Seküler Faydacılık — Metin Aydın

Seküler Faydacılık
Metin AydınEski Yeni Yayınları
Seküler Faydacılık
Metin AydınFaydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı ya ne de dine yer vermişlerdir Bu çalışma Bentham ve Mill in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar Bentham ve Mill in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir Dahası bu spekülatif alandan beslenen din kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir Bu soruna Bentham ve Mill in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir Bentham dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği İnsanlık Dini adını verdiği seküler bir din önerir Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk yanlışlık açısından ziyade fayda zarar açısından ele alırlar Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır din birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir bunun dışında köklerini fizik ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur Din insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir

Eski Yeni Yayınları
Faydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı ya ne de dine yer vermişlerdir Bu çalışma Bentham ve Mill in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar Bentham ve Mill in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir Dahası bu spekülatif alandan beslenen din kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir Bu soruna Bentham ve Mill in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir Bentham dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği İnsanlık Dini adını verdiği seküler bir din önerir Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk yanlışlık açısından ziyade fayda zarar açısından ele alırlar Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır din birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir bunun dışında köklerini fizik ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur Din insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir

Eskiyeni Yayınları
Faydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı ya ne de dine yer vermişlerdir Bu çalışma Bentham ve Mill in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar Bentham ve Mill in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir Dahası bu spekülatif alandan beslenen din kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir Bu soruna Bentham ve Mill in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir Bentham dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği İnsanlık Dini adını verdiği seküler bir din önerir Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk yanlışlık açısından ziyade fayda zarar açısından ele alırlar Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır din birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir bunun dışında köklerini fizik ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur Din insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir Tanıtım Bülteninden

Eski Yeni Yayınları
Faydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı ya ne de dine yer vermişlerdir Bu çalışma Bentham ve Mill in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar Bentham ve Mill in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir Dahası bu spekülatif alandan beslenen din kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir Bu soruna Bentham ve Mill in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir Bentham dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği İnsanlık Dini adını verdiği seküler bir din önerir Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk yanlışlık açısından ziyade fayda zarar açısından ele alırlar Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır din birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir bunun dışında köklerini fizik ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur Din insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir

Eski Yeni Yayınları
Faydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı ya ne de dine yer vermişlerdir Bu çalışma Bentham ve Mill in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar Bentham ve Mill in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir Dahası bu spekülatif alandan beslenen din kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir Bu soruna Bentham ve Mill in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir Bentham dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği İnsanlık Dini adını verdiği seküler bir din önerir Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk yanlışlık açısından ziyade fayda zarar açısından ele alırlar Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır din birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir bunun dışında köklerini fizik ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur Din insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir

ESKİYENİ YAYINLARI
Faydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı ya ne de dine yer vermişlerdir Bu çalışma Bentham ve Mill in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar Bentham ve Mill in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir Dahası bu spekülatif alandan beslenen din kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir Bu soruna Bentham ve Mill in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir Bentham dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği İnsanlık Dini adını verdiği seküler bir din önerir Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk yanlışlık açısından ziyade fayda zarar açısından ele alırlar Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır din birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir bunun dışında köklerini fizik ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur Din insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir

Eski Yeni Yayınları
Faydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı ya ne de dine yer vermişlerdir Bu çalışma Bentham ve Mill in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar Bentham ve Mill in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir Dahası bu spekülatif alandan beslenen din kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir Bu soruna Bentham ve Mill in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir Bentham dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği İnsanlık Dini adını verdiği seküler bir din önerir Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk yanlışlık açısından ziyade fayda zarar açısından ele alırlar Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır din birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir bunun dışında köklerini fizik ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur Din insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir

Eski Yeni Yayınları
Faydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı ya ne de dine yer vermişlerdir Bu çalışma Bentham ve Mill in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar Bentham ve Mill in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir Dahası bu spekülatif alandan beslenen din kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir Bu soruna Bentham ve Mill in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir Bentham dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği İnsanlık Dini adını verdiği seküler bir din önerir Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk yanlışlık açısından ziyade fayda zarar açısından ele alırlar Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır din birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir bunun dışında köklerini fizik ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur Din insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir