Simru — Aysun Uzal

Simru
Aysun UzalGece Kitaplığı
Simru
Aysun UzalGünaha çağıran ses Günaha son çağrı Gençliğin son pembe ışıklı demlerini parlak bir baştan çıkarıcı ile tensel hazları putlaştıran bir günahkârlıkla yaşama arzusu genç yakışıklı Narsist bir bedene tapınma ihtirası zarif ince uzun beyaz parmakların davetkâr tutuşları ile tutuşan ateşler saçan güzel yeşil gözlerin tutkusu ile cezp edilen son aşk düşü günaha son çağrı Esrarengiz bir rüzgâr esti Birden altın tozları yağdı üstüme Başımı kaldırdım gökyüzüne baktım Bir yağmur kuşu Altın sarısı zarif ve ince kanatlarıyla uyumlu çırpınışlar içinde havada öylece asılı kalmış başı öne eğik dalış yapmaya hazırlanır gibi bakıyor Tiz ve keskin çığlığı boşlukta dalgalanıp yolu çakan şimşeğin parlayıp sönen ışığıyla kesişiyor Kıpırtısız suyun ruhu canlanıp titriyor önce ve ardından yağmurun parmak izleri kalıyor yüzeyinde İzler çoğalıyor Pıt pıt atıyor yağmurun yüreği Suyun göğsünde kabaran küçük volkanlar yaratıp Aşk Bir şifacıdır Yaraları gören yaraları seven önce kanatan ve sonra ateşiyle dağlayıp sağaltan bir şifacı Aşk Tanrıya yaklaştıran ruhu yüceltip kanatlandıran aşkınlığa ulaştıran en kutsal arınma yoludur Aşk a tutunmak aşk a yapışmak onu öldürür O bir yoldaştır bir ayna bir yüzleşme Hepsi bu

Gece Kitaplığı
Günaha çağıran ses Günaha son çağrı Gençliğin son pembe ışıklı demlerini parlak bir baştan çıkarıcı ile tensel hazları putlaştıran bir günahkârlıkla yaşama arzusu genç yakışıklı Narsist bir bedene tapınma ihtirası zarif ince uzun beyaz parmakların davetkâr tutuşları ile tutuşan ateşler saçan güzel yeşil gözlerin tutkusu ile cezp edilen son aşk düşü günaha son çağrı Esrarengiz bir rüzgâr esti Birden altın tozları yağdı üstüme Başımı kaldırdım gökyüzüne baktım Bir yağmur kuşu Altın sarısı zarif ve ince kanatlarıyla uyumlu çırpınışlar içinde havada öylece asılı kalmış başı öne eğik dalış yapmaya hazırlanır gibi bakıyor Tiz ve keskin çığlığı boşlukta dalgalanıp yolu çakan şimşeğin parlayıp sönen ışığıyla kesişiyor Kıpırtısız suyun ruhu canlanıp titriyor önce ve ardından yağmurun parmak izleri kalıyor yüzeyinde İzler çoğalıyor Pıt pıt atıyor yağmurun yüreği Suyun göğsünde kabaran küçük volkanlar yaratıp Aşk Bir şifacıdır Yaraları gören yaraları seven önce kanatan ve sonra ateşiyle dağlayıp sağaltan bir şifacı Aşk Tanrıya yaklaştıran ruhu yüceltip kanatlandıran aşkınlığa ulaştıran en kutsal arınma yoludur Aşk a tutunmak aşk a yapışmak onu öldürür O bir yoldaştır bir ayna bir yüzleşme Hepsi bu

Gece Kitaplığı Yayınları
Günaha çağıran ses Günaha son çağrı Gençliğin son pembe ışıklı demlerini parlak bir baştan çıkarıcı ile tensel hazları putlaştıran bir günahkârlıkla yaşama arzusu genç yakışıklı Narsist bir bedene tapınma ihtirası zarif ince uzun beyaz parmakların davetkâr tutuşları ile tutuşan ateşler saçan güzel yeşil gözlerin tutkusu ile cezp edilen son aşk düşü günaha son çağrı Esrarengiz bir rüzgâr esti Birden altın tozları yağdı üstüme Başımı kaldırdım gökyüzüne baktım Bir yağmur kuşu Altın sarısı zarif ve ince kanatlarıyla uyumlu çırpınışlar içinde havada öylece asılı kalmış başı öne eğik dalış yapmaya hazırlanır gibi bakıyor Tiz ve keskin çığlığı boşlukta dalgalanıp yolu çakan şimşeğin parlayıp sönen ışığıyla kesişiyor Kıpırtısız suyun ruhu canlanıp titriyor önce ve ardından yağmurun parmak izleri kalıyor yüzeyinde İzler çoğalıyor Pıt pıt atıyor yağmurun yüreği Suyun göğsünde kabaran küçük volkanlar yaratıp Aşk Bir şifacıdır Yaraları gören yaraları seven önce kanatan ve sonra ateşiyle dağlayıp sağaltan bir şifacı Aşk Tanrıya yaklaştıran ruhu yüceltip kanatlandıran aşkınlığa ulaştıran en kutsal arınma yoludur Aşk a tutunmak aşk a yapışmak onu öldürür O bir yoldaştır bir ayna bir yüzleşme Hepsi bu