Şeytan Minareleri — Hidayet Karakuş

Şeytan Minareleri
Hidayet KarakuşCumhuriyet Kitapları
Şeytan Minareleri
Hidayet KarakuşHidayet Karakuş Şeytanminareleri romanında Türk anlatı geleneğinden beslenerek yeni bir anlatım biçimi deniyor ve aşkla yoğrulmuş bir yuvanın 2 Temmuz 1993 teki Sivas kıyımının yangın ateşiyle yanıp küle dönüşmesine tanıklık ediyor

Cumhuriyet Kitapları
2 Temmuz 1993 Sivas kıyımının toplumdaki etkileri kadar bireylerin yaşamındaki derin dramı anlatıyor Şeytanminarelerl nde Hidayet Karakuş Aşkla kurulmuş bir yuvanın yangının ateşiyle nasıl yanıp küle dönüştüğü okuyanın zihnine unutulmaz biçimde kazınıyor Türk anlatı geleneğinden beslenerek yeni bir anlatım biçimi deneyen Karakuşun bu romanı biçemiyle de bir ilk olma özelliği taşıyor Nilüfer bir boşlukta yüzüyordu gözlerini açtığında Odalar yüksek duvarlarla çevrili pencereler büyük camlarla kaplıydı Sargı bezlerinin arasında kaybolan yüzünün yarısını yok sanıyordu Yarım yüzle nasıl bir insan olabilir nasıl bakar aynalara sokağa nasıl çıkar Beyninin kıvrımlarında karanlık geçenekler derin kuyularda alev dilli ejderhalar dolaşıyor o geçeneklerde yolunu yitiriyor kendini kan kırmızı giysiler içinde oradan oraya koşarken görüyordu

Cumhuriyet Kitapları
Hidayet Karakuş Şeytanminareleri romanında Türk anlatı geleneğinden beslenerek yeni bir anlatım biçimi deniyor ve aşkla yoğrulmuş bir yuvanın 2 Temmuz 1993 teki Sivas kıyımının yangın ateşiyle yanıp küle dönüşmesine tanıklık ediyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

CUMHURİYET KİTAPLARI
2 Temmuz 1993 Sivas kıyımının toplumdaki etkileri kadar bireylerin yaşamındaki derin dramı anlatıyor Şeytanminarelerl nde Hidayet Karakuş Aşkla kurulmuş bir yuvanın yangının ateşiyle nasıl yanıp küle dönüştüğü okuyanın zihnine unutulmaz biçimde kazınıyor Türk anlatı geleneğinden beslenerek yeni bir anlatım biçimi deneyen Karakuşun bu romanı biçemiyle de bir ilk olma özelliği taşıyor Nilüfer bir boşlukta yüzüyordu gözlerini açtığında Odalar yüksek duvarlarla çevrili pencereler büyük camlarla kaplıydı Sargı bezlerinin arasında kaybolan yüzünün yarısını yok sanıyordu Yarım yüzle nasıl bir insan olabilir nasıl bakar aynalara sokağa nasıl çıkar Beyninin kıvrımlarında karanlık geçenekler derin kuyularda alev dilli ejderhalar dolaşıyor o geçeneklerde yolunu yitiriyor kendini kan kırmızı giysiler içinde oradan oraya koşarken görüyordu