Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası na Klazomen Urla Tahaffuzhanesi — Dağ Muhammed Ali

Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası na Klazomen Urla Tahaffuzhanesi
Dağ Muhammed AliGECE KİTAPLIĞI
Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası na Klazomen Urla Tahaffuzhanesi
Dağ Muhammed AliSalgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası na Klazomen Urla Tahaffuzhanesi Disiplinlerarası Bir Araştırma insanlık tarihinin en ölümcül darbelerinden biri olan salgınları ve özellikle bu afetlere karşı geliştirilen karantina uygulamasını İzmir in Urla açıklarındaki Klazomen Adası nı eksen alarak disiplinlerarası bir perspektifle ele almaktadır Veba kolera çiçek sıtma frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar yüzyıllar boyunca Asya dan Avrupa ya toplumların demografik ekonomik sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur İşte bu coğrafyada 19 yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi Osmanlı İmparatorluğu ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir Eser bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil hacıların tüccarların askerlerin mübadillerin esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir insani deneyim sahası olarak ele almaktadır Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası kendine özgü iletişim sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur Dr Muhammed Dağ bu araştırmasında klasik tarih yazımının sınırlarını aşarak okuru kapsamlı bir disiplinlerarası yolculuğa davet etmektedir Merkezinde ve tabanında tarih olan ancak tıp coğrafya arkeoloji mimarlık sosyoloji iletişim psikoloji edebiyat ve sözlü tarihten de beslenen bu çalışma karantina altındaki insanların yaşadığı korku dışlanma ölüm ve yas psikolojisini çok boyutlu biçimde analiz etmektedir Tahaffuzhanenin mimari yapısından iletişim çatışmalarına bir romandaki edebi yansımalardan adanın eski çalışanlarıyla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine kadar uzanan bu geniş perspektif karantina olgusunu bütünsel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir

Gece Kitaplığı
Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası na Klazomen Urla Tahaffuzhanesi Disiplinlerarası Bir Araştırma insanlık tarihinin en ölümcül darbelerinden biri olan salgınları ve özellikle bu afetlere karşı geliştirilen karantina uygulamasını İzmir in Urla açıklarındaki Klazomen Adası nı eksen alarak disiplinlerarası bir perspektifle ele almaktadır Veba kolera çiçek sıtma frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar yüzyıllar boyunca Asya dan Avrupa ya toplumların demografik ekonomik sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur İşte bu coğrafyada 19 yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi Osmanlı İmparatorluğu ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir Eser bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil hacıların tüccarların askerlerin mübadillerin esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir insani deneyim sahası olarak ele almaktadır Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası kendine özgü iletişim sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur Dr Muhammed Dağ bu araştırmasında klasik tarih yazımının sınırlarını aşarak okuru kapsamlı bir disiplinlerarası yolculuğa davet etmektedir Merkezinde ve tabanında tarih olan ancak tıp coğrafya arkeoloji mimarlık sosyoloji iletişim psikoloji edebiyat ve sözlü tarihten de beslenen bu çalışma karantina altındaki insanların yaşadığı korku dışlanma ölüm ve yas psikolojisini çok boyutlu biçimde analiz etmektedir Tahaffuzhanenin mimari yapısından iletişim çatışmalarına bir romandaki edebi yansımalardan adanın eski çalışanlarıyla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine kadar uzanan bu geniş perspektif karantina olgusunu bütünsel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir Tanıtım Bülteninden

Gece Kitaplığı
Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası na Klazomen Urla Tahaffuzhanesi Disiplinlerarası Bir Araştırma insanlık tarihinin en ölümcül darbelerinden biri olan salgınları ve özellikle bu afetlere karşı geliştirilen karantina uygulamasını İzmir in Urla açıklarındaki Klazomen Adası nı eksen alarak disiplinlerarası bir perspektifle ele almaktadır Veba kolera çiçek sıtma frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar yüzyıllar boyunca Asya dan Avrupa ya toplumların demografik ekonomik sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur İşte bu coğrafyada 19 yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi Osmanlı İmparatorluğu ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir Eser bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil hacıların tüccarların askerlerin mübadillerin esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir insani deneyim sahası olarak ele almaktadır Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası kendine özgü iletişim sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur Dr Muhammed Dağ bu araştırmasında klasik tarih yazımının sınırlarını aşarak okuru kapsamlı bir disiplinlerarası yolculuğa davet etmektedir Merkezinde ve tabanında tarih olan ancak tıp coğrafya arkeoloji mimarlık sosyoloji iletişim psikoloji edebiyat ve sözlü tarihten de beslenen bu çalışma karantina altındaki insanların yaşadığı korku dışlanma ölüm ve yas psikolojisini çok boyutlu biçimde analiz etmektedir Tahaffuzhanenin mimari yapısından iletişim çatışmalarına bir romandaki edebi yansımalardan adanın eski çalışanlarıyla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine kadar uzanan bu geniş perspektif karantina olgusunu bütünsel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir Tanıtım Bülteninden

Gece Kitaplığı Yayınları
Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası na Klazomen Urla Tahaffuzhanesi Disiplinlerarası Bir Araştırma insanlık tarihinin en ölümcül darbelerinden biri olan salgınları ve özellikle bu afetlere karşı geliştirilen karantina uygulamasını İzmir in Urla açıklarındaki Klazomen Adası nı eksen alarak disiplinlerarası bir perspektifle ele almaktadır Veba kolera çiçek sıtma frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar yüzyıllar boyunca Asya dan Avrupa ya toplumların demografik ekonomik sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur İşte bu coğrafyada 19 yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi Osmanlı İmparatorluğu ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir Eser bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil hacıların tüccarların askerlerin mübadillerin esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir insani deneyim sahası olarak ele almaktadır Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası kendine özgü iletişim sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur

Gece Kitaplığı
Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası na Klazomen Urla Tahaffuzhanesi Disiplinlerarası Bir Araştırma insanlık tarihinin en ölümcül darbelerinden biri olan salgınları ve özellikle bu afetlere karşı geliştirilen karantina uygulamasını İzmir in Urla açıklarındaki Klazomen Adası nı eksen alarak disiplinlerarası bir perspektifle ele almaktadır Veba kolera çiçek sıtma frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar yüzyıllar boyunca Asya dan Avrupa ya toplumların demografik ekonomik sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur İşte bu coğrafyada 19 yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi Osmanlı İmparatorluğu ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir Eser bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil hacıların tüccarların askerlerin mübadillerin esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir insani deneyim sahası olarak ele almaktadır Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası kendine özgü iletişim sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur Dr Muhammed Dağ bu araştırmasında klasik tarih yazımının sınırlarını aşarak okuru kapsamlı bir disiplinlerarası yolculuğa davet etmektedir Merkezinde ve tabanında tarih olan ancak tıp coğrafya arkeoloji mimarlık sosyoloji iletişim psikoloji edebiyat ve sözlü tarihten de beslenen bu çalışma karantina altındaki insanların yaşadığı korku dışlanma ölüm ve yas psikolojisini çok boyutlu biçimde analiz etmektedir Tahaffuzhanenin mimari yapısından iletişim çatışmalarına bir romandaki edebi yansımalardan adanın eski çalışanlarıyla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine kadar uzanan bu geniş perspektif karantina olgusunu bütünsel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir