Sakın Gözlerini Kırpma — Zelda Uçar

Sakın Gözlerini Kırpma
Zelda UçarALDEN YAYINLARI
Sakın Gözlerini Kırpma
Zelda UçarAynı zamanda şair olan Zelda Uçar ın Sakın Gözlerini Kırpma adlı ilk romanı yayımlandı Kurgusu kahramanları ve her an merak uyandıran konusuyla okuyucuyu her an tetikte tutan bu kitabı zevkle ve merakla okuyacağınızı umuyoruz Üzerlerinden bir ışık gibi geçen martılar gecenin karanlığına atılmış birer çizik gibi dere boyunca ışıkları birer birer sönen evlere inat çoğalıyorlardı Sinan Kendini tanımak istemen suç değil deyince içindeki kara bulutlar da yavaş yavaş dağıldılar Çocukluğunda bahçede meleyen kuzuyu severlerken kesmek için avuçlarının arasından çekip aldıkları gün nasıl sofraya oturup o kuzudan yediyse işte o kadar sürdü içindeki kaos Her şeyin ya aklanacağı ya öleceği bu köprünün üzerinde gece elbiselerini giyen iki kadın gibiydiler günün sonunda makyajları akmış kendilerini ele veren iki kadın gibi nerede aradıklarını unutmuşçasına bulduklarından öyle dertliydiler

Alden Yayınları
Aynı zamanda şair olan Zelda Uçar ın Sakın Gözlerini Kırpma adlı ilk romanı yayımlandı Kurgusu kahramanları ve her an merak uyandıran konusuyla okuyucuyu her an tetikte tutan bu kitabı zevkle ve merakla okuyacağınızı umuyoruz Üzerlerinden bir ışık gibi geçen martılar gecenin karanlığına atılmış birer çizik gibi dere boyunca ışıkları birer birer sönen evlere inat çoğalıyorlardı Sinan Kendini tanımak istemen suç değil deyince içindeki kara bulutlar da yavaş yavaş dağıldılar Çocukluğunda bahçede meleyen kuzuyu severlerken kesmek için avuçlarının arasından çekip aldıkları gün nasıl sofraya oturup o kuzudan yediyse işte o kadar sürdü içindeki kaos Her şeyin ya aklanacağı ya öleceği bu köprünün üzerinde gece elbiselerini giyen iki kadın gibiydiler günün sonunda makyajları akmış kendilerini ele veren iki kadın gibi nerede aradıklarını unutmuşçasına bulduklarından öyle dertliydiler Tanıtım Bülteninden

Alden Yayınları
Aynı zamanda şair olan Zelda Uçar ın Sakın Gözlerini Kırpma adlı ilk romanı yayımlandı Kurgusu kahramanları ve her an merak uyandıran konusuyla okuyucuyu her an tetikte tutan bu kitabı zevkle ve merakla okuyacağınızı umuyoruz Üzerlerinden bir ışık gibi geçen martılar gecenin karanlığına atılmış birer çizik gibi dere boyunca ışıkları birer birer sönen evlere inat çoğalıyorlardı Sinan Kendini tanımak istemen suç değil deyince içindeki kara bulutlar da yavaş yavaş dağıldılar Çocukluğunda bahçede meleyen kuzuyu severlerken kesmek için avuçlarının arasından çekip aldıkları gün nasıl sofraya oturup o kuzudan yediyse işte o kadar sürdü içindeki kaos Her şeyin ya aklanacağı ya öleceği bu köprünün üzerinde gece elbiselerini giyen iki kadın gibiydiler günün sonunda makyajları akmış kendilerini ele veren iki kadın gibi nerede aradıklarını unutmuşçasına bulduklarından öyle dertliydiler

Gece Kitaplığı
Siz hiç tende leke bırakan gözyaşı gördünüz mü Ben gördüm Ölmeden önceki son gözyaşıydı o Son kez sızdı göz kapaklarının arasından sızdı geldi ve elmacık kemiğinin üzerinde durdu Durdu çünkü onu daha fazla akıtacak canlı bir hücre kalmamıştı Nefes alıp vermekten daha kısa bir süre sonra o damla gelebildiği o yerde damla olmaktan çıktı kahverengi bir lekeye dönüştü Onun doğum lekesi yoktu ama artık bir ölüm lekesi vardı O bir kadındı Kocasının ona sunduğu çileli hayata hep sabretti Kendi istediği hayatı hiç yaşayamadı Namus denen o lanet şeye leke sürmeyi asla aklının ucundan geçirmedi ama ne kocası ne de hayat onun bu onurlu duruşuna sabrına ve dayanıklılığına asla layık olamadı Bu yüzden ben bu kitabı kimi zaman doğuştan lekeli çoğu zaman yaşarken ruhuna leke atılmış en acı zaman ise ölürken hem bedeninde hem ruhunda bahtsız hayatının lekelerini taşıyanlar için yazdım Belki de en acısı ben bu kitabı kendi kanından korkmak zorunda bırakılan kadınlar için yazdım Tanıtım Bülteninden

Gece Kitaplığı
Siz hiç tende leke bırakan gözyaşı gördünüz mü Ben gördüm Ölmeden önceki son gözyaşıydı o Son kez sızdı göz kapaklarının arasından sızdı geldi ve elmacık kemiğinin üzerinde durdu Durdu çünkü onu daha fazla akıtacak canlı bir hücre kalmamıştı Nefes alıp vermekten daha kısa bir süre sonra o damla gelebildiği o yerde damla olmaktan çıktı kahverengi bir lekeye dönüştü Onun doğum lekesi yoktu ama artık bir ölüm lekesi vardı O bir kadındı Kocasının ona sunduğu çileli hayata hep sabretti Kendi istediği hayatı hiç yaşayamadı Namus denen o lanet şeye leke sürmeyi asla aklının ucundan geçirmedi ama ne kocası ne de hayat onun bu onurlu duruşuna sabrına ve dayanıklılığına asla layık olamadı Bu yüzden ben bu kitabı kimi zaman doğuştan lekeli çoğu zaman yaşarken ruhuna leke atılmış en acı zaman ise ölürken hem bedeninde hem ruhunda bahtsız hayatının lekelerini taşıyanlar için yazdım Belki de en acısı ben bu kitabı kendi kanından korkmak zorunda bırakılan kadınlar için yazdım

Alden Yayınları
Aynı zamanda şair olan Zelda Uçar ın Sakın Gözlerini Kırpma adlı ilk romanı yayımlandı Kurgusu kahramanları ve her an merak uyandıran konusuyla okuyucuyu her an tetikte tutan bu kitabı zevkle ve merakla okuyacağınızı umuyoruz Üzerlerinden bir ışık gibi geçen martılar gecenin karanlığına atılmış birer çizik gibi dere boyunca ışıkları birer birer sönen evlere inat çoğalıyorlardı Sinan Kendini tanımak istemen suç değil deyince içindeki kara bulutlar da yavaş yavaş dağıldılar Çocukluğunda bahçede meleyen kuzuyu severlerken kesmek için avuçlarının arasından çekip aldıkları gün nasıl sofraya oturup o kuzudan yediyse işte o kadar sürdü içindeki kaos Her şeyin ya aklanacağı ya öleceği bu köprünün üzerinde gece elbiselerini giyen iki kadın gibiydiler günün sonunda makyajları akmış kendilerini ele veren iki kadın gibi nerede aradıklarını unutmuşçasına bulduklarından öyle dertliydiler

Alden Yayınları
Sakın Gözlerini Kırpma Kitap Açıklaması Aynı zamanda şair olan Zelda Uçar ın Sakın Gözlerini Kırpma adlı ilk romanı yayımlandı Kurgusu kahramanları ve her an merak uyandıran konusuyla okuyucuyu her an tetikte tutan bu kitabı zevkle ve merakla okuyacağınızı umuyoruz Üzerlerinden bir ışık gibi geçen martılar gecenin karanlığına atılmış birer çizik gibi dere boyunca ışıkları birer birer sönen evlere inat çoğalıyorlardı Sinan Kendini tanımak istemen suç değil deyince içindeki kara bulutlar da yavaş yavaş dağıldılar Çocukluğunda bahçede meleyen kuzuyu severlerken kesmek için avuçlarının arasından çekip aldıkları gün nasıl sofraya oturup o kuzudan yediyse işte o kadar sürdü içindeki kaos Her şeyin ya aklanacağı ya öleceği bu köprünün üzerinde gece elbiselerini giyen iki kadın gibiydiler günün sonunda makyajları akmış kendilerini ele veren iki kadın gibi nerede aradıklarını unutmuşçasına bulduklarından öyle dertliydiler Kitap Adı Sakın Gözlerini Kırpma Yazar Zelda Uçar Yayınevi Alden Yayınları Hamur Tipi 2 Hamur Sayfa Sayısı 144 Ebat 13 5 x 21 İlk Baskı Yılı 2025 Baskı Sayısı 1 Basım Dil Türkçe Barkod 9786259278957

Alden Yayınları
Aynı zamanda şair olan Zelda Uçar ın Sakın Gözlerini Kırpma adlı ilk romanı yayımlandı Kurgusu kahramanları ve her an merak uyandıran konusuyla okuyucuyu her an tetikte tutan bu kitabı zevkle ve merakla okuyacağınızı umuyoruz Üzerlerinden bir ışık gibi geçen martılar gecenin karanlığına atılmış birer çizik gibi dere boyunca ışıkları birer birer sönen evlere inat çoğalıyorlardı Sinan Kendini tanımak istemen suç değil deyince içindeki kara bulutlar da yavaş yavaş dağıldılar Çocukluğunda bahçede meleyen kuzuyu severlerken kesmek için avuçlarının arasından çekip aldıkları gün nasıl sofraya oturup o kuzudan yediyse işte o kadar sürdü içindeki kaos Her şeyin ya aklanacağı ya öleceği bu köprünün üzerinde gece elbiselerini giyen iki kadın gibiydiler günün sonunda makyajları akmış kendilerini ele veren iki kadın gibi nerede aradıklarını unutmuşçasına bulduklarından öyle dertliydiler

Alden Yayınları
Aynı zamanda şair olan Zelda Uçar ın Sakın Gözlerini Kırpma adlı ilk romanı yayımlandı Kurgusu kahramanları ve her an merak uyandıran konusuyla okuyucuyu her an tetikte tutan bu kitabı zevkle ve merakla okuyacağınızı umuyoruz Üzerlerinden bir ışık gibi geçen martılar gecenin karanlığına atılmış birer çizik gibi dere boyunca ışıkları birer birer sönen evlere inat çoğalıyorlardı Sinan Kendini tanımak istemen suç değil deyince içindeki kara bulutlar da yavaş yavaş dağıldılar Çocukluğunda bahçede meleyen kuzuyu severlerken kesmek için avuçlarının arasından çekip aldıkları gün nasıl sofraya oturup o kuzudan yediyse işte o kadar sürdü içindeki kaos Her şeyin ya aklanacağı ya öleceği bu köprünün üzerinde gece elbiselerini giyen iki kadın gibiydiler günün sonunda makyajları akmış kendilerini ele veren iki kadın gibi nerede aradıklarını unutmuşçasına bulduklarından öyle dertliydiler

Gece Kitaplığı Yayınları
Siz hiç tende leke bırakan gözyaşı gördünüz mü Ben gördüm Ölmeden önceki son gözyaşıydı o Son kez sızdı göz kapaklarının arasından sızdı geldi ve elmacık kemiğinin üzerinde durdu Durdu çünkü onu daha fazla akıtacak canlı bir hücre kalmamıştı Nefes alıp vermekten daha kısa bir süre sonra o damla gelebildiği o yerde damla olmaktan çıktı kahverengi bir lekeye dönüştü Onun doğum lekesi yoktu ama artık bir ölüm lekesi vardı O bir kadındı Kocasının ona sunduğu çileli hayata hep sabretti Kendi istediği hayatı hiç yaşayamadı Namus denen o lanet şeye leke sürmeyi asla aklının ucundan geçirmedi ama ne kocası ne de hayat onun bu onurlu duruşuna sabrına ve dayanıklılığına asla layık olamadı Bu yüzden ben bu kitabı kimi zaman doğuştan lekeli çoğu zaman yaşarken ruhuna leke atılmış en acı zaman ise ölürken hem bedeninde hem ruhunda bahtsız hayatının lekelerini taşıyanlar için yazdım Belki de en acısı ben bu kitabı kendi kanından korkmak zorunda bırakılan kadınlar için yazdım