Resimlerle Türk Tarihine Giriş

Resimlerle Türk Tarihine Giriş
Yason Yayıncılık
Resimlerle Türk Tarihine Giriş
İkinci Dünya Savaşı nın1945 de bitmesi ve Türkiye nin de aralarında bulunduğu 50 ülkenin savaş sonrası duruma çözüm bulmak amacıyla Birleşmiş Milletler Örgütü nü kurmasıyla tüm devletler savaş yaralarını sarmaya ve rahat bir nefes almaya başlamıştı Ancak 1947 de başlayan Soğuk Savaş dönemiyle birlikte dünyanın batı ve doğu olmak üzere iki kutuplu bir duruma evrilmesi Türkiye nin de bir tercihte bulunmasını gerektirmiştir Türkiye nin tercihi Batılı ülkelerin bir araya gelerek oluşturduğu NATO ya katılmaktı Kore Savaşı nın başladığı günlerde henüz iktidara gelen Demokrat Parti Hükümti nin gündemine Kore ye asker ögnderme konusu gelmiştir Büyük bir oy desteğiyle iktidara gelen DP Hükümeti Türkiye ye NATO üyeliğinin yolunu açacak ABD nin BM ye aldırdığı Güney Kore ye askeri yardım kararına hiç tereddütsüz olarak uymuş ve Kore ye asker gönderme kararı almıştır Binlerce şehit vererek Kurtuluş Savaşını yapmış neredeyse her evden bir şehit vermiş olan halk askerlik yaşı gelmiş çocuğunu belki de ilk kez evinden ayırarak vatanından çok uzakta Uzakdoğu da başlayan ve Türkiye ye NATO ya girmekten başka hiçbir yararı olmayacak bir savaşa göndermiştir Türk askerinin Kore deki başarısı tarihte yerini almış olsa da savaşan tarafların savaşın başladığı noktaya dönmesiyle Kore Savaşı nın bu anlamda kazananı ve kaybedeni olmamıştı Ancak gerçekte kaybedenler vardı ki onlar savaşta ya yaşamlarını kaybettiler ya da savaş sonrasında uzun süre savaşın etkisinde kalarak sarsıntı yaşadılar Kitapta Kore Savaşı ilk kafileyle Kore Savaşı na katılan Gazi Mehmet Güney in anılarından alıntılarla Trükiye nin NATO ya üyelik süreci de TBMMtutanaklarından alıntılarla anlatıldı

YENİ ZAMANLAR SAHAF (2. El Kitaplar)

Vakıfbank Kültür Yayınları
Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır

İletişim Yayınları
çev. Yasemin Saner Gönen
Erik Jan Zürcher in 1800 lerden bu yana Türkiye tarihini özgün bir modernleşme süreci olarak ele alan bu kitabı Avrupa ve ABD nin belli başlı üniversitelerinde ders kitabı olarak okutuluyor Daha önce Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş dönemiyle ilgili önemli araştırmalara imza atan Amsterdam ve Nijmegen üniversiteleri öğretim üyesi olan Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü Türkiye Bölümü başkanlığı da yapan Prof Zürcher Türkiye deki modernleşme sorunsalının bütün boyutlarını bir ders kitabından beklenemeyecek bir vukufla derinlikli teşhislerle ve sade bir anlatımla ele alıyor Bu örnek çalışmanın gözden geçirilmiş yeni baskısında yetkin bir tarihçinin sunduğu farklı bilgiler ve taze bir yaklaşımla karşılaşacaksınız Eser oldukça kapsamlı ve derinlikli dolambaçsız anlatımıyla siyasî olaylara olduğu kadar toplumsal ve ekonomik tarihe ve düşünce akımlarına eğiliyor WILLIAM HALE Londra Üniversitesi Şarkiyat Okulu Mükemmel yazımıyla dikkati çeken bu güzel çalışma Türkiye araştırmaları alanında benzersiz bir perspektif sunuyor Dönemi ele alışı hayli canlı tartışmalara yol açacak olan bu kitap Türkiye tarih yazımına uzun zamandan beri egemen olan eğilimlerin ciddi biçimde düzeltilmesi ihtiyacını da ortaya koyuyor DONALD QUATAERT New York State University Binghamton

