Sen — Şevki Özbilen

Sen
Şevki ÖzbilenErgenekon
Sen
Şevki ÖzbilenSonbahar mevsiminde havaların yavaş yavaş serinlemeye başladığı gökyüzünde gri bulutla rın dolaşmaya durduğu bir zamanda siyah bir lüks otomobil Zincirlikuyu mezarlığının kapı sında durdu Saçlarına ak düşmüş siyahlar giyinmiş bir adam Zincirlikuyu mezarlığında ulu pırnal ağacının altındaki sükunet koyunun sessizlik körfezinde sessizlik içinde duran beyaz mermer mezara ürkek adımlarla yaklaştı Elinde bir de met çiçek vardı O kadar üzüntülü görünüyordu ki derin çizgilerin yerleştiği yüzünden bunu gör mek mümkündü Çiçek demetini mezarın taşının üstüne bıraktı Ellerini önünde birleştirerek öy lece durdu Başını önüne eğmiş derin düşünce lere dalmıştı Orada ne kadar zaman öylece kaldı oradan ne zaman ayrıldı kimse bilemedi

Ergenekon
Sonbahar mevsiminde havaların yavaş yavaş serinlemeye başladığı gökyüzünde gri bulutla rın dolaşmaya durduğu bir zamanda siyah bir lüks otomobil Zincirlikuyu mezarlığının kapı sında durdu Saçlarına ak düşmüş siyahlar giyinmiş bir adam Zincirlikuyu mezarlığında ulu pırnal ağacının altındaki sükunet koyunun sessizlik körfezinde sessizlik içinde duran beyaz mermer mezara ürkek adımlarla yaklaştı Elinde bir de met çiçek vardı O kadar üzüntülü görünüyordu ki derin çizgilerin yerleştiği yüzünden bunu gör mek mümkündü Çiçek demetini mezarın taşının üstüne bıraktı Ellerini önünde birleştirerek öy lece durdu Başını önüne eğmiş derin düşünce lere dalmıştı Orada ne kadar zaman öylece kaldı oradan ne zaman ayrıldı kimse bilemedi

Ergenekon
Sonbahar mevsiminde havaların yavaş yavaş serinlemeye başladığı gökyüzünde gri bulutla rın dolaşmaya durduğu bir zamanda siyah bir lüks otomobil Zincirlikuyu mezarlığının kapı sında durdu Saçlarına ak düşmüş siyahlar giyinmiş bir adam Zincirlikuyu mezarlığında ulu pırnal ağacının altındaki sükunet koyunun sessizlik körfezinde sessizlik içinde duran beyaz mermer mezara ürkek adımlarla yaklaştı Elinde bir de met çiçek vardı O kadar üzüntülü görünüyordu ki derin çizgilerin yerleştiği yüzünden bunu gör mek mümkündü Çiçek demetini mezarın taşının üstüne bıraktı Ellerini önünde birleştirerek öy lece durdu Başını önüne eğmiş derin düşünce lere dalmıştı Orada ne kadar zaman öylece kaldı oradan ne zaman ayrıldı kimse bilemedi

Ergenekon
Şevki Özbilen tarafından kaleme alınan Sen Ergenekon eseri olarak okurlarla buluşuyor Sen Şevki Özbilen Kitap Özeti Sonbahar mevsiminde havaların yavaş yavaş serinlemeye başladığı gökyüzünde gri bulutla rın dolaşmaya durduğu bir zamanda siyah bir lüks otomobil Zincirlikuyu mezarlığının kapı sında durdu Saçlarına ak düşmüş siyahlar giyinmiş bir adam Zincirlikuyu mezarlığında ulu pırnal ağacının altındaki sükunet koyunun sessizlik körfezinde sessizlik içinde duran beyaz mermer mezara ürkek adımlarla yaklaştı Elinde bir de met çiçek vardı O kadar üzüntülü görünüyordu ki derin çizgilerin yerleştiği yüzünden bunu gör mek mümkündü Çiçek demetini mezarın taşının üstüne bıraktı Ellerini önünde birleştirerek öy lece durdu Başını önüne eğmiş derin düşünce lere dalmıştı Orada ne kadar zaman öylece kaldı oradan ne zaman ayrıldı kimse bilemedi Yayınevi Ergenekon Yazar Şevki Özbilen Sayfa 574 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x21 00 cm Basım Yılı Temmuz 2021 Barkod 9786257271486 Kategori Edebiyat Kitapları Roman

Ergenekon Yayınları
Sonbahar mevsiminde havaların yavaş yavaş serinlemeye başladığı gökyüzünde gri bulutların dolaşmaya durduğu bir zamanda siyah bir lüks otomobil Zincirlikuyu mezarlığının kapısında durdu Saçlarına ak düşmüş siyahlar giyinmiş bir adam Zincirlikuyu mezarlığında ulu pırnal ağacının altındaki sükunet koyunun sessizlik körfezinde sessizlik içinde duran beyaz mermer mezara ürkek adımlarla yaklaştı Elinde bir demet çiçek vardı O kadar üzüntülü görünüyordu ki derin çizgilerin yerleştiği yüzünden bunu görmek mümkündü Çiçek demetini mezarın taşının üstüne bıraktı Ellerini önünde birleştirerek öylece durdu Başını önüne eğmiş derin düşüncelere dalmıştı Orada ne kadar zaman öylece kaldı oradan ne zaman ayrıldı kimse bilemedi

Ergenekon Yayınevi
Sonbahar mevsiminde havaların yavaş yavaş serinlemeye başladığı gökyüzünde gri bulutların dolaşmaya durduğu bir zamanda siyah bir lüks otomobil Zincirlikuyu mezarlığının kapısında durdu Saçlarına ak düşmüş siyahlar giyinmiş bir adam Zincirlikuyu mezarlığında ulu pırnal ağacının altındaki sükunet koyunun sessizlik körfezinde sessizlik içinde duran beyaz mermer mezara ürkek adımlarla yaklaştı Elinde bir demet çiçek vardı O kadar üzüntülü görünüyordu ki derin çizgilerin yerleştiği yüzünden bunu görmek mümkündü Çiçek demetini mezarın taşının üstüne bıraktı Ellerini önünde birleştirerek öylece durdu Başını önüne eğmiş derin düşüncelere dalmıştı Orada ne kadar zaman öylece kaldı oradan ne zaman ayrıldı kimse bilemedi