MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Renkli Gölgeler — Ahmet İlhan

Renkli Gölgeler
99,00
RomanÖyküROMAN ÖYKÜ

Renkli Gölgeler

Ahmet İlhan

Kalkedon Yayıncılık

2017367 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Renkli Gölgeler

Ahmet İlhan

Bir halkın dramının epik bir anlatımı Topraklarından atalarından ve dahi tarihlerinden kaçan insanların hüzünlü öyküsü Bin yılların çığlığının romanı Geş kan içinde babasının koynunda öğleye kadar kaldı Sonra dışarıdan bir ses duydu ve kulak kesildi Bu ses amcası Zal in sesiydi Avludan ulumaya benzeyen bir ağlama sesi gelmeye başladı Öyle derinden öyle içli yakıcı bir çığlıktı ki bu sanki bin yılların çığlığıydı Bin yılların kederi bin yılların çaresizliği bu çığlığın içine sığmış gibiydi Zal amcası çığlığına hiç ara vermeden kapıdan içeriye bakmış ve daha bir şiddetle titreyerek ağlamaya kendini yerden yere vurmaya başlamıştı Ayaklarının altındaki kanı alıp alıp yüzüne sürüyordu Sonra ölülerin üzerinde gezdirdi kan çanağı olmuş gözlerini ve tekrar başladı bin yılların çığlığını atmaya Bu şekilde sesi kısılana kadar ağladı inledi Elleri yüzü gözü her yeri kan olmuştu Zal in Sonra ölülerin arasına uzandı onlar gibi cenin vaziyetinde uzandı uzun süre öylece kaldı Sadece titriyor inliyor ve ara sıra sayıklamaya benzer sesler çıkarıyordu Nice sonra kalktı ve avlu merdiveninin üstüne çömeldi Sırtını kızıl köpeğin gövdesinin hemen yanındaki duvara dayadı Her nedense dönüp gözlerinin içine yüzüne baktı kızıl köpeğin Gözlerinde yiğit mert öfkesi öylece orada donmuş gibi bir ifade sezdi O an yıkılmış dünyasının içinden cılız da olsa bir yardım elinin ona uzandığını hisseti Bu duygunun ne olduğuna kafasını yoracak durumda değildi Bu güçle inlemeleri titremeleri kesildi Daha düzenli nefes almaya başladı Bir sigara çıkardı yaktı derin bir nefes çekti sigarasından Dumanını dışarı vermedi içinde kayboldu dumanı Gözlerini kısarak ölüm sessizliği içindeki köyün ufuklarına doğru baktı baktı

Kitap Sepeti
105,00

Kalkedon Yayıncılık

2016367 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Bir halkın dramının epik bir anlatımı Topraklarından atalarından ve dahi tarihlerinden kaçan insanların hüzünlü öyküsü Bin yılların çığlığının romanı Geş kan içinde babasının koynunda öğleye kadar kaldı Sonra dışarıdan bir ses duydu ve kulak kesildi Bu ses amcası Zal in sesiydi Avludan ulumaya benzeyen bir ağlama sesi gelmeye başladı Öyle derinden öyle içli yakıcı bir çığlıktı ki bu sanki bin yılların çığlığıydı Bin yılların kederi bin yılların çaresizliği bu çığlığın içine sığmış gibiydi Zal amcası çığlığına hiç ara vermeden kapıdan içeriye bakmış ve daha bir şiddetle titreyerek ağlamaya kendini yerden yere vurmaya başlamıştı Ayaklarının altındaki kanı alıp alıp yüzüne sürüyordu Sonra ölülerin üzerinde gezdirdi kan çanağı olmuş gözlerini ve tekrar başladı bin yılların çığlığını atmaya Bu şekilde sesi kısılana kadar ağladı inledi Elleri yüzü gözü her yeri kan olmuştu Zal in Sonra ölülerin arasına uzandı onlar gibi cenin vaziyetinde uzandı uzun süre öylece kaldı Sadece titriyor inliyor ve ara sıra sayıklamaya benzer sesler çıkarıyordu Nice sonra kalktı ve avlu merdiveninin üstüne çömeldi Sırtını kızıl köpeğin gövdesinin hemen yanındaki duvara dayadı Her nedense dönüp gözlerinin içine yüzüne baktı kızıl köpeğin Gözlerinde yiğit mert öfkesi öylece orada donmuş gibi bir ifade sezdi O an yıkılmış dünyasının içinden cılız da olsa bir yardım elinin ona uzandığını hisseti Bu duygunun ne olduğuna kafasını yoracak durumda değildi Bu güçle inlemeleri titremeleri kesildi Daha düzenli nefes almaya başladı Bir sigara çıkardı yaktı derin bir nefes çekti sigarasından Dumanını dışarı vermedi içinde kayboldu dumanı Gözlerini kısarak ölüm sessizliği içindeki köyün ufuklarına doğru baktı baktı

Kitap Yurdu
107,25

KALKEDON YAYINLARI

08.05.2017367 sf.
Karton Kapak13 x 19 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Bir halkın dramının epik bir anlatımı Topraklarından atalarından ve dahi tarihlerinden kaçan insanların hüzünlü öyküsü Bin yılların çığlığının romanı Geş kan içinde babasının koynunda öğleye kadar kaldı Sonra dışarıdan bir ses duydu ve kulak kesildi Bu ses amcası Zal in sesiydi Avludan ulumaya benzeyen bir ağlama sesi gelmeye başladı Öyle derinden öyle içli yakıcı bir çığlıktı ki bu sanki bin yılların çığlığıydı Bin yılların kederi bin yılların çaresizliği bu çığlığın içine sığmış gibiydi Zal amcası çığlığına hiç ara vermeden kapıdan içeriye bakmış ve daha bir şiddetle titreyerek ağlamaya kendini yerden yere vurmaya başlamıştı Ayaklarının altındaki kanı alıp alıp yüzüne sürüyordu Sonra ölülerin üzerinde gezdirdi kan çanağı olmuş gözlerini ve tekrar başladı bin yılların çığlığını atmaya Bu şekilde sesi kısılana kadar ağladı inledi Elleri yüzü gözü her yeri kan olmuştu Zal in Sonra ölülerin arasına uzandı onlar gibi cenin vaziyetinde uzandı uzun süre öylece kaldı Sadece titriyor inliyor ve ara sıra sayıklamaya benzer sesler çıkarıyordu Nice sonra kalktı ve avlu merdiveninin üstüne çömeldi Sırtını kızıl köpeğin gövdesinin hemen yanındaki duvara dayadı Her nedense dönüp gözlerinin içine yüzüne baktı kızıl köpeğin Gözlerinde yiğit mert öfkesi öylece orada donmuş gibi bir ifade sezdi O an yıkılmış dünyasının içinden cılız da olsa bir yardım elinin ona uzandığını hisseti Bu duygunun ne olduğuna kafasını yoracak durumda değildi Bu güçle inlemeleri titremeleri kesildi Daha düzenli nefes almaya başladı Bir sigara çıkardı yaktı derin bir nefes çekti sigarasından Dumanını dışarı vermedi içinde kayboldu dumanı Gözlerini kısarak ölüm sessizliği içindeki köyün ufuklarına doğru baktı baktı

Ekin Kitap
111,00

Kalkedon Yayıncılık

2016367 sf.
Ekin Kitap

Bir halkın dramının epik bir anlatımı Topraklarından atalarından ve dahi tarihlerinden kaçan insanların hüzünlü öyküsü Bin yılların çığlığının romanı Geş kan içinde babasının koynunda öğleye kadar kaldı Sonra dışarıdan bir ses duydu ve kulak kesildi Bu ses amcası Zal in sesiydi Avludan ulumaya benzeyen bir ağlama sesi gelmeye başladı Öyle derinden öyle içli yakıcı bir çığlıktı ki bu sanki bin yılların çığlığıydı Bin yılların kederi bin yılların çaresizliği bu çığlığın içine sığmış gibiydi Zal amcası çığlığına hiç ara vermeden kapıdan içeriye bakmış ve daha bir şiddetle titreyerek ağlamaya kendini yerden yere vurmaya başlamıştı Ayaklarının altındaki kanı alıp alıp yüzüne sürüyordu Sonra ölülerin üzerinde gezdirdi kan çanağı olmuş gözlerini ve tekrar başladı bin yılların çığlığını atmaya Bu şekilde sesi kısılana kadar ağladı inledi Elleri yüzü gözü her yeri kan olmuştu Zal in Sonra ölülerin arasına uzandı onlar gibi cenin vaziyetinde uzandı uzun süre öylece kaldı Sadece titriyor inliyor ve ara sıra sayıklamaya benzer sesler çıkarıyordu Nice sonra kalktı ve avlu merdiveninin üstüne çömeldi Sırtını kızıl köpeğin gövdesinin hemen yanındaki duvara dayadı Her nedense dönüp gözlerinin içine yüzüne baktı kızıl köpeğin Gözlerinde yiğit mert öfkesi öylece orada donmuş gibi bir ifade sezdi O an yıkılmış dünyasının içinden cılız da olsa bir yardım elinin ona uzandığını hisseti Bu duygunun ne olduğuna kafasını yoracak durumda değildi Bu güçle inlemeleri titremeleri kesildi Daha düzenli nefes almaya başladı Bir sigara çıkardı yaktı derin bir nefes çekti sigarasından Dumanını dışarı vermedi içinde kayboldu dumanı Gözlerini kısarak ölüm sessizliği içindeki köyün ufuklarına doğru baktı baktı

Yaykoop
112,50

Kalkedon Yayınları

20161. baskı367 sf.
Karton KapakKitap KağıdıTürkçe
Yaykoop

Bir halkın dramının epik bir anlatımı Topraklarından atalarından ve dahi tarihlerinden kaçan insanların hüzünlü öyküsü Bin yılların çığlığının romanı Geş kan içinde babasının koynunda öğleye kadar kaldı Sonra dışarıdan bir ses duydu ve kulak kesildi Bu ses amcası Zal in sesiydi Avludan ulumaya benzeyen bir ağlama sesi gelmeye başladı Öyle derinden öyle içli yakıcı bir çığlıktı ki bu sanki bin yılların çığlığıydı Bin yılların kederi bin yılların çaresizliği bu çığlığın içine sığmış gibiydi Zal amcası çığlığına hiç ara vermeden kapıdan içeriye bakmış ve daha bir şiddetle titreyerek ağlamaya kendini yerden yere vurmaya başlamıştı Ayaklarının altındaki kanı alıp alıp yüzüne sürüyordu Sonra ölülerin üzerinde gezdirdi kan çanağı olmuş gözlerini ve tekrar başladı bin yılların çığlığını atmaya Bu şekilde sesi kısılana kadar ağladı inledi Elleri yüzü gözü her yeri kan olmuştu Zal in Sonra ölülerin arasına uzandı onlar gibi cenin vaziyetinde uzandı uzun süre öylece kaldı Sadece titriyor inliyor ve ara sıra sayıklamaya benzer sesler çıkarıyordu Nice sonra kalktı ve avlu merdiveninin üstüne çömeldi Sırtını kızıl köpeğin gövdesinin hemen yanındaki duvara dayadı Her nedense dönüp gözlerinin içine yüzüne baktı kızıl köpeğin Gözlerinde yiğit mert öfkesi öylece orada donmuş gibi bir ifade sezdi O an yıkılmış dünyasının içinden cılız da olsa bir yardım elinin ona uzandığını hisseti Bu duygunun ne olduğuna kafasını yoracak durumda değildi Bu güçle inlemeleri titremeleri kesildi Daha düzenli nefes almaya başladı Bir sigara çıkardı yaktı derin bir nefes çekti sigarasından Dumanını dışarı vermedi içinde kayboldu dumanı Gözlerini kısarak ölüm sessizliği içindeki köyün ufuklarına doğru baktı baktı

Nobel Kitap
123,00

Kalkedon Yayıncılık

2016367 sf.
Nobel Kitap

Bir halkın dramının epik bir anlatımı Topraklarından atalarından ve dahi tarihlerinden kaçan insanların hüzünlü öyküsü Bin yılların çığlığının romanı Geş kan içinde babasının koynunda öğleye kadar kaldı Sonra dışarıdan bir ses duydu ve kulak kesildi Bu ses amcası Zal in sesiydi Avludan ulumaya benzeyen bir ağlama sesi gelmeye başladı Öyle derinden öyle içli yakıcı bir çığlıktı ki bu sanki bin yılların çığlığıydı Bin yılların kederi bin yılların çaresizliği bu çığlığın içine sığmış gibiydi Zal amcası çığlığına hiç ara vermeden kapıdan içeriye bakmış ve daha bir şiddetle titreyerek ağlamaya kendini yerden yere vurmaya başlamıştı Ayaklarının altındaki kanı alıp alıp yüzüne sürüyordu Sonra ölülerin üzerinde gezdirdi kan çanağı olmuş gözlerini ve tekrar başladı bin yılların çığlığını atmaya Bu şekilde sesi kısılana kadar ağladı inledi Elleri yüzü gözü her yeri kan olmuştu Zal in Sonra ölülerin arasına uzandı onlar gibi cenin vaziyetinde uzandı uzun süre öylece kaldı Sadece titriyor inliyor ve ara sıra sayıklamaya benzer sesler çıkarıyordu Nice sonra kalktı ve avlu merdiveninin üstüne çömeldi Sırtını kızıl köpeğin gövdesinin hemen yanındaki duvara dayadı Her nedense dönüp gözlerinin içine yüzüne baktı kızıl köpeğin Gözlerinde yiğit mert öfkesi öylece orada donmuş gibi bir ifade sezdi O an yıkılmış dünyasının içinden cılız da olsa bir yardım elinin ona uzandığını hisseti Bu duygunun ne olduğuna kafasını yoracak durumda değildi Bu güçle inlemeleri titremeleri kesildi Daha düzenli nefes almaya başladı Bir sigara çıkardı yaktı derin bir nefes çekti sigarasından Dumanını dışarı vermedi içinde kayboldu dumanı Gözlerini kısarak ölüm sessizliği içindeki köyün ufuklarına doğru baktı baktı

Tamadres
262,50

Kalkedon Yayınları

Mayıs 2017367 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Bir halkın dramının epik bir anlatımı Topraklarından atalarından ve dahi tarihlerinden kaçan insanların hüzünlü öyküsü Bin yılların çığlığının romanı Geş kan içinde babasının koynunda öğleye kadar kaldı Sonra dışarıdan bir ses duydu ve kulak kesildi Bu ses amcası Zal in sesiydi Avludan ulumaya benzeyen bir ağlama sesi gelmeye başladı Öyle derinden öyle içli yakıcı bir çığlıktı ki bu sanki bin yılların çığlığıydı Bin yılların kederi bin yılların çaresizliği bu çığlığın içine sığmış gibiydi Zal amcası çığlığına hiç ara vermeden kapıdan içeriye bakmış ve daha bir şiddetle titreyerek ağlamaya kendini yerden yere vurmaya başlamıştı Ayaklarının altındaki kanı alıp alıp yüzüne sürüyordu Sonra ölülerin üzerinde gezdirdi kan çanağı olmuş gözlerini ve tekrar başladı bin yılların çığlığını atmaya Bu şekilde sesi kısılana kadar ağladı inledi Elleri yüzü gözü her yeri kan olmuştu Zal in Sonra ölülerin arasına uzandı onlar gibi cenin vaziyetinde uzandı uzun süre öylece kaldı Sadece titriyor inliyor ve ara sıra sayıklamaya benzer sesler çıkarıyordu Nice sonra kalktı ve avlu merdiveninin üstüne çömeldi Sırtını kızıl köpeğin gövdesinin hemen yanındaki duvara dayadı Her nedense dönüp gözlerinin içine yüzüne baktı kızıl köpeğin Gözlerinde yiğit mert öfkesi öylece orada donmuş gibi bir ifade sezdi O an yıkılmış dünyasının içinden cılız da olsa bir yardım elinin ona uzandığını hisseti Bu duygunun ne olduğuna kafasını yoracak durumda değildi Bu güçle inlemeleri titremeleri kesildi Daha düzenli nefes almaya başladı Bir sigara çıkardı yaktı derin bir nefes çekti sigarasından Dumanını dışarı vermedi içinde kayboldu dumanı Gözlerini kısarak ölüm sessizliği içindeki köyün ufuklarına doğru baktı baktı

Pandora

Kalkedon

2017367 sf.
Pandora

Bir halkın dramının epik bir anlatımı Topraklarından atalarından ve dahi tarihlerinden kaçan insanların hüzünlü öyküsü Bin yılların çığlığının romanı Geş kan içinde babasının koynunda öğleye kadar kaldı Sonra dışarıdan bir ses duydu ve kulak kesildi Bu ses amcası Zal in sesiydi Avludan ulumaya benzeyen bir ağlama sesi gelmeye başladı Öyle derinden öyle içli yakıcı bir çığlıktı ki bu sanki bin yılların çığlığıydı Bin yılların kederi bin yılların çaresizliği bu çığlığın içine sığmış gibiydi Zal amcası çığlığına hiç ara vermeden kapıdan içeriye bakmış ve daha bir şiddetle titreyerek ağlamaya kendini yerden yere vurmaya başlamıştı Ayaklarının altındaki kanı alıp alıp yüzüne sürüyordu Sonra ölülerin üzerinde gezdirdi kan çanağı olmuş gözlerini ve tekrar başladı bin yılların çığlığını atmaya Bu şekilde sesi kısılana kadar ağladı inledi Elleri yüzü gözü her yeri kan olmuştu Zal in Sonra ölülerin arasına uzandı onlar gibi cenin vaziyetinde uzandı uzun süre öylece kaldı Sadece titriyor inliyor ve ara sıra sayıklamaya benzer sesler çıkarıyordu Nice sonra kalktı ve avlu merdiveninin üstüne çömeldi Sırtını kızıl köpeğin gövdesinin hemen yanındaki duvara dayadı Her nedense dönüp gözlerinin içine yüzüne baktı kızıl köpeğin Gözlerinde yiğit mert öfkesi öylece orada donmuş gibi bir ifade sezdi O an yıkılmış dünyasının içinden cılız da olsa bir yardım elinin ona uzandığını hisseti Bu duygunun ne olduğuna kafasını yoracak durumda değildi Bu güçle inlemeleri titremeleri kesildi Daha düzenli nefes almaya başladı Bir sigara çıkardı yaktı derin bir nefes çekti sigarasından Dumanını dışarı vermedi içinde kayboldu dumanı Gözlerini kısarak ölüm sessizliği içindeki köyün ufuklarına doğru baktı baktı