MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Robinson Crusoe ve Cuma 8 — Gürcan Yurt

Robinson Crusoe ve Cuma 8
146,25
MizahRomanÇizgi Roman

Robinson Crusoe ve Cuma 8

Gürcan Yurt

Everest Yayınları

Mart 201080 sf.
Ciltsiz
TamadresEn ucuz

Robinson Crusoe ve Cuma 8

Gürcan Yurt

Umuda Yolculuk Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açyınız umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

Kitapsan
236,00

EVEREST YAYINLARI

Kitapsan

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar GÜRCAN YURT

Kitapsan
236,00

EVEREST YAYINLARI

Kitapsan

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar GÜRCAN YURT

Kitapsan
236,00

EVEREST YAYINLARI

Kitapsan

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin Yakın gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar GÜRCAN YURT

BKM Kitap
243,75

Everest Yayınları

202480 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada Seve seve kaybedilen şike şike kazılan Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

BKM Kitap
243,75

Everest Yayınları

202280 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

BKM Kitap
243,75

Everest Yayınları

201580 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

BKM Kitap
243,75

EVEREST YAYINLARI

202080 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

BKM Kitap
243,75

Everest Yayınları

201580 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Niye Geldin Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz Kervan geçmez Bu yarı açık Deryalar hapishanesi Bu dönüş yoluü Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda Koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini Ne içtiğini Adın geçer mi Eski bir dost meclisinde Bilinmez Söylesene kanka Sen buralara niye geldin G Yurt

BKM Kitap
243,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt

BKM Kitap
243,75

Everest Yayınları

201480 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açıyoruz umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

BKM Kitap
243,75

Everest Yayınları

201680 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

201580 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Niye Geldin Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz Kervan geçmez Bu yarı açık Deryalar hapishanesi Bu dönüş yoluü Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda Koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini Ne içtiğini Adın geçer mi Eski bir dost meclisinde Bilinmez Söylesene kanka Sen buralara niye geldin G Yurt

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

202280 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

202480 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada seve seve kaybedilen şike şike kazılan ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi ilk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve gözün üstündeki kaş dururken ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada iki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz kendi kurallarını kendileri koydular ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

202680 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açıyoruz umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

201580 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

201680 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

Kitap Sepeti
243,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt

Tamadres
243,75

Everest Yayınları

Ekim 201680 sf.
Ciltsiz
Tamadres

KAPIŞMA Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt

Tamadres
243,75

Everest Yayınları

Şubat 200780 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz kervan geçmez bu yarı açık Deryalar hapishanesi bu dönüş yolu Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini ne içtiğini Adın geçe mi eski bir dost meclisinde bilinmez Özleyen var mı mıdır Yüzünü gözünü sohbetini Hayalin canlanır mı Birilerinin zihninde bilinmez Peki bilirler mi Nelere baş kaldırdığını Nasıl ayakta kaldığını Ne zaman yorulacağını

Tamadres
243,75

Everest Yayınları

Ekim 200280 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Tamadres
243,75

Everest Yayınları

Mart 201080 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

Tamadres
243,75

Everest Yayınları

Mart 201080 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada Seve seve kaybedilen şike şike kazılan Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

Tamadres
243,75

Everest Yayınları

Ocak 201080 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

Tamadres
243,75

Everest Yayınları

Ocak 201080 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda

Tamadres
243,75

Everest Yayınları

Ocak 201080 sf.
Ciltsiz
Tamadres

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin Yakın gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2026-02-1080 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Everest Yayınları

Umuda Yolculuk Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açyınız umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2016-10-0180 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Everest Yayınları

KAPIŞMA Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2015-09-1780 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Everest Yayınları

Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz kervan geçmez bu yarı açık Deryalar hapishanesi bu dönüş yolu Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini ne içtiğini Adın geçe mi eski bir dost meclisinde bilinmez Özleyen var mı mıdır Yüzünü gözünü sohbetini Hayalin canlanır mı Birilerinin zihninde bilinmez Peki bilirler mi Nelere baş kaldırdığını Nasıl ayakta kaldığını Ne zaman yorulacağını

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2015-09-1780 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Everest Yayınları

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2022-08-0580 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Everest Yayınları

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2024-05-0280 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Everest Yayınları

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada Seve seve kaybedilen şike şike kazılan Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2020-01-2180 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Everest Yayınları

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2020-01-2180 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Everest Yayınları

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda

Everest Yayınları
243,75

Everest Yayınları

2020-01-2180 sf.
Ciltsiz20 X 28,5Kuşe
Everest Yayınları

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin Yakın gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz20 X 28,5Kuşe
Alfa Kitap

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin Yakın gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Alfa Kitap

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Alfa Kitap

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

202680 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Alfa Kitap

Umuda Yolculuk Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açyınız umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

202280 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Alfa Kitap

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

202480 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Alfa Kitap

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada Seve seve kaybedilen şike şike kazılan Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

201580 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Alfa Kitap

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

201580 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Alfa Kitap

Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz kervan geçmez bu yarı açık Deryalar hapishanesi bu dönüş yolu Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini ne içtiğini Adın geçe mi eski bir dost meclisinde bilinmez Özleyen var mı mıdır Yüzünü gözünü sohbetini Hayalin canlanır mı Birilerinin zihninde bilinmez Peki bilirler mi Nelere baş kaldırdığını Nasıl ayakta kaldığını Ne zaman yorulacağını

Alfa Kitap
243,75

Everest Yayınları

201680 sf.
Ciltsiz20 X 28,51. Hamur
Alfa Kitap

KAPIŞMA Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt

Kitap Ambarı
247,50

Everest Yayınları

201080 sf.
İnce Kapak20 x 28,5
Kitap Ambarı

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin Yakın gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt Tanıtım Bülteninden

Kitap Ambarı
247,50

Everest Yayınları

2010
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak Sayfa Sayısı 80 Baskı Yılı 2014 Dili Türkçe Yayınevi Everest Yayınları

Kitap Ambarı
247,50

Everest Yayınları

2016
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu m Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 80 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Everest Yayınları

Kitap Ambarı
247,50

Everest Yayınları

201080 sf.
İnce Kapak20 x 28,5
Kitap Ambarı

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt Tanıtım Bülteninden

Kitap Ambarı
247,50

Everest Yayınları

201080 sf.
İnce Kapak20 x 28,5
Kitap Ambarı

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt Tanıtım Bülteninden

Kitap Ambarı
247,50

Everest Yayınları

2010
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada Seve seve kaybedilen şike şike kazılan Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar Sayfa Sayısı 80 Baskı Yılı 2014 Dili Türkçe Yayınevi Everest Yayınları

Kitap Ambarı
247,50

Everest Yayınları

2010
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz kervan geçmez bu yarı açık Deryalar hapishanesi bu dönüş yolu Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini ne içtiğini Adın geçe mi eski bir dost meclisinde bilinmez Özleyen var mı mıdır Yüzünü gözünü sohbetini Hayalin canlanır mı Birilerinin zihninde bilinmez Peki bilirler mi Nelere baş kaldırdığını Nasıl ayakta kaldığını Ne zaman yorulacağını Sayfa Sayısı 80 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Everest Yayınları

Kitap Ambarı
247,50

Everest Yayınları

2010
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük Sayfa Sayısı 80 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Everest Yayınları

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

201680 sf.
Şehadet Kitap

KAPIŞMA Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

201580 sf.
Şehadet Kitap

Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz kervan geçmez bu yarı açık Deryalar hapishanesi bu dönüş yolu Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini ne içtiğini Adın geçe mi eski bir dost meclisinde bilinmez Özleyen var mı mıdır Yüzünü gözünü sohbetini Hayalin canlanır mı Birilerinin zihninde bilinmez Peki bilirler mi Nelere baş kaldırdığını Nasıl ayakta kaldığını Ne zaman yorulacağını

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

201580 sf.
Şehadet Kitap

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

202680 sf.
Şehadet Kitap

Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açtınız umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

202280 sf.
Şehadet Kitap

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanyanın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Şehadet Kitap

ZİNDANDA Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Şehadet Kitap

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

202080 sf.
Şehadet Kitap

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin Yakın gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt

Şehadet Kitap
258,75

Everest Yayınları

202480 sf.
Şehadet Kitap

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada Seve seve kaybedilen şike şike kazılan Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

Ucuz Kitap Al
300,00

Everest Yayınları

Ocak 202080 sf.
20.00x28.50 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt Yayınevi Everest Yayınları Yazar Gürcan Yurt Sayfa 80 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 20 00x28 50 cm Basım Yılı Ocak 2020 Barkod 9789752896734 Kategori Çizgi Roman Eğlence Mizah Mizah

Kitapsan
300,00

EVEREST YAYINLARI

Kitapsan

Niye Geldin Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz Kervan geçmez Bu yarı açık Deryalar hapishanesi Bu dönüş yoluü Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda Koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini Ne içtiğini Adın geçer mi Eski bir dost meclisinde Bilinmez Söylesene kanka Sen buralara niye geldin G Yurt Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar GÜRCAN YURT

Kitapsan
300,00

EVEREST YAYINLARI

Kitapsan

Umuda Yolculuk Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açyınız umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar GÜRCAN YURT

Kitapsan
300,00

EVEREST YAYINLARI

Kitapsan

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada Seve seve kaybedilen şike şike kazılan Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar GÜRCAN YURT

Kitapsan
300,00

EVEREST YAYINLARI

202280 sf.
Kitapsan

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar GÜRCAN YURT Sayfa Sayısı 80 Yıl 2022

Ucuz Kitap Al
300,00

Everest Yayınları

Ocak 202080 sf.
20.00x28.50 cm1. Hamur
Ucuz Kitap Al

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt Yayınevi Everest Yayınları Yazar Gürcan Yurt Sayfa 80 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 20 00x28 50 cm Basım Yılı Ocak 2020 Barkod 9789752896710 Kategori Çizgi Roman Mizah

Ucuz Kitap Al
300,00

Everest Yayınları

Ocak 202080 sf.
20.00x28.50 cm1. Hamur
Ucuz Kitap Al

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt Yayınevi Everest Yayınları Yazar Gürcan Yurt Sayfa 80 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 20 00x28 50 cm Basım Yılı Ocak 2020 Barkod 9789752896727 Kategori Çizgi Roman Mizah

Ucuz Kitap Al
300,00

Everest Yayınları

Ekim 201580 sf.
20.00x28.50 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Niye Geldin Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz Kervan geçmez Bu yarı açık Deryalar hapishanesi Bu dönüş yoluü Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda Koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini Ne içtiğini Adın geçer mi Eski bir dost meclisinde Bilinmez Söylesene kanka Sen buralara niye geldin G Yurt Yayınevi Everest Yayınları Yazar Gürcan Yurt Sayfa 80 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 20 00x28 50 cm Basım Yılı Ekim 2015 Barkod 9789752896864 Kategori Çizgi Roman

Ucuz Kitap Al
300,00

Everest Yayınları

Eylül 201580 sf.
20.00x28.50 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Gürcan Yurt tarafından kaleme alınan Robinson Crusoe ve Cuma 4 Çakır Keyif Everest Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Robinson Crusoe ve Cuma 4 Çakır Keyif Gürcan Yurt Kitap Özeti Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük Yayınevi Everest Yayınları Yazar Gürcan Yurt Sayfa 80 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 20 00x28 50 cm Basım Yılı Eylül 2015 Barkod 9789752896857 Kategori Çizgi Roman

Ucuz Kitap Al
300,00

Everest Yayınları

Kasım 201680 sf.
20.00x28.50 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Gürcan Yurt tarafından kaleme alınan Robinson Crusoe ve Cuma 9 Büyük Kapışma Everest Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Robinson Crusoe ve Cuma 9 Büyük Kapışma Gürcan Yurt Kitap Özeti Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt Yayınevi Everest Yayınları Yazar Gürcan Yurt Sayfa 80 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 20 00x28 50 cm Basım Yılı Kasım 2016 Barkod 9786051850580 Kategori Çizgi Roman

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

201580 sf.
Ekin Kitap

Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz kervan geçmez bu yarı açık Deryalar hapishanesi bu dönüş yolu Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini ne içtiğini Adın geçe mi eski bir dost meclisinde bilinmez Özleyen var mı mıdır Yüzünü gözünü sohbetini Hayalin canlanır mı Birilerinin zihninde bilinmez Peki bilirler mi Nelere baş kaldırdığını Nasıl ayakta kaldığını Ne zaman yorulacağını

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

202080 sf.
Ekin Kitap

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

201480 sf.
Ekin Kitap

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada Seve seve kaybedilen şike şike kazılan Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

201680 sf.
Ekin Kitap

Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

201580 sf.
Ekin Kitap

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

201480 sf.
Ekin Kitap

Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açyınız umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

201480 sf.
Ekin Kitap

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

202080 sf.
Ekin Kitap

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

Ekin Kitap
307,50

Everest Yayınları

202080 sf.
Ekin Kitap

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt

Pandora
318,75

Everest

201080 sf.
Pandora

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair Özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların En tatlısı idi G Yurt Tanıtım Yazısı ndan

Pandora
318,75

Everest

201080 sf.
Pandora

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt Tanıtım Yazısı ndan

Pandora
318,75

Everest

201080 sf.
Pandora

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur Yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin Yakın gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme G Yurt Tanıtım Yazısı ndan

Pandora
318,75

Everest

201080 sf.
Pandora

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

Pandora
318,75

Everest

201080 sf.
Pandora

Üç sıra halatlarla çevrili Üç boyutlu bir dünyada Ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi İlk raunttan nakavt diye yazılır Daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar Daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve Gözün üstündeki kaş dururken Ar damarını yararlar Mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili İki boyutlu bir dünyada İki kafadar bu oyunu Ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında Bu iki yaramaz Kendi kurallarını kendileri koydular Ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

Pandora
318,75

Everest

201080 sf.
Pandora

Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken Geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil Arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken Sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken Boğazlar düğümlendi Kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken Deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken Bulutlar acılarını içine atmış Ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi Yelken açtınız umuda Siz giderken Bu ada Koca hatıranızı gömecek yer arıyor

Pandora
318,75

Everest

201080 sf.
Pandora

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Pandora
318,75

Everest

201080 sf.
Pandora

Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz kervan geçmez bu yarı açık Deryalar hapishanesi bu dönüş yolu Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini ne içtiğini Adın geçe mi eski bir dost meclisinde bilinmez Özleyen var mı mıdır Yüzünü gözünü sohbetini Hayalin canlanır mı Birilerinin zihninde bilinmez Peki bilirler mi Nelere baş kaldırdığını Nasıl ayakta kaldığını Ne zaman yorulacağını

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz20x29 cm2. Hamur
Nobel Kitap

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz20x29 cm1. Hamur
Nobel Kitap

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

202080 sf.
Ciltsiz20x29 cm1. Hamur
Nobel Kitap

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

201480 sf.
Ciltsiz20x28.5 cm1. Hamur
Nobel Kitap

Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açıyoruz umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

201680 sf.
Ciltsiz20x29 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

201580 sf.
Ciltsiz20x29 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

202480 sf.
Ciltsiz20x28 cm1. Hamur
Nobel Kitap

Üç sıra halatlarla çevrili üç boyutlu bir dünyada seve seve kaybedilen şike şike kazılan ağır siklet bir oyundur hayat Tüyü bitmemiş sikletlerin kaderi ilk raunttan nakavt diye yazılır daha doğmadan Aparkatları vururlar apar topar daha ne olduğunu anlamadan Hepimizi kandırırlar ve gözün üstündeki kaş dururken ar damarını yararlar mızıkçılık yaparlar Üç sıra dalgalarla çevrili iki boyutlu bir dünyada iki kafadar bu oyunu ağızlarının tadıyla oynadılar Koca bir ringin ortasında bu iki yaramaz kendi kurallarını kendileri koydular ve bile bile nakavt olmadılar Onları kimse kandıramadı Onları hiç kimse yıldıramadı Onlar kimseler zaten hiç olmadı Onlar sadece onlar olarak kaldılar

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

202280 sf.
Ciltsiz20x28.5 cm1. Hamur
Nobel Kitap

Onlar iki yaramaz çocuk onlar iki yalnız hınzır onlar iki kankaydılar Issız bir adaya mahkum olmuş iki zavallıydı onlar Kuşların uçtuğu ama kervanların geçmediği bir yerde kendi dünyalarını kurdular onlar da kendilerince Britanya nın bağrından kopup gelen Robinson ve ıssız kumsalların şoparı Cuma palmiyelerin gölgesinde kendi destanlarını kendileri yazdılar Umut şarkılarını birlikte söylediler kumsalda ıslık çalarak Yalnızlığa karşı savaş açtılar ve kimsenin duymadığı hiç kimsenin hissetmediği o kara parçasında her şeye rağmen delikanlılığın hakkını da verdiler Kendi alemlerinin kralı ve soytarısı da yine kendileri oldular Onlar var ya onlar Onlar öyle böyle değiller Onları anlatmak mümkün mü Okumak lazım onları görmek lazım Manyak oğlum onlar manyak

Nobel Kitap
330,00

Everest Yayınları

201580 sf.
Ciltsiz20x29 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Niye Geldin Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz Kervan geçmez Bu yarı açık Deryalar hapishanesi Bu dönüş yoluü Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda Koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini Ne içtiğini Adın geçer mi Eski bir dost meclisinde Bilinmez Söylesene kanka Sen buralara niye geldin G Yurt

Kita Kitap
375,00

Everest Yayınları

Ocak 20203. baskı80 sf.
Ciltsiz20,00 x 28,50 cmKuşeTürkçe
Kita Kitap

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kita Kitap
375,00

Everest Yayınları

Şubat 20184. baskı80 sf.
Ciltsiz20,00 x 28,50 cmKUşeTürkçe
Kita Kitap

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt

Kita Kitap
375,00

Everest Yayınları

20158. baskı80 sf.
Ciltsiz2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Şu sana el sallayanlar Parmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulması Değildir özgürlük Çırpınan kanatlar Alkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışında Gökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsan Kaç yazar Ayak parmakalrın Görünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunu Bahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunu ter içinde hissetmektir özgürlük

Kita Kitap
375,00

Everest Yayınları

Şubat 20269. baskı80 sf.
Ciltsiz20,00 x 28,50 cm1. HamurTürkçe
Kita Kitap

Bana kendini anlatma Giderken Acın da sevincin kadar büyükse Büyüksündür Giderken geride bıraktığındır mirasın Seni sen değil arkanda kalan anlatır Küsüp barıştığın didiştiğin Aynı havayı paylaştığın anlatır Giderken sadece kumsalda bıraktığın izdir Senden kalan Arkandan akan bir damla yaş varsa İste odur hatıran Siz giderken boğazlar düğümlendi kuşların ağzını bıçak açmıyor Siz giderken deniz bile size küsmüş Çarşaf gibi kımıldamıyor Siz giderken bulutlar acılarını içine atmış ağlayamıyor Kimse bizi gömemez diye mi yelken açıyoruz umuda Siz giderken bu ada koca hatıranızı Gömecek yer arıyor

Kita Kitap
375,00

Everest Yayınları

Ocak 20203. baskı80 sf.
Ciltsiz20,00 x 28,50 cm1. HamurTürkçe
Kita Kitap

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi de Günlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızları Onlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kita Kitap
375,00

Everest Yayınları

20158. baskı80 sf.
Ciltsiz2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Niye Geldin Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz Kervan geçmez Bu yarı açık Deryalar hapishanesi Bu dönüş yoluü Çıkmaz sokak olan Diyarlara düştüğünde Arkandan hiç tasalanan Oldu mu acaba Çocukluğunda Koşuşturduğun sokaklarda Şimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesi Kaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini Ne içtiğini Adın geçer mi Eski bir dost meclisinde Bilinmez Söylesene kanka Sen buralara niye geldin G Yurt

Kita Kitap
375,00

Everest Yayınları

Kasım 20161. baskı80 sf.
Ciltsiz20,00 x 28,50 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

D&R
375,00

Everest Yayınları - Çizgi Dizisi

2010
Türkçe
D&R

Şu sana el sallayanlarParmakların mıydı Esaretle vedalaştığın mı sandın Ayakların prangadan Sıyrıldı diye mi mutlusun yoksa Kendini kandırma Ellerin kelepçeden kurtulmasıDeğildir özgürlük Çırpınan kanatlarAlkış sesine dönüşüp ayaklarını yerden kesse Vuslata erdim sanma Başını her kaldırışındaGökyüzü göz kırpsa sana özgürüm diye bağırsanKaç yazar Ayak parmakalrınGörünmez çamurdan Matarandaki son yudumu içersin Namlular soğuyup barut kokusunuBahar yeli uçurduğunda zaferin şaşkınlığını ve savaşın tatlı yorgunluğunuter içinde hissetmektirözgürlük Sayfa Sayısı 80Baskı Yılı 2015Dili TürkçeYayınevi Everest Yayınları

D&R
375,00

Everest Yayınları - Çizgi Dizisi

2010
Türkçe
D&R

Bu uçsuz bucaksız Bu kuş uçmaz kervan geçmez bu yarı açıkDeryalar hapishanesi bu dönüş yoluÇıkmaz sokak olanDiyarlara düştüğündeArkandan hiç tasalananOldu mu acaba Çocukluğunda koşuşturduğun sokaklardaŞimdi senin adını haykırıp Oyuna çağıran bir dost sesiKaldı mı hiç Düşünürler mi ne yediğini ne içtiğini Adın geçe mi eski bir dost meclisinde bilinmez Özleyen var mı mıdırYüzünü gözünü sohbetini Hayalin canlanır mıBirilerinin zihninde bilinmez Peki bilirler mi Nelere baş kaldırdığını Nasıl ayakta kaldığını Ne zaman yorulacağını Sayfa Sayısı 80Baskı Yılı 2015Dili TürkçeYayınevi Everest Yayınları

D&R
375,00

Everest Yayınları - Çizgi Dizisi

20104. baskı80 sf.
20 x 28,51. HamurTürkçe
D&R

Her şeye dair hasret çekmek Onlar için Nefes alıp vermek kadar sıradan Ve kaderlerinin en kabullenilmiş En alışılmış parçası idi Geçmişe dair özledikleri ne varsa Onlarda olmayan Oralarda olamayan Ulaşamadıklarına Of çeke çeke Hasret çekmekti onlarınki Hele ki bir kadın teni Ulaşılmazların en büyüğü Hayallerin ve rüyaların en tatlısı idi Bir gün En olmayacak şey olup da Huyu huyuna suyu suyuna İki dilber beliriverince yanlarında Akıllar da uçuvermişti bastan Daha en başından Hele bir de Yasak aşkın engelleri asılıp da Tenleri tenlerine deyebilseydi Hadi ıslatalım bunu diyerek Neşeyle Kadeh tokuşturmak isterlerdi Zaferlerini kutlayan İki komutan gibi Ama ıslatmak için Islanmak da gerekiyordu bazen Varlık içinde yokluk çekercesine Burunlarının dibindeki vuslata Yine erememenin hasretiyle G Yurt Tanıtım Bülteninden

D&R
375,00

Everest Yayınları - Çizgi Dizisi

20103. baskı80 sf.
20 x 28,5KuşeTürkçe
D&R

En fazla ölürsün sadece Altı üstü bir ömür işte Bir gün elbet bitecek Yuvarlanan bir taş bile İz bırakıyor geçtiği yerden Belki sana da sorarlar Sen ne izi bıraktın Şu yaşayıp geçtiğin Kısacık hayatta diye Belki sorarlarsa diye Bir gün Bir mavi bırak kenara bir yere Sarının yanında parlasın diye Belki bir kırmızı olur yeşilin yanında can olsun Canlılık olsun diye Bir turuncuyla Bir kahverengiyi Yan yana koy ki Aradaki farkı çözebilmek Çok da kolay olmayıversin Yakın gibiler ama Farklı gibi de olsunlar ki Pek de sıkıcı olmasın her şey Belki eflatunun yanında beyaz Siyahın yanında da pembe Alakasız durabilirler ama Sen bunları dert etme Altı üstü bir ömür Bir gün bitecek zaten Sorarlarsa Ne iz bıraktın diye Dönüp en azından Yürüdüğün yolu gösterirsin Dersin ki İşte burada Bir taş gibi yuvarlanıp Sonunda durulduğum nokta Belki eyvallah derler Sağ olasın Renk katmışsın hayata G Yurt Tanıtım Bülteninden

D&R
375,00

Everest Yayınları - Çizgi Dizisi

20103. baskı80 sf.
20 x 28,51. HamurTürkçe
D&R

Bir baba ağlıyor zindanda Elleri parmaklıklar Çaresizce ve zavallılık içinde Onun yaşadığından bile bihaber Artık öldüğünü kabullenircesine Kızları da ağlıyor Dışarılarda bir yerlerde Babalarının kederiyle Bir baba ağlıyor zindanda Hem de Uçsuz bucaksız bir denizin En uç noktasındaki bir adada Uçsuz bucaksız bir tepenin En dibindeki zindanda Onu oraya hapseden Kanadını kırıp özgürlüğünü elinden alan İki zibidi deGünlerini gün ediyorlar dışarıda Sırf adamın kızlarıOnlara bir kerecik de olsa Verirler mi acaba umuduyla Bir baba ağlıyor zindanda Zindanda Zindanda G Yurt Tanıtım Bülteninden

D&R
375,00

Everest Yayınları - Karikatür Dizisi

2016
Türkçe
D&R

Gücünün yettiğine efe kesilen yetmediğine efendi diyenlerin dünyası bu Güçsüzü sotada yakalayıp orasına burasına orantısızca vuranların dünyası bu Zalim saf değil ya mazlum maskesi takarak kandırır mazlumu Huzurunu kaçırdığı kıvranırken bulur huzuru Asıl erdem zalimi mazlumdan ayırt etmekte Suyu ısınan kurbağa tespiti yapmak kolay marifet içinde olduğun kendi suyunu ölçmekte Kim efendi kim köle olacak kapışması bu Şeytanın da inadı ve büyük iddiası bu değil mi zaten Ama Tanrı nın her yeni günü yeni bir sayfa ve bakarız önümüzdeki maçlara ve her maçın havası farklı Yorgun savaşçıların savaşı bu m Mahşere kadar sürecek büyük bir kapışma bu G Yurt Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 80Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Everest Yayınları