MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ruhumdaki Uğurum — Fatoş Şerifoğlu

Ruhumdaki Uğurum
70,00
Türk EdebiyatıRoman GünümüzDeneme

Ruhumdaki Uğurum

Fatoş Şerifoğlu

Başlık Yayınları

Haziran 2011269 sf.
13.50x19.50 cm2. Hamur
Ucuz Kitap AlEn ucuz

Ruhumdaki Uğurum

Fatoş Şerifoğlu

Fatoş Şerifoğlu tarafından kaleme alınan Ruhumdaki Uğurum Başlık Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Ruhumdaki Uğurum Fatoş Şerifoğlu Kitap Özeti Senin masanda oturuyorum ve yıpratmadığın bu deftere dokunuyorum ellerimle Sana duyduğum sevgi sıcacık oluyor içimde öylesine tatlı bir gözyaşı süzülüyor ki yanağımdan kalemi tutan parmaklarına hediyem olsun satırlarını öpsün istiyorum Bedenimden kayıp giden bir yıldız gibiydi gözlerine bakmak ellerini hissetmek ellerimde en ikna edici intihar biçimiydi sana kilitlenmek saatlerce göz göze gelmek Bulutların arasında çağlayan nehirler duruldu o an çiçek paletlerinde dans eden periler oturdular her bir dala Sadece biz vardık onlar için biliyordum uzaklarda bir yerlerden izlendik Tanrı en kutsal seyirciydi Ve onun melekleri Düşen her gülüşte o da gülümsedi kokunu her hissedişimde İşte o adam kaleme aldığım her sözde bir hayaleti anlatırken bedenine ruh girip ellerimi tutabilen bu adam Ben döktükçe kaleme hissettikçe meleklerin yavaşça işlediği adam Her satırımın içinden süzülen Her satırımı yüzünde taşıyan her satırımı yüreğinde kokusunda Her bir karesini tahmin ettiğim bilmediğim ve aslında hep bildiğim Her bir saniyede aradığım tenini Sana bunları dokunduğun o ellerimle yazıyorum Biliyor musun sevgilim yaklaş sana bir sır vereyim boynundan kokunu hissetmek istiyorum Gece batmadan karanlığa gökyüzü pembeye boyandığı anda zaman geçmiyor senin kokun yokken avuçlarımda Yanındayken bile seni özlediğim gibi bu defa ağlamak çok keyifli Özlem şarkısının içimi titreten mısralarının tınısıydı puslu geceden bana kalan Dokunurken kadehim dudaklarıma en güçlü gecenin kırmızısıydın süzülen duvarlarıma Ve el izlerin Senin Akrep sıcaklığın beni zehirledi Sen ruhum Yağmurun içinden uzattığım ellerimi yine tutar mısın Yayınevi Başlık Yayınları Yazar Fatoş Şerifoğlu Sayfa 269 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Haziran 2011 Barkod 9786056206177 Kategori Türk Edebiyatı

Şehadet Kitap
105,60

Başlık Yayın Grubu

2011272 sf.
Şehadet Kitap

Senin masanda oturuyorum ve yıpratmadığın bu deftere dokunuyorum ellerimle Sana duyduğum sevgi sıcacık oluyor içimde öylesine tatlı bir gözyaşı süzülüyor ki yanağımdan kalemi tutan parmaklarına hediyem olsun satırlarını öpsün istiyorum Bedenimden kayıp giden bir yıldız gibiydi gözlerine bakmak ellerini hissetmek ellerimde en ikna edici intihar biçimiydi sana kilitlenmek saatlerce göz göze gelmek Bulutların arasında çağlayan nehirler duruldu o an çiçek paletlerinde dans eden periler oturdular her bir dala Sadece biz vardık onlar için biliyordum uzaklarda bir yerlerden izlendik Tanrı en kutsal seyirciydi Ve onun melekleri Düşen her gülüşte o da gülümsedi kokunu her hissedişimde İşte o adam kaleme aldığım her sözde bir hayaleti anlatırken bedenine ruh girip ellerimi tutabilen bu adam Ben döktükçe kaleme hissettikçe meleklerin yavaşça işlediği adam Her satırımın içinden süzülen Her satırımı yüzünde taşıyan her satırımı yüreğinde kokusunda Her bir karesini tahmin ettiğim bilmediğim ve aslında hep bildiğim Her bir saniyede aradığım tenini Sana bunları dokunduğun o ellerimle yazıyorum Biliyor musun sevgilim yaklaş sana bir sır vereyim boynundan kokunu hissetmek istiyorum Gece batmadan karanlığa gökyüzü pembeye boyandığı anda zaman geçmiyor senin kokun yokken avuçlarımda Yanındayken bile seni özlediğim gibi bu defa ağlamak çok keyifli Özlem şarkısının içimi titreten mısralarının tınısıydı puslu geceden bana kalan Dokunurken kadehim dudaklarıma en güçlü gecenin kırmızısıydın süzülen duvarlarıma Ve el izlerin Senin Akrep sıcaklığın beni zehirledi Sen ruhum Yağmurun içinden uzattığım ellerimi yine tutar mısın

Kitap Sepeti
108,80

Başlık Yayınları

2011269 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Senin masanda oturuyorum ve yıpratmadığın bu deftere dokunuyorum ellerimle Sana duyduğum sevgi sıcacık oluyor içimde öylesine tatlı bir gözyaşı süzülüyor ki yanağımdan kalemi tutan parmaklarına hediyem olsun satırlarını öpsün istiyorum Bedenimden kayıp giden bir yıldız gibiydi gözlerine bakmak ellerini hissetmek ellerimde en ikna edici intihar biçimiydi sana kilitlenmek saatlerce göz göze gelmek Bulutların arasında çağlayan nehirler duruldu o an çiçek paletlerinde dans eden periler oturdular her bir dala Sadece biz vardık onlar için biliyordum uzaklarda bir yerlerden izlendik Tanrı en kutsal seyirciydi Ve onun melekleri Düşen her gülüşte o da gülümsedi kokunu her hissedişimde İşte o adam kaleme aldığım her sözde bir hayaleti anlatırken bedenine ruh girip ellerimi tutabilen bu adam Ben döktükçe kaleme hissettikçe meleklerin yavaşça işlediği adam Her satırımın içinden süzülen Her satırımı yüzünde taşıyan her satırımı yüreğinde kokusunda Her bir karesini tahmin ettiğim bilmediğim ve aslında hep bildiğim Her bir saniyede aradığım tenini Sana bunları dokunduğun o ellerimle yazıyorum Biliyor musun sevgilim yaklaş sana bir sır vereyim boynundan kokunu hissetmek istiyorum Gece batmadan karanlığa gökyüzü pembeye boyandığı anda zaman geçmiyor senin kokun yokken avuçlarımda Yanındayken bile seni özlediğim gibi bu defa ağlamak çok keyifli Özlem şarkısının içimi titreten mısralarının tınısıydı puslu geceden bana kalan Dokunurken kadehim dudaklarıma en güçlü gecenin kırmızısıydın süzülen duvarlarıma Ve el izlerin Senin Akrep sıcaklığın beni zehirledi Sen ruhum Yağmurun içinden uzattığım ellerimi yine tutar mısın

Tamadres
112,00

Başlık Yayın Grubu

Haziran 2011269 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Senin masanda oturuyorum ve yıpratmadığın bu deftere dokunuyorum ellerimle Sana duyduğum sevgi sıcacık oluyor içimde öylesine tatlı bir gözyaşı süzülüyor ki yanağımdan kalemi tutan parmaklarına hediyem olsun satırlarını öpsün istiyorum Bedenimden kayıp giden bir yıldız gibiydi gözlerine bakmak ellerini hissetmek ellerimde en ikna edici intihar biçimiydi sana kilitlenmek saatlerce göz göze gelmek Bulutların arasında çağlayan nehirler duruldu o an çiçek paletlerinde dans eden periler oturdular her bir dala Sadece biz vardık onlar için biliyordum uzaklarda bir yerlerden izlendik Tanrı en kutsal seyirciydi Ve onun melekleri Düşen her gülüşte o da gülümsedi kokunu her hissedişimde İşte o adam kaleme aldığım her sözde bir hayaleti anlatırken bedenine ruh girip ellerimi tutabilen bu adam Ben döktükçe kaleme hissettikçe meleklerin yavaşça işlediği adam Her satırımın içinden süzülen Her satırımı yüzünde taşıyan her satırımı yüreğinde kokusunda Her bir karesini tahmin ettiğim bilmediğim ve aslında hep bildiğim Her bir saniyede aradığım tenini Sana bunları dokunduğun o ellerimle yazıyorum Biliyor musun sevgilim yaklaş sana bir sır vereyim boynundan kokunu hissetmek istiyorum Gece batmadan karanlığa gökyüzü pembeye boyandığı anda zaman geçmiyor senin kokun yokken avuçlarımda Yanındayken bile seni özlediğim gibi bu defa ağlamak çok keyifli Özlem şarkısının içimi titreten mısralarının tınısıydı puslu geceden bana kalan Dokunurken kadehim dudaklarıma en güçlü gecenin kırmızısıydın süzülen duvarlarıma Ve el izlerin Senin Akrep sıcaklığın beni zehirledi Sen ruhum Yağmurun içinden uzattığım ellerimi yine tutar mısın

Nobel Kitap
128,00

Başlık Yayınları

2011269 sf.
Nobel Kitap

Senin masanda oturuyorum ve yıpratmadığın bu deftere dokunuyorum ellerimle Sana duyduğum sevgi sıcacık oluyor içimde öylesine tatlı bir gözyaşı süzülüyor ki yanağımdan kalemi tutan parmaklarına hediyem olsun satırlarını öpsün istiyorum Bedenimden kayıp giden bir yıldız gibiydi gözlerine bakmak ellerini hissetmek ellerimde en ikna edici intihar biçimiydi sana kilitlenmek saatlerce göz göze gelmek Bulutların arasında çağlayan nehirler duruldu o an çiçek paletlerinde dans eden periler oturdular her bir dala Sadece biz vardık onlar için biliyordum uzaklarda bir yerlerden izlendik Tanrı en kutsal seyirciydi Ve onun melekleri Düşen her gülüşte o da gülümsedi kokunu her hissedişimde İşte o adam kaleme aldığım her sözde bir hayaleti anlatırken bedenine ruh girip ellerimi tutabilen bu adam Ben döktükçe kaleme hissettikçe meleklerin yavaşça işlediği adam Her satırımın içinden süzülen Her satırımı yüzünde taşıyan her satırımı yüreğinde kokusunda Her bir karesini tahmin ettiğim bilmediğim ve aslında hep bildiğim Her bir saniyede aradığım tenini Sana bunları dokunduğun o ellerimle yazıyorum Biliyor musun sevgilim yaklaş sana bir sır vereyim boynundan kokunu hissetmek istiyorum Gece batmadan karanlığa gökyüzü pembeye boyandığı anda zaman geçmiyor senin kokun yokken avuçlarımda Yanındayken bile seni özlediğim gibi bu defa ağlamak çok keyifli Özlem şarkısının içimi titreten mısralarının tınısıydı puslu geceden bana kalan Dokunurken kadehim dudaklarıma en güçlü gecenin kırmızısıydın süzülen duvarlarıma Ve el izlerin Senin Akrep sıcaklığın beni zehirledi Sen ruhum Yağmurun içinden uzattığım ellerimi yine tutar mısın

Pandora

Başlık

2011272 sf.
Pandora

Senin masanda oturuyorum ve yıpratmadığın bu deftere dokunuyorum ellerimle Sana duyduğum sevgi sıcacık oluyor içimde öylesine tatlı bir gözyaşı süzülüyor ki yanağımdan kalemi tutan parmaklarına hediyem olsun satırlarını öpsün istiyorum Bedenimden kayıp giden bir yıldız gibiydi gözlerine bakmak ellerini hissetmek ellerimde en ikna edici intihar biçimiydi sana kilitlenmek saatlerce göz göze gelmek Bulutların arasında çağlayan nehirler duruldu o an çiçek paletlerinde dans eden periler oturdular her bir dala Sadece biz vardık onlar için biliyordum uzaklarda bir yerlerden izlendik Tanrı en kutsal seyirciydi Ve onun melekleri Düşen her gülüşte o da gülümsedi kokunu her hissedişimde İşte o adam kaleme aldığım her sözde bir hayaleti anlatırken bedenine ruh girip ellerimi tutabilen bu adam Ben döktükçe kaleme hissettikçe meleklerin yavaşça işlediği adam Her satırımın içinden süzülen Her satırımı yüzünde taşıyan her satırımı yüreğinde kokusunda Her bir karesini tahmin ettiğim bilmediğim ve aslında hep bildiğim Her bir saniyede aradığım tenini Sana bunları dokunduğun o ellerimle yazıyorum Biliyor musun sevgilim yaklaş sana bir sır vereyim boynundan kokunu hissetmek istiyorum Gece batmadan karanlığa gökyüzü pembeye boyandığı anda zaman geçmiyor senin kokun yokken avuçlarımda Yanındayken bile seni özlediğim gibi bu defa ağlamak çok keyifli Özlem şarkısının içimi titreten mısralarının tınısıydı puslu geceden bana kalan Dokunurken kadehim dudaklarıma en güçlü gecenin kırmızısıydın süzülen duvarlarıma Ve el izlerin Senin Akrep sıcaklığın beni zehirledi Sen ruhum Yağmurun içinden uzattığım ellerimi yine tutar mısın