Rüzgarlı Sokak — Füsun Menşure

Rüzgarlı Sokak
Füsun MenşurePost Yayınevi
Rüzgarlı Sokak
Füsun MenşureGenç bir kız başını tülbentle tuhaf bir biçimde bağlamış kollarında onlarca kesik izi kendinden geçmiş iki ayağının üzerinde küçücük bir yer kaplayacak biçimde çökmüş arada bir ileri geri sallanarak bir şeyler mırıldanıyor Yorgun düşmüş başını kaldırıp o güzel gözleriyle bir umuda tutunmak ister gibi göğe bakıyor Üstü başı berbat dokunsan elinde kalacak resmen dökülüyor Yemyeşil gözlerinin feri kaçmış Öyle zayıf ki bedeni içim acıyor Bir insanlık suçu bu Kollarındaki derin kesik izlerini daha yakından görüyorum ve anlıyorum ki bu gencecik kızın korkunç yarıklara benzeyen görünmez izleri var ruhunda Ruhunun yaraları daha fazla canını acıtıyor Kusmak istiyorum Kusmak ve arınmak Aldığım nefesten gördüğüm şeylerden üzerime sinen bu kederden arınmak Sonsuza dek susmam beklenen boşlukta kalbim kanıyor Hep bir yerlere yürüyorum Sonra dönüp bakıyorum ki aslında yalnızca bir çemberin etrafında başladığım yere dönüyorum Parmak uçlarından yıldız damlayan birinin hayaliyle tek başıma 13 yaşında tertemiz çocukluk hayallerinden koparılıp kötülüğün karanlık bataklıklarına sürüklenen bir kadının hayatını anlatan çarpıcı dokunaklı keşke hiç yaşanmasaydı diyeceğiniz gerçek bir olayın bir romanı

Post Yayınevi
Genç bir kız başını tülbentle tuhaf bir biçimde bağlamış kollarında onlarca kesik izi kendinden geçmiş iki ayağının üzerinde küçücük bir yer kaplayacak biçimde çökmüş arada bir ileri geri sallanarak bir şeyler mırıldanıyor Yorgun düşmüş başını kaldırıp o güzel gözleriyle bir umuda tutunmak ister gibi göğe bakıyor Üstü başı berbat dokunsan elinde kalacak resmen dökülüyor Yemyeşil gözlerinin feri kaçmış Öyle zayıf ki bedeni içim acıyor Bir insanlık suçu bu Kollarındaki derin kesik izlerini daha yakından görüyorum ve anlıyorum ki bu gencecik kızın korkunç yarıklara benzeyen görünmez izleri var ruhunda Ruhunun yaraları daha fazla canını acıtıyor Kusmak istiyorum Kusmak ve arınmak Aldığım nefesten gördüğüm şeylerden üzerime sinen bu kederden arınmak Sonsuza dek susmam beklenen boşlukta kalbim kanıyor Hep bir yerlere yürüyorum Sonra dönüp bakıyorum ki aslında yalnızca bir çemberin etrafında başladığım yere dönüyorum Parmak uçlarından yıldız damlayan birinin hayaliyle tek başıma 13 yaşında tertemiz çocukluk hayallerinden koparılıp kötülüğün karanlık bataklıklarına sürüklenen bir kadının hayatını anlatan çarpıcı dokunaklı keşke hiç yaşanmasaydı diyeceğiniz gerçek bir olayın bir romanı

POST YAYINEVİ
Genç bir kız başını tülbentle tuhaf bir biçimde bağlamış kollarında onlarca kesik izi kendinden geçmiş iki ayağının üzerinde küçücük bir yer kaplayacak biçimde çökmüş arada bir ileri geri sallanarak bir şeyler mırıldanıyor Yorgun düşmüş başını kaldırıp o güzel gözleriyle bir umuda tutunmak ister gibi göğe bakıyor Üstü başı berbat dokunsan elinde kalacak resmen dökülüyor Yemyeşil gözlerinin feri kaçmış Öyle zayıf ki bedeni içim acıyor Bir insanlık suçu bu Kollarındaki derin kesik izlerini daha yakından görüyorum ve anlıyorum ki bu gencecik kızın korkunç yarıklara benzeyen görünmez izleri var ruhunda Ruhunun yaraları daha fazla canını acıtıyor Kusmak istiyorum Kusmak ve arınmak Aldığım nefesten gördüğüm şeylerden üzerime sinen bu kederden arınmak Sonsuza dek susmam beklenen boşlukta kalbim kanıyor Hep bir yerlere yürüyorum Sonra dönüp bakıyorum ki aslında yalnızca bir çemberin etrafında başladığım yere dönüyorum Parmak uçlarından yıldız damlayan birinin hayaliyle tek başıma 13 yaşında tertemiz çocukluk hayallerinden koparılıp kötülüğün karanlık bataklıklarına sürüklenen bir kadının hayatını anlatan çarpıcı dokunaklı keşke hiç yaşanmasaydı diyeceğiniz gerçek bir olayın bir romanı

Post Yayınevi
Genç bir kız başını tülbentle tuhaf bir biçimde bağlamış kollarında onlarca kesik izi kendinden geçmiş iki ayağının üzerinde küçücük bir yer kaplayacak biçimde çökmüş arada bir ileri geri sallanarak bir şeyler mırıldanıyor Yorgun düşmüş başını kaldırıp o güzel gözleriyle bir umuda tutunmak ister gibi göğe bakıyor Üstü başı berbat dokunsan elinde kalacak resmen dökülüyor Yemyeşil gözlerinin feri kaçmış Öyle zayıf ki bedeni içim acıyor Bir insanlık suçu bu Kollarındaki derin kesik izlerini daha yakından görüyorum ve anlıyorum ki bu gencecik kızın korkunç yarıklara benzeyen görünmez izleri var ruhunda Ruhunun yaraları daha fazla canını acıtıyor Kusmak istiyorum Kusmak ve arınmak Aldığım nefesten gördüğüm şeylerden üzerime sinen bu kederden arınmak Sonsuza dek susmam beklenen boşlukta kalbim kanıyor Hep bir yerlere yürüyorum Sonra dönüp bakıyorum ki aslında yalnızca bir çemberin etrafında başladığım yere dönüyorum Parmak uçlarından yıldız damlayan birinin hayaliyle tek başıma 13 yaşında tertemiz çocukluk hayallerinden koparılıp kötülüğün karanlık bataklıklarına sürüklenen bir kadının hayatını anlatan çarpıcı dokunaklı keşke hiç yaşanmasaydı diyeceğiniz gerçek bir olayın bir romanı

Post
Genç bir kız başını tülbentle tuhaf bir biçimde bağlamış kollarında onlarca kesik izi kendinden geçmiş iki ayağının üzerinde küçücük bir yer kaplayacak biçimde çökmüş arada bir ileri geri sallanarak bir şeyler mırıldanıyor Yorgun düşmüş başını kaldırıp o güzel gözleriyle bir umuda tutunmak ister gibi göğe bakıyor Üstü başı berbat dokunsan elinde kalacak resmen dökülüyor Yemyeşil gözlerinin feri kaçmış Öyle zayıf ki bedeni içim acıyor Bir insanlık suçu bu Kollarındaki derin kesik izlerini daha yakından görüyorum ve anlıyorum ki bu gencecik kızın korkunç yarıklara benzeyen görünmez izleri var ruhunda Ruhunun yaraları daha fazla canını acıtıyor Kusmak istiyorum Kusmak ve arınmak Aldığım nefesten gördüğüm şeylerden üzerime sinen bu kederden arınmak Sonsuza dek susmam beklenen boşlukta kalbim kanıyor Hep bir yerlere yürüyorum Sonra dönüp bakıyorum ki aslında yalnızca bir çemberin etrafında başladığım yere dönüyorum Parmak uçlarından yıldız damlayan birinin hayaliyle tek başıma 13 yaşında tertemiz çocukluk hayallerinden koparılıp kötülüğün karanlık bataklıklarına sürüklenen bir kadının hayatını anlatan çarpıcı dokunaklı keşke hiç yaşanmasaydı diyeceğiniz gerçek bir olayın bir romanı

Herdem Kitap
Yaptığın iş yaşadığın bu cilvesiz asık yüzlü kent irade diye bir şey bırakmıyor yıkıp geçiyor Yüzeysellik salgın halinde yayılmış her tarafa kurtulamayacağını bilerek kaçıyorsun Aşktan daha güçlü bir ağrı kesici arayıp duruyorsun Aynı zamanda daha az gurur kırıcı bir ağrı kesici Bir türlü dinmeyen ağrılarını ruhu sana ait olmayan tenlerde avutmaya çalışıyorsun Gerçekte gereksinim duymadığın şeyleri birer birer tüketmeye başlıyorsun Olmuyor Kurtulamıyorsun Kendinle baş başa kaldığın son beş yılda eşsiz cimriliğin sayesinde öz benliğinden esirgediğin her şeyi geri istiyorsun Silah sesleriyle bölük pörçük olmayan uykuların özlemini çekmeye başlıyorsun Sevgilinin yumuşacık dokunuşlarını hayal ediyorsun Geniş mezhepli kentler sıkıp canını acıtmayan hayallerinden iki numara küçük olmayan bir hayat Beynine mermi gibi yağmayan kalbine hançer gibi saplanmayan sözcükler hayal ediyorsun Bir deniz kenarında sahile vuran dalga sesleri ılık bir rüzgâr seni kendinden bir parça kadar kanıksamış bir hayalin sıcacık göğsüne başını yaslayıp sonsuzluğa doğru uyumak istiyorsun Yatağın içinde dönüp dururken öncekilerden farksız olmayan bir gün daha doğuyor Uyanıyorsun Yaşadığın hayatın aslında bir çemberin etrafında dönüp durmaktan ibaret olduğunu anlıyorsun Çapında da sürekli kat ettiğin yolda da bir değişiklik yok Pi gibi bir şey Hatta virgülden sonra on binlerce rakamın dörde yuvarlanması gibi Sana bir de isim veriyorlar üstelik dört diyorlar mesela hiç unutma diye üzerine bir de kesik çizgi atıyorlar kalbindeki on binlerce kesiğin izi gibi bir çizgi Seni bir sürü imgeden bir şey e indirgiyor sabitleyip bırakıyor olduğun yere

Herdem Kitap
Yaptığın iş yaşadığın bu cilvesiz asık yüzlü kent irade diye bir şey bırakmıyor yıkıp geçiyor Yüzeysellik salgın halinde yayılmış her tarafa kurtulamayacağını bilerek kaçıyorsun Aşktan daha güçlü bir ağrı kesici arayıp duruyorsun Aynı zamanda daha az gurur kırıcı bir ağrı kesici Bir türlü dinmeyen ağrılarını ruhu sana ait olmayan tenlerde avutmaya çalışıyorsun Gerçekte gereksinim duymadığın şeyleri birer birer tüketmeye başlıyorsun Olmuyor Kurtulamıyorsun Kendinle baş başa kaldığın son beş yılda eşsiz cimriliğin sayesinde öz benliğinden esirgediğin her şeyi geri istiyorsun Silah sesleriyle bölük pörçük olmayan uykuların özlemini çekmeye başlıyorsun Sevgilinin yumuşacık dokunuşlarını hayal ediyorsun Geniş mezhepli kentler sıkıp canını acıtmayan hayallerinden iki numara küçük olmayan bir hayat Beynine mermi gibi yağmayan kalbine hançer gibi saplanmayan sözcükler hayal ediyorsun Bir deniz kenarında sahile vuran dalga sesleri ılık bir rüzgâr seni kendinden bir parça kadar kanıksamış bir hayalin sıcacık göğsüne başını yaslayıp sonsuzluğa doğru uyumak istiyorsun Yatağın içinde dönüp dururken öncekilerden farksız olmayan bir gün daha doğuyor Uyanıyorsun Yaşadığın hayatın aslında bir çemberin etrafında dönüp durmaktan ibaret olduğunu anlıyorsun Çapında da sürekli kat ettiğin yolda da bir değişiklik yok Pi gibi bir şey Hatta virgülden sonra on binlerce rakamın dörde yuvarlanması gibi Sana bir de isim veriyorlar üstelik dört diyorlar mesela hiç unutma diye üzerine bir de kesik HERDEM Kitap Yayınları Tanıtım Bülteni Eser Adı RÜZGÂRLI SOKAK Yazar Adı Füsun Menşure Yayınevi HERDEM Kitap Orijinal Dil Türkçe Türü Roman Cilt Bilgisi Karton Kapak Kağıt Bilgisi 60 gram Basım Tarihi 14 04 2023 Basım Bilgisi 1 Baskı Sayfa Sayısı 168 Kitap Boyutu 13 5 x 21 cm ISBN No 978 625 8297 84 3 Barkod No 978 625 8297 84 3 Etiket Fiyatı 75 TL Çıkış Tarihi 20 04 2023 Kitap Tanıtım Yazısı Arka Kapak Yaptığın iş yaşadığın bu cilvesiz asık yüzlü kent irade diye bir şey bırakmıyor yıkıp geçiyor Yüzeysellik salgın halinde yayılmış her tarafa kurtulamayacağını bilerek kaçıyorsun Aşktan daha güçlü bir ağrı kesici arayıp duruyorsun Aynı zamanda daha az gurur kırıcı bir ağrı kesici Bir türlü dinmeyen ağrılarını ruhu sana ait olmayan tenlerde avutmaya çalışıyorsun Gerçekte gereksinim duymadığın şeyleri birer birer tüketmeye başlıyorsun Olmuyor Kurtulamıyorsun Kendinle baş başa kaldığın son beş yılda eşsiz cimriliğin sayesinde öz benliğinden esirgediğin her şeyi geri istiyorsun Silah sesleriyle bölük pörçük olmayan uykuların özlemini çekmeye başlıyorsun Sevgilinin yumuşacık dokunuşlarını hayal ediyorsun Geniş mezhepli kentler sıkıp canını acıtmayan hayallerinden iki numara küçük olmayan bir hayat Beynine mermi gibi yağmayan kalbine hançer gibi saplanmayan sözcükler hayal ediyorsun Bir deniz kenarında sahile vuran dalga sesleri ılık bir rüzgâr seni kendinden bir parça kadar kanıksamış bir hayalin sıcacık göğsüne başını yaslayıp sonsuzluğa doğru uyumak istiyorsun Yatağın içinde dönüp dururken öncekilerden farksız olmayan bir gün daha doğuyor Uyanıyorsun Yaşadığın hayatın aslında bir çemberin etrafında dönüp durmaktan ibaret olduğunu anlıyorsun Çapında da sürekli kat ettiğin yolda da bir değişiklik yok Pi gibi bir şey Hatta virgülden sonra on binlerce rakamın dörde yuvarlanması gibi Sana bir de isim veriyorlar üstelik dört diyorlar mesela hiç unutma diye üzerine bir de kesik çizgi atıyorlar kalbindeki on binlerce kesiğin izi gibi bir çizgi Seni bir sürü imgeden bir şey e indirgiyor sabitleyip bırakıyor olduğun yere

Herdem Kitap
Yaptığın iş yaşadığın bu cilvesiz asık yüzlü kent irade diye bir şey bırakmıyor yıkıp geçiyor Yüzeysellik salgın halinde yayılmış her tarafa kurtulamayacağını bilerek kaçıyorsun Aşktan daha güçlü bir ağrı kesici arayıp duruyorsun Aynı zamanda daha az gurur kırıcı bir ağrı kesici Bir türlü dinmeyen ağrılarını ruhu sana ait olmayan tenlerde avutmaya çalışıyorsun Gerçekte gereksinim duymadığın şeyleri birer birer tüketmeye başlıyorsun Olmuyor Kurtulamıyorsun Kendinle baş başa kaldığın son beş yılda eşsiz cimriliğin sayesinde öz benliğinden esirgediğin her şeyi geri istiyorsun Silah sesleriyle bölük pörçük olmayan uykuların özlemini çekmeye başlıyorsun Sevgilinin yumuşacık dokunuşlarını hayal ediyorsun Geniş mezhepli kentler sıkıp canını acıtmayan hayallerinden iki numara küçük olmayan bir hayat Beynine mermi gibi yağmayan kalbine hançer gibi saplanmayan sözcükler hayal ediyorsun Bir deniz kenarında sahile vuran dalga sesleri ılık bir rüzgâr seni kendinden bir parça kadar kanıksamış bir hayalin sıcacık göğsüne başını yaslayıp sonsuzluğa doğru uyumak istiyorsun Yatağın içinde dönüp dururken öncekilerden farksız olmayan bir gün daha doğuyor Uyanıyorsun Yaşadığın hayatın aslında bir çemberin etrafında dönüp durmaktan ibaret olduğunu anlıyorsun Çapında da sürekli kat ettiğin yolda da bir değişiklik yok Pi gibi bir şey Hatta virgülden sonra on binlerce rakamın dörde yuvarlanması gibi Sana bir de isim veriyorlar üstelik dört diyorlar mesela hiç unutma diye üzerine bir de kesik çizgi atıyorlar kalbindeki on binlerce kesiğin izi gibi bir çizgi Seni bir sürü imgeden bir şey e indirgiyor sabitleyip bırakıyor olduğun yere