MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Romantik Dönem Türk Müziğinde Yeni Form Denemeleri — Kutup Ata Tuncer

Romantik Dönem Türk Müziğinde Yeni Form Denemeleri
315,00
Genel Kavramlar Kuram ve TarihçeMüzik DiğerEğitim

Romantik Dönem Türk Müziğinde Yeni Form Denemeleri

Kutup Ata Tuncer

Pan Kitap

Şubat 20211. baskı86 sf.
21 x 29.5 cm
Pan KitapEn ucuz

Romantik Dönem Türk Müziğinde Yeni Form Denemeleri

Kutup Ata Tuncer

Bu kitap çalışmasının genel konusu üç bakış açısıyla temellenmiştir İlki Batılılaşma olarak tanımlanan süreç müzik alanında Osmanlı yı ve Türk müziğini nasıl etkilemiştir ikincisi bu etkileşim sonucunda Türk müziğindeki sözlü müzik ve çalgı formu klasik anlayışın dışında nasıl bir yere evrilmiştir ve üçüncüsü ise bu süreç olumsuz tarafları dışında pozitif olarak algılandığında müzik açısından yaratıcılık bağlamında nasıl bir ortam hazırlamıştır ya da hazırlayabilmiş midir işte bu bağlamda gelinen süreçte bu sorulara cevaben bir deneme çalışması yapılmıştır 17 yüzyıldan itibaren Avrupa yla hızlanan ilişkiler 19 yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kültüründe pek çok yeniliğin hayata geçtiği bir dönem olmuştur Uluslararası müzik alanında bizim de sözümüzün geçeceği temel alt yapı aslında bu süreçte hazırlanmıştır Müzik anlayışımız bu çok boyutlu sürece girdiğinde zamansal ve mekânsal bir çeşitliliğin yaşanmasını sağlamıştır Bu çeşitlilik devlet erkânı içinde vals besteleyen padişahlardan piyano çalan sultanlara değin sosyal bir bakış açısının yaygınlaşmaya başladığının da işareti olmuştur Artık geleneksel müziğimiz notasyon sayesinde kaybolup gitmeyecek müzik eğitim anlayışındaki yenilikler ise müzik öğretiminin belli bir ortamla sınırlı kalmamasını sağlamış olacaktı Ancak bu dönüşüm sürecinin olumlu tarafları olduğu gibi sancılı tarafları da olmuştur Bu sancılar müzisyenler arasında zaman zaman gelenekselin reddedildiği ya da çoksesliliğin bir türlü içselleştirilemediği bir ikilem olarak ortaya çıkacaktı Her ne olursa olsun bütün müzik kültürleri değerlidir ve korunması da gerekir Bu çalışmadaki amaç öncelikle makamsal Türk müziğinin çokseslendirilmesinden çok Batı tarzında yazılmış şarkı formundaki makamsal eserlerin tampere sistemdeki izdüşümüne göre ritmik kalıbına uygun formlarda düzenlemektir Seçilen şarkılar da zaten geleneksel motif kullanımının dışında Batı müzik çizgisine yakındır Süit formunun seçilme nedeni ise Türk müziğinde piyanonun kullanılış biçiminde teknikten ziyade stilistik bir üslup geliştirme gayretidir Seçilen şarkıların melodileri süit formundaki enstrüman anlayışına göre orijinalinden çeşitlendirilmiştir Böyle bir Batılılaşma sürecinde gerek formlardaki gerek çalgı tekniğindeki gelişmelere rağmen hâkim olduğumuz müziğimizle birlikte çoksesli uygulamaların neden programlı bir üretime dönüşmediği düşündürücüdür Elbette geleneksel ve dinî formlardaki eserlerin böyle bir sürece katılması en başta teknik bir hataya düşürebilir Ancak karakteristik pek çok Türk müziği eseri o dönemde farklı stillerde senfoni konçerto vb düzenlenebilir ya da çeşitlendirilebilirdi

D&R
326,87

Eğitim Yayınevi

20211. baskı85 sf.
22 x 292. HamurTürkçe
D&R

Bu kitap çalışmasının genel konusu üç bakış açısıyla temellenmiştir İlki Batılılaşma olarak tanımlanan süreç müzik alanında Osmanlı yı ve Türk müziğini nasıl etkilemiştir ikincisi bu etkileşim sonucunda Türk müziğindeki sözlü müzik ve çalgı formu klasik anlayışın dışında nasıl bir yere evrilmiştir ve üçüncüsü ise bu süreç olumsuz tarafları dışında pozitif olarak algılandığında müzik açısından yaratıcılık bağlamında nasıl bir ortam hazırlamıştır ya da hazırlayabilmiş midir işte bu bağlamda gelinen süreçte bu sorulara cevaben bir deneme çalışması yapılmıştır 17 yüzyıldan itibaren Avrupa yla hızlanan ilişkiler 19 yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kültüründe pek çok yeniliğin hayata geçtiği bir dönem olmuştur Uluslararası müzik alanında bizim de sözümüzün geçeceği temel alt yapı aslında bu süreçte hazırlanmıştır Müzik anlayışımız bu çok boyutlu sürece girdiğinde zamansal ve mekânsal bir çeşitliliğin yaşanmasını sağlamıştır Bu çeşitlilik devlet erkânı içinde vals besteleyen padişahlardan piyano çalan sultanlara değin sosyal bir bakış açısının yaygınlaşmaya başladığının da işareti olmuştur Artık geleneksel müziğimiz notasyon sayesinde kaybolup gitmeyecek müzik eğitim anlayışındaki yenilikler ise müzik öğretiminin belli bir ortamla sınırlı kalmamasını sağlamış olacaktı Ancak bu dönüşüm sürecinin olumlu tarafları olduğu gibi sancılı tarafları da olmuştur Bu sancılar müzisyenler arasında zaman zaman gelenekselin reddedildiği ya da çoksesliliğin bir türlü içselleştirilemediği bir ikilem olarak ortaya çıkacaktı Her ne olursa olsun bütün müzik kültürleri değerlidir ve korunması da gerekir Bu çalışmadaki amaç öncelikle makamsal Türk müziğinin çokseslendirilmesinden çok Batı tarzında yazılmış şarkı formundaki makamsal eserlerin tampere sistemdeki izdüşümüne göre ritmik kalıbına uygun formlarda düzenlemektir Seçilen şarkılar da zaten geleneksel motif kullanımının dışında Batı müzik çizgisine yakındır Süit formunun seçilme nedeni ise Türk müziğinde piyanonun kullanılış biçiminde teknikten ziyade stilistik bir üslup geliştirme gayretidir Seçilen şarkıların melodileri süit formundaki enstrüman anlayışına göre orijinalinden çeşitlendirilmiştir Böyle bir Batılılaşma sürecinde gerek formlardaki gerek çalgı tekniğindeki gelişmelere rağmen hâkim olduğumuz müziğimizle birlikte çoksesli uygulamaların neden programlı bir üretime dönüşmediği düşündürücüdür Elbette geleneksel ve dinî formlardaki eserlerin böyle bir sürece katılması en başta teknik bir hataya düşürebilir Ancak karakteristik pek çok Türk müziği eseri o dönemde farklı stillerde senfoni konçerto vb düzenlenebilir ya da çeşitlendirilebilirdi Tanıtım Bülteninden

Kitap Ambarı
327,25

Eğitim Yayınevi

202185 sf.
İnce Kapak22 x 29
Kitap Ambarı

Bu kitap çalışmasının genel konusu üç bakış açısıyla temellenmiştir İlki Batılılaşma olarak tanımlanan süreç müzik alanında Osmanlı yı ve Türk müziğini nasıl etkilemiştir ikincisi bu etkileşim sonucunda Türk müziğindeki sözlü müzik ve çalgı formu klasik anlayışın dışında nasıl bir yere evrilmiştir ve üçüncüsü ise bu süreç olumsuz tarafları dışında pozitif olarak algılandığında müzik açısından yaratıcılık bağlamında nasıl bir ortam hazırlamıştır ya da hazırlayabilmiş midir işte bu bağlamda gelinen süreçte bu sorulara cevaben bir deneme çalışması yapılmıştır 17 yüzyıldan itibaren Avrupa yla hızlanan ilişkiler 19 yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kültüründe pek çok yeniliğin hayata geçtiği bir dönem olmuştur Uluslararası müzik alanında bizim de sözümüzün geçeceği temel alt yapı aslında bu süreçte hazırlanmıştır Müzik anlayışımız bu çok boyutlu sürece girdiğinde zamansal ve mekânsal bir çeşitliliğin yaşanmasını sağlamıştır Bu çeşitlilik devlet erkânı içinde vals besteleyen padişahlardan piyano çalan sultanlara değin sosyal bir bakış açısının yaygınlaşmaya başladığının da işareti olmuştur Artık geleneksel müziğimiz notasyon sayesinde kaybolup gitmeyecek müzik eğitim anlayışındaki yenilikler ise müzik öğretiminin belli bir ortamla sınırlı kalmamasını sağlamış olacaktı Ancak bu dönüşüm sürecinin olumlu tarafları olduğu gibi sancılı tarafları da olmuştur Bu sancılar müzisyenler arasında zaman zaman gelenekselin reddedildiği ya da çoksesliliğin bir türlü içselleştirilemediği bir ikilem olarak ortaya çıkacaktı Her ne olursa olsun bütün müzik kültürleri değerlidir ve korunması da gerekir Bu çalışmadaki amaç öncelikle makamsal Türk müziğinin çokseslendirilmesinden çok Batı tarzında yazılmış şarkı formundaki makamsal eserlerin tampere sistemdeki izdüşümüne göre ritmik kalıbına uygun formlarda düzenlemektir Seçilen şarkılar da zaten geleneksel motif kullanımının dışında Batı müzik çizgisine yakındır Süit formunun seçilme nedeni ise Türk müziğinde piyanonun kullanılış biçiminde teknikten ziyade stilistik bir üslup geliştirme gayretidir Seçilen şarkıların melodileri süit formundaki enstrüman anlayışına göre orijinalinden çeşitlendirilmiştir Böyle bir Batılılaşma sürecinde gerek formlardaki gerek çalgı tekniğindeki gelişmelere rağmen hâkim olduğumuz müziğimizle birlikte çoksesli uygulamaların neden programlı bir üretime dönüşmediği düşündürücüdür Elbette geleneksel ve dinî formlardaki eserlerin böyle bir sürece katılması en başta teknik bir hataya düşürebilir Ancak karakteristik pek çok Türk müziği eseri o dönemde farklı stillerde senfoni konçerto vb düzenlenebilir ya da çeşitlendirilebilirdi Tanıtım Bülteninden

Kitap Sepeti
338,80

Eğitim Yayınevi - Bilimsel Eserler

202085 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Bu kitap çalışmasının genel konusu üç bakış açısıyla temellenmiştir İlki Batılılaşma olarak tanımlanan süreç müzik alanında Osmanlı yı ve Türk müziğini nasıl etkilemiştir ikincisi bu etkileşim sonucunda Türk müziğindeki sözlü müzik ve çalgı formu klasik anlayışın dışında nasıl bir yere evrilmiştir ve üçüncüsü ise bu süreç olumsuz tarafları dışında pozitif olarak algılandığında müzik açısından yaratıcılık bağlamında nasıl bir ortam hazırlamıştır ya da hazırlayabilmiş midir işte bu bağlamda gelinen süreçte bu sorulara cevaben bir deneme çalışması yapılmıştır 17 yüzyıldan itibaren Avrupa yla hızlanan ilişkiler 19 yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kültüründe pek çok yeniliğin hayata geçtiği bir dönem olmuştur Uluslararası müzik alanında bizim de sözümüzün geçeceği temel alt yapı aslında bu süreçte hazırlanmıştır Müzik anlayışımız bu çok boyutlu sürece girdiğinde zamansal ve mekânsal bir çeşitliliğin yaşanmasını sağlamıştır Bu çeşitlilik devlet erkânı içinde vals besteleyen padişahlardan piyano çalan sultanlara değin sosyal bir bakış açısının yaygınlaşmaya başladığının da işareti olmuştur Artık geleneksel müziğimiz notasyon sayesinde kaybolup gitmeyecek müzik eğitim anlayışındaki yenilikler ise müzik öğretiminin belli bir ortamla sınırlı kalmamasını sağlamış olacaktı Ancak bu dönüşüm sürecinin olumlu tarafları olduğu gibi sancılı tarafları da olmuştur Bu sancılar müzisyenler arasında zaman zaman gelenekselin reddedildiği ya da çoksesliliğin bir türlü içselleştirilemediği bir ikilem olarak ortaya çıkacaktı Her ne olursa olsun bütün müzik kültürleri değerlidir ve korunması da gerekir Bu çalışmadaki amaç öncelikle makamsal Türk müziğinin çokseslendirilmesinden çok Batı tarzında yazılmış şarkı formundaki makamsal eserlerin tampere sistemdeki izdüşümüne göre ritmik kalıbına uygun formlarda düzenlemektir Seçilen şarkılar da zaten geleneksel motif kullanımının dışında Batı müzik çizgisine yakındır Süit formunun seçilme nedeni ise Türk müziğinde piyanonun kullanılış biçiminde teknikten ziyade stilistik bir üslup geliştirme gayretidir Seçilen şarkıların melodileri süit formundaki enstrüman anlayışına göre orijinalinden çeşitlendirilmiştir Böyle bir Batılılaşma sürecinde gerek formlardaki gerek çalgı tekniğindeki gelişmelere rağmen hâkim olduğumuz müziğimizle birlikte çoksesli uygulamaların neden programlı bir üretime dönüşmediği düşündürücüdür Elbette geleneksel ve dinî formlardaki eserlerin böyle bir sürece katılması en başta teknik bir hataya düşürebilir Ancak karakteristik pek çok Türk müziği eseri o dönemde farklı stillerde senfoni konçerto vb düzenlenebilir ya da çeşitlendirilebilirdi

Ucuz Kitap Al
346,50

Eğitim Yayınevi - Bilimsel Eserler

Mart 202085 sf.
22.00x29.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Kutup Ata Tuncer tarafından kaleme alınan Romantik Dönem Türk Müziğinde Yeni Form Denemeleri Eğitim Yayınevi Bilimsel Eserler eseri olarak okurlarla buluşuyor Romantik Dönem Türk Müziğinde Yeni Form Denemeleri Kutup Ata Tuncer Kitap Özeti Bu kitap çalışmasının genel konusu üç bakış açısıyla temellenmiştir İlki Batılılaşma olarak tanımlanan süreç müzik alanında Osmanlı yı ve Türk müziğini nasıl etkilemiştir ikincisi bu etkileşim sonucunda Türk müziğindeki sözlü müzik ve çalgı formu klasik anlayışın dışında nasıl bir yere evrilmiştir ve üçüncüsü ise bu süreç olumsuz tarafları dışında pozitif olarak algılandığında müzik açısından yaratıcılık bağlamında nasıl bir ortam hazırlamıştır ya da hazırlayabilmiş midir işte bu bağlamda gelinen süreçte bu sorulara cevaben bir deneme çalışması yapılmıştır 17 yüzyıldan itibaren Avrupa yla hızlanan ilişkiler 19 yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kültüründe pek çok yeniliğin hayata geçtiği bir dönem olmuştur Uluslararası müzik alanında bizim de sözümüzün geçeceği temel alt yapı aslında bu süreçte hazırlanmıştır Müzik anlayışımız bu çok boyutlu sürece girdiğinde zamansal ve mekânsal bir çeşitliliğin yaşanmasını sağlamıştır Bu çeşitlilik devlet erkânı içinde vals besteleyen padişahlardan piyano çalan sultanlara değin sosyal bir bakış açısının yaygınlaşmaya başladığının da işareti olmuştur Artık geleneksel müziğimiz notasyon sayesinde kaybolup gitmeyecek müzik eğitim anlayışındaki yenilikler ise müzik öğretiminin belli bir ortamla sınırlı kalmamasını sağlamış olacaktı Ancak bu dönüşüm sürecinin olumlu tarafları olduğu gibi sancılı tarafları da olmuştur Bu sancılar müzisyenler arasında zaman zaman gelenekselin reddedildiği ya da çoksesliliğin bir türlü içselleştirilemediği bir ikilem olarak ortaya çıkacaktı Her ne olursa olsun bütün müzik kültürleri değerlidir ve korunması da gerekir Bu çalışmadaki amaç öncelikle makamsal Türk müziğinin çokseslendirilmesinden çok Batı tarzında yazılmış şarkı formundaki makamsal eserlerin tampere sistemdeki izdüşümüne göre ritmik kalıbına uygun formlarda düzenlemektir Seçilen şarkılar da zaten geleneksel motif kullanımının dışında Batı müzik çizgisine yakındır Süit formunun seçilme nedeni ise Türk müziğinde piyanonun kullanılış biçiminde teknikten ziyade stilistik bir üslup geliştirme gayretidir Seçilen şarkıların melodileri süit formundaki enstrüman anlayışına göre orijinalinden çeşitlendirilmiştir Böyle bir Batılılaşma sürecinde gerek formlardaki gerek çalgı tekniğindeki gelişmelere rağmen hâkim olduğumuz müziğimizle birlikte çoksesli uygulamaların neden programlı bir üretime dönüşmediği düşündürücüdür Elbette geleneksel ve dinî formlardaki eserlerin böyle bir sürece katılması en başta teknik bir hataya düşürebilir Ancak karakteristik pek çok Türk müziği eseri o dönemde farklı stillerde senfoni konçerto vb düzenlenebilir ya da çeşitlendirilebilirdi Yayınevi Eğitim Yayınevi Bilimsel Eserler Yazar Kutup Ata Tuncer Sayfa 85 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 22 00x29 00 cm Basım Yılı Mart 2020 Barkod 9786257316415 Kategori Genel Kavramlar Kuram ve Tarihçe

Ekin Kitap
354,20

Eğitim Yayınevi - Bilimsel Eserler

202085 sf.
Ekin Kitap

Bu kitap çalışmasının genel konusu üç bakış açısıyla temellenmiştir İlki Batılılaşma olarak tanımlanan süreç müzik alanında Osmanlı yı ve Türk müziğini nasıl etkilemiştir ikincisi bu etkileşim sonucunda Türk müziğindeki sözlü müzik ve çalgı formu klasik anlayışın dışında nasıl bir yere evrilmiştir ve üçüncüsü ise bu süreç olumsuz tarafları dışında pozitif olarak algılandığında müzik açısından yaratıcılık bağlamında nasıl bir ortam hazırlamıştır ya da hazırlayabilmiş midir işte bu bağlamda gelinen süreçte bu sorulara cevaben bir deneme çalışması yapılmıştır 17 yüzyıldan itibaren Avrupa yla hızlanan ilişkiler 19 yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kültüründe pek çok yeniliğin hayata geçtiği bir dönem olmuştur Uluslararası müzik alanında bizim de sözümüzün geçeceği temel alt yapı aslında bu süreçte hazırlanmıştır Müzik anlayışımız bu çok boyutlu sürece girdiğinde zamansal ve mekânsal bir çeşitliliğin yaşanmasını sağlamıştır Bu çeşitlilik devlet erkânı içinde vals besteleyen padişahlardan piyano çalan sultanlara değin sosyal bir bakış açısının yaygınlaşmaya başladığının da işareti olmuştur Artık geleneksel müziğimiz notasyon sayesinde kaybolup gitmeyecek müzik eğitim anlayışındaki yenilikler ise müzik öğretiminin belli bir ortamla sınırlı kalmamasını sağlamış olacaktı Ancak bu dönüşüm sürecinin olumlu tarafları olduğu gibi sancılı tarafları da olmuştur Bu sancılar müzisyenler arasında zaman zaman gelenekselin reddedildiği ya da çoksesliliğin bir türlü içselleştirilemediği bir ikilem olarak ortaya çıkacaktı Her ne olursa olsun bütün müzik kültürleri değerlidir ve korunması da gerekir Bu çalışmadaki amaç öncelikle makamsal Türk müziğinin çokseslendirilmesinden çok Batı tarzında yazılmış şarkı formundaki makamsal eserlerin tampere sistemdeki izdüşümüne göre ritmik kalıbına uygun formlarda düzenlemektir Seçilen şarkılar da zaten geleneksel motif kullanımının dışında Batı müzik çizgisine yakındır Süit formunun seçilme nedeni ise Türk müziğinde piyanonun kullanılış biçiminde teknikten ziyade stilistik bir üslup geliştirme gayretidir Seçilen şarkıların melodileri süit formundaki enstrüman anlayışına göre orijinalinden çeşitlendirilmiştir Böyle bir Batılılaşma sürecinde gerek formlardaki gerek çalgı tekniğindeki gelişmelere rağmen hâkim olduğumuz müziğimizle birlikte çoksesli uygulamaların neden programlı bir üretime dönüşmediği düşündürücüdür Elbette geleneksel ve dinî formlardaki eserlerin böyle bir sürece katılması en başta teknik bir hataya düşürebilir Ancak karakteristik pek çok Türk müziği eseri o dönemde farklı stillerde senfoni konçerto vb düzenlenebilir ya da çeşitlendirilebilirdi

Şehadet Kitap
358,05

Eğitim Yayınevi - Bilimsel Eserler

202285 sf.
Şehadet Kitap

Bu kitap çalışmasının genel konusu üç bakış açısıyla temellenmiştir İlki Batılılaşma olarak tanımlanan süreç müzik alanında Osmanlı yı ve Türk müziğini nasıl etkilemiştir ikincisi bu etkileşim sonucunda Türk müziğindeki sözlü müzik ve çalgı formu klasik anlayışın dışında nasıl bir yere evrilmiştir ve üçüncüsü ise bu süreç olumsuz tarafları dışında pozitif olarak algılandığında müzik açısından yaratıcılık bağlamında nasıl bir ortam hazırlamıştır ya da hazırlayabilmiş midir işte bu bağlamda gelinen süreçte bu sorulara cevaben bir deneme çalışması yapılmıştır 17 yüzyıldan itibaren Avrupa yla hızlanan ilişkiler 19 yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kültüründe pek çok yeniliğin hayata geçtiği bir dönem olmuştur Uluslararası müzik alanında bizim de sözümüzün geçeceği temel alt yapı aslında bu süreçte hazırlanmıştır Müzik anlayışımız bu çok boyutlu sürece girdiğinde zamansal ve mekânsal bir çeşitliliğin yaşanmasını sağlamıştır Bu çeşitlilik devlet erkânı içinde vals besteleyen padişahlardan piyano çalan sultanlara değin sosyal bir bakış açısının yaygınlaşmaya başladığının da işareti olmuştur Artık geleneksel müziğimiz notasyon sayesinde kaybolup gitmeyecek müzik eğitim anlayışındaki yenilikler ise müzik öğretiminin belli bir ortamla sınırlı kalmamasını sağlamış olacaktı Ancak bu dönüşüm sürecinin olumlu tarafları olduğu gibi sancılı tarafları da olmuştur Bu sancılar müzisyenler arasında zaman zaman gelenekselin reddedildiği ya da çoksesliliğin bir türlü içselleştirilemediği bir ikilem olarak ortaya çıkacaktı Her ne olursa olsun bütün müzik kültürleri değerlidir ve korunması da gerekir Bu çalışmadaki amaç öncelikle makamsal Türk müziğinin çokseslendirilmesinden çok Batı tarzında yazılmış şarkı formundaki makamsal eserlerin tampere sistemdeki izdüşümüne göre ritmik kalıbına uygun formlarda düzenlemektir Seçilen şarkılar da zaten geleneksel motif kullanımının dışında Batı müzik çizgisine yakındır Süit formunun seçilme nedeni ise Türk müziğinde piyanonun kullanılış biçiminde teknikten ziyade stilistik bir üslup geliştirme gayretidir Seçilen şarkıların melodileri süit formundaki enstrüman anlayışına göre orijinalinden çeşitlendirilmiştir Böyle bir Batılılaşma sürecinde gerek formlardaki gerek çalgı tekniğindeki gelişmelere rağmen hâkim olduğumuz müziğimizle birlikte çoksesli uygulamaların neden programlı bir üretime dönüşmediği düşündürücüdür Elbette geleneksel ve dinî formlardaki eserlerin böyle bir sürece katılması en başta teknik bir hataya düşürebilir Ancak karakteristik pek çok Türk müziği eseri o dönemde farklı stillerde senfoni konçerto vb düzenlenebilir ya da çeşitlendirilebilirdi

Nobel Kitap
373,45

Eğitim Yayınevi - Bilimsel Eserler

202085 sf.
Ciltsiz22x29 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Bu kitap çalışmasının genel konusu üç bakış açısıyla temellenmiştir İlki Batılılaşma olarak tanımlanan süreç müzik alanında Osmanlı yı ve Türk müziğini nasıl etkilemiştir ikincisi bu etkileşim sonucunda Türk müziğindeki sözlü müzik ve çalgı formu klasik anlayışın dışında nasıl bir yere evrilmiştir ve üçüncüsü ise bu süreç olumsuz tarafları dışında pozitif olarak algılandığında müzik açısından yaratıcılık bağlamında nasıl bir ortam hazırlamıştır ya da hazırlayabilmiş midir işte bu bağlamda gelinen süreçte bu sorulara cevaben bir deneme çalışması yapılmıştır 17 yüzyıldan itibaren Avrupa yla hızlanan ilişkiler 19 yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kültüründe pek çok yeniliğin hayata geçtiği bir dönem olmuştur Uluslararası müzik alanında bizim de sözümüzün geçeceği temel alt yapı aslında bu süreçte hazırlanmıştır Müzik anlayışımız bu çok boyutlu sürece girdiğinde zamansal ve mekânsal bir çeşitliliğin yaşanmasını sağlamıştır Bu çeşitlilik devlet erkânı içinde vals besteleyen padişahlardan piyano çalan sultanlara değin sosyal bir bakış açısının yaygınlaşmaya başladığının da işareti olmuştur Artık geleneksel müziğimiz notasyon sayesinde kaybolup gitmeyecek müzik eğitim anlayışındaki yenilikler ise müzik öğretiminin belli bir ortamla sınırlı kalmamasını sağlamış olacaktı Ancak bu dönüşüm sürecinin olumlu tarafları olduğu gibi sancılı tarafları da olmuştur Bu sancılar müzisyenler arasında zaman zaman gelenekselin reddedildiği ya da çoksesliliğin bir türlü içselleştirilemediği bir ikilem olarak ortaya çıkacaktı Her ne olursa olsun bütün müzik kültürleri değerlidir ve korunması da gerekir Bu çalışmadaki amaç öncelikle makamsal Türk müziğinin çokseslendirilmesinden çok Batı tarzında yazılmış şarkı formundaki makamsal eserlerin tampere sistemdeki izdüşümüne göre ritmik kalıbına uygun formlarda düzenlemektir Seçilen şarkılar da zaten geleneksel motif kullanımının dışında Batı müzik çizgisine yakındır Süit formunun seçilme nedeni ise Türk müziğinde p