MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Şerh i Kaside i Lüccetü l Esrar Şerh i Kengeri — Özgür Kıyçak Sedat Kardaş

Şerh i Kaside i Lüccetü l Esrar Şerh i Kengeri
152,00
Türk EdebiyatıEdebiyat DiğerEdebiyat İncelemesi

Şerh i Kaside i Lüccetü l Esrar Şerh i Kengeri

Özgür Kıyçak Sedat Kardaş

Fenomen Yayıncılık

2021244 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Şerh i Kaside i Lüccetü l Esrar Şerh i Kengeri

Özgür Kıyçak Sedat Kardaş

Klasik Türk edebiyatı nazım ve nesir olmak üzere iki ana çizgide varlığını sürdürmüş pek çok nazım şekli edebî tür ve üslup vasıtasıyla varlık göstermiştir Bu bağlamda şerh geleneği klasik Türk edebiyatı içinde hatırı sayılır bir yere sahiptir Özellikle de model alınan İran edebiyatı ve İran edebiyatı içinde de Molla Câmî nin birçok eseri geleneksel şerh yöntemi ile şerh edilmiştir Câmî nin klasik Türk edebiyatında tesirleri oldukça güçlüdür ve bu etki onun eserlerinin şerh edilme çabasında açıkça gözlemlenmektedir Anılan bu tesir klasik Türk edebiyatının kuruluş dönemiyle sınırlı kalmamış son dönemlerine kadar süreklilik göstermiştir XVIII yüzyılın sonlarına doğru Molla Câmî nin Lüccetü l Esrâr adlı yüz beyitlik kasidesinin şerhini ihtiva eden Hâcibî nin Şerh i Kasîde i Lüccetü l Esrâr adlı eseri bu etkinin sürekliliğini gösteren güçlü bir delilidir Klasik Türk edebiyatı çok geniş bir coğrafyada varlık bulmuştur Sadece Anadolu sahasındaki varlık alanı göz önünde bulundurulduğunda bu edebî geleneğin baş göstermediği neredeyse hiçbir bölgenin ya da şehrin olmadığı söylenebilir XVIII ve XIX asırda yaşamış olan Karslı Hâcibî bir klasik Türk edebiyatı şairi olarak andığımız edebî geleneğin coğrafî yayılımı hakkında yeterli bir izlenim uyandırmaktadır Bunun yanı sıra Câmî nin son dönemlere kadar Anadolu nun merkezden uzak bir şehrinde etkisinin varlığını göstermesi bakımından da üzerinde durulmaya değerdir Kars tarihinin yanı sıra edebî gelenek bakımından da ilgi uyandırabilecek bir konumu yakalayabilmiştir Klasik Türk edebiyatının varlık bulması için gerekli Türk İslam medeniyetinin tezahürlerinin görüldüğü bir Osmanlı şehri olabilmiştir Medreseler bu tezahürün en somut göstergesi olduğu gibi klasik Türk edebiyatını da besleyen bir kaynak olmuştur Hâcibî nin yanı sıra Kars ta birçok klasik Türk edebiyatı şairinin yetişmiş olması bu bakımdan teyit edici olma özelliği gösterir Çalışmamız giriş ve dört bölümden oluşmaktadır Giriş bölümünde şerh geleneği Molla Câmî nin hayatı sanatı ve eserleri üzerinde duruldu İlk bölümde eserin müellifi Hâcibî nin hayatı sanatı ve eserleri tanıtıldı İkinci bölümde Hâcibî nin Şerh i Kasîde i Lüccetü l Esrâr adlı eseri çeşitli açılardan incelemeye tabi tutuldu Üçüncü bölümde eserin nüsha tavsifi metnin kurulması ile ilgili teknik hususlar ve tenkitli metin üzerinde duruldu Dördüncü bölümde ise metnin merkezine alınan B nüshasının tıpkıbasımına yer verildi Bu açıdan Hüseyin Hulûsî nin divanının kültür hayatımıza kazandırılması ve edebî geleneğimiz içindeki yerinin tespit ve tahlili elzem görülmüştür

Kitap Sepeti
224,10

Fenomen Yayıncılık

2020244 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Klasik Türk edebiyatı nazım ve nesir olmak üzere iki ana çizgide varlığını sürdürmüş pek çok nazım şekli edebî tür ve üslup vasıtasıyla varlık göstermiştir Bu bağlamda şerh geleneği klasik Türk edebiyatı içinde hatırı sayılır bir yere sahiptir Özellikle de model alınan İran edebiyatı ve İran edebiyatı içinde de Molla Câmî nin birçok eseri geleneksel şerh yöntemi ile şerh edilmiştir Câmî nin klasik Türk edebiyatında tesirleri oldukça güçlüdür ve bu etki onun eserlerinin şerh edilme çabasında açıkça gözlemlenmektedir Anılan bu tesir klasik Türk edebiyatının kuruluş dönemiyle sınırlı kalmamış son dönemlerine kadar süreklilik göstermiştir XVIII yüzyılın sonlarına doğru Molla Câmî nin Lüccetü l Esrâr adlı yüz beyitlik kasidesinin şerhini ihtiva eden Hâcibî nin Şerh i Kasîde i Lüccetü l Esrâr adlı eseri bu etkinin sürekliliğini gösteren güçlü bir delilidir Klasik Türk edebiyatı çok geniş bir coğrafyada varlık bulmuştur Sadece Anadolu sahasındaki varlık alanı göz önünde bulundurulduğunda bu edebî geleneğin baş göstermediği neredeyse hiçbir bölgenin ya da şehrin olmadığı söylenebilir XVIII ve XIX asırda yaşamış olan Karslı Hâcibî bir klasik Türk edebiyatı şairi olarak andığımız edebî geleneğin coğrafî yayılımı hakkında yeterli bir izlenim uyandırmaktadır Bunun yanı sıra Câmî nin son dönemlere kadar Anadolu nun merkezden uzak bir şehrinde etkisinin varlığını göstermesi bakımından da üzerinde durulmaya değerdir Kars tarihinin yanı sıra edebî gelenek bakımından da ilgi uyandırabilecek bir konumu yakalayabilmiştir Klasik Türk edebiyatının varlık bulması için gerekli Türk İslam medeniyetinin tezahürlerinin görüldüğü bir Osmanlı şehri olabilmiştir Medreseler bu tezahürün en somut göstergesi olduğu gibi klasik Türk edebiyatını da besleyen bir kaynak olmuştur Hâcibî nin yanı sıra Kars ta birçok klasik Türk edebiyatı şairinin yetişmiş olması bu bakımdan teyit edici olma özelliği gösterir Çalışmamız giriş ve dört bölümden oluşmaktadır Giriş bölümünde şerh geleneği Molla Câmî nin hayatı sanatı ve eserleri üzerinde duruldu İlk bölümde eserin müellifi Hâcibî nin hayatı sanatı ve eserleri tanıtıldı İkinci bölümde Hâcibî nin Şerh i Kasîde i Lüccetü l Esrâr adlı eseri çeşitli açılardan incelemeye tabi tutuldu Üçüncü bölümde eserin nüsha tavsifi metnin kurulması ile ilgili teknik hususlar ve tenkitli metin üzerinde duruldu Dördüncü bölümde ise metnin merkezine alınan B nüshasının tıpkıbasımına yer verildi Bu açıdan Hüseyin Hulûsî nin divanının kültür hayatımıza kazandırılması ve edebî geleneğimiz içindeki yerinin tespit ve tahlili elzem görülmüştür

226,80

Şerh i Kaside i Lüccetü l Esrar Şerh i Kengeri

Özgür Kıyçak Sedat Kardaş

Fenomen Yayıncılık

2020244 sf.
Ekin Kitap

Klasik Türk edebiyatı nazım ve nesir olmak üzere iki ana çizgide varlığını sürdürmüş pek çok nazım şekli edebîtür ve üslup vasıtasıyla varlık göstermiştir Bu bağlamda şerh geleneği klasik Türk edebiyatı içinde hatırı sayılırbir yere sahiptir Özellikle de model alınan İran edebiyatı ve İran edebiyatı içinde de Molla Câmî nin birçok eserigeleneksel şerh yöntemi ile şerh edilmiştir Câmî nin klasik Türk edebiyatında tesirleri oldukça güçlüdür ve buetki onun eserlerinin şerh edilme çabasında açıkça gözlemlenmektedir Anılan bu tesir klasik Türk edebiyatınınkuruluş dönemiyle sınırlı kalmamış son dönemlerine kadar süreklilik göstermiştir XVIII yüzyılın sonlarınadoğru Molla Câmî nin Lüccetü l Esrâr adlı yüz beyitlik kasidesinin şerhini ihtiva eden Hâcibî nin Şerh i Kasîde iLüccetü l Esrâr adlı eseri bu etkinin sürekliliğini gösteren güçlü bir delilidir Klasik Türk edebiyatı çok geniş bir coğrafyada varlık bulmuştur Sadece Anadolu sahasındaki varlık alanı gözönünde bulundurulduğunda bu edebî geleneğin baş göstermediği neredeyse hiçbir bölgenin ya da şehrin olmadığısöylenebilir XVIII ve XIX asırda yaşamış olan Karslı Hâcibî bir klasik Türk edebiyatı şairi olarak andığımız edebî geleneğin coğrafî yayılımı hakkında yeterli bir izlenim uyandırmaktadır Bunun yanı sıra Câmî nin sondönemlere kadar Anadolu nun merkezden uzak bir şehrinde etkisinin varlığını göstermesi bakımından daüzerinde durulmaya değerdir Kars tarihinin yanı sıra edebî gelenek bakımından da ilgi uyandırabilecek bir konumu yakalayabilmiştir KlasikTürk edebiyatının varlık bulması için gerekli Türk İslam medeniyetinin tezahürlerinin görüldüğü bir Osmanlışehri olabilmiştir Medreseler bu tezahürün en somut göstergesi olduğu gibi klasik Türk edebiyatını da besleyenbir kaynak olmuştur Hâcibî nin yanı sıra Kars ta birçok klasik Türk edebiyatı şairinin yetişmiş olması bubakımdan teyit edici olma özelliği gösterir Çalışmamız giriş ve dört bölümden oluşmaktadır Giriş bölümünde şerh geleneği Molla Câmî nin hayatı sanatıve eserleri üzerinde duruldu İlk bölümde eserin müellifi Hâcibî nin hayatı sanatı ve eserleri tanıtıldı İkincibölümde Hâcibî nin Şerh i Kasîde i Lüccetü l Esrâr adlı eseri çeşitli açılardan incelemeye tabi tutuldu Üçüncübölümde eserin nüsha tavsifi metnin kurulması ile ilgili teknik hususlar ve tenkitli metin üzerindeduruldu Dördüncü bölümde ise metnin merkezine alınan B nüshasının tıpkıbasımına yer verildi Bu açıdan HüseyinHulûsî nin divanının kültür hayatımıza kazandırılması ve edebî geleneğimiz içindeki yerinin tespit ve tahlili elzem görülmüştür

Nobel Kitap
251,10

Fenomen Yayıncılık

2020244 sf.
Nobel Kitap

Klasik Türk edebiyatı nazım ve nesir olmak üzere iki ana çizgide varlığını sürdürmüş pek çok nazım şekli edebî tür ve üslup vasıtasıyla varlık göstermiştir Bu bağlamda şerh geleneği klasik Türk edebiyatı içinde hatırı sayılır bir yere sahiptir Özellikle de model alınan İran edebiyatı ve İran edebiyatı içinde de Molla Câmî nin birçok eseri geleneksel şerh yöntemi ile şerh edilmiştir Câmî nin klasik Türk edebiyatında tesirleri oldukça güçlüdür ve bu etki onun eserlerinin şerh edilme çabasında açıkça gözlemlenmektedir Anılan bu tesir klasik Türk edebiyatının kuruluş dönemiyle sınırlı kalmamış son dönemlerine kadar süreklilik göstermiştir XVIII yüzyılın sonlarına doğru Molla Câmî nin Lüccetü l Esrâr adlı yüz beyitlik kasidesinin şerhini ihtiva eden Hâcibî nin Şerh i Kasîde i Lüccetü l Esrâr adlı eseri bu etkinin sürekliliğini gösteren güçlü bir delilidir Klasik Türk edebiyatı çok geniş bir coğrafyada varlık bulmuştur Sadece Anadolu sahasındaki varlık alanı göz önünde bulundurulduğunda bu edebî geleneğin baş göstermediği neredeyse hiçbir bölgenin ya da şehrin olmadığı söylenebilir XVIII ve XIX asırda yaşamış olan Karslı Hâcibî bir klasik Türk edebiyatı şairi olarak andığımız edebî geleneğin coğrafî yayılımı hakkında yeterli bir izlenim uyandırmaktadır Bunun yanı sıra Câmî nin son dönemlere kadar Anadolu nun merkezden uzak bir şehrinde etkisinin varlığını göstermesi bakımından da üzerinde durulmaya değerdir Kars tarihinin yanı sıra edebî gelenek bakımından da ilgi uyandırabilecek bir konumu yakalayabilmiştir Klasik Türk edebiyatının varlık bulması için gerekli Türk İslam medeniyetinin tezahürlerinin görüldüğü bir Osmanlı şehri olabilmiştir Medreseler bu tezahürün en somut göstergesi olduğu gibi klasik Türk edebiyatını da besleyen bir kaynak olmuştur Hâcibî nin yanı sıra Kars ta birçok klasik Türk edebiyatı şairinin yetişmiş olması bu bakımdan teyit edici olma özelliği gösterir Çalışmamız giriş ve dört bölümden oluşmaktadır Giriş bölümünde şerh geleneği

Pandora

Fenomen Yayıncılık

2020244 sf.
Pandora

Klasik Türk edebiyatı nazım ve nesir olmak üzere iki ana çizgide varlığını sürdürmüş pek çok nazım şekli edebî tür ve üslup vasıtasıyla varlık göstermiştir Bu bağlamda şerh geleneği klasik Türk edebiyatı içinde hatırı sayılır bir yere sahiptir Özellikle de model alınan İran edebiyatı ve İran edebiyatı içinde de Molla Câmî nin birçok eseri geleneksel şerh yöntemi ile şerh edilmiştir Câmî nin klasik Türk edebiyatında tesirleri oldukça güçlüdür ve bu etki onun eserlerinin şerh edilme çabasında açıkça gözlemlenmektedir Anılan bu tesir klasik Türk edebiyatının kuruluş dönemiyle sınırlı kalmamış son dönemlerine kadar süreklilik göstermiştir XVIII yüzyılın sonlarına doğru Molla Câmî nin Lüccetü l Esrâr adlı yüz beyitlik kasidesinin şerhini ihtiva eden Hâcibî nin Şerh i Kasîde i Lüccetü l Esrâr adlı eseri bu etkinin sürekliliğini gösteren güçlü bir delilidir Klasik Türk edebiyatı çok geniş bir coğrafyada varlık bulmuştur Sadece Anadolu sahasındaki varlık alanı göz önünde bulundurulduğunda bu edebî geleneğin baş göstermediği neredeyse hiçbir bölgenin ya da şehrin olmadığı söylenebilir XVIII ve XIX asırda yaşamış olan Karslı Hâcibî bir klasik Türk edebiyatı şairi olarak andığımız edebî geleneğin coğrafî yayılımı hakkında yeterli bir izlenim uyandırmaktadır Bunun yanı sıra Câmî nin son dönemlere kadar Anadolu nun merkezden uzak bir şehrinde etkisinin varlığını göstermesi bakımından da üzerinde durulmaya değerdir Kars tarihinin yanı sıra edebî gelenek bakımından da ilgi uyandırabilecek bir konumu yakalayabilmiştir Klasik Türk edebiyatının varlık bulması için gerekli Türk İslam medeniyetinin tezahürlerinin görüldüğü bir Osmanlı şehri olabilmiştir Medreseler bu tezahürün en somut göstergesi olduğu gibi klasik Türk edebiyatını da besleyen bir kaynak olmuştur Hâcibî nin yanı sıra Kars ta birçok klasik Türk edebiyatı şairinin yetişmiş olması bu bakımdan teyit edici olma özelliği gösterir Çalışmamız giriş ve dört bölümden oluşmaktadır Giriş bölümünde şerh geleneği Molla Câmî nin hayatı sanatı ve eserleri üzerinde duruldu İlk bölümde eserin müellifi Hâcibî nin hayatı sanatı ve eserleri tanıtıldı İkinci bölümde Hâcibî nin Şerh i Kasîde i Lüccetü l Esrâr adlı eseri çeşitli açılardan incelemeye tabi tutuldu Üçüncü bölümde eserin nüsha tavsifi metnin kurulması ile ilgili teknik hususlar ve tenkitli metin üzerinde duruldu Dördüncü bölümde ise metnin merkezine alınan B nüshasının tıpkıbasımına yer verildi Bu açıdan Hüseyin Hulûsî nin divanının kültür hayatımıza kazandırılması ve edebî geleneğimiz içindeki yerinin tespit ve tahlili elzem görülmüştür