmadığı sandalyede birbirinden yalıtık ve sökük anlar birbirine bağlanacaktı ama zihnin ama anımsayışın amasya imgelemin vs Aracılığıyla sandalyede soluk alıp verişi dirimsel kimliğinden sıyrılıp zamansal bir alanda devinmeye koyulacaktı kaç kez inde handiyse ayrıksamasız hep böyle olmuştu hep böyle olagelmişti odada olsun otobüste olsun postanede olsun parkta olsun