Sekülerliğin Biçimleri — Talal Asad

Sekülerliğin Biçimleri
Talal AsadMetis Yayıncılık
Sekülerliğin Biçimleri
Talal AsadTalal Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramer indeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler Modern seküler anlayışların biçimlenişinde faillik ve acı kavrayışlarının insanın acıyı ortadan kaldırma sorumluluğu hakkındaki fikirlerin çok önemli bir yeri olduğunu gösteren Asad buradan işkence zulüm ve savaş konusuna geçerek seküler devletlerde bunların nasıl meşrulaştırılabilmiş olduğunu inceliyor İnsan yaşamı kutsaldır ama yalnızca devletin tanımladığı belirli bağlamlarda Ardından insan hakları anlayışının gelişimine değinerek kimin insan sayıldığı kimin sayılmadığı noktasından hareketle Müslümanlara yönelik önyargıların ve ayrımcılığın altında yatan sömürgecilik mazisini milliyetçilik sekülarizm ilişkisini ve bunlarla bağlantılı sekülerleştirme çabalarını inceliyor Batı ve İslam düşüncesinde dinin yeri konusundaki yetkin araştırmalarıyla tanınan Asad ın bu kitaptaki analitik serinkanlı yaklaşımının laiklik sekülerlik din gibi kavramlar konusunda tam bir kafa karışıklığının yaşandığı entelektüel ve siyasi ortamımızda hak ettiği ilgiyi görüp verimli tartışmalar yaratacağını umuyoruz YAZAR HAKKINDA İslam üzerine eserleriyle tanınan Muhammed Esed in oğlu olan yazar Suudi Arabistan da dünyaya geldi İlk ve orta öğrenimini Pakistan da tamamladıktan sonra İngiltere deki Edinburgh Üniversitesi nde antropoloji okudu Akademik kariyerine Oxford Üniversitesi nde ünlü sosyal antropolog E E Evans Pritchard ın yanında başladı Daha sonra çeşitli üniversitelerde dersler veren Asad bugün City University of New York ta antropoloji profesörü olarak görev yapmaktadır Post kolonyalizm Hıristiyanlık İslam ve Ritüel İncelemeleri alanlarında önemli teorik katkılarda bulunmuş ve Sekülarizm antropolojisi konusunda çalışmalar yapmış olan Talal Asad ın diğer başlıca eserleri şunlardır Genealogies of Religion Discipline and Reasons of Power in Christianity and Islam Dinin Şecereleri Hıristiyanlık ve İslam da Disiplin ve İktidarın Gerekçeleri 1993 Anthropology and the Colonial Encounter Antropoloji ve Sömürgeci Hesaplaşma 1995 On Suicide Bombing İntihar Saldırıları Üzerine 2007 Tanıtım bülteninden

Metis Yayınları
Talal Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramer indeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler Modern seküler anlayışların biçimlenişinde faillik ve acı kavrayışlarının insanın acıyı ortadan kaldırma sorumluluğu hakkındaki fikirlerin çok önemli bir yeri olduğunu gösteren Asad buradan işkence zulüm ve savaş konusuna geçerek seküler devletlerde bunların nasıl meşrulaştırılabilmiş olduğunu inceliyor İnsan yaşamı kutsaldır ama yalnızca devletin tanımladığı belirli bağlamlarda Ardından insan hakları anlayışının gelişimine değinerek kimin insan sayıldığı kimin sayılmadığı noktasından hareketle Müslümanlara yönelik önyargıların ve ayrımcılığın altında yatan sömürgecilik mazisini milliyetçilik sekülarizm ilişkisini ve bunlarla bağlantılı sekülerleştirme çabalarını inceliyor Batı ve İslam düşüncesinde dinin yeri konusundaki yetkin araştırmalarıyla tanınan Asad ın bu kitaptaki analitik serinkanlı yaklaşımının laiklik sekülerlik din gibi kavramlar konusunda tam bir kafa karışıklığının yaşandığı entelektüel ve siyasi ortamımızda hak ettiği ilgiyi görüp verimli tartışmalar yaratacağını umuyoruz Sayfa Sayısı 320 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Metis Yayıncılık

Metis Yayınları
Talal Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramer indeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler Modern seküler anlayışların biçimlenişinde faillik ve acı kavrayışlarının insanın acıyı ortadan kaldırma sorumluluğu hakkındaki fikirlerin çok önemli bir yeri olduğunu gösteren Asad buradan işkence zulüm ve savaş konusuna geçerek seküler devletlerde bunların nasıl meşrulaştırılabilmiş olduğunu inceliyor İnsan yaşamı kutsaldır ama yalnızca devletin tanımladığı belirli bağlamlarda Ardından insan hakları anlayışının gelişimine değinerek kimin insan sayıldığı kimin sayılmadığı noktasından hareketle Müslümanlara yönelik önyargıların ve ayrımcılığın altında yatan sömürgecilik mazisini milliyetçilik sekülarizm ilişkisini ve bunlarla bağlantılı sekülerleştirme çabalarını inceliyor Batı ve İslam düşüncesinde dinin yeri konusundaki yetkin araştırmalarıyla tanınan Asad ın bu kitaptaki analitik serinkanlı yaklaşımının laiklik sekülerlik din gibi kavramlar konusunda tam bir kafa karışıklığının yaşandığı entelektüel ve siyasi ortamımızda hak ettiği ilgiyi görüp verimli tartışmalar yaratacağını umuyoruz Sayfa Sayısı 320Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Metis Yayıncılık

Metis Yayınları
Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramer indeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler Modern seküler anlayışların biçimlenişinde faillik ve acı kavrayışlarının insanın acıyı ortadan kaldırma sorumluluğu hakkındaki fikirlerin çok önemli bir yeri olduğunu gösteren Asad buradan işkence zulüm ve savaş konusuna geçerek seküler devletlerde bunların nasıl meşrulaştırılabilmiş olduğunu inceliyor İnsan yaşamı kutsaldır ama yalnızca devletin tanımladığı belirli bağlamlarda Ardından insan hakları anlayışının gelişimine değinerek kimin insan sayıldığı kimin sayılmadığı noktasından hareketle Müslümanlara yönelik önyargıların ve ayrımcılığın altında yatan sömürgecilik mazisini milliyetçilik sekülarizm ilişkisini ve bunlarla bağlantılı sekülerleştirme çabalarını inceliyor Batı ve İslam düşüncesinde dinin yeri konusundaki yetkin araştırmalarıyla tanınan Asad ın bu kitaptaki analitik serinkanlı yaklaşımının laiklik sekülerlik din gibi kavramlar konusunda tam bir kafa karışıklığının yaşandığı entelektüel ve siyasi ortamımızda hak ettiği ilgiyi görüp verimli tartışmalar yaratacağını umuyoruz

Metis Yayınları
Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramer indeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler Modern seküler anlayışların biçimlenişinde faillik ve acı kavrayışlarının insanın acıyı ortadan kaldırma sorumluluğu hakkındaki fikirlerin çok önemli bir yeri olduğunu gösteren Asad buradan işkence zulüm ve savaş konusuna geçerek seküler devletlerde bunların nasıl meşrulaştırılabilmiş olduğunu inceliyor İnsan yaşamı kutsaldır ama yalnızca devletin tanımladığı belirli bağlamlarda Ardından insan hakları anlayışının gelişimine değinerek kimin insan sayıldığı kimin sayılmadığı noktasından hareketle Müslümanlara yönelik önyargıların ve ayrımcılığın altında yatan sömürgecilik mazisini milliyetçilik sekülarizm ilişkisini ve bunlarla bağlantılı sekülerleştirme çabalarını inceliyor Batı ve İslam düşüncesinde dinin yeri konusundaki yetkin araştırmalarıyla tanınan Asad ın bu kitaptaki analitik serinkanlı yaklaşımının laiklik sekülerlik din gibi kavramlar konusunda tam bir kafa karışıklığının yaşandığı entelektüel ve siyasi ortamımızda hak ettiği ilgiyi görüp verimli tartışmalar yaratacağını umuyoruz

Metis Yayınları
Talal Asad tarafından kaleme alınan Sekülerliğin Biçimleri Metis Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Sekülerliğin Biçimleri Talal Asad Kitap Özeti Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramerindeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler Modern seküler anlayışların biçimlenişinde faillik ve acı kavrayışlarının insanın acıyı ortadan kaldırma sorumluluğu hakkındaki fikirlerin çok önemli bir yeri olduğunu gösteren Asad buradan işkence zulüm ve savaş konusuna geçerek seküler devletlerde bunların nasıl meşrulaştırılabilmiş olduğunu inceliyor İnsan yaşamı kutsaldır ama yalnızca devletin tanımladığı belirli bağlamlarda Ardından insan hakları anlayışının gelişimine değinerek kimin insan sayıldığı kimin sayılmadığı noktasından hareketle Müslümanlara yönelik önyargıların ve ayrımcılığın altında yatan sömürgecilik mazisini milliyetçilik sekülarizm ilişkisini ve bunlarla bağlantılı sekülerleştirme çabalarını inceliyor Batı ve İslam düşüncesinde dinin yeri konusundaki yetkin araştırmalarıyla tanınan Asad ın bu kitaptaki analitik serinkanlı yaklaşımının laiklik sekülerlik din gibi kavramlar konusunda tam bir kafa karışıklığının yaşandığı entelektüel ve siyasi ortamımızda hak ettiği ilgiyi görüp verimli tartışmalar yaratacağını umuyoruz Yayınevi Metis Yayınları Yazar Talal Asad Sayfa 320 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x19 50 cm Basım Yılı Şubat 2020 Barkod 9789753426367 Kategori Antropoloji Diğer İnsan ve Toplum Genel Sosyoloji

METİS YAYINLARI
Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramer indeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler Modern seküler anlayışların biçimlenişinde faillik ve acı kavrayışlarının insanın acıyı ortadan kaldırma sorumluluğu hakkındaki fikirlerin çok önemli bir yeri olduğunu gösteren Asad buradan işkence zulüm ve savaş konusuna geçerek seküler devletlerde bunların nasıl meşrulaştırılabilmiş olduğunu inceliyor İnsan yaşamı kutsaldır ama yalnızca devletin tanımladığı belirli bağlamlarda Ardından insan hakları anlayışının gelişimine değinerek kimin insan sayıldığı kimin sayılmadığı noktasından hareketle Müslümanlara yönelik önyargıların ve ayrımcılığın altında yatan sömürgecilik mazisini milliyetçilik sekülarizm ilişkisini ve bunlarla bağlantılı sekülerleştirme çabalarını inceliyor Batı ve İslam düşüncesinde dinin yeri konusundaki yetkin araştırmalarıyla tanınan Asad ın bu kitaptaki analitik serinkanlı yaklaşımının laiklik sekülerlik din gibi kavramlar konusunda tam bir kafa karışıklığının yaşandığı entelektüel ve siyasi ortamımızda hak ettiği ilgiyi görüp verimli tartışmalar yaratacağını umuyoruz Yayınevi METİS YAYINLARI Yazar TALAL ASAD Sayfa Sayısı 320 Yıl 2007

Metis
çev. Aydar, Ferit Burak
Talal Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramer indeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler Modern seküler anlayışların biçimlenişinde faillik ve acı kavrayışlarının insanın acıyı ortadan kaldırma sorumluluğu hakkındaki fikirlerin çok önemli bir yeri olduğunu gösteren Asad buradan işkence zulüm ve savaş konusuna geçerek seküler devletlerde bunların nasıl meşrulaştırılabilmiş olduğunu inceliyor İnsan yaşamı kutsaldır ama yalnızca devletin tanımladığı belirli bağlamlarda Ardından insan hakları anlayışının gelişimine değinerek kimin insan sayıldığı kimin sayılmadığı noktasından hareketle Müslümanlara yönelik önyargıların ve ayrımcılığın altında yatan sömürgecilik mazisini milliyetçilik sekülarizm ilişkisini ve bunlarla bağlantılı sekülerleştirme çabalarını inceliyor Batı ve İslam düşüncesinde dinin yeri konusundaki yetkin araştırmalarıyla tanınan Asad ın bu kitaptaki analitik serinkanlı yaklaşımının laiklik sekülerlik din gibi kavramlar konusunda tam bir kafa karışıklığının yaşandığı entelektüel ve siyasi ortamımızda hak ettiği ilgiyi görüp verimli tartışmalar yaratacağını umuyoruz Arka Kapak

Metis Yayınları
çev. Ferit Burak Aydar
Talal Asad Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sert kamusal tartışmalar yaratan bir kavram olan laikliği ya da sekülarizmi genellikle dinleri konu almış olan antropolojinin araştırma nesnesi haline getiriyor bu kafa açıcı kitabında Wittgenstein dan esinlenen bir perspektif benimseyen Asad bu kavramın Hıristiyanlık ve İslam tarihi içinde izlediği gelişim sürecini izliyor Din ve sekülarizm etrafındaki kavramlar gramer indeki değişikliklerin bu tarih içindeki pratik değişiklikleri nasıl dile getirdiğini analitik bir biçimde serimliyor Ona göre dini ve seküler gibi kavramlar esasen sabit kategoriler değil iç içe geçişler ve kopmalarla dolu devingen kategoriler 3 Bölüm Zulüm ve İşkence Üzerine s 123 130 Sekülarızmin en önemli saiklerinden birisi de dinin sık sık önayak olduğu ve meşrulaştırdığı zalimlikleri bu dünyada başkalarının canlı bedenine kasıtlı olarak acı çektirme ve zihinlerinde sıkıntı yaratma eylemlerini sonlandırma arzusu olmuştur İddialara göre ancak seküler bir anayasa dini azınlıklara yönelik dini şiddeti ve hoşgörüsüzlüğü tümüyle ortadan kaldıramasa bile dizginleyebilir Kurumsal din ile zalimlik arasında kurulan bu sıkı bağın kökleri Batı Avrupa nın din savaşları deneyiminde ve seküler Aydınlanma denen karmaşık harekettedir Fakat bu bakış açısı yirminci yüzyılın dinle zerrece alakası olmayan yıkıcı zalim güçlerini Nazi Almanyası Stalin Rusyası İmparatorluk Japonyası Kızıl Khemerler Mao nun Çin i ve on dokuzuncu yüzyılda Afrika ve Asya toplumlarının Avrupalı güçlerce yine dinle hiçbir alakası olmayan zalimce fethini görmezden gelme eğilimindedir Elbette seküler zalimliğin bu örnekleri kurumsal dinin zulüm ve şiddet kaynağı olamayacağı anlamına gelmez Ama sonuçta dini hareketler merhamet ve sabır da vazetmişlerdir Kısacası kurumsal dinin şiddetle ve fanatiklikle bir tutulmasının doğru olmayacağı kanısındayım Amed Gökçen Hıristiyanlık İslamiyet ve modernlik içinde sekülerlik Agos Kitap Kirk 15 Şubat 2008 Din ve onu besleyen ondan beslenen onun yapı taşlarını oluşturan mekanizma ve oluşumlara ilişkin söylemlerin her geçen gün farklı mecralarda tartışıldığı görülüyor Bir şekliyle aslında dini bir fikirden yola çıkarak tavır geliştirmeyen oluşum ların ve devletlerin bile artık aşağı yukarı hangi mezhep veya din eksenli politika geliştirdikleri herkesçe biliniyor Çünkü din artık sadece kutsal bir görev değil bir gelenek bir ödev anlamı da taşıyor Bu sebeple din ve onun yollar ı gündelik hayatımızda daha fazla yer tutuyor Tartışma sadece doğrudan din in yapısına ilişkin konuları içermiyor Özellikle 19 yüzyılın ortalarından itibaren ateist ve kafir suçlamalarından kurtulmaya çalışanlar da bu tartışmanın bir tarafı olmaya başladı İshak Arslan Çare Sekülerlik mi Arka Kapak Ocak 2016 Üçüncü dünyada ve Ortadoğu da her geçen gün daha da derinleşen belirsizlik ve kaos 19 yüzyılda Avrupa ve Amerika da farklı bağlamlarda tartışılan bir soruya yeniden hayat veriyor Acaba muhtemel ve kalıcı bir barışın teminatı geleneksel dini yapı ve değerlere alternatif oluşturabilecek türden bir sekülerleşme olabilir mi