Safeviler — Budak Münşi Kazvini

Safeviler
Budak Münşi KazviniBilge Kültür Sanat
Safeviler
Budak Münşi KazviniSafevî tarihine dair eserlerin bir dizi hâlinde okuyucu ile buluşturulması Türk tarihçiliği açısından çok önemli bir boşluğun doldurulmaya çalışıldığını göstermektedir Safevî tarihi dizisinden yayınlanan bu eser Kazvinli tarihçi Budak Münşî nin Farsça yazılmış Cevâhirü l Ahbâr ıdır Budak Şah Tahmasb dönemi bürokrat tarihçilerindendir Şah İsmail in oğlu Behram Mirza nın ayak ucunda kırk gün boyunca uyuyacak kadar hanedanın yakınında ve Şah Tahmasb ın tüm seferlerine katılacak kadar olayların içindedir Tekelü oymağının büyük bir kırıma uğratıldığı süreçte Bağdat ta Şerefeddinoğlu Muhammed Han Tekelü nün yakınındaki birkaç isimden biridir Budak kariyer basamaklarında sürekli yükselmeye odaklı hedefine ulaşamadığında gayrimeşru yollara sapacak kadar muhteris ancak yaptıklarını itiraf edecek kadar da cesur ve ilginç bir karakterdir Cevâhirü l Ahbâr aslında insanlığın ortaya çıkışından müellifin kendi yaşadığı dönemi de Ağustos 1576 kapsayacak şekilde yazılmış genel tarih niteliğinde bir eserdir Eserin en kıymetli kısmı Şah İsmail ve Şah Tahmasb ın anlatıldığı yerlerdir çünkü Budak Münşî onlarla çağdaştır İşte bu sebeple Cevâhirü l Ahbâr ın sadece Safevî hanedanı kısımlarının tercümesi tercih edilmiş Anlatımın merkezinde Safevî hanedanı olmakla birlikte Akkoyunlular Şirvanşahlar Osmanlılar Şibânîler ve Babürlülerle ilgili bahislerin geçtiği yerler de fevkalade kıymetlidir Müellif anlattığı pek çok olayın görgü tanığıdır Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ın Irakeyn seferi ile Bağdat ı fethi aşamasında orada bulunuyordu Safevî kaynakları içinde Bağdat ın terk edilme sürecinin bu kadar ayrıntılı anlatıldığı başka bir eser yoktur Bu eserin yayınlanmasıyla Türkiye de Safevî tarihi ile ilgili önemli bir boşluk daha doldurulmuş olacaktır Tanıtım Bülteninden

Bilge Kültür Sanat
Safevî tarihine dair eserlerin bir dizi hâlinde okuyucu ile buluşturulması Türk tarihçiliği açısından çok önemli bir boşluğun doldurulmaya çalışıldığını göstermektedir Safevî tarihi dizisinden yayınlanan bu eser Kazvinli tarihçi Budak Münşî nin Farsça yazılmış Cevâhirü l Ahbâr ıdır Budak Şah Tahmasb dönemi bürokrat tarihçilerindendir Şah İsmail in oğlu Behram Mirza nın ayak ucunda kırk gün boyunca uyuyacak kadar hanedanın yakınında ve Şah Tahmasb ın tüm seferlerine katılacak kadar olayların içindedir Tekelü oymağının büyük bir kırıma uğratıldığı süreçte Bağdat ta Şerefeddinoğlu Muhammed Han Tekelü nün yakınındaki birkaç isimden biridir Budak kariyer basamaklarında sürekli yükselmeye odaklı hedefine ulaşamadığında gayrimeşru yollara sapacak kadar muhteris ancak yaptıklarını itiraf edecek kadar da cesur ve ilginç bir karakterdir Cevâhirü l Ahbâr aslında insanlığın ortaya çıkışından müellifin kendi yaşadığı dönemi de Ağustos 1576 kapsayacak şekilde yazılmış genel tarih niteliğinde bir eserdir Eserin en kıymetli kısmı Şah İsmail ve Şah Tahmasb ın anlatıldığı yerlerdir çünkü Budak Münşî onlarla çağdaştır İşte bu sebeple Cevâhirü l Ahbâr ın sadece Safevî hanedanı kısımlarının tercümesi tercih edilmiş Anlatımın merkezinde Safevî hanedanı olmakla birlikte Akkoyunlular Şirvanşahlar Osmanlılar Şibânîler ve Babürlülerle ilgili bahislerin geçtiği yerler de fevkalade kıymetlidir Müellif anlattığı pek çok olayın görgü tanığıdır Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ın Irakeyn seferi ile Bağdat ı fethi aşamasında orada bulunuyordu Safevî kaynakları içinde Bağdat ın terk edilme sürecinin bu kadar ayrıntılı anlatıldığı başka bir eser yoktur Bu eserin yayınlanmasıyla Türkiye de Safevî tarihi ile ilgili önemli bir boşluk daha doldurulmuş olacaktır

Bilge Kültür Sanat
Safevî tarihine dair eserlerin bir dizi hâlinde okuyucu ile buluşturulması Türk tarihçiliği açısından çok önemli bir boşluğun doldurulmaya çalışıldığını göstermektedir Safevî tarihi dizisinden yayınlanan bu eser Kazvinli tarihçi Budak Münşî nin Farsça yazılmış Cevâhirü l Ahbâr ıdır Budak Şah Tahmasb dönemi bürokrat tarihçilerindendir Şah İsmail in oğlu Behram Mirza nın ayak ucunda kırk gün boyunca uyuyacak kadar hanedanın yakınında ve Şah Tahmasb ın tüm seferlerine katılacak kadar olayların içindedir Tekelü oymağının büyük bir kırıma uğratıldığı süreçte Bağdat ta Şerefeddinoğlu Muhammed Han Tekelü nün yakınındaki birkaç isimden biridir Budak kariyer basamaklarında sürekli yükselmeye odaklı hedefine ulaşamadığında gayrimeşru yollara sapacak kadar muhteris ancak yaptıklarını itiraf edecek kadar da cesur ve ilginç bir karakterdir Cevâhirü l Ahbâr aslında insanlığın ortaya çıkışından müellifin kendi yaşadığı dönemi de Ağustos 1576 kapsayacak şekilde yazılmış genel tarih niteliğinde bir eserdir Eserin en kıymetli kısmı Şah İsmail ve Şah Tahmasb ın anlatıldığı yerlerdir çünkü Budak Münşî onlarla çağdaştır İşte bu sebeple Cevâhirü l Ahbâr ın sadece Safevî hanedanı kısımlarının tercümesi tercih edilmiş Anlatımın merkezinde Safevî hanedanı olmakla birlikte Akkoyunlular Şirvanşahlar Osmanlılar Şibânîler ve Babürlülerle ilgili bahislerin geçtiği yerler de fevkalade kıymetlidir Müellif anlattığı pek çok olayın görgü tanığıdır Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ın Irakeyn seferi ile Bağdat ı fethi aşamasında orada bulunuyordu Safevî kaynakları içinde Bağdat ın terk edilme sürecinin bu kadar ayrıntılı anlatıldığı başka bir eser yoktur Bu eserin yayınlanmasıyla Türkiye de Safevî tarihi ile ilgili önemli bir boşluk daha doldurulmuş olacaktır

Bilge Kültür Sanat
Safevî tarihine dair eserlerin bir dizi hâlinde okuyucu ile buluşturulması Türk tarihçiliği açısından çok önemli bir boşluğun doldurulmaya çalışıldığını göstermektedir Safevî tarihi dizisinden yayınlanan bu eser Kazvinli tarihçi Budak Münşî nin Farsça yazılmış Cevâhirü l Ahbâr ıdır Budak Şah Tahmasb dönemi bürokrat tarihçilerindendir Şah İsmail in oğlu Behram Mirza nın ayak ucunda kırk gün boyunca uyuyacak kadar hanedanın yakınında ve Şah Tahmasb ın tüm seferlerine katılacak kadar olayların içindedir Tekelü oymağının büyük bir kırıma uğratıldığı süreçte Bağdat ta Şerefeddinoğlu Muhammed Han Tekelü nün yakınındaki birkaç isimden biridir Budak kariyer basamaklarında sürekli yükselmeye odaklı hedefine ulaşamadığında gayrimeşru yollara sapacak kadar muhteris ancak yaptıklarını itiraf edecek kadar da cesur ve ilginç bir karakterdir Cevâhirü l Ahbâr aslında insanlığın ortaya çıkışından müellifin kendi yaşadığı dönemi de Ağustos 1576 kapsayacak şekilde yazılmış genel tarih niteliğinde bir eserdir Eserin en kıymetli kısmı Şah İsmail ve Şah Tahmasb ın anlatıldığı yerlerdir çünkü Budak Münşî onlarla çağdaştır İşte bu sebeple Cevâhirü l Ahbâr ın sadece Safevî hanedanı kısımlarının tercümesi tercih edilmiş Anlatımın merkezinde Safevî hanedanı olmakla birlikte Akkoyunlular Şirvanşahlar Osmanlılar Şibânîler ve Babürlülerle ilgili bahislerin geçtiği yerler de fevkalade kıymetlidir Müellif anlattığı pek çok olayın görgü tanığıdır Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ın Irakeyn seferi ile Bağdat ı fethi aşamasında orada bulunuyordu Safevî kaynakları içinde Bağdat ın terk edilme sürecinin bu kadar ayrıntılı anlatıldığı başka bir eser yoktur Bu eserin yayınlanmasıyla Türkiye de Safevî tarihi ile ilgili önemli bir boşluk daha doldurulmuş olacaktır

Bilge Kültür Sanat
çev. Şefaattin Deniz
Safevî tarihine dair eserlerin bir dizi hâlinde okuyucu ile buluşturulması Türk tarihçiliği açısından çok önemli bir boşluğun doldurulmaya çalışıldığını göstermektedir Safevî tarihi dizisinden yayınlanan bu eser Kazvinli tarihçi Budak Münşî nin Farsça yazılmış Cevâhirü l Ahbâr ıdır Budak Şah Tahmasb dönemi bürokrat tarihçilerindendir Şah İsmail in oğlu Behram Mirza nın ayak ucunda kırk gün boyunca uyuyacak kadar hanedanın yakınında ve Şah Tahmasb ın tüm seferlerine katılacak kadar olayların içindedir Tekelü oymağının büyük bir kırıma uğratıldığı süreçte Bağdat ta Şerefeddinoğlu Muhammed Han Tekelü nün yakınındaki birkaç isimden biridir Budak kariyer basamaklarında sürekli yükselmeye odaklı hedefine ulaşamadığında gayrimeşru yollara sapacak kadar muhteris ancak yaptıklarını itiraf edecek kadar da cesur ve ilginç bir karakterdir Cevâhirü l Ahbâr aslında insanlığın ortaya çıkışından müellifin kendi yaşadığı dönemi de Ağustos 1576 kapsayacak şekilde yazılmış genel tarih niteliğinde bir eserdir Eserin en kıymetli kısmı Şah İsmail ve Şah Tahmasb ın anlatıldığı yerlerdir çünkü Budak Münşî onlarla çağdaştır İşte bu sebeple Cevâhirü l Ahbâr ın sadece Safevî hanedanı kısımlarının tercümesi tercih edilmiş Anlatımın merkezinde Safevî hanedanı olmakla birlikte Akkoyunlular Şirvanşahlar Osmanlılar Şibânîler ve Babürlülerle ilgili bahislerin geçtiği yerler de fevkalade kıymetlidir Müellif anlattığı pek çok olayın görgü tanığıdır Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ın Irakeyn seferi ile Bağdat ı fethi aşamasında orada bulunuyordu Safevî kaynakları içinde Bağdat ın terk edilme sürecinin bu kadar ayrıntılı anlatıldığı başka bir eser yoktur Bu eserin yayınlanmasıyla Türkiye de Safevî tarihi ile ilgili önemli bir boşluk daha doldurulmuş olacaktır Dr Hasan Asadi Mohaghegh Ardabili Üniversitesi

Bilge Kültür Sanat
Safevî tarihine dair eserlerin bir dizi hâlinde okuyucu ile buluşturulması Türk tarihçiliği açısından çok önemli bir boşluğun doldurulmaya çalışıldığını göstermektedir Safevî tarihi dizisinden yayınlanan bu eser Kazvinli tarihçi Budak Münşî nin Farsça yazılmış Cevâhirü l Ahbâr ıdır Budak Şah Tahmasb dönemi bürokrat tarihçilerindendir Şah İsmail in oğlu Behram Mirza nın ayak ucunda kırk gün boyunca uyuyacak kadar hanedanın yakınında ve Şah Tahmasb ın tüm seferlerine katılacak kadar olayların içindedir Tekelü oymağının büyük bir kırıma uğratıldığı süreçte Bağdat ta Şerefeddinoğlu Muhammed Han Tekelü nün yakınındaki birkaç isimden biridir Budak kariyer basamaklarında sürekli yükselmeye odaklı hedefine ulaşamadığında gayrimeşru yollara sapacak kadar muhteris ancak yaptıklarını itiraf edecek kadar da cesur ve ilginç bir karakterdir Cevâhirü l Ahbâr aslında insanlığın ortaya çıkışından müellifin kendi yaşadığı dönemi de Ağustos 1576 kapsayacak şekilde yazılmış genel tarih niteliğinde bir eserdir Eserin en kıymetli kısmı Şah İsmail ve Şah Tahmasb ın anlatıldığı yerlerdir çünkü Budak Münşî onlarla çağdaştır İşte bu sebeple Cevâhirü l Ahbâr ın sadece Safevî hanedanı kısımlarının tercümesi tercih edilmiş Anlatımın merkezinde Safevî hanedanı olmakla birlikte Akkoyunlular Şirvanşahlar Osmanlılar Şibânîler ve Babürlülerle ilgili bahislerin geçtiği yerler de fevkalade kıymetlidir Müellif anlattığı pek çok olayın görgü tanığıdır Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ın Irakeyn seferi ile Bağdat ı fethi aşamasında orada bulunuyordu Safevî kaynakları içinde Bağdat ın terk edilme sürecinin bu kadar ayrıntılı anlatıldığı başka bir eser yoktur Bu eserin yayınlanmasıyla Türkiye de Safevî tarihi ile ilgili önemli bir boşluk daha doldurulmuş olacaktır Tanıtım Bülteninden

Bilge Kültür Sanat
Safevî tarihine dair eserlerin bir dizi hâlinde okuyucu ile buluşturulması Türk tarihçiliği açısından çok önemli bir boşluğun doldurulmaya çalışıldığını göstermektedir Safevî tarihi dizisinden yayınlanan bu eser Kazvinli tarihçi Budak Münşî nin Farsça yazılmış Cevâhirü l Ahbâr ıdır Budak Şah Tahmasb dönemi bürokrat tarihçilerindendir Şah İsmail in oğlu Behram Mirza nın ayak ucunda kırk gün boyunca uyuyacak kadar hanedanın yakınında ve Şah Tahmasb ın tüm seferlerine katılacak kadar olayların içindedir Tekelü oymağının büyük bir kırıma uğratıldığı süreçte Bağdat ta Şerefeddinoğlu Muhammed Han Tekelü nün yakınındaki birkaç isimden biridir Budak kariyer basamaklarında sürekli yükselmeye odaklı hedefine ulaşamadığında gayrimeşru yollara sapacak kadar muhteris ancak yaptıklarını itiraf edecek kadar da cesur ve ilginç bir karakterdir Cevâhirü l Ahbâr aslında insanlığın ortaya çıkışından müellifin kendi yaşadığı dönemi de Ağustos 1576 kapsayacak şekilde yazılmış genel tarih niteliğinde bir eserdir Eserin en kıymetli kısmı Şah İsmail ve Şah Tahmasb ın anlatıldığı yerlerdir çünkü Budak Münşî onlarla çağdaştır İşte bu sebeple Cevâhirü l Ahbâr ın sadece Safevî hanedanı kısımlarının tercümesi tercih edilmiş Anlatımın merkezinde Safevî hanedanı olmakla birlikte Akkoyunlular Şirvanşahlar Osmanlılar Şibânîler ve Babürlülerle ilgili bahislerin geçtiği yerler de fevkalade kıymetlidir Müellif anlattığı pek çok olayın görgü tanığıdır Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ın Irakeyn seferi ile Bağdat ı fethi aşamasında orada bulunuyordu Safevî kaynakları içinde Bağdat ın terk edilme sürecinin bu kadar ayrıntılı anlatıldığı başka bir eser yoktur Bu eserin yayınlanmasıyla Türkiye de Safevî tarihi ile ilgili önemli bir boşluk daha doldurulmuş olacaktır

Bilge Kültür Sanat
çev. Deniz, Şefaattin
Safevî tarihine dair eserlerin bir dizi hâlinde okuyucu ile buluşturulması Türk tarihçiliği açısından çok önemli bir boşluğun doldurulmaya çalışıldığını göstermektedir Safevî tarihi dizisinden yayınlanan bu eser Kazvinli tarihçi Budak Münşî nin Farsça yazılmış Cevâhirü l Ahbâr ıdır Budak Şah Tahmasb dönemi bürokrat tarihçilerindendir Şah İsmail in oğlu Behram Mirza nın ayak ucunda kırk gün boyunca uyuyacak kadar hanedanın yakınında ve Şah Tahmasb ın tüm seferlerine katılacak kadar olayların içindedir Tekelü oymağının büyük bir kırıma uğratıldığı süreçte Bağdat ta Şerefeddinoğlu Muhammed Han Tekelü nün yakınındaki birkaç isimden biridir Budak kariyer basamaklarında sürekli yükselmeye odaklı hedefine ulaşamadığında gayrimeşru yollara sapacak kadar muhteris ancak yaptıklarını itiraf edecek kadar da cesur ve ilginç bir karakterdir Cevâhirü l Ahbâr aslında insanlığın ortaya çıkışından müellifin kendi yaşadığı dönemi de Ağustos 1576 kapsayacak şekilde yazılmış genel tarih niteliğinde bir eserdir Eserin en kıymetli kısmı Şah İsmail ve Şah Tahmasb ın anlatıldığı yerlerdir çünkü Budak Münşî onlarla çağdaştır İşte bu sebeple Cevâhirü l Ahbâr ın sadece Safevî hanedanı kısımlarının tercümesi tercih edilmiş Anlatımın merkezinde Safevî hanedanı olmakla birlikte Akkoyunlular Şirvanşahlar Osmanlılar Şibânîler ve Babürlülerle ilgili bahislerin geçtiği yerler de fevkalade kıymetlidir Müellif anlattığı pek çok olayın görgü tanığıdır Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ın Irakeyn seferi ile Bağdat ı fethi aşamasında orada bulunuyordu Safevî kaynakları içinde Bağdat ın terk edilme sürecinin bu kadar ayrıntılı anlatıldığı başka bir eser yoktur Bu eserin yayınlanmasıyla Türkiye de Safevî tarihi ile ilgili önemli bir boşluk daha doldurulmuş olacaktır