Sanat Bilimi — Özkan Eroğlu

Sanat Bilimi
Özkan EroğluTekhne Yayınları
Sanat Bilimi
Özkan EroğluBu kitap sanat biliminin yalnızca tanımlar kavramlar ve sistemli sınıflamalar yoluyla değil çarpıntı titreşim ve sarsıntı ekseninde duyumsanarak da kurulabileceğini göstermeye çalıştı Kanonik olanla plastik filozofik olanı karşı karşıya getirerek yalnızca bilgi üretmek değil bilginin titreştiği yeri de işaret etmek istedi Kanonik sanat bilimi uzun yıllar boyunca temsilin formların ve estetik kodların çözümlemesine odaklandı Ancak bu yaklaşım çoğu zaman içsel ihtiyacın çarpıntısını bastırdı formu kalıba anlamı sabite dönüştürdü Plastik Filozofi ise bu sabitlik karşısında titreşen bir alternatif olarak tarafımızca kuramlaştırılarak önerildi İçsel ihtiyacın varlıksal gerilimini bedensel yankısını ve düşünsel sarsıntısını merkeze alan bir sezgi alanı olarak Böylece sanat bilimi yalnızca ne gördük ya da nasıl yorumladık sorularının değil nerede çarptı hangi titreşim form buldu ve hangi bedende yankı yarattı sorularının da alanı durumuna geldi Bu karşılaştırmalı yapı yalnızca iki ayrı epistemolojiyi değil aynı zamanda iki ayrı varoluş şeklini de karşı karşıya getiriyor Bilginin statik olduğu yerde anlam donarken yankının sürdüğü yerde anlam devinir Bu kitap boyunca her kavram bir tanım dan ziyade bir geçit olarak düşünüldü her bölüm bir açıklama değil bir çağrı olarak yazıldı Ve şimdi ulaşılan noktada belki de şu söylenebilir Sanat bilgisi yalnızca temsilin bilgisinden değil çarpıntının yan kıya dönüştüğü o titreşimli aralıktan doğar Sanat biliminin geleceği kavramların sistemleşmesinde değil sezgilerin duyarlığında bedenin hafızasında ve varlığın sesinde gizlidir Sanatı bilen değil duyabilenler için Tanıtım Bülteninden

Tekhne Yayınları
Bu kitap sanat biliminin yalnızca tanımlar kavramlar ve sistemli sınıflamalar yoluyla değil çarpıntı titreşim ve sarsıntı ekseninde duyumsanarak da kurulabileceğini göstermeye çalıştı Kanonik olanla plastik filozofik olanı karşı karşıya getirerek yalnızca bilgi üretmek değil bilginin titreştiği yeri de işaret etmek istedi Kanonik sanat bilimi uzun yıllar boyunca temsilin formların ve estetik kodların çözümlemesine odaklandı Ancak bu yaklaşım çoğu zaman içsel ihtiyacın çarpıntısını bastırdı formu kalıba anlamı sabite dönüştürdü Plastik Filozofi ise bu sabitlik karşısında titreşen bir alternatif olarak tarafımızca kuramlaştırılarak önerildi İçsel ihtiyacın varlıksal gerilimini bedensel yankısını ve düşünsel sarsıntısını merkeze alan bir sezgi alanı ola rak Böylece sanat bilimi yalnızca ne gördük ya da nasıl yorumladık sorularının değil nerede çarptı hangi titreşim form buldu ve hangi bedende yankı yarattı sorularının da alanı durumuna geldi Bu karşılaştırmalı yapı yalnızca iki ayrı epistemolojiyi değil aynı zamanda iki ayrı varoluş şeklini de karşı karşıya getiriyor Bilginin statik olduğu yerde anlam donarken yankının sürdüğü yerde anlam devinir Bu kitap boyunca her kavram bir tanım dan ziyade bir geçit olarak düşünüldü her bölüm bir açıklama değil bir çağrı olarak yazıldı Ve şimdi ulaşılan noktada belki de şu söylenebilir Sanat bilgisi yalnızca temsilin bilgisinden değil çarpıntının yan kıya dönüştüğü o titreşimli aralıktan doğar Sanat biliminin geleceği kavramların sistemleşmesinde değil sezgilerin duyarlığında bedenin hafızasında ve varlığın sesinde gizlidir Sanatı bilen değil duyabilenler için

Tekhne Yayınları
Bu kitap sanat biliminin yalnızca tanımlar kavramlar ve sistemli sınıflamalar yoluyla değil çarpıntı titreşim ve sarsıntı ekseninde duyumsanarak da kurulabileceğini göstermeye çalıştı Kanonik olanla plastik filozofik olanı karşı karşıya getirerek yalnızca bilgi üretmek değil bilginin titreştiği yeri de işaret etmek istedi Kanonik sanat bilimi uzun yıllar boyunca temsilin formların ve estetik kodların çözümlemesine odaklandı Ancak bu yaklaşım çoğu zaman içsel ihtiyacın çarpıntısını bastırdı formu kalıba anlamı sabite dönüştürdü Plastik Filozofi ise bu sabitlik karşısında titreşen bir alternatif olarak tarafımızca kuramlaştırılarak önerildi İçsel ihtiyacın varlıksal gerilimini bedensel yankısını ve düşünsel sarsıntısını merkeze alan bir sezgi alanı olarak Böylece sanat bilimi yalnızca ne gördük ya da nasıl yorumladık sorularının değil nerede çarptı hangi titreşim form buldu ve hangi bedende yankı yarattı sorularının da alanı durumuna geldi Bu karşılaştırmalı yapı yalnızca iki ayrı epistemolojiyi değil aynı zamanda iki ayrı varoluş şeklini de karşı karşıya getiriyor Bilginin statik olduğu yerde anlam donarken yankının sürdüğü yerde anlam devinir Bu kitap boyunca her kavram bir tanım dan ziyade bir geçit olarak düşünüldü her bölüm bir açıklama değil bir çağrı olarak yazıldı Ve şimdi ulaşılan noktada belki de şu söylenebilir Sanat bilgisi yalnızca temsilin bilgisinden değil çarpıntının yan kıya dönüştüğü o titreşimli aralıktan doğar Sanat biliminin geleceği kavramların sistemleşmesinde değil sezgilerin duyarlığında bedenin hafızasında ve varlığın sesinde gizlidir Sanatı bilen değil duyabilenler için

Tekhne Yayınları
Bu kitap sanat biliminin yalnızca tanımlar kavramlar ve sistemli sınıflamalar yoluyla değil çarpıntı titreşim ve sarsıntı ekseninde duyumsanarak da kurulabileceğini göstermeye çalıştı Kanonik olanla plastik filozofik olanı karşı karşıya getirerek yalnızca bilgi üretmek değil bilginin titreştiği yeri de işaret etmek istedi Kanonik sanat bilimi uzun yıllar boyunca temsilin formların ve estetik kodların çözümlemesine odaklandı Ancak bu yaklaşım çoğu zaman içsel ihtiyacın çarpıntısını bastırdı formu kalıba anlamı sabite dönüştürdü Plastik Filozofi ise bu sabitlik karşısında titreşen bir alternatif olarak tarafımızca kuramlaştırılarak önerildi İçsel ihtiyacın varlıksal gerilimini bedensel yankısını ve düşünsel sarsıntısını merkeze alan bir sezgi alanı ola rak Böylece sanat bilimi yalnızca ne gördük ya da nasıl yorumladık sorularının değil nerede çarptı hangi titreşim form buldu ve hangi bedende yankı yarattı sorularının da alanı durumuna geldi Bu karşılaştırmalı yapı yalnızca iki ayrı epistemolojiyi değil aynı zamanda iki ayrı varoluş şeklini de karşı karşıya getiriyor Bilginin statik olduğu yerde anlam donarken yankının sürdüğü yerde anlam devinir Bu kitap boyunca her kavram bir tanım dan ziyade bir geçit olarak düşünüldü her bölüm bir açıklama değil bir çağrı olarak yazıldı Ve şimdi ulaşılan noktada belki de şu söylenebilir Sanat bilgisi yalnızca temsilin bilgisinden değil çarpıntının yan kıya dönüştüğü o titreşimli aralıktan doğar Sanat biliminin geleceği kavramların sistemleşmesinde değil sezgilerin duyarlığında bedenin hafızasında ve varlığın sesinde gizlidir Sanatı bilen değil duyabilenler için

Tekhne Yayınları
Bu kitap sanat biliminin yalnızca tanımlar kavramlar ve sistemli sınıflamalar yoluyla değil çarpıntı titreşim ve sarsıntı ekseninde duyumsanarak da kurulabileceğini göstermeye çalıştı Kanonik olanla plastik filozofik olanı karşı karşıya getirerek yalnızca bilgi üretmek değil bilginin titreştiği yeri de işaret etmek istedi Kanonik sanat bilimi uzun yıllar boyunca temsilin formların ve estetik kodların çözümlemesine odaklandı Ancak bu yaklaşım çoğu zaman içsel ihtiyacın çarpıntısını bastırdı formu kalıba anlamı sabite dönüştürdü Plastik Filozofi ise bu sabitlik karşısında titreşen bir alternatif olarak tarafımızca kuramlaştırılarak önerildi İçsel ihtiyacın varlıksal gerilimini bedensel yankısını ve düşünsel sarsıntısını merkeze alan bir sezgi alanı ola rak Böylece sanat bilimi yalnızca ne gördük ya da nasıl yorumladık sorularının değil nerede çarptı hangi titreşim form buldu ve hangi bedende yankı yarattı sorularının da alanı durumuna geldi Bu karşılaştırmalı yapı yalnızca iki ayrı epistemolojiyi değil aynı zamanda iki ayrı varoluş şeklini de karşı karşıya getiriyor Bilginin statik olduğu yerde anlam donarken yankının sürdüğü yerde anlam devinir Bu kitap boyunca her kavram bir tanım dan ziyade bir geçit olarak düşünüldü her bölüm bir açıklama değil bir çağrı olarak yazıldı Ve şimdi ulaşılan noktada belki de şu söylenebilir Sanat bilgisi yalnızca temsilin bilgisinden değil çarpıntının yan kıya dönüştüğü o titreşimli aralıktan doğar Sanat biliminin geleceği kavramların sistemleşmesinde değil sezgilerin duyarlığında bedenin hafızasında ve varlığın sesinde gizlidir Sanatı bilen değil duyabilenler için

Tekhne
Bu kitap sanat biliminin yalnızca tanımlar kavramlar ve sistemli sınıflamalar yoluyla değil çarpıntı titreşim ve sarsıntı ekseninde duyumsanarak da kurulabileceğini göstermeye çalıştı Kanonik olanla plastik filozofik olanı karşı karşıya getirerek yalnızca bilgi üretmek değil bilginin titreştiği yeri de işaret etmek istedi Kanonik sanat bilimi uzun yıllar boyunca temsilin formların ve estetik kodların çözümlemesine odaklandı Ancak bu yaklaşım çoğu zaman içsel ihtiyacın çarpıntısını bastırdı formu kalıba anlamı sabite dönüştürdü Plastik Filozofi ise bu sabitlik karşısında titreşen bir alternatif olarak tarafımızca kuramlaştırılarak önerildi İçsel ihtiyacın varlıksal gerilimini bedensel yankısını ve düşünsel sarsıntısını merkeze alan bir sezgi alanı ola rak Böylece sanat bilimi yalnızca ne gördük ya da nasıl yorumladık sorularının değil nerede çarptı hangi titreşim form buldu ve hangi bedende yankı yarattı sorularının da alanı durumuna geldi Bu karşılaştırmalı yapı yalnızca iki ayrı epistemolojiyi değil aynı zamanda iki ayrı varoluş şeklini de karşı karşıya getiriyor Bilginin statik olduğu yerde anlam donarken yankının sürdüğü yerde anlam devinir Bu kitap boyunca her kavram bir tanım dan ziyade bir geçit olarak düşünüldü her bölüm bir açıklama değil bir çağrı olarak yazıldı Ve şimdi ulaşılan noktada belki de şu söylenebilir Sanat bilgisi yalnızca temsilin bilgisinden değil çarpıntının yan kıya dönüştüğü o titreşimli aralıktan doğar Sanat biliminin geleceği kavramların sistemleşmesinde değil sezgilerin duyarlığında bedenin hafızasında ve varlığın sesinde gizlidir Sanatı bilen değil duyabilenler için