Şiirin Ortak Paydası 2 Kuram ve Çözümlemeler — Mehmet Yalçın

Şiirin Ortak Paydası 2 Kuram ve Çözümlemeler
Mehmet Yalçınİkaros Yayınları
Şiirin Ortak Paydası 2 Kuram ve Çözümlemeler
Mehmet YalçınŞiir üzerine iki ciltlik bir başyapıt Şiirsel yaşamı canlı tutması gereken işlevler ile onları yerine getiren kişiler arasındaki ayrım üstünde özellikle durmak istiyorum Çünkü bu ayrımın söz konusu olduğu yerde şiiri canlı tutacak ya da yozlaştıracak duyarlı bir sınır var bence Önce ozanlık ile okurluk işlevini ele alalım Kültürel gelişmişlik düzeyi bir yana şiir yazma yetisi ile şiirden tadalma duyarlılığı Buna beğeni diyorlar birbirini ne zorunlu kılan ne de engelleyen ama karşılıklı olarak bütünleyen iki ayrı ruh durumunu belirler Nitekim şiirsever bir toplumun yalnızca ozanlardan ya da yalnızca şiir okurlarından oluşması diye bir şey düşünülemez Böyle bir toplum ne yaratıcı olurdu ne de ilginç Tıpkı sinemasever bir toplumun yalnızca sinema yönetmenlerinden oluşmasına gerek bulunmadığı gibi Her şiir okurunun ozanlığa yeltendiği ya da ozanların kendilerinden başka şiir okuru bulamadığı bir toplum ne kadar komik olurdu değil mi İşte duyarlı sınır dediğim ve ozanlık ile okurluğu birbirinden ayıran o çizgi böyle bir komikliğe geçit verebilir Sayfa Sayısı 440 Baskı Yılı 2010 Dili Türkçe Yayınevi İkaros Yayınları

İkaros Yayınları
Yaşamı canlı tutması gereken işlevler ile onları yerine getiren kişi ler arasındaki ayrım üstünde özellikle durmak istiyorum Çünkü bu ayrımın söz konusu olduğu yerde şiiri canlı tu tacak ya da yozlaştıracak duyarlı bir sı nır var bence Önce ozanlık ile okurluk işlevini ele alalım Kültürel gelişmişlik düzeyi bir yana şiir yazma yetisi ile şiirden tadalma duyarlılığı Buna beğeni diyorlar birbirini ne zorunlu kı lan ne de engelleyen ama karşılıklı olarak bütünleyen iki ayrı ruh durumunu belirler Nitekim şiirsever bir toplu mun yalnızca ozanlardan ya da yalnızca şiir okurlarından oluşması diye bir şey düşünülemez Böyle bir toplum ne yara tıcı olurdu ne de ilginç Tıpkı sinemasever bir toplumun yalnızca sinema yönetmenlerinden oluşmasına gerek bu lunmadığı gibi Her şiir okurunun ozan lığa yeltendiği ya da ozanların kendilerinden başka şiir okuru bulamadığı bir toplum ne kadar komik olurdu değil mi İşte duyarlı sınır dediğim ve ozanlık ile okurluğu birbirinden ayıran o çizgi böyle bir komikliğe geçit verebilir Şiirin üretimi ile incelenmesi de ay nı biçimde birbirinden değişik iki işle vi ve iki ruh durumunu belirler Biri ötekini ne dışlar ne de zorunlu olarak içerir birbirini bütünlerler Buraya bir şey eklemek istiyorum Okur ozan ilişkisi bir tür pazarlama gibidir ama bura da bir nitelik arayışı söz konusudur bir tür denetim söz konusudur Bu anlamda bir işlevin kendi içindeki niteliği ayrıca tartışmaya açıktır s 168

İkaros Yayınları
Şiir üzerine iki ciltlik bir başyapıt Şiirsel yaşamı canlı tutması gereken işlevler ile onları yerine getiren kişiler arasındaki ayrım üstünde özellikle durmak istiyorum Çünkü bu ayrımın söz konusu olduğu yerde şiiri canlı tutacak ya da yozlaştıracak duyarlı bir sınır var bence Önce ozanlık ile okurluk işlevini ele alalım Kültürel gelişmişlik düzeyi bir yana şiir yazma yetisi ile şiirden tadalma duyarlılığı Buna beğeni diyorlar birbirini ne zorunlu kılan ne de engelleyen ama karşılıklı olarak bütünleyen iki ayrı ruh durumunu belirler Nitekim şiirsever bir toplumun yalnızca ozanlardan ya da yalnızca şiir okurlarından oluşması diye bir şey düşünülemez Böyle bir toplum ne yaratıcı olurdu ne de ilginç Tıpkı sinemasever bir toplumun yalnızca sinema yönetmenlerinden oluşmasına gerek bulunmadığı gibi Her şiir okurunun ozanlığa yeltendiği ya da ozanların kendilerinden başka şiir okuru bulamadığı bir toplum ne kadar komik olurdu değil mi İşte duyarlı sınır dediğim ve ozanlık ile okurluğu birbirinden ayıran o çizgi böyle bir komikliğe geçit verebilir

İkaros Yayınları
Şiir üzerine iki ciltlik bir başyapıtŞiirsel yaşamı canlı tutması gereken işlevler ile onları yerine getiren kişiler arasındaki ayrım üstünde özellikle durmak istiyorum Çünkü bu ayrımın söz konusu olduğu yerde şiiri canlı tutacak ya da yozlaştıracak duyarlı bir sınır var bence Önce ozanlık ile okurluk işlevini ele alalım Kültürel gelişmişlik düzeyi bir yana şiir yazma yetisi ile şiirden tadalma duyarlılığı Buna beğeni diyorlar birbirini ne zorunlu kılan ne de engelleyen ama karşılıklı olarak bütünleyen iki ayrı ruh durumunu belirler Nitekim şiirsever bir toplumun yalnızca ozanlardan ya da yalnızca şiir okurlarından oluşması diye bir şey düşünülemez Böyle bir toplum ne yaratıcı olurdu ne de ilginç Tıpkı sinemasever bir toplumun yalnızca sinema yönetmenlerinden oluşmasına gerek bulunmadığı gibi Her şiir okurunun ozanlığa yeltendiği ya da ozanların kendilerinden başka şiir okuru bulamadığı bir toplum ne kadar komik olurdu değil mi İşte duyarlı sınır dediğim ve ozanlık ile okurluğu birbirinden ayıran o çizgi böyle bir komikliğe geçit verebilir

İkaros Yayınları
Şiir üzerine iki ciltlik bir başyapıt Şiirsel yaşamı canlı tutması gereken işlevler ile onları yerine getiren kişiler arasındaki ayrım üstünde özellikle durmak istiyorum Çünkü bu ayrımın söz konusu olduğu yerde şiiri canlı tutacak ya da yozlaştıracak duyarlı bir sınır var bence Önce ozanlık ile okurluk işlevini ele alalım Kültürel gelişmişlik düzeyi bir yana şiir yazma yetisi ile şiirden tadalma duyarlılığı Buna beğeni diyorlar birbirini ne zorunlu kılan ne de engelleyen ama karşılıklı olarak bütünleyen iki ayrı ruh durumunu belirler Nitekim şiirsever bir toplumun yalnızca ozanlardan ya da yalnızca şiir okurlarından oluşması diye bir şey düşünülemez Böyle bir toplum ne yaratıcı olurdu ne de ilginç Tıpkı sinemasever bir toplumun yalnızca sinema yönetmenlerinden oluşmasına gerek bulunmadığı gibi Her şiir okurunun ozanlığa yeltendiği ya da ozanların kendilerinden başka şiir okuru bulamadığı bir toplum ne kadar komik olurdu değil mi İşte duyarlı sınır dediğim ve ozanlık ile okurluğu birbirinden ayıran o çizgi böyle bir komikliğe geçit verebilir

İkaros
Şiirsel yaşamı canlı tutması gereken işlevler ile onları yerine getiren kişiler arasındaki ayrım üstünde özellikle durmak istiyorum Çünkü bu ayrımın söz konusu olduğu yerde şiiri canlı tutacak ya da yozlaştıracak duyarlı bir sınır var bence Önce ozanlık ile okurluk işlevini ele alalım Kültürel gelişmişlik düzeyi bir yana şiir yazma yetisi ile şiirden tadalma duyarlılığı Buna beğeni diyorlar birbirini ne zorunlu kılan ne de engelleyen ama karşılıklı olarak bütünleyen iki ayrı ruh durumunu belirler Nitekim şiirsever bir toplumun yalnızca ozanlardan ya da yalnızca şiir okurlarından oluşması diye bir şey düşünülemez Böyle bir toplum ne yaratıcı olurdu ne de ilginç Tıpkı sinemasever bir toplumun yalnızca sinema yönetmenlerinden oluşmasına gerek bulunmadığı gibi Her şiir okurunun ozanlığa yeltendiği ya da ozanların kendilerinden başka şiir okuru bulamadığı bir toplum ne kadar komik olurdu değil mi İşte duyarlı sınır dediğim ve ozanlık ile okurluğu birbirinden ayıran o çizgi böyle bir komikliğe geçit verebilir Şiirin üretimi ile incelenmesi de aynı biçimde birbirinden değişik iki işlevi ve iki ruh durumunu belirler Biri ötekini ne dışlar ne de zorunlu olarak içerir birbirini bütünlerler Buraya bir şey eklemek istiyorum Okur ozan ilişkisi bir tür pazarlama gibidir ama burada bir nitelik arayışı söz konusudur bir tür denetim söz konusudur Bu anlamda bir işlevin kendi içindeki niteliği ayrıca tartışmaya açıktır s 168

İKAROS YAYINLARI
Şiir üzerine iki ciltlik bir başyapıt Şiirsel yaşamı canlı tutması gereken işlevler ile onları yerine getiren kişiler arasındaki ayrım üstünde özellikle durmak istiyorum Çünkü bu ayrımın söz konusu olduğu yerde şiiri canlı tutacak ya da yozlaştıracak duyarlı bir sınır var bence Önce ozanlık ile okurluk işlevini ele alalım Kültürel gelişmişlik düzeyi bir yana şiir yazma yetisi ile şiirden tadalma duyarlılığı Buna beğeni diyorlar birbirini ne zorunlu kılan ne de engelleyen ama karşılıklı olarak bütünleyen iki ayrı ruh durumunu belirler Nitekim şiirsever bir toplumun yalnızca ozanlardan ya da yalnızca şiir okurlarından oluşması diye bir şey düşünülemez Böyle bir toplum ne yaratıcı olurdu ne de ilginç Tıpkı sinemasever bir toplumun yalnızca sinema yönetmenlerinden oluşmasına gerek bulunmadığı gibi Her şiir okurunun ozanlığa yeltendiği ya da ozanların kendilerinden başka şiir okuru bulamadığı bir toplum ne kadar komik olurdu değil mi İşte duyarlı sınır dediğim ve ozanlık ile okurluğu birbirinden ayıran o çizgi böyle bir komikliğe geçit verebilir Şiirin üretimi ile incelenmesi de aynı biçimde birbirinden değişik iki işlevi ve iki ruh durumunu belirler Biri ötekini ne dışlar ne de zorunlu olarak içerir birbirini bütünlerler Buraya bir şey eklemek istiyorum Okur ozan ilişkisi bir tür pazarlama gibidir ama burada bir nitelik arayışı söz konusudur bir tür denetim söz konusudur Bu anlamda bir işlevin kendi içindeki niteliği ayrıca tartışmaya açıktır s 168

İkaros Yayınları
Şiir üzerine iki ciltlik bir başyapıtŞiirsel yaşamı canlı tutması gereken işlevler ile onları yerine getiren kişiler arasındaki ayrım üstünde özellikle durmak istiyorum Çünkü bu ayrımın söz konusu olduğu yerde şiiri canlı tutacak ya da yozlaştıracak duyarlı bir sınır var bence Önce ozanlık ile okurluk işlevini ele alalım Kültürel gelişmişlik düzeyi bir yana şiir yazma yetisi ile şiirden tadalma duyarlılığı Buna beğeni diyorlar birbirini ne zorunlu kılan ne de engelleyen ama karşılıklı olarak bütünleyen iki ayrı ruh durumunu belirler Nitekim şiirsever bir toplumun yalnızca ozanlardan ya da yalnızca şiir okurlarından oluşması diye bir şey düşünülemez Böyle bir toplum ne yaratıcı olurdu ne de ilginç Tıpkı sinemasever bir toplumun yalnızca sinema yönetmenlerinden oluşmasına gerek bulunmadığı gibi Her şiir okurunun ozanlığa yeltendiği ya da ozanların kendilerinden başka şiir okuru bulamadığı bir toplum ne kadar komik olurdu değil mi İşte duyarlı sınır dediğim ve ozanlık ile okurluğu birbirinden ayıran o çizgi böyle bir komikliğe geçit verebilir

İkaros Yayınları