MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Sanata Dair — Halid Ziya Uşaklıgil

Sanata Dair
77,05
DenemeDenemelerEdebiyat Çalışmaları

Sanata Dair

Halid Ziya Uşaklıgil

Özgür Yayınları

20141040 sf.
Ciltsiz
BKM KitapEn ucuz

Sanata Dair

Halid Ziya Uşaklıgil

Sanata Dair Halid Ziya yı Türk edebiyatı tarihinden başka Türk kültür tarihi ve eleştiri geleneğimiz içinde de önemli bir mevkiye taşımasıyla öne çıkmaktadır Yazılarda sağlam bilgi ve derin bir yorum gücüyle ele alınan konuların çeşitliliği düşünüldüğünde rahatça bu yargıya ulaşılabilir Fakat bu kitabı bu tarz eserlerde var olan kuru didaktizme düşmekten koruyan bir unsur vardır insan unsuru yani zengin yaşantısı ve büyük hayat tecrübesi ile bizzat Halid Ziya Bu sebepledir ki okuyucu bu kitabı okurken sadece bilgi edinmeyecek zaman zaman karışık duygulara da kapılacaktır Evlatlarının ölümünü görmüş bir babanın yazı faaliyetine büyük bir metanetle devam edebildiğine hayran kalacak Batı edebiyatı hakkında bazılarını bugün bile bulmakta zorlanacağımız zengin malumatı nereden edindiğini merak edecek kardelen çiçeğinin ülkemizde yetiştiğini bilmemesini yadırgayacak dil meselelerine karşı hassasiyetinden pay çıkaracak ve nihayet pek çok yazısından anlaşılan meşhur beyefendiliğini hoşgörüsünü takdir etmekten kendisini alamayacaktır

Şehadet Kitap
78,20

Özgür Yayınları

20141040 sf.
Şehadet Kitap

Sanata Dair Halid Ziyayı Türk edebiyatı tarihinden başka Türk kültür tarihi ve eleştiri geleneğimiz içinde de önemli bir mevkiye taşımasıyla öne çıkmaktadır Yazılarda sağlam bilgi ve derin bir yorum gücüyle ele alınan konuların çeşitliliği düşünüldüğünde rahatça bu yargıya ulaşılabilir Fakat bu kitabı bu tarz eserlerde var olan kuru didaktizme düşmekten koruyan bir unsur vardır insan unsuru yani zengin yaşantısı ve büyük hayat tecrübesi ile bizzat Halid Ziya Bu sebepledir ki okuyucu bu kitabı okurken sadece bilgi edinmeyecek zaman zaman karışık duygulara da kapılacaktır Evlatlarının ölümünü görmüş bir babanın yazı faaliyetine büyük bir metanetle devam edebildiğine hayran kalacak Batı edebiyatı hakkında bazılarını bugün bile bulmakta zorlanacağımız zengin malumatı nereden edindiğini merak edecek kardelen çiçeğinin ülkemizde yetiştiğini bilmemesini yadırgayacak dil meselelerine karşı hassasiyetinden pay çıkaracak ve nihayet pek çok yazısından anlaşılan meşhur beyefendiliğini hoşgörüsünü takdir etmekten kendisini alamayacaktır

Ekin Kitap
88,55

Özgür Yayınları

20141040 sf.
Ekin Kitap

Sanata Dair Halid Ziya yı Türk edebiyatı tarihinden başka Türk kültür tarihi ve eleştiri geleneğimiz içinde de önemli bir mevkiye taşımasıyla öne çıkmaktadır Yazılarda sağlam bilgi ve derin bir yorum gücüyle ele alınan konuların çeşitliliği düşünüldüğünde rahatça bu yargıya ulaşılabilir Fakat bu kitabı bu tarz eserlerde var olan kuru didaktizme düşmekten koruyan bir unsur vardır insan unsuru yani zengin yaşantısı ve büyük hayat tecrübesi ile bizzat Halid Ziya Bu sebepledir ki okuyucu bu kitabı okurken sadece bilgi edinmeyecek zaman zaman karışık duygulara da kapılacaktır Evlatlarının ölümünü görmüş bir babanın yazı faaliyetine büyük bir metanetle devam edebildiğine hayran kalacak Batı edebiyatı hakkında bazılarını bugün bile bulmakta zorlanacağımız zengin malumatı nereden edindiğini merak edecek kardelen çiçeğinin ülkemizde yetiştiğini bilmemesini yadırgayacak dil meselelerine karşı hassasiyetinden pay çıkaracak ve nihayet pek çok yazısından anlaşılan meşhur beyefendiliğini hoşgörüsünü takdir etmekten kendisini alamayacaktır

Şehadet Kitap
227,20

Telve Kitap

2026249 sf.
Şehadet Kitap

öteden beri sıhhatine kani olduğum bir hakikatin burhanını da onda buldum Ne zaman sanata sadakatten ayrılmış bulunulursa o zaman bir tehlike sübut tehlikesi muhakkaktır Her sanat müntesibi bu tehlikeye maruz kalmıştır ihmal ve isticalden doğan bu tehlike ekseriyet üzere bir itiyat yahut ihtiyaç sevkiyle bir mübrim sâik olarak sanatı boğmuştur bazen bu tehlikenin vuku ihtimalinden vaktiyle haberdar olan sanat erbabı bir bataklığa saplanmak üzere bulunan ayakların geri çekilerek sağlam zemin üzerinde teenni ile yürümeye lüzum görmesi gibi durup istikameti değiştirmişlerdir Sanat ne ihmale ne isticale mütehammildir sanat bir uğraşma bir didinme daima kendi kendinden memnun olmayan bir murakıbın insaftan müsamahadan mahrum adeta zalim gözleri altında çalışma mahsulüdür Resimde musikide edebiyatta velhasıl sanatın bütün tecelli zeminlerinde bunlardan her birinin icap ettirdiği icat ve inşa şartlarına sıkı sıkı bağlanmak hele yazıda mevzudan tertipten mikyastan başka hatta bunların hepsinden ziyade lisan ve üsluba en büyük ölçüde ehemmiyet vermek bir kalem mahsulünün kıymetine binaenaleyh hayatına yegâne medardır Sanat yüzeyde görünen bir yaratım değil süreklilik dikkat ve sorumluluk talep eden bir varoluş zeminidir Bu zemini ayakta tutan yegâne kuvvet sanatkârın yapıtıyla kurduğu mutlak sadakat bağıdır Sanatta sadakatten uzaklaşıldığında ortaya çıkan tehlike yalnızca biçimsel bir eksilme değil anlamın dağılmasıdır Anlamın dağılması bir yapıtın iç bütünlüğünü kaybederek aleladeliğe teslim olması özerkliğini yitirmesidir Sanat tam da bu yitirme tehdidine karşı duran kendisiyle yetinmeyen bir zihnin ürünüdür Sanat üzerine söz söylemek aslında ihmalin getireceği o yıkıcı boşluğu dikkatin ışığıyla doldurmaktır Çünkü sanat ancak bu sarsılmaz sorumluluk sayesinde derinleşir ve zamanın aşındırıcı etkisine karşı kendi anlam kalesini inşa eder Sanata Dair yürütülen her muhakeme sanatın bu tehlikeli boşluklara düşmesini engelleyen bir zihnî kalkandır

Kitap Ambarı
240,00

Telve Kitap

2026249 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

öteden beri sıhhatine kani olduğum bir hakikatin burhanını da onda buldum Ne zaman sanata sadakatten ayrılmış bulunulursa o zaman bir tehlike sübut tehlikesi muhakkaktır Her sanat müntesibi bu tehlikeye maruz kalmıştır ihmal ve isticalden doğan bu tehlike ekseriyet üzere bir itiyat yahut ihtiyaç sevkiyle bir mübrim sâik olarak sanatı boğmuştur bazen bu tehlikenin vuku ihtimalinden vaktiyle haberdar olan sanat erbabı bir bataklığa saplanmak üzere bulunan ayakların geri çekilerek sağlam zemin üzerinde teenni ile yürümeye lüzum görmesi gibi durup istikameti değiştirmişlerdir Sanat ne ihmale ne isticale mütehammildir sanat bir uğraşma bir didinme daima kendi kendinden memnun olmayan bir murakıbın insaftan müsamahadan mahrum adeta zalim gözleri altında çalışma mahsulüdür Resimde musikide edebiyatta velhasıl sanatın bütün tecelli zeminlerinde bunlardan her birinin icap ettirdiği icat ve inşa şartlarına sıkı sıkı bağlanmak hele yazıda mevzudan tertipten mikyastan başka hatta bunların hepsinden ziyade lisan ve üsluba en büyük ölçüde ehemmiyet vermek bir kalem mahsulünün kıymetine binaenaleyh hayatına yegâne medardır Sanat yüzeyde görünen bir yaratım değil süreklilik dikkat ve sorumluluk talep eden bir varoluş zeminidir Bu zemini ayakta tutan yegâne kuvvet sanatkârın yapıtıyla kurduğu mutlak sadakat bağıdır Sanatta sadakatten uzaklaşıldığında ortaya çıkan tehlike yalnızca biçimsel bir eksilme değil anlamın dağılmasıdır Anlamın dağılması bir yapıtın iç bütünlüğünü kaybederek aleladeliğe teslim olması özerkliğini yitirmesidir Sanat tam da bu yitirme tehdidine karşı duran kendisiyle yetinmeyen bir zihnin ürünüdür Sanat üzerine söz söylemek aslında ihmalin getireceği o yıkıcı boşluğu dikkatin ışığıyla doldurmaktır Çünkü sanat ancak bu sarsılmaz sorumluluk sayesinde derinleşir ve zamanın aşındırıcı etkisine karşı kendi anlam kalesini inşa eder Sanata Dair yürütülen her muhakeme sanatın bu tehlikeli boşluklara düşmesini engelleyen bir zihnî kalkandır Tanıtım Bülteninden

BKM Kitap
246,40

Telve Kitap

249 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

öteden beri sıhhatine kani olduğum bir hakikatin burhanını da onda buldum Ne zaman sanata sadakatten ayrılmış bulunulursa o zaman bir tehlike sübut tehlikesi muhakkaktır Her sanat müntesibi bu tehlikeye maruz kalmıştır ihmal ve isticalden doğan bu tehlike ekseriyet üzere bir itiyat yahut ihtiyaç sevkiyle bir mübrim sâik olarak sanatı boğmuştur bazen bu tehlikenin vuku ihtimalinden vaktiyle haberdar olan sanat erbabı bir bataklığa saplanmak üzere bulunan ayakların geri çekilerek sağlam zemin üzerinde teenni ile yürümeye lüzum görmesi gibi durup istikameti değiştirmişlerdir Sanat ne ihmale ne isticale mütehammildir sanat bir uğraşma bir didinme daima kendi kendinden memnun olmayan bir murakıbın insaftan müsamahadan mahrum adeta zalim gözleri altında çalışma mahsulüdür Resimde musikide edebiyatta velhasıl sanatın bütün tecelli zeminlerinde bunlardan her birinin icap ettirdiği icat ve inşa şartlarına sıkı sıkı bağlanmak hele yazıda mevzudan tertipten mikyastan başka hatta bunların hepsinden ziyade lisan ve üsluba en büyük ölçüde ehemmiyet vermek bir kalem mahsulünün kıymetine binaenaleyh hayatına yegâne medardır Sanat yüzeyde görünen bir yaratım değil süreklilik dikkat ve sorumluluk talep eden bir varoluş zeminidir Bu zemini ayakta tutan yegâne kuvvet sanatkârın yapıtıyla kurduğu mutlak sadakat bağıdır Sanatta sadakatten uzaklaşıldığında ortaya çıkan tehlike yalnızca biçimsel bir eksilme değil anlamın dağılmasıdır Anlamın dağılması bir yapıtın iç bütünlüğünü kaybederek aleladeliğe teslim olması özerkliğini yitirmesidir Sanat tam da bu yitirme tehdidine karşı duran kendisiyle yetinmeyen bir zihnin ürünüdür Sanat üzerine söz söylemek aslında ihmalin getireceği o yıkıcı boşluğu dikkatin ışığıyla doldurmaktır Çünkü sanat ancak bu sarsılmaz sorumluluk sayesinde derinleşir ve zamanın aşındırıcı etkisine karşı kendi anlam kalesini inşa eder Sanata Dair yürütülen her muhakeme sanatın bu tehlikeli boşluklara düşmesini engelleyen bir zihnî kalkandır

Kitap Sepeti
249,60

Telve Kitap

2025249 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

öteden beri sıhhatine kani olduğum bir hakikatin burhanını da onda buldum Ne zaman sanata sadakatten ayrılmış bulunulursa o zaman bir tehlike sübut tehlikesi muhakkaktır Her sanat müntesibi bu tehlikeye maruz kalmıştır ihmal ve isticalden doğan bu tehlike ekseriyet üzere bir itiyat yahut ihtiyaç sevkiyle bir mübrim sâik olarak sanatı boğmuştur bazen bu tehlikenin vuku ihtimalinden vaktiyle haberdar olan sanat erbabı bir bataklığa saplanmak üzere bulunan ayakların geri çekilerek sağlam zemin üzerinde teenni ile yürümeye lüzum görmesi gibi durup istikameti değiştirmişlerdir Sanat ne ihmale ne isticale mütehammildir sanat bir uğraşma bir didinme daima kendi kendinden memnun olmayan bir murakıbın insaftan müsamahadan mahrum adeta zalim gözleri altında çalışma mahsulüdür Resimde musikide edebiyatta velhasıl sanatın bütün tecelli zeminlerinde bunlardan her birinin icap ettirdiği icat ve inşa şartlarına sıkı sıkı bağlanmak hele yazıda mevzudan tertipten mikyastan başka hatta bunların hepsinden ziyade lisan ve üsluba en büyük ölçüde ehemmiyet vermek bir kalem mahsulünün kıymetine binaenaleyh hayatına yegâne medardır Sanat yüzeyde görünen bir yaratım değil süreklilik dikkat ve sorumluluk talep eden bir varoluş zeminidir Bu zemini ayakta tutan yegâne kuvvet sanatkârın yapıtıyla kurduğu mutlak sadakat bağıdır Sanatta sadakatten uzaklaşıldığında ortaya çıkan tehlike yalnızca biçimsel bir eksilme değil anlamın dağılmasıdır Anlamın dağılması bir yapıtın iç bütünlüğünü kaybederek aleladeliğe teslim olması özerkliğini yitirmesidir Sanat tam da bu yitirme tehdidine karşı duran kendisiyle yetinmeyen bir zihnin ürünüdür Sanat üzerine söz söylemek aslında ihmalin getireceği o yıkıcı boşluğu dikkatin ışığıyla doldurmaktır Çünkü sanat ancak bu sarsılmaz sorumluluk sayesinde derinleşir ve zamanın aşındırıcı etkisine karşı kendi anlam kalesini inşa eder Sanata Dair yürütülen her muhakeme sanatın bu tehlikeli boşluklara düşmesini engelleyen bir zihnî kalkandır

Ekin Kitap
262,40

Telve Kitap

249 sf.
Ekin Kitap

öteden beri sıhhatine kani olduğum bir hakikatin burhanını da onda buldum Ne zaman sanata sadakatten ayrılmış bulunulursa o zaman bir tehlike sübut tehlikesi muhakkaktır Her sanat müntesibi bu tehlikeye maruz kalmıştır ihmal ve isticalden doğan bu tehlike ekseriyet üzere bir itiyat yahut ihtiyaç sevkiyle bir mübrim sâik olarak sanatı boğmuştur bazen bu tehlikenin vuku ihtimalinden vaktiyle haberdar olan sanat erbabı bir bataklığa saplanmak üzere bulunan ayakların geri çekilerek sağlam zemin üzerinde teenni ile yürümeye lüzum görmesi gibi durup istikameti değiştirmişlerdir Sanat ne ihmale ne isticale mütehammildir sanat bir uğraşma bir didinme daima kendi kendinden memnun olmayan bir murakıbın insaftan müsamahadan mahrum adeta zalim gözleri altında çalışma mahsulüdür Resimde musikide edebiyatta velhasıl sanatın bütün tecelli zeminlerinde bunlardan her birinin icap ettirdiği icat ve inşa şartlarına sıkı sıkı bağlanmak hele yazıda mevzudan tertipten mikyastan başka hatta bunların hepsinden ziyade lisan ve üsluba en büyük ölçüde ehemmiyet vermek bir kalem mahsulünün kıymetine binaenaleyh hayatına yegâne medardır Sanat yüzeyde görünen bir yaratım değil süreklilik dikkat ve sorumluluk talep eden bir varoluş zeminidir Bu zemini ayakta tutan yegâne kuvvet sanatkârın yapıtıyla kurduğu mutlak sadakat bağıdır Sanatta sadakatten uzaklaşıldığında ortaya çıkan tehlike yalnızca biçimsel bir eksilme değil anlamın dağılmasıdır Anlamın dağılması bir yapıtın iç bütünlüğünü kaybederek aleladeliğe teslim olması özerkliğini yitirmesidir Sanat tam da bu yitirme tehdidine karşı duran kendisiyle yetinmeyen bir zihnin ürünüdür Sanat üzerine söz söylemek aslında ihmalin getireceği o yıkıcı boşluğu dikkatin ışığıyla doldurmaktır Çünkü sanat ancak bu sarsılmaz sorumluluk sayesinde derinleşir ve zamanın aşındırıcı etkisine karşı kendi anlam kalesini inşa eder Sanata Dair yürütülen her muhakeme sanatın bu tehlikeli boşluklara düşmesini engelleyen bir zihnî kalkandır

Nobel Kitap
278,40

Telve Kitap

2025249 sf.
Ciltsiz13.5x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

öteden beri sıhhatine kani olduğum bir hakikatin burhanını da onda buldum Ne zaman sanata sadakatten ayrılmış bulunulursa o zaman bir tehlike sübut tehlikesi muhakkaktır Her sanat müntesibi bu tehlikeye maruz kalmıştır ihmal ve isticalden doğan bu tehlike ekseriyet üzere bir itiyat yahut ihtiyaç sevkiyle bir mübrim sâik olarak sanatı boğmuştur bazen bu tehlikenin vuku ihtimalinden vaktiyle haberdar olan sanat erbabı bir bataklığa saplanmak üzere bulunan ayakların geri çekilerek sağlam zemin üzerinde teenni ile yürümeye lüzum görmesi gibi durup istikameti değiştirmişlerdir Sanat ne ihmale ne isticale mütehammildir sanat bir uğraşma bir didinme daima kendi kendinden memnun olmayan bir murakıbın insaftan müsamahadan mahrum adeta zalim gözleri altında çalışma mahsulüdür Resimde musikide edebiyatta velhasıl sanatın bütün tecelli zeminlerinde bunlardan her birinin icap ettirdiği icat ve inşa şartlarına sıkı sıkı bağlanmak hele yazıda mevzudan tertipten mikyastan başka hatta bunların hepsinden ziyade lisan ve üsluba en büyük ölçüde ehemmiyet vermek bir kalem mahsulünün kıymetine binaenaleyh hayatına yegâne medardır Sanat yüzeyde görünen bir yaratım değil süreklilik dikkat ve sorumluluk talep eden bir varoluş zeminidir Bu zemini ayakta tutan yegâne kuvvet sanatkârın yapıtıyla kurduğu mutlak sadakat bağıdır Sanatta sadakatten uzaklaşıldığında ortaya çıkan tehlike yalnızca biçimsel bir eksilme değil anlamın dağılmasıdır Anlamın dağılması bir yapıtın iç bütünlüğünü kaybederek aleladeliğe teslim olması özerkliğini yitirmesidir Sanat tam da bu yitirme tehdidine karşı duran kendisiyle yetinmeyen bir zihnin ürünüdür Sanat üzerine söz söylemek aslında ihmalin getireceği o yıkıcı boşluğu dikkatin ışığıyla doldurmaktır Çünkü sanat ancak bu sarsılmaz sorumluluk sayesinde derinleşir ve zamanın aşındırıcı etkisine karşı kendi anlam kalesini inşa eder Sanata Dair yürütülen her muhakeme sanatın bu tehlikeli boşluklara düşmesini engelleyen bir zihnî kalkandır

Kita Kitap
320,00

Telve Kitap

20251. baskı249 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

öteden beri sıhhatine kani olduğum bir hakikatin burhanını da onda buldum Ne zaman sanata sadakatten ayrılmış bulunulursa o zaman bir tehlike sübut tehlikesi muhakkaktır Her sanat müntesibi bu tehlikeye maruz kalmıştır ihmal ve isticalden doğan bu tehlike ekseriyet üzere bir itiyat yahut ihtiyaç sevkiyle bir mübrim sâik olarak sanatı boğmuştur bazen bu tehlikenin vuku ihtimalinden vaktiyle haberdar olan sanat erbabı bir bataklığa saplanmak üzere bulunan ayakların geri çekilerek sağlam zemin üzerinde teenni ile yürümeye lüzum görmesi gibi durup istikameti değiştirmişlerdir Sanat ne ihmale ne isticale mütehammildir sanat bir uğraşma bir didinme daima kendi kendinden memnun olmayan bir murakıbın insaftan müsamahadan mahrum adeta zalim gözleri altında çalışma mahsulüdür Resimde musikide edebiyatta velhasıl sanatın bütün tecelli zeminlerinde bunlardan her birinin icap ettirdiği icat ve inşa şartlarına sıkı sıkı bağlanmak hele yazıda mevzudan tertipten mikyastan başka hatta bunların hepsinden ziyade lisan ve üsluba en büyük ölçüde ehemmiyet vermek bir kalem mahsulünün kıymetine binaenaleyh hayatına yegâne medardır Sanat yüzeyde görünen bir yaratım değil süreklilik dikkat ve sorumluluk talep eden bir varoluş zeminidir Bu zemini ayakta tutan yegâne kuvvet sanatkârın yapıtıyla kurduğu mutlak sadakat bağıdır Sanatta sadakatten uzaklaşıldığında ortaya çıkan tehlike yalnızca biçimsel bir eksilme değil anlamın dağılmasıdır Anlamın dağılması bir yapıtın iç bütünlüğünü kaybederek aleladeliğe teslim olması özerkliğini yitirmesidir Sanat tam da bu yitirme tehdidine karşı duran kendisiyle yetinmeyen bir zihnin ürünüdür Sanat üzerine söz söylemek aslında ihmalin getireceği o yıkıcı boşluğu dikkatin ışığıyla doldurmaktır Çünkü sanat ancak bu sarsılmaz sorumluluk sayesinde derinleşir ve zamanın aşındırıcı etkisine karşı kendi anlam kalesini inşa eder Sanata Dair yürütülen her muhakeme sanatın bu tehlikeli boşluklara düşmesini engelleyen bir zihnî kalkandır

Pandora
333,00

Telve Kitap

2025249 sf.
Pandora

öteden beri sıhhatine kani olduğum bir hakikatin burhanını da onda buldum Ne zaman sanata sadakatten ayrılmış bulunulursa o zaman bir tehlike sübut tehlikesi muhakkaktır Her sanat müntesibi bu tehlikeye maruz kalmıştır ihmal ve isticalden doğan bu tehlike ekseriyet üzere bir itiyat yahut ihtiyaç sevkiyle bir mübrim sâik olarak sanatı boğmuştur bazen bu tehlikenin vuku ihtimalinden vaktiyle haberdar olan sanat erbabı bir bataklığa saplanmak üzere bulunan ayakların geri çekilerek sağlam zemin üzerinde teenni ile yürümeye lüzum görmesi gibi durup istikameti değiştirmişlerdir Sanat ne ihmale ne isticale mütehammildir sanat bir uğraşma bir didinme daima kendi kendinden memnun olmayan bir murakıbın insaftan müsamahadan mahrum adeta zalim gözleri altında çalışma mahsulüdür Resimde musikide edebiyatta velhasıl sanatın bütün tecelli zeminlerinde bunlardan her birinin icap ettirdiği icat ve inşa şartlarına sıkı sıkı bağlanmak hele yazıda mevzudan tertipten mikyastan başka hatta bunların hepsinden ziyade lisan ve üsluba en büyük ölçüde ehemmiyet vermek bir kalem mahsulünün kıymetine binaenaleyh hayatına yegâne medardır Sanat yüzeyde görünen bir yaratım değil süreklilik dikkat ve sorumluluk talep eden bir varoluş zeminidir Bu zemini ayakta tutan yegâne kuvvet sanatkârın yapıtıyla kurduğu mutlak sadakat bağıdır Sanatta sadakatten uzaklaşıldığında ortaya çıkan tehlike yalnızca biçimsel bir eksilme değil anlamın dağılmasıdır Anlamın dağılması bir yapıtın iç bütünlüğünü kaybederek aleladeliğe teslim olması özerkliğini yitirmesidir Sanat tam da bu yitirme tehdidine karşı duran kendisiyle yetinmeyen bir zihnin ürünüdür Sanat üzerine söz söylemek aslında ihmalin getireceği o yıkıcı boşluğu dikkatin ışığıyla doldurmaktır Çünkü sanat ancak bu sarsılmaz sorumluluk sayesinde derinleşir ve zamanın aşındırıcı etkisine karşı kendi anlam kalesini inşa eder Sanata Dair yürütülen her muhakeme sanatın bu tehlikeli boşluklara düşmesini engelleyen bir zihnî kalkandır