Simone de Beauvoir
RUNİK KİTAP
Birçoğumuz şu cümleyi bir yerlerden duymuşuzdur muhtemelen Kadın doğulmaz kadın olunur Bu cümleyi yazan kişi geriye dönüp baktığımızda 1940 lı yılların sonunda toplum ve siyasete dair tartışmaların zeminini artık geriye dönülemeyecek biçimde sarstığını gördüğümüz İkinci Cinsiyet in yazarı Simone de Beauvoir dı Kadınlara ilişkin efsaneleri yerle bir etmesiyle feminizmin tarihsel serüveninde bir dönüm noktası hâline gelen bu çalışmayı kaleme alan Beauvoir ın hayatı özgür ve özerk bireyler olarak nasıl yaşanması gerektiğine ilişkin sorularla örülüydü hep Bu meseleyi anıdan günceye mektuptan denemeye polemikten romana seyahat yazılarından inceleme kitaplarına varıncaya dek geniş bir yelpazede soruşturan Beauvoir ortaya koyduğu cevaplarla hep bilgelikle sürdürdüğü bir arayışın peşinde olmuştu Tıpkı maceralı hayatında olduğu gibi Akademik çalışmalarındaki başlıca odağı Beauvoir ın felsefi ve edebi mirası olan Ursula Tidd bu kısa biyografide mevcut her türlü belgeye başvurarak onun hayatı ve eserlerini daha iyi anlamamızı sağlayacak gelişkin bir arka plan sunuyor Zaten Beauvoir ın kendisi de biyografinin böyle bir işlevi olabileceğini yazmıştı bir keresinde Biyografi türü tarih ve psikoloji arasındaki sınırda yer aldığı için büyüler beni Her monografide olduğu gibi biyografide de bireysel vakanın eşsizliği beni dünyaya bir bütün olarak yönlendirir Dünyayı daha iyi anlayıp dönüştürme tasarılarından biri olarak feminizmin seslerinin giderek daha da kuvvetlendiği bugün Tidd in Simone de Beauvoir biyografisi bu öncü düşünür ve eylemcinin nevişahsına münhasır hayatına bakarak dünyaya bir bütün olarak yönelme yolunda ıskalanmaması gereken bir fırsat