Reyla nın Piçi — Yiğit Özgür Çağlar

Reyla nın Piçi
Yiğit Özgür Çağlarİkinci Adam Yayınları
Reyla nın Piçi
Yiğit Özgür ÇağlarKöyü sonsuza dek terk etmeden önce bir şey daha yaptım Yoldan uzak durarak arka yamaçtan Kiyro nun evine yürüdüm Köyde herkes uykudaydı Yıldızların ışığında iki üç adım öteyi görerek ilerliyordum Varınca bahçe duvarının dibinden evin ön kapısına doğru emekledim kavalı kapının önüne bıraktım Hayatta beni gülerken görmüş birkaç kişiden biridir Kiyro Dostluğu için ona minnettar olduğumu kimse görmeden ona bildirmenin başka yolunu bulamadım o gece Zaman da yoktu artık Tekrar yamaca dönüp bir sürüye ve çobanına rast gelmemeye dikkat ederek zirveye kadar çıktım Açtım susamıştım bacaklarım ve kollarım yorgundu Fakat kalbim yorgundu en çok bir de aklım değişik çalışıyordu artık Bundan sonra yıllarca belki de hiç beni bırakmayacak olan o bir an sonra ne olacağını bilememenin verdiği kaygı her batan güneşle birlikte inecek olan o korunma ve savunma hissi o şafak vakti varlığını hissettirmişti Sanki zihnimin rengi değişmiş maviden boza dönmüştü Gün yavaşça ağarmaya başlıyordu Sabahın serinliği çayıra düşmüş çiğ uzaktan gelen horoz sesleri denizin ufka doğru sakin sakin ağaran mavisi çocukluğum ilk gençliğim hepsini ardımda bıraktım Sırtımda koyun derisi yelek belimde Hargın ın kılıcı güneşin ufukta belirmiş kızıllığına doğru yürüdüm yürüdüm Bir damla yaş düştü gözümden sildim hemen kendim bile görmeden Artık ağlayacak zaman değildi Tanıtım Bülteninden

İkinci Adam Yayınları
Köyü sonsuza dek terk etmeden önce bir şey daha yaptım Yoldan uzak durarak arka yamaçtan Kiyro nun evine yürüdüm Köyde herkes uykudaydı Yıldızların ışığında iki üç adım öteyi görerek ilerliyordum Varınca bahçe duvarının dibinden evin ön kapısına doğru emekledim kavalı kapının önüne bıraktım Hayatta beni gülerken görmüş birkaç kişiden biridir Kiyro Dostluğu için ona minnettar olduğumu kimse görmeden ona bildirmenin başka yolunu bulamadım o gece Zaman da yoktu artık Tekrar yamaca dönüp bir sürüye ve çobanına rast gelmemeye dikkat ederek zirveye kadar çıktım Açtım susamıştım bacaklarım ve kollarım yorgundu Fakat kalbim yorgundu en çok bir de aklım değişik çalışıyordu artık Bundan sonra yıllarca belki de hiç beni bırakmayacak olan o bir an sonra ne olacağını bilememenin verdiği kaygı her batan güneşle birlikte inecek olan o korunma ve savunma hissi o şafak vakti varlığını hissettirmişti Sanki zihnimin rengi değişmiş maviden boza dönmüştü Gün yavaşça ağarmaya başlıyordu Sabahın serinliği çayıra düşmüş çiğ uzaktan gelen horoz sesleri denizin ufka doğru sakin sakin ağaran mavisi çocukluğum ilk gençliğim hepsini ardımda bıraktım Sırtımda koyun derisi yelek belimde Hargın ın kılıcı güneşin ufukta belirmiş kızıllığına doğru yürüdüm yürüdüm Bir damla yaş düştü gözümden sildim hemen kendim bile görmeden Artık ağlayacak zaman değildi

İkinci Adam Yayınları
Köyü sonsuza dek terk etmeden önce bir şey daha yaptım Yoldan uzak durarak arka yama çtan Kiyro nun evine yürüdüm Köyde herkes uykudaydı Yıldızların ışığında iki üç adım öteyi görerek ilerliyordum Varınca bahçe duvarının dibinden evin ön kapısına doğru emekledim kavalı kapının önüne bıraktım Hayatta beni gülerken görmüş birkaç kişiden biri dir Kiyro Dostluğu için ona minnettar olduğumu kimse görmeden ona bildirmenin başka yolunu bulamadım o gece Zaman da yoktu artık Tekrar yamaca dönüp bir sürüye ve çobanına rast gelmemeye dikkat ederek zirveye kadar çıktım Açtım susamıştım bacaklarım ve kollarım yorgundu Fakat kalbim yorgundu en çok bir de aklım değişik çalışıyordu artık Bundan sonra yıllarca belki de hiç beni bırakmayacak olan o bir an sonra ne olacağını bile memenin verdiği kaygı her batan güneşle birlikte inecek olan o korunma ve savunma hissi o şafak vakti varlığını hissettirmişti Sanki zihnimin rengi değişmiş maviden boza dönmüştü Gün yavaşça ağarmaya başlıyordu Sabahın serinliği çayıra düşmüş çiğ uzaktan gelen horoz sesleri denizin ufka doğru sakin sakin ağaran mavisi çocukluğum ilk gençliğim hepsini ar dımda bıraktım Sırtımda koyun derisi yelek belimde Hargın ın kılıcı güneşin ufukta belirmiş kızıllığına doğru yürüdüm yürüdüm Bir damla yaş düştü gözümden sildim hemen kendim bile görmeden Artık ağlayacak zaman değildi

İkinci Adam Yayınları
Köyü sonsuza dek terk etmeden önce bir şey daha yaptım Yoldan uzak durarak arka yamaçtan Kiyro nun evine yürüdüm Köyde herkes uykudaydı Yıldızların ışığında iki üç adım öteyi görerek ilerliyordum Varınca bahçe duvarının dibinden evin ön kapısına doğru emekledim kavalı kapının önüne bıraktım Hayatta beni gülerken görmüş birkaç kişiden biridir Kiyro Dostluğu için ona minnettar olduğumu kimse görmeden ona bildirmenin başka yolunu bulamadım o gece Zaman da yoktu artık Tekrar yamaca dönüp bir sürüye ve çobanına rast gelmemeye dikkat ederek zirveye kadar çıktım Açtım susamıştım bacaklarım ve kollarım yorgundu Fakat kalbim yorgundu en çok bir de aklım değişik çalışıyordu artık Bundan sonra yıllarca belki de hiç beni bırakmayacak olan o bir an sonra ne olacağını bilememenin verdiği kaygı her batan güneşle birlikte inecek olan o korunma ve savunma hissi o şafak vakti varlığını hissettirmişti Sanki zihnimin rengi değişmiş maviden boza dönmüştü Gün yavaşça ağarmaya başlıyordu Sabahın serinliği çayıra düşmüş çiğ uzaktan gelen horoz sesleri denizin ufka doğru sakin sakin ağaran mavisi çocukluğum ilk gençliğim hepsini ardımda bıraktım Sırtımda koyun derisi yelek belimde Hargın ın kılıcı güneşin ufukta belirmiş kızıllığına doğru yürüdüm yürüdüm Bir damla yaş düştü gözümden sildim hemen kendim bile görmeden Artık ağlayacak zaman değildi

İkinci Adam
Köyü sonsuza dek terk etmeden önce bir şey daha yaptım Yoldan uzak durarak arka yama çtan Kiyro nun evine yürüdüm Köyde herkes uykudaydı Yıldızların ışığında iki üç adım öteyi görerek ilerliyordum Varınca bahçe duvarının dibinden evin ön kapısına doğru emekledim kavalı kapının önüne bıraktım Hayatta beni gülerken görmüş birkaç kişiden biridir Kiyro Dostluğu için ona minnettar olduğumu kimse görmeden ona bildirmenin başka yolunu bulamadım o gece Zaman da yoktu artık Tekrar yamaca dönüp bir sürüye ve çobanına rast gelmemeye dikkat ederek zirveye kadar çıktım Açtım susamıştım bacaklarım ve kollarım yorgundu Fakat kalbim yorgundu en çok bir de aklım değişik çalışıyordu artık Bundan sonra yıllarca belki de hiç beni bırakmayacak olan o bir an sonra ne olacağını bile memenin verdiği kaygı her batan güneşle birlikte inecek olan o korunma ve savunma hissi o şafak vakti varlığını hissettirmişti Sanki zihnimin rengi değişmiş maviden boza dönmüştü Gün yavaşça ağarmaya başlıyordu Sabahın serinliği çayıra düşmüş çiğ uzaktan gelen horoz sesleri denizin ufka doğru sakin sakin ağaran mavisi çocukluğum ilk gençliğim hepsini ardımda bıraktım Sırtımda koyun derisi yelek belimde Hargın ın kılıcı güneşin ufukta be lirmiş kızıllığına doğru yürüdüm yürüdüm Bir damla yaş düştü gözümden sildim hemen kendim bile görmeden Artık ağlayacak zaman değildi