MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Saqelenge — Ümran Düşünsel

Saqelenge
99,40
ÖyküHikaye ÖyküROMAN ÖYKÜ

Saqelenge

Ümran Düşünsel

Ütopya Yayınevi

2019128 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Saqelenge

Ümran Düşünsel

Verilere göre dünyada her gün 37 bin kişi savaş insan hakkı ihlali çatışma iç karışıklık zorlu yaşam koşulları nedeniyle evini terk etmek zorunda kalıyor ve kayda sadece birer rakam olarak girebiliyor Oysa her biri hikâyesiyle göçüyor Bir kısmı üstüne yeni hikâyeler eklerken bazılarının ise son hikâyesi oluyor göç yolu Kırk bir mülteci hikâyesinin yer alıyor bu kitapta Pek çoğunun öznesi insan Kalanının da gizli öznesi Göçten dolaylı olarak etkilenen hayvanlar da unutulmamış Yunanistan da Firar eden kedi Kunkuş Ege sularında durum değerlendirmesi yapan balıklar mülteci ceylanlar gibi Ve ses Sesi dâhil oldu şölene bilmediğim anlamadığım bir dille Olmasa da olurdu notaların dili beden dili tercüme ediyordu ezginin sözlerini Vurduğu tuşlar bombaları patlattı Bir iki üç dört sonrasını sayamadım Kısa çığlıklar sayısız Ağıtlar sonra göğüslere vura vura Mezarlık uğultusu yaklaşmadı uzaklaştı Bir süre uzaklardan izledi Yüzündeki acı akmaya başladı parmaklarının ucuna oradan da tuşlara Durgun denizde fırtına geliyorum dedi Dalgalar birden değil büyüyerek vurdu kayalıklara Sakinleşmesi aniden oldu ama Tam o zaman ağlama sesi duyuldu tuşların Sonrası uçsuz bucaksız kırlardı Naif esintide salınan gelinciğin papatyayla süsenin yabani menekşeyle dansıydı Karlar çatırdayıp kırıldı dağ doruklarında aniden Usulca süzülen sular dans eden çiçeklerin köklerine ulaşıp coşturdu hepsini Dans yetmedi Halaya durdular Ben halayın başıyam ley ley deyince adam soluğumu verdim Tekrar tuttum Sana baktım Varlığımızı mı hissetmişti Neden anlayacağımız dilde söylemişti Sahi sen neler hissetmiştin Merak ettim o an Anlamış gibi Ve çölün bronz sonsuzluğu da uğuldadı Coğrafya bu kadar güzel bükülür mü hiç Dağın çöle eğildiği görülmüş müdür Görüldü diye fısıldadın Önce ruhu yoruldu adamın Parmakları sonra Bedeni de

Pandora
105,00

Ütopya

2019128 sf.
Pandora

Verilere göre dünyada her gün 37 bin kişi savaş insan hakkı ihlali çatışma iç karışıklık zorlu yaşam koşulları nedeniyle evini terk etmek zorunda kalıyor ve kayda sadece birer rakam olarak girebiliyor Oysa her biri hikâyesiyle göçüyor Bir kısmı üstüne yeni hikâyeler eklerken bazılarının ise son hikâyesi oluyor göç yolu Kırk bir mülteci hikâyesinin yer alıyor bu kitapta Pek çoğunun öznesi insan Kalanının da gizli öznesi Göçten dolaylı olarak etkilenen hayvanlar da unutulmamış Yunanistan da Firar eden kedi Kunkuş Ege sularında durum değerlendirmesi yapan balıklar mülteci ceylanlar gibi Ve ses Sesi dâhil oldu şölene bilmediğim anlamadığım bir dille Olmasa da olurdu notaların dili beden dili tercüme ediyordu ezginin sözlerini Vurduğu tuşlar bombaları patlattı Bir iki üç dört sonrasını sayamadım Kısa çığlıklar sayısız Ağıtlar sonra göğüslere vura vura Mezarlık uğultusu yaklaşmadı uzaklaştı Bir süre uzaklardan izledi Yüzündeki acı akmaya başladı parmaklarının ucuna oradan da tuşlara Durgun denizde fırtına geliyorum dedi Dalgalar birden değil büyüyerek vurdu kayalıklara Sakinleşmesi aniden oldu ama Tam o zaman ağlama sesi duyuldu tuşların Sonrası uçsuz bucaksız kırlardı Naif esintide salınan gelinciğin papatyayla süsenin yabani menekşeyle dansıydı Karlar çatırdayıp kırıldı dağ doruklarında aniden Usulca süzülen sular dans eden çiçeklerin köklerine ulaşıp coşturdu hepsini Dans yetmedi Halaya durdular Ben halayın başıyam ley ley deyince adam soluğumu verdim Tekrar tuttum Sana baktım Varlığımızı mı hissetmişti Neden anlayacağımız dilde söylemişti Sahi sen neler hissetmiştin Merak ettim o an Anlamış gibi Ve çölün bronz sonsuzluğu da uğuldadı Coğrafya bu kadar güzel bükülür mü hiç Dağın çöle eğildiği görülmüş müdür Görüldü diye fısıldadın Önce ruhu yoruldu adamın Parmakları sonra Bedeni de

Kitap Sepeti
109,20

Ütopya Yayınevi

2019128 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Verilere göre dünyada her gün 37 bin kişi savaş insan hakkı ihlali çatışma iç karışıklık zorlu yaşam koşulları nedeniyle evini terk etmek zorunda kalıyor ve kayda sadece birer rakam olarak girebiliyor Oysa her biri hikâyesiyle göçüyor Bir kısmı üstüne yeni hikâyeler eklerken bazılarının ise son hikâyesi oluyor göç yolu Kırk bir mülteci hikâyesinin yer alıyor bu kitapta Pek çoğunun öznesi insan Kalanının da gizli öznesi Göçten dolaylı olarak etkilenen hayvanlar da unutulmamış Yunanistan da Firar eden kedi Kunkuş Ege sularında durum değerlendirmesi yapan balıklar mülteci ceylanlar gibi Ve ses Sesi dâhil oldu şölene bilmediğim anlamadığım bir dille Olmasa da olurdu notaların dili beden dili tercüme ediyordu ezginin sözlerini Vurduğu tuşlar bombaları patlattı Bir iki üç dört sonrasını sayamadım Kısa çığlıklar sayısız Ağıtlar sonra göğüslere vura vura Mezarlık uğultusu yaklaşmadı uzaklaştı Bir süre uzaklardan izledi Yüzündeki acı akmaya başladı parmaklarının ucuna oradan da tuşlara Durgun denizde fırtına geliyorum dedi Dalgalar birden değil büyüyerek vurdu kayalıklara Sakinleşmesi aniden oldu ama Tam o zaman ağlama sesi duyuldu tuşların Sonrası uçsuz bucaksız kırlardı Naif esintide salınan gelinciğin papatyayla süsenin yabani menekşeyle dansıydı Karlar çatırdayıp kırıldı dağ doruklarında aniden Usulca süzülen sular dans eden çiçeklerin köklerine ulaşıp coşturdu hepsini Dans yetmedi Halaya durdular Ben halayın başıyam ley ley deyince adam soluğumu verdim Tekrar tuttum Sana baktım Varlığımızı mı hissetmişti Neden anlayacağımız dilde söylemişti Sahi sen neler hissetmiştin Merak ettim o an Anlamış gibi Ve çölün bronz sonsuzluğu da uğuldadı Coğrafya bu kadar güzel bükülür mü hiç Dağın çöle eğildiği görülmüş müdür Görüldü diye fısıldadın Önce ruhu yoruldu adamın Parmakları sonra Bedeni de

Kitap Yurdu
118,30

ÜTOPYA YAYINEVİ

10.09.2019128 sf.
Karton Kapak13.5 x 19.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Verilere göre dünyada her gün 37 bin kişi savaş insan hakkı ihlali çatışma iç karışıklık zorlu yaşam koşulları nedeniyle evini terk etmek zorunda kalıyor ve kayda sadece birer rakam olarak girebiliyor Oysa her biri hikâyesiyle göçüyor Bir kısmı üstüne yeni hikâyeler eklerken bazılarının ise son hikâyesi oluyor göç yolu Kırk bir mülteci hikâyesinin yer alıyor bu kitapta Pek çoğunun öznesi insan Kalanının da gizli öznesi Göçten dolaylı olarak etkilenen hayvanlar da unutulmamış Yunanistan da Firar eden kedi Kunkuş Ege sularında durum değerlendirmesi yapan balıklar mülteci ceylanlar gibi Ve ses Sesi dâhil oldu şölene bilmediğim anlamadığım bir dille Olmasa da olurdu notaların dili beden dili tercüme ediyordu ezginin sözlerini Vurduğu tuşlar bombaları patlattı Bir iki üç dört sonrasını sayamadım Kısa çığlıklar sayısız Ağıtlar sonra göğüslere vura vura Mezarlık uğultusu yaklaşmadı uzaklaştı Bir süre uzaklardan izledi Yüzündeki acı akmaya başladı parmaklarının ucuna oradan da tuşlara Durgun denizde fırtına geliyorum dedi Dalgalar birden değil büyüyerek vurdu kayalıklara Sakinleşmesi aniden oldu ama Tam o zaman ağlama sesi duyuldu tuşların Sonrası uçsuz bucaksız kırlardı Naif esintide salınan gelinciğin papatyayla süsenin yabani menekşeyle dansıydı Karlar çatırdayıp kırıldı dağ doruklarında aniden Usulca süzülen sular dans eden çiçeklerin köklerine ulaşıp coşturdu hepsini Dans yetmedi Halaya durdular Ben halayın başıyam ley ley deyince adam soluğumu verdim Tekrar tuttum Sana baktım Varlığımızı mı hissetmişti Neden anlayacağımız dilde söylemişti Sahi sen neler hissetmiştin Merak ettim o an Anlamış gibi Ve çölün bronz sonsuzluğu da uğuldadı Coğrafya bu kadar güzel bükülür mü hiç Dağın çöle eğildiği görülmüş müdür Görüldü diye fısıldadın Önce ruhu yoruldu adamın Parmakları sonra Bedeni de

Nobel Kitap
126,00

Ütopya Yayınevi

2019128 sf.
Ciltsiz14x20 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Verilere göre dünyada her gün 37 bin kişi savaş insan hakkı ihlali çatışma iç karışıklık zorlu yaşam koşulları nedeniyle evini terk etmek zorunda kalıyor ve kayda sadece birer rakam olarak girebiliyor Oysa her biri hikâyesiyle göçüyor Bir kısmı üstüne yeni hikâyeler eklerken bazılarının ise son hikâyesi oluyor göç yolu Kırk bir mülteci hikâyesinin yer alıyor bu kitapta Pek çoğunun öznesi insan Kalanının da gizli öznesi Göçten dolaylı olarak etkilenen hayvanlar da unutulmamış Yunanistan da Firar eden kedi Kunkuş Ege sularında durum değerlendirmesi yapan balıklar mülteci ceylanlar gibi Ve ses Sesi dâhil oldu şölene bilmediğim anlamadığım bir dille Olmasa da olurdu notaların dili beden dili tercüme ediyordu ezginin sözlerini Vurduğu tuşlar bombaları patlattı Bir iki üç dört sonrasını sayamadım Kısa çığlıklar sayısız Ağıtlar sonra göğüslere vura vura Mezarlık uğultusu yaklaşmadı uzaklaştı Bir süre uzaklardan izledi Yüzündeki acı akmaya başladı parmaklarının ucuna oradan da tuşlara Durgun denizde fırtına geliyorum dedi Dalgalar birden değil büyüyerek vurdu kayalıklara Sakinleşmesi aniden oldu ama Tam o zaman ağlama sesi duyuldu tuşların Sonrası uçsuz bucaksız kırlardı Naif esintide salınan gelinciğin papatyayla süsenin yabani menekşeyle dansıydı Karlar çatırdayıp kırıldı dağ doruklarında aniden Usulca süzülen sular dans eden çiçeklerin köklerine ulaşıp coşturdu hepsini Dans yetmedi Halaya durdular Ben halayın başıyam ley ley deyince adam soluğumu verdim Tekrar tuttum Sana baktım Varlığımızı mı hissetmişti Neden anlayacağımız dilde söylemişti Sahi sen neler hissetmiştin Merak ettim o an Anlamış gibi Ve çölün bronz sonsuzluğu da uğuldadı Coğrafya bu kadar güzel bükülür mü hiç Dağın çöle eğildiği görülmüş müdür Görüldü diye fısıldadın Önce ruhu yoruldu adamın Parmakları sonra Bedeni de