MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Sinemada Yaratıcı Yönetmen — Cengis T Asiltürk

Sinemada Yaratıcı Yönetmen
187,50
KuramSinemaFotoğraf Sinema Tiyatro

Sinemada Yaratıcı Yönetmen

Cengis T Asiltürk

Kalkedon Yayınları

20141. baskı379 sf.
Karton KapakKitap KağıdıTürkçe
YaykoopEn ucuz

Sinemada Yaratıcı Yönetmen

Cengis T Asiltürk

Sinema sadece belli bir imaj üretimiyle ilgili bir anlatı alanı değildir o kendi özel dilini oluşturma tarihi içinde yoğun ve sürekli bir estetik sanatsal arayıştır Sinemada klasik ikon imaj döneminde Griffithçi hikaye anlatma sürecinde Pudovkin in izleyicinin psikolojik rehberliğini kontrol eden yönteminde ve Eisenstein ın yepyeni bir gerçekliği ve ideaları yaratma eylemini araştırdığı yıllarında yapılanın adı bellidir Kurgu Kurgu montaj gerçekliğin düzenlenerek ona kavranılır bir biçim verilmesi ve dünyanın açık anlamda yeniden yapılandırılması yöntemidir Bir başka deyişle film yapının bilinçli olarak belirlenim parçalarını bir araya getiren reji düşüncesi İşte bu nedenle sesli sinema döneminde Bazinci saptamayla yapay bir dil ve izleyiciyi derinden elegeçirmenin yöntemi sanılan kurgu konusunda teorik bilgi arayanlar Eisenstein ve Vertov un simgelediği Sovyet kurgu anlayışının sarsıcılığını Fransız avangart ya da dışavurumcu sinema akımı içinde kurguya verilen farklı önem ve değerin nedenini öğrenmek isteyenler bu kitaptan sanırım çok yararlanacaktır Kaldı ki Bazin en fazla üzerinde durulan Sovyet kurgu okulu dönemini imajların kendisinin nesnel olarak içermediği başka anlamlar yaratmakla eleştirir sinemanın kendi özgün sanatsal gücünü bulduğu olgunluğa ancak Sovyet ekolü montajdan koparak Orson Welles in alan derinliği ve yine İtalyan Yeni Gerçekçiliği filmlerindeki plan sekans uygulamasıyla eriştiği savını getirir Bu görüşlerin gelecekte ünlü Yeni Dalga akımının ortaya çıkmasına da katkısı olacaktır Dr Cengis Asiltürk ün bu çalışması da yukarıda belirtilenlerin kronolojik olarak gözden geçirilmesini sağlayarak kurgunun anlamı kadar bu anlamı gerçekten yönetmen için temel yapan anlayışı Eisenstein ın örneğinde gerçekte gerçekliğe yaklaşmak için gerçekliği bertaraf etmek ya da Bazin in mizansen ile kurgu arasında temel bir karşıtlık vardır düşüncesine katılmayarak Montage mon beau souci Kurgu benim güzel kaygım 1956 diyen ve sonrasında da mizansen ve kurguyu diyalektik bir sentezle sinemasına taşımayı başaran Godard gibi kurguyu önemseyen sinemacıları tanıtmaktadır Kısacası bu kitap bir yanda sinemanın kurgu kavramıyla gelişen sanat olma sürecini Film kurgusunun biçimi sorunu öyle küçümsenecek sorun değildir Sokolov düşüncesinin haklılığını diğer yanda film teorisine giden yolun kaynaklarını ortaya koymaktadır Yazar bu zorlu konunun daha iyi anlaşılması için okuyucuyu tarihsel bir okuma sürecine çıkartır kurgunun biricik sinematografik amaç olduğu günlerden kurgunun mizansenin biricik parçası olduğu günlerdeki ustaları Renoir ı Bunuel i Bergman ı Pasolini yi Godard ı Tarkovski yi vb de keşfetmeye çağırır Prof Dr Oğuz MAKAL

Kita Kitap
250,00

Kalkedon Yayıncılık

20141. baskı379 sf.
2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Sinema sadece belli bir imaj üretimiyle ilgili bir anlatı alanı değildir o kendi özel dilini oluşturma tarihi içinde yoğun ve sürekli bir estetik sanatsal arayıştır Sinemada klasik ikon imaj döneminde Griffithçi hikaye anlatma sürecinde Pudovkin in izleyicinin psikolojik rehberliğini kontrol eden yönteminde ve Eisenstein ın yepyeni bir gerçekliği ve ideaları yaratma eylemini araştırdığı yıllarında yapılanın adı bellidir Kurgu img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Şehadet Kitap
382,80

Kalkedon Yayıncılık

2014428 sf.
Şehadet Kitap

Tüm ülke sinemaları varlıklarını iki nedene borçludur Bu nedenlerin ilki kimi filmlerin salt bir ticari ürün olmasıdır Onlar birer ticari üründür çünkü artık değer kâr bırakması amacıyla yapılırlar Sinemanın varlığını borçlu olduğu ikinci nedense kimi filmlerin sanat yapıtı olmasıdır Sanat yapıtı diye ortaya çıkartılan filmler varedilişlerinin doğası gereği salt bir filmden ibaret olamazlar Onlar yapılarının derinliklerinde hayatın tüm kurallarını taşırlar Böylece yeni bir hayat kurabilen bir yönetmenin Freud tarafından şahlanmış atın üzerindeki bir şövalye olarak tanımlanan egodan yoksun olması düşünülemez Gemi azıya almış ego da daha önce bir başkası tarafından yapılmamışın söylenmemişin denenmemişin dolaysıyla da yeniliklerin peşinden koşacaktır Doğru film kavramı tartışmaya açık olsa bile yönetmenlerin yenilikçi doğru filmler kurabilmeleri için egolarını akılla dizginlemeleri gerekir Zira yerleşik kuralları hiçe sayarak mesnetsiz bir yenilikçilik hırsına kapılmak büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirir Bu sözlerle deneysel sinemaya ya da yenilikçiliğe karşı çıkılmış olunmaz Kaldı ki sinema en yetkin biçimde yenilikçilikle tanımlanabilir Yenilikçi tavırın da tutarlı bir mantığa dayanması gerekir Sinema diline yenilik getirecek bir yönetmen kaçınılmaz olarak yüksek ego taşıyacaktır ama bu ego disiplinle okumayla bilimde düzenli bir görüş oluşturan ilkeleri gösteren öğretilerle kuramsal bilgi donanımıyla akılla gözlemle kontrol edilmelidir Sanatsal kaygıyla film çeken yönetmen bir hikâyeyi görüntü diliyle aktarmakla kalmaz izleyicilerin kendilerini içinde hissedecekleri bir dünya yaratır Böyle bir yönetmenlik uzun vadeli düşünebilmeyi ama yeri geldiğinde anlık kararlar da verebilmeyi oyuncuları müziği hikâyeyi ışığı atmosferi kurguyu layığınca yönetebilme becerisini duyguyla ve akılla kabul edilebilir filmsel evreni kurabilme bilgisini kahramanlar arasından bazen o bazen bu bazen şu olabilme yetisini gerektirir Yaratıcı yönetmenlik böyle bir yetiye bağlı olmakla da kalmaz yazınsal türlerle roman hikâye şiirle sıkı ilişki kurmayı zorunlu kılar Bu tarz yönetmenlik kapasitesi bir senaryoyu bilinen yollarla filme alma bilgisiyle sınırlı uzman yönetmenlikten son kertede ayrışır Böyle bir yönetmen evrensel sinema dilini özgün bir tarzda kullanabilme beceri ve arzusuna sahiptir Bu yaratıcı yönetmen tavrının sorgulanabileceği tek alansa ortaya konulan film yapıdır Önemli bir uzam zaman değişimi yaratılırken kahramanın geçmiş yaşantısında kalmış bir kesite anılara flashback rüyalara ve gelecek düşüncesine geçişte giderek yaygınlaşan klip kurgusunun bilgilendirici tarzı rahatsızlık vermeseydi Sinema bir hikâyeyi görüntüyle anlatma sanatı diyebilirdik Anlam yaratmaktan yoksun bir kesme yöntemiyle gerçeklikten düşe gerçeklikten zihne gerçeklikten geçmişe düş yoluyla gerçeklikten geleceğe bu filmsel uzamdan şu filmsel uzama ve bu filmsel zamandan şu filmsel zamana geçilebilir Film izleme deneyimiyle donanmış yani görüntü dilini öğrenmiş izleyici için bu bir sorun yaratmaz ama böyle yapılırsa sinema görüntülerle bilgi aktarma aracı konumuna indirgenmiş olur Oysa sinema kurulu bir hikâyeyi izleyiciye görüntüyle yaşatma izleyiciyi kurulan duygu evrenine sokma sanatıdır Sanatta kural olur mu Her sanatın kendine özgü bir dili vardır Meğer ki dil söz konusudur kuralsızlıktan söz edilemez İnsan düşüncesinin sistemli işlediği anımsanırsa başta dil insan dili olmak üzere insanın ortaya çıkardığı hiçbir şeyin kuralsız olamayacağı da kendiliğinden görülür Öyleyse dil nedir Dil kurallar bütünüdür çünkü düşünce sistematiktir Konuşurken kullanılınca sözlü dil yazarken kullanılınca yazılı dil adını alan doğal dille düşünce arasına bir koşutluk kurulmadan ne dil ne de düşünce anlaşılabilir Hem düşüncenin hem dilin bir işleyiş düzeneği vardır Sinema filmleri de düşünceyle eşzamanlı ortaya çıktığı ve düşünce olmadan kendisi olamayacağı bilinen insan

Kitap Sepeti
406,00

Kalkedon Yayıncılık

2014428 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Tüm ülke sinemaları varlıklarını iki nedene borçludur Bu nedenlerin ilki kimi filmlerin salt bir ticari ürün olmasıdır Onlar birer ticari üründür çünkü artık değer kâr bırakması amacıyla yapılırlar Sinemanın varlığını borçlu olduğu ikinci nedense kimi filmlerin sanat yapıtı olmasıdır Sanat yapıtı diye ortaya çıkartılan filmler varedilişlerinin doğası gereği salt bir filmden ibaret olamazlar Onlar yapılarının derinliklerinde hayatın tüm kurallarını taşırlar Böylece yeni bir hayat kurabilen bir yönetmenin Freud tarafından şahlanmış atın üzerindeki bir şövalye olarak tanımlanan egodan yoksun olması düşünülemez Gemi azıya almış ego da daha önce bir başkası tarafından yapılmamışın söylenmemişin denenmemişin dolaysıyla da yeniliklerin peşinden koşacaktır Doğru film kavramı tartışmaya açık olsa bile yönetmenlerin yenilikçi doğru filmler kurabilmeleri için egolarını akılla dizginlemeleri gerekir Zira yerleşik kuralları hiçe sayarak mesnetsiz bir yenilikçilik hırsına kapılmak büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirir Bu sözlerle deneysel sinemaya ya da yenilikçiliğe karşı çıkılmış olunmaz Kaldı ki sinema en yetkin biçimde yenilikçilikle tanımlanabilir Yenilikçi tavırın da tutarlı bir mantığa dayanması gerekir Sinema diline yenilik getirecek bir yönetmen kaçınılmaz olarak yüksek ego taşıyacaktır ama bu ego disiplinle okumayla bilimde düzenli bir görüş oluşturan ilkeleri gösteren öğretilerle kuramsal bilgi donanımıyla akılla gözlemle kontrol edilmelidir Sanatsal kaygıyla film çeken yönetmen bir hikâyeyi görüntü diliyle aktarmakla kalmaz izleyicilerin kendilerini içinde hissedecekleri bir dünya yaratır Böyle bir yönetmenlik uzun vadeli düşünebilmeyi ama yeri geldiğinde anlık kararlar da verebilmeyi oyuncuları müziği hikâyeyi ışığı atmosferi kurguyu layığınca yönetebilme becerisini duyguyla ve akılla kabul edilebilir filmsel evreni kurabilme bilgisini kahramanlar arasından bazen o bazen bu bazen şu olabilme yetisini gerektirir Yaratıcı yönetmenlik böyle bir yetiye bağlı olmakla da kalmaz yazınsal türlerle roman hikâye şiirle sıkı ilişki kurmayı zorunlu kılar Bu tarz yönetmenlik kapasitesi bir senaryoyu bilinen yollarla filme alma bilgisiyle sınırlı uzman yönetmenlikten son kertede ayrışır Böyle bir yönetmen evrensel sinema dilini özgün bir tarzda kullanabilme beceri ve arzusuna sahiptir Bu yaratıcı yönetmen tavrının sorgulanabileceği tek alansa ortaya konulan film yapıdır Önemli bir uzam zaman değişimi yaratılırken kahramanın geçmiş yaşantısında kalmış bir kesite anılara flashback rüyalara ve gelecek düşüncesine geçişte giderek yaygınlaşan klip kurgusunun bilgilendirici tarzı rahatsızlık vermeseydi Sinema bir hikâyeyi görüntüyle anlatma sanatı diyebilirdik Anlam yaratmaktan yoksun bir kesme yöntemiyle gerçeklikten düşe gerçeklikten zihne gerçeklikten geçmişe düş yoluyla gerçeklikten geleceğe bu filmsel uzamdan şu filmsel uzama ve bu filmsel zamandan şu filmsel zamana geçilebilir Film izleme deneyimiyle donanmış yani görüntü dilini öğrenmiş izleyici için bu bir sorun yaratmaz ama böyle yapılırsa sinema görüntülerle bilgi aktarma aracı konumuna indirgenmiş olur Oysa sinema kurulu bir hikâyeyi izleyiciye görüntüyle yaşatma izleyiciyi kurulan duygu evrenine sokma sanatıdır Sanatta kural olur mu Her sanatın kendine özgü bir dili vardır Meğer ki dil söz konusudur kuralsızlıktan söz edilemez İnsan düşüncesinin sistemli işlediği anımsanırsa başta dil insan dili olmak üzere insanın ortaya çıkardığı hiçbir şeyin kuralsız olamayacağı da kendiliğinden görülür Öyleyse dil nedir Dil kurallar bütünüdür çünkü düşünce sistematiktir Konuşurken kullanılınca sözlü dil yazarken kullanılınca yazılı dil adını alan doğal dille düşünce arasına bir koşutluk kurulmadan ne dil ne de düşünce anlaşılabilir Hem düşüncenin hem dilin bir işleyiş düzeneği vardır Sinema filmleri de düşünceyle eşzamanlı ortaya çıktığı ve düşünce olmadan kendisi olamayacağı bilinen insan dilinin sistemine benzer bir sistemle işleyen görüntü diliyle yaratılır Bu nedenle film yapı kurulurken anlatma duygu oluşturma ifade etme açıklama yönlendirme gösterme yaşatma iletişim kurma değiştirme amacıyla kullanılan dilin işleyiş düzeneğinin dolayısıyla kurallarının olduğu tartışılmaz bir gerçektir Bir şey söylemek amacıyla kullanılan sanat dili niçin kuralsız olsun Dil toplumsal söz bireyseldir Kişi bireysel yoldan bir söz üretmek için toplumsal dili kullanır yönetmen de görsel söylemini uluslararası ortak sinema dilini kendine özgü biçimde kullanarak üretir Yaratıcı sanatçının sistemli düşünme becerileri gelişmiştir Sistemli düşünce becerisinin gelişmesinde matematik felsefe insan dili en etkili araçlardır Bir sanatçı ister doğal dille bir roman yaratsın ister doğal dil içinden çıkan üstdil içdil olan şiir dilini kullanarak şiir yaratsın ve isterse başka bir sanatın dilini kullansın düşüncesini sistem içinde aktarır Düzenlenişin kurgunun veya sistemin olduğu yerde kuralsızlık olamaz Kurallar sorgulanamaz mı Sanatın dilsel kuralları sorgulamaya her zaman açıktır O halde soru kuralların değişip değişmeyeceği yönünde olmalıdır Sanatın kurallarının yıkılmak için konulmuş kurallar olduğu görüşü çoğu zaman abartılır çünkü böylesi bir yıkma girişimi varlığını rastgele bir amaca borçlu olamaz Öyleyse bir sanatçının amacı sanatsal anlatıma yeni boyutlar kazandırmak ve kabul edilebilir yöntemler geliştirmek olabilir O sırada önceki anlatım dönüşebilir kurallar yıkılabilir İnsanın olduğu yerde tanımlama ve adlandırmalardan kaçınılamaz Bilgiyi görünenleri var olanı işitileni yolundan saptırarak karmaşıklaştırmak müphem ve anlaşılmaz kılmak hiç değilse genel geçer bir boyutta doğru ile yanlışın iyi ile kötünün estetik ile bayağının farkını gözetmemek anlatım kurallarına körü körüne karşı çıkmaktır Tanımlama yaparak bir sistem oluşturmadan bilginin hikâyenin duygunun tepkinin karşıya aktarılamayacağı gerçeğinden habersiz yaşamak isteyen birisi için genelde dilin özelde sinema dilinin kuralları olmayabilir Örneğin bir yönetmenin kadrajdaki nesnelerin oyuncuların hayvanların yönünü belirleyerek kurgu ve eylemi rastgele yapılmaktan kurtaran ona düzen veren anlaşılabilirlik kazandıran aks kuralını gözardı etme lüksü olabilir mi Aks kuralı basit bir kuraldır İkili çekimde A oyuncunun eylemi yönü sola B oyuncunun eylemi yönü sağaysa A oyuncunun tekli çekimine geçildiğinde oyuncunun eylemi yönü sağa doğru yaptırılamaz Bu zihnin kabul edeceği bir durum olmadığı gibi hareketli bir nesnenin doğasına da aykırıdır İnsan sağa doğru giderken bir dönüş yapmadan sola gidemez Bunun bir istisnası olarak aks Hitchcockvari kasıtlı atlanarak korku yaratılabilir ancak bu noktada üzerinde durulan işin bu boyutu değildir Amaç salt izleyiciyi korkutmaksa güldürmekse her şey mübahtır Ayrıca planın çekimi sürecinde altlık üzerindeki kameranın hareketiyle aks değiştirilmesi izleyiciye aşama aşama gösterilirse aks atlanmış değil değiştirilmiş olur Adlandırılmamış ve tanımlanmamış bir bilginin aracını tanımak mümkün olmadığından şeylerin tanımının tanımların zamanla değişmesi pahasına olup bitenler gözlenerek bilimsel bir yöntemle yapılması gerekiyor Olgunun neliğini saptamakta işe yarayan adlandırmalardan ve tanımlamalardan bu nedenle kaçınılamaz Zira hareketli görüntü sanatının ürünleri filmler gözlemle algılanır Bundan kaçınılmazsa André Bazin in sorduğu gibi sinema nedir Sinema sayısız tanımı yapılabilir olsa da son kertede evrensel doğru olarak görüntüler yoluyla bir hikâyeyi izleyiciye yaşatma sanatıdır İzleyicilerin anlatılan hâyeyi yaşamasını sağlayan en önemli öge tüm sanatların ortak paydası olan kurgudur Kurgu sanatların ortak paydası olsa da herhangi bir parçanın başka bir parçayla birleştirilmesi yöntemi somut olarak bir görüntü göstergesinin başka bir görüntü göstergesiyle yan yana getirilerek kesilerek eklenerek birleştirilmesi film yapının kuruluşunda gözlenebilir Bu nedenle heykeltıraşlar ressamlar şairler romacılar da parçaları yan yana getiriyor olsalar da kurgu kavramı yaygın olarak sinemada kullanılır Öyleyse kurgu nedir Kurgu en basit tanımla görüntü göstergelerinin çekim paraçası bir hikâye düzleminin tamamlanması aktarılması amacıyla başka görüntü göstergelerine eklenmesidir Bu da filmin biçimsel düzleminin en önemli ögesidir Diyalektik kurgu nedir Diyalektik yaratıcı kurgu karmaşık bir yapıdadır Bu karmaşıklığın nedeni birbiriyle çarpıştırılarak kendilerinden yeni bir anlam üretilen iki görüntü göstergesinin içerik açısından farklı olmasıdır Öyküsel düzlemde birbirlerinin devamı olmayan bu iki çekim birleştirildiği zaman diyalektik eytişimsel bir sıçramayla bu iki çekimin bir toplamı olmayan üçüncül bir anlam yaratılabilmektedir Bir filmin uzmanlarca Griffith 10 yıl biçiminde eleştirilmesinde o filmin böylesine gerilerde bulunmasında senaryosu oyuncu yönetimi ışığı sanat yönetimi mekânları rengi kostümleri ve kamera kullanımı kadar anlatımının yani dilinin kurgunun rolü vardır Burada kastedilen kurgu biçimlerinin Eisenstein tarafından çıkarılan formüllere göre kullanılması değil kurgunun ruhunun ne olduğunun kavranamamış olmasıdır Doğal dilin yazarlara ve şairlere sunduğu sonsuz dil olanaklarını sinema dili de yaratıcı yönetmenlere sunmaktadır Sözcükler Türkçe Japonca Fransızca Çince sözlüklerinde sınırlı sayıdadır Sınırsız olan tümce kurma olanağıdır Sinema sanatında da kamera açıları kamera hareketleri ve çekim ölçekleri sınırlı sayıdadır Bu dille anlatmanın deyim yerindeyse tümce kurmanın ise sınırı yoktur Varmış gibi görünen sınırları ortadan kaldırmak Peter Wollen ın da vurguladığı gibi Eisensteinvari yaratıcı diyalektik kurguyu kavramakla mümkündür Kamera altlıkları alanındaki gelişmeler kamera rejisi tekniğinin gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır Böylece sık yapılan kesmelerle elde edilen çekimlerin kurgu anında birbirine eklenmesiyle elde edilen kurgusal sahnelerin yerini kesintisiz çekimlerle elde edilen bütünlüklü sahneler almaya başlamıştır Böylece kamera rejisi tekniği sinema dili olanaklarını genişletmiştir Tüm bunlara karşın kamera rejisi tekniği kurgudan bağımsız değildir En azından çerçeve içi düzenleme hikâye düzlemi senaryo düzlemi dekupajın izinde yapılan basit ekleme açısından sinema sonsuza kadar kurguya bağlı kalacaktır Yenilikçi düşünceleri hikâye kurgusuna ve anlatım biçimine sezgiyle yaklaşabilen yönetmenler filmlere uygulayabilir Bu konuda gösterilen cesaret kadar tutarlı olmak da önemlidir yenilik hangi temele dayandırılacaktır Böyle bir kişiliğin ayırt edici özelliği görme yeteneğidir Nesneler karşısında nasıl duracağını insanın kendisi seçese de neler göreceğini tıpkı film kamerası gibi seçtiği yer belirler çünkü bakılan nesneler durulan yere göre biçimlenir Yaratıcı bir yönetmen doğası gereği görüntü evrenindeki varlıkları zihninde yeni ilkeler doğrultusunda anlamlandırma eğilimindedir Dr Cengis T Asiltürk

Ekin Kitap
429,20

Kalkedon Yayıncılık

2014428 sf.
Ekin Kitap

Tüm ülke sinemaları varlıklarını iki nedene borçludur Bu nedenlerin ilki kimi filmlerin salt bir ticari ürün olmasıdır Onlar birer ticari üründür çünkü artık değer kâr bırakması amacıyla yapılırlar Sinemanın varlığını borçlu olduğu ikinci nedense kimi filmlerin sanat yapıtı olmasıdır Sanat yapıtı diye ortaya çıkartılan filmler varedilişlerinin doğası gereği salt bir filmden ibaret olamazlar Onlar yapılarının derinliklerinde hayatın tüm kurallarını taşırlar Böylece yeni bir hayat kurabilen bir yönetmenin Freud tarafından şahlanmış atın üzerindeki bir şövalye olarak tanımlanan egodan yoksun olması düşünülemez Gemi azıya almış ego da daha önce bir başkası tarafından yapılmamışın söylenmemişin denenmemişin dolaysıyla da yeniliklerin peşinden koşacaktır Doğru film kavramı tartışmaya açık olsa bile yönetmenlerin yenilikçi doğru filmler kurabilmeleri için egolarını akılla dizginlemeleri gerekir Zira yerleşik kuralları hiçe sayarak mesnetsiz bir yenilikçilik hırsına kapılmak büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirir Bu sözlerle deneysel sinemaya ya da yenilikçiliğe karşı çıkılmış olunmaz Kaldı ki sinema en yetkin biçimde yenilikçilikle tanımlanabilir Yenilikçi tavırın da tutarlı bir mantığa dayanması gerekir Sinema diline yenilik getirecek bir yönetmen kaçınılmaz olarak yüksek ego taşıyacaktır ama bu ego disiplinle okumayla bilimde düzenli bir görüş oluşturan ilkeleri gösteren öğretilerle kuramsal bilgi donanımıyla akılla gözlemle kontrol edilmelidir Sanatsal kaygıyla film çeken yönetmen bir hikâyeyi görüntü diliyle aktarmakla kalmaz izleyicilerin kendilerini içinde hissedecekleri bir dünya yaratır Böyle bir yönetmenlik uzun vadeli düşünebilmeyi ama yeri geldiğinde anlık kararlar da verebilmeyi oyuncuları müziği hikâyeyi ışığı atmosferi kurguyu layığınca yönetebilme becerisini duyguyla ve akılla kabul edilebilir filmsel evreni kurabilme bilgisini kahramanlar arasından bazen o bazen bu bazen şu olabilme yetisini gerektirir Yaratıcı yönetmenlik böyle bir yetiye bağlı olmakla da kalmaz yazınsal türlerle roman hikâye şiirle sıkı ilişki kurmayı zorunlu kılar Bu tarz yönetmenlik kapasitesi bir senaryoyu bilinen yollarla filme alma bilgisiyle sınırlı uzman yönetmenlikten son kertede ayrışır Böyle bir yönetmen evrensel sinema dilini özgün bir tarzda kullanabilme beceri ve arzusuna sahiptir Bu yaratıcı yönetmen tavrının sorgulanabileceği tek alansa ortaya konulan film yapıdır Önemli bir uzam zaman değişimi yaratılırken kahramanın geçmiş yaşantısında kalmış bir kesite anılara flashback rüyalara ve gelecek düşüncesine geçişte giderek yaygınlaşan klip kurgusunun bilgilendirici tarzı rahatsızlık vermeseydi Sinema bir hikâyeyi görüntüyle anlatma sanatı diyebilirdik Anlam yaratmaktan yoksun bir kesme yöntemiyle gerçeklikten düşe gerçeklikten zihne gerçeklikten geçmişe düş yoluyla gerçeklikten geleceğe bu filmsel uzamdan şu filmsel uzama ve bu filmsel zamandan şu filmsel zamana geçilebilir Film izleme deneyimiyle donanmış yani görüntü dilini öğrenmiş izleyici için bu bir sorun yaratmaz ama böyle yapılırsa sinema görüntülerle bilgi aktarma aracı konumuna indirgenmiş olur Oysa sinema kurulu bir hikâyeyi izleyiciye görüntüyle yaşatma izleyiciyi kurulan duygu evrenine sokma sanatıdır Sanatta kural olur mu Her sanatın kendine özgü bir dili vardır Meğer ki dil söz konusudur kuralsızlıktan söz edilemez İnsan düşüncesinin sistemli işlediği anımsanırsa başta dil insan dili olmak üzere insanın ortaya çıkardığı hiçbir şeyin kuralsız olamayacağı da kendiliğinden görülür Öyleyse dil nedir Dil kurallar bütünüdür çünkü düşünce sistematiktir Konuşurken kullanılınca sözlü dil yazarken kullanılınca yazılı dil adını alan doğal dille düşünce arasına bir koşutluk kurulmadan ne dil ne de düşünce anlaşılabilir Hem düşüncenin hem dilin bir işleyiş düzeneği vardır Sinema filmleri de düşünceyle eşzamanlı ortaya çıktığı ve düşünce olmadan kendisi olamayacağı bilinen insan dilinin sistemine benzer bir sistemle işleyen görüntü diliyle yaratılır Bu nedenle film yapı kurulurken anlatma duygu oluşturma ifade etme açıklama yönlendirme gösterme yaşatma iletişim kurma değiştirme amacıyla kullanılan dilin işleyiş düzeneğinin dolayısıyla kurallarının olduğu tartışılmaz bir gerçektir Bir şey söylemek amacıyla kullanılan sanat dili niçin kuralsız olsun Dil toplumsal söz bireyseldir Kişi bireysel yoldan bir söz üretmek için toplumsal dili kullanır yönetmen de görsel söylemini uluslararası ortak sinema dilini kendine özgü biçimde kullanarak üretir Yaratıcı sanatçının sistemli düşünme becerileri gelişmiştir Sistemli düşünce becerisinin gelişmesinde matematik felsefe insan dili en etkili araçlardır Bir sanatçı ister doğal dille bir roman yaratsın ister doğal dil içinden çıkan üstdil içdil olan şiir dilini kullanarak şiir yaratsın ve isterse başka bir sanatın dilini kullansın düşüncesini sistem içinde aktarır Düzenlenişin kurgunun veya sistemin olduğu yerde kuralsızlık olamaz Kurallar sorgulanamaz mı Sanatın dilsel kuralları sorgulamaya her zaman açıktır O halde soru kuralların değişip değişmeyeceği yönünde olmalıdır Sanatın kurallarının yıkılmak için konulmuş kurallar olduğu görüşü çoğu zaman abartılır çünkü böylesi bir yıkma girişimi varlığını rastgele bir amaca borçlu olamaz Öyleyse bir sanatçının amacı sanatsal anlatıma yeni boyutlar kazandırmak ve kabul edilebilir yöntemler geliştirmek olabilir O sırada önceki anlatım dönüşebilir kurallar yıkılabilir İnsanın olduğu yerde tanımlama ve adlandırmalardan kaçınılamaz Bilgiyi görünenleri var olanı işitileni yolundan saptırarak karmaşıklaştırmak müphem ve anlaşılmaz kılmak hiç değilse genel geçer bir boyutta doğru ile yanlışın iyi ile kötünün estetik ile bayağının farkını gözetmemek anlatım kurallarına körü körüne karşı çıkmaktır Tanımlama yaparak bir sistem oluşturmadan bilginin hikâyenin duygunun tepkinin karşıya aktarılamayacağı gerçeğinden habersiz yaşamak isteyen birisi için genelde dilin özelde sinema dilinin kuralları olmayabilir Örneğin bir yönetmenin kadrajdaki nesnelerin oyuncuların hayvanların yönünü belirleyerek kurgu ve eylemi rastgele yapılmaktan kurtaran ona düzen veren anlaşılabilirlik kazandıran aks kuralını gözardı etme lüksü olabilir mi Aks kuralı basit bir kuraldır İkili çekimde A oyuncunun eylemi yönü sola B oyuncunun eylemi yönü sağaysa A oyuncunun tekli çekimine geçildiğinde oyuncunun eylemi yönü sağa doğru yaptırılamaz Bu zihnin kabul edeceği bir durum olmadığı gibi hareketli bir nesnenin doğasına da aykırıdır İnsan sağa doğru giderken bir dönüş yapmadan sola gidemez Bunun bir istisnası olarak aks Hitchcockvari kasıtlı atlanarak korku yaratılabilir ancak bu noktada üzerinde durulan işin bu boyutu değildir Amaç salt izleyiciyi korkutmaksa güldürmekse her şey mübahtır Ayrıca planın çekimi sürecinde altlık üzerindeki kameranın hareketiyle aks değiştirilmesi izleyiciye aşama aşama gösterilirse aks atlanmış değil değiştirilmiş olur Adlandırılmamış ve tanımlanmamış bir bilginin aracını tanımak mümkün olmadığından şeylerin tanımının tanımların zamanla değişmesi pahasına olup bitenler gözlenerek bilimsel bir yöntemle yapılması gerekiyor Olgunun neliğini saptamakta işe yarayan adlandırmalardan ve tanımlamalardan bu nedenle kaçınılamaz Zira hareketli görüntü sanatının ürünleri filmler gözlemle algılanır Bundan kaçınılmazsa André Bazin in sorduğu gibi sinema nedir Sinema sayısız tanımı yapılabilir olsa da son kertede evrensel doğru olarak görüntüler yoluyla bir hikâyeyi izleyiciye yaşatma sanatıdır İzleyicilerin anlatılan hâyeyi yaşamasını sağlayan en önemli öge tüm sanatların ortak paydası olan kurgudur Kurgu sanatların ortak paydası olsa da herhangi bir parçanın başka bir parçayla birleştirilmesi yöntemi somut olarak bir görüntü göstergesinin başka bir görüntü göstergesiyle yan yana getirilerek kesilerek eklenerek birleştirilmesi film yapının kuruluşunda gözlenebilir Bu nedenle heykeltıraşlar ressamlar şairler romacılar da parçaları yan yana getiriyor olsalar da kurgu kavramı yaygın olarak sinemada kullanılır Öyleyse kurgu nedir Kurgu en basit tanımla görüntü göstergelerinin çekim paraçası bir hikâye düzleminin tamamlanması aktarılması amacıyla başka görüntü göstergelerine eklenmesidir Bu da filmin biçimsel düzleminin en önemli ögesidir Diyalektik kurgu nedir Diyalektik yaratıcı kurgu karmaşık bir yapıdadır Bu karmaşıklığın nedeni birbiriyle çarpıştırılarak kendilerinden yeni bir anlam üretilen iki görüntü göstergesinin içerik açısından farklı olmasıdır Öyküsel düzlemde birbirlerinin devamı olmayan bu iki çekim birleştirildiği zaman diyalektik eytişimsel bir sıçramayla bu iki çekimin bir toplamı olmayan üçüncül bir anlam yaratılabilmektedir Bir filmin uzmanlarca Griffith 10 yıl biçiminde eleştirilmesinde o filmin böylesine gerilerde bulunmasında senaryosu oyuncu yönetimi ışığı sanat yönetimi mekânları rengi kostümleri ve kamera kullanımı kadar anlatımının yani dilinin kurgunun rolü vardır Burada kastedilen kurgu biçimlerinin Eisenstein tarafından çıkarılan formüllere göre kullanılması değil kurgunun ruhunun ne olduğunun kavranamamış olmasıdır Doğal dilin yazarlara ve şairlere sunduğu sonsuz dil olanaklarını sinema dili de yaratıcı yönetmenlere sunmaktadır Sözcükler Türkçe Japonca Fransızca Çince sözlüklerinde sınırlı sayıdadır Sınırsız olan tümce kurma olanağıdır Sinema sanatında da kamera açıları kamera hareketleri ve çekim ölçekleri sınırlı sayıdadır Bu dille anlatmanın deyim yerindeyse tümce kurmanın ise sınırı yoktur Varmış gibi görünen sınırları ortadan kaldırmak Peter Wollen ın da vurguladığı gibi Eisensteinvari yaratıcı diyalektik kurguyu kavramakla mümkündür Kamera altlıkları alanındaki gelişmeler kamera rejisi tekniğinin gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır Böylece sık yapılan kesmelerle elde edilen çekimlerin kurgu anında birbirine eklenmesiyle elde edilen kurgusal sahnelerin yerini kesintisiz çekimlerle elde edilen bütünlüklü sahneler almaya başlamıştır Böylece kamera rejisi tekniği sinema dili olanaklarını genişletmiştir Tüm bunlara karşın kamera rejisi tekniği kurgudan bağımsız değildir En azından çerçeve içi düzenleme hikâye düzlemi senaryo düzlemi dekupajın izinde yapılan basit ekleme açısından sinema sonsuza kadar kurguya bağlı kalacaktır Yenilikçi düşünceleri hikâye kurgusuna ve anlatım biçimine sezgiyle yaklaşabilen yönetmenler filmlere uygulayabilir Bu konuda gösterilen cesaret kadar tutarlı olmak da önemlidir yenilik hangi temele dayandırılacaktır Böyle bir kişiliğin ayırt edici özelliği görme yeteneğidir Nesneler karşısında nasıl duracağını insanın kendisi seçese de neler göreceğini tıpkı film kamerası gibi seçtiği yer belirler çünkü bakılan nesneler durulan yere göre biçimlenir Yaratıcı bir yönetmen doğası gereği görüntü evrenindeki varlıkları zihninde yeni ilkeler doğrultusunda anlamlandırma eğilimindedir Dr Cengis T Asiltürk

Yaykoop
435,00

Kalkedon Yayınları

20141. baskı428 sf.
Karton KapakKitap KağıdıTürkçe
Yaykoop

Tüm ülke sinemaları varlıklarını iki nedene borçludur Bu nedenlerin ilki kimi filmlerin salt bir ticari ürün olmasıdır Onlar birer ticari üründür çünkü artık değer kâr bırakması amacıyla yapılırlar Sinemanın varlığını borçlu olduğu ikinci nedense kimi filmlerin sanat yapıtı olmasıdır Sanat yapıtı diye ortaya çıkartılan filmler varedilişlerinin doğası gereği salt bir filmden ibaret olamazlar Onlar yapılarının derinliklerinde hayatın tüm kurallarını taşırlar Böylece yeni bir hayat kurabilen bir yönetmenin Freud tarafından şahlanmış atın üzerindeki bir şövalye olarak tanımlanan egodan yoksun olması düşünülemez Gemi azıya almış ego da daha önce bir başkası tarafından yapılmamışın söylenmemişin denenmemişin dolaysıyla da yeniliklerin peşinden koşacaktır Doğru film kavramı tartışmaya açık olsa bile yönetmenlerin yenilikçi doğru filmler kurabilmeleri için egolarını akılla dizginlemeleri gerekir Zira yerleşik kuralları hiçe sayarak mesnetsiz bir yenilikçilik hırsına kapılmak büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirir Bu sözlerle deneysel sinemaya ya da yenilikçiliğe karşı çıkılmış olunmaz Kaldı ki sinema en yetkin biçimde yenilikçilikle tanımlanabilir Yenilikçi tavırın da tutarlı bir mantığa dayanması gerekir Sinema diline yenilik getirecek bir yönetmen kaçınılmaz olarak yüksek ego taşıyacaktır ama bu ego disiplinle okumayla bilimde düzenli bir görüş oluşturan ilkeleri gösteren öğretilerle kuramsal bilgi donanımıyla akılla gözlemle kontrol edilmelidir Sanatsal kaygıyla film çeken yönetmen bir hikâyeyi görüntü diliyle aktarmakla kalmaz izleyicilerin kendilerini içinde hissedecekleri bir dünya yaratır Böyle bir yönetmenlik uzun vadeli düşünebilmeyi ama yeri geldiğinde anlık kararlar da verebilmeyi oyuncuları müziği hikâyeyi ışığı atmosferi kurguyu layığınca yönetebilme becerisini duyguyla ve akılla kabul edilebilir filmsel evreni kurabilme bilgisini kahramanlar arasından bazen o bazen bu bazen şu olabilme yetisini gerektirir Yaratıcı yönetmenlik böyle bir yetiye bağlı olmakla da kalmaz yazınsal türlerle roman hikâye şiirle sıkı ilişki kurmayı zorunlu kılar Bu tarz yönetmenlik kapasitesi bir senaryoyu bilinen yollarla filme alma bilgisiyle sınırlı uzman yönetmenlikten son kertede ayrışır Böyle bir yönetmen evrensel sinema dilini özgün bir tarzda kullanabilme beceri ve arzusuna sahiptir Bu yaratıcı yönetmen tavrının sorgulanabileceği tek alansa ortaya konulan film yapıdır Önemli bir uzam zaman değişimi yaratılırken kahramanın geçmiş yaşantısında kalmış bir kesite anılara flashback rüyalara ve gelecek düşüncesine geçişte giderek yaygınlaşan klip kurgusunun bilgilendirici tarzı rahatsızlık vermeseydi Sinema bir hikâyeyi görüntüyle anlatma sanatı diyebilirdik Anlam yaratmaktan yoksun bir kesme yöntemiyle gerçeklikten düşe gerçeklikten zihne gerçeklikten geçmişe düş yoluyla gerçeklikten geleceğe bu filmsel uzamdan şu filmsel uzama ve bu filmsel zamandan şu filmsel zamana geçilebilir Film izleme deneyimiyle donanmış yani görüntü dilini öğrenmiş izleyici için bu bir sorun yaratmaz ama böyle yapılırsa sinema görüntülerle bilgi aktarma aracı konumuna indirgenmiş olur Oysa sinema kurulu bir hikâyeyi izleyiciye görüntüyle yaşatma izleyiciyi kurulan duygu evrenine sokma sanatıdır Sanatta kural olur mu Her sanatın kendine özgü bir dili vardır Meğer ki dil söz konusudur kuralsızlıktan söz edilemez İnsan düşüncesinin sistemli işlediği anımsanırsa başta dil insan dili olmak üzere insanın ortaya çıkardığı hiçbir şeyin kuralsız olamayacağı da kendiliğinden görülür Öyleyse dil nedir Dil kurallar bütünüdür çünkü düşünce sistematiktir Konuşurken kullanılınca sözlü dil yazarken kullanılınca yazılı dil adını alan doğal dille düşünce arasına bir koşutluk kurulmadan ne dil ne de düşünce anlaşılabilir Hem düşüncenin hem dilin bir işleyiş düzeneği vardır Sinema filmleri de düşünceyle eşzamanlı ortaya çıktığı ve düşünce olmadan kendisi olamayacağı bilinen in

Ucuz Kitap Al
464,00

Kalkedon Yayıncılık

Haziran 2014428 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Cengis T Asiltürk tarafından kaleme alınan Sinemada Yaratıcı Yönetmen Kalkedon Yayıncılık eseri olarak okurlarla buluşuyor Sinemada Yaratıcı Yönetmen Cengis T Asiltürk Kitap Özeti Tüm ülke sinemaları varlıklarını iki nedene borçludur Bu nedenlerin ilki kimi filmlerin salt bir ticari ürün olmasıdır Onlar birer ticari üründür çünkü artık değer kâr bırakması amacıyla yapılırlar Sinemanın varlığını borçlu olduğu ikinci nedense kimi filmlerin sanat yapıtı olmasıdır Sanat yapıtı diye ortaya çıkartılan filmler varedilişlerinin doğası gereği salt bir filmden ibaret olamazlar Onlar yapılarının derinliklerinde hayatın tüm kurallarını taşırlar Böylece yeni bir hayat kurabilen bir yönetmenin Freud tarafından şahlanmış atın üzerindeki bir şövalye olarak tanımlanan egodan yoksun olması düşünülemez Gemi azıya almış ego da daha önce bir başkası tarafından yapılmamışın söylenmemişin denenmemişin dolaysıyla da yeniliklerin peşinden koşacaktır Doğru film kavramı tartışmaya açık olsa bile yönetmenlerin yenilikçi doğru filmler kurabilmeleri için egolarını akılla dizginlemeleri gerekir Zira yerleşik kuralları hiçe sayarak mesnetsiz bir yenilikçilik hırsına kapılmak büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirir Bu sözlerle deneysel sinemaya ya da yenilikçiliğe karşı çıkılmış olunmaz Kaldı ki sinema en yetkin biçimde yenilikçilikle tanımlanabilir Yenilikçi tavırın da tutarlı bir mantığa dayanması gerekir Sinema diline yenilik getirecek bir yönetmen kaçınılmaz olarak yüksek ego taşıyacaktır ama bu ego disiplinle okumayla bilimde düzenli bir görüş oluşturan ilkeleri gösteren öğretilerle kuramsal bilgi donanımıyla akılla gözlemle kontrol edilmelidir Sanatsal kaygıyla film çeken yönetmen bir hikâyeyi görüntü diliyle aktarmakla kalmaz izleyicilerin kendilerini içinde hissedecekleri bir dünya yaratır Böyle bir yönetmenlik uzun vadeli düşünebilmeyi ama yeri geldiğinde anlık kararlar da verebilmeyi oyuncuları müziği hikâyeyi ışığı atmosferi kurguyu layığınca yönetebilme becerisini duyguyla ve akılla kabul edilebilir filmsel evreni kurabilme bilgisini kahramanlar arasından bazen o bazen bu bazen şu olabilme yetisini gerektirir Yaratıcı yönetmenlik böyle bir yetiye bağlı olmakla da kalmaz yazınsal türlerle roman hikâye şiirle sıkı ilişki kurmayı zorunlu kılar Bu tarz yönetmenlik kapasitesi bir senaryoyu bilinen yollarla filme alma bilgisiyle sınırlı uzman yönetmenlikten son kertede ayrışır Böyle bir yönetmen evrensel sinema dilini özgün bir tarzda kullanabilme beceri ve arzusuna sahiptir Bu yaratıcı yönetmen tavrının sorgulanabileceği tek alansa ortaya konulan film yapıdır Önemli bir uzam zaman değişimi yaratılırken kahramanın geçmiş yaşantısında kalmış bir kesite anılara flashback rüyalara ve gelecek düşüncesine geçişte giderek yaygınlaşan klip kurgusunun bilgilendirici tarzı rahatsızlık vermeseydi Sinema bir hikâyeyi görüntüyle anlatma sanatı diyebilirdik Anlam yaratmaktan yoksun bir kesme yöntemiyle gerçeklikten düşe gerçeklikten zihne gerçeklikten geçmişe düş yoluyla gerçeklikten geleceğe bu filmsel uzamdan şu filmsel uzama ve bu filmsel zamandan şu filmsel zamana geçilebilir Film izleme deneyimiyle donanmış yani görüntü dilini öğrenmiş izleyici için bu bir sorun yaratmaz ama böyle yapılırsa sinema görüntülerle bilgi aktarma aracı konumuna indirgenmiş olur Oysa sinema kurulu bir hikâyeyi izleyiciye görüntüyle yaşatma izleyiciyi kurulan duygu evrenine sokma sanatıdır Sanatta kural olur mu Her sanatın kendine özgü bir dili vardır Meğer ki dil söz konusudur kuralsızlıktan söz edilemez İnsan düşüncesinin sistemli işlediği anımsanırsa başta dil insan dili olmak üzere insanın ortaya çıkardığı hiçbir şeyin kuralsız olamayacağı da kendiliğinden görülür Öyleyse dil nedir Dil kurallar bütünüdür çünkü düşünce sistematiktir Konuşurken kullanılınca sözlü dil yazarken kullanılınca yazılı dil adını alan doğal dille düşünce arasına bir koşutluk kurulmadan ne dil ne de düşünce anlaşılabilir Hem düşüncenin hem dilin bir işleyiş düzeneği vardır Sinema filmleri de düşünceyle eşzamanlı ortaya çıktığı ve düşünce olmadan kendisi o Yayınevi Kalkedon Yayıncılık Yazar Cengis T Asiltürk Sayfa 428 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Haziran 2014 Barkod 9786054979141 Kategori Fotoğraf Sinema Tiyatro Kuram

Nobel Kitap
475,60

Kalkedon Yayıncılık

2014428 sf.
Nobel Kitap

Tüm ülke sinemaları varlıklarını iki nedene borçludur Bu nedenlerin ilki kimi filmlerin salt bir ticari ürün olmasıdır Onlar birer ticari üründür çünkü artık değer kâr bırakması amacıyla yapılırlar Sinemanın varlığını borçlu olduğu ikinci nedense kimi filmlerin sanat yapıtı olmasıdır Sanat yapıtı diye ortaya çıkartılan filmler varedilişlerinin doğası gereği salt bir filmden ibaret olamazlar Onlar yapılarının derinliklerinde hayatın tüm kurallarını taşırlar Böylece yeni bir hayat kurabilen bir yönetmenin Freud tarafından şahlanmış atın üzerindeki bir şövalye olarak tanımlanan egodan yoksun olması düşünülemez Gemi azıya almış ego da daha önce bir başkası tarafından yapılmamışın söylenmemişin denenmemişin dolaysıyla da yeniliklerin peşinden koşacaktır Doğru film kavramı tartışmaya açık olsa bile yönetmenlerin yenilikçi doğru filmler kurabilmeleri için egolarını akılla dizginlemeleri gerekir Zira yerleşik kuralları hiçe sayarak mesnetsiz bir yenilikçilik hırsına kapılmak büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirir Bu sözlerle deneysel sinemaya ya da yenilikçiliğe karşı çıkılmış olunmaz Kaldı ki sinema en yetkin biçimde yenilikçilikle tanımlanabilir Yenilikçi tavırın da tutarlı bir mantığa dayanması gerekir Sinema diline yenilik getirecek bir yönetmen kaçınılmaz olarak yüksek ego taşıyacaktır ama bu ego disiplinle okumayla bilimde düzenli bir görüş oluşturan ilkeleri gösteren öğretilerle kuramsal bilgi donanımıyla akılla gözlemle kontrol edilmelidir Sanatsal kaygıyla film çeken yönetmen bir hikâyeyi görüntü diliyle aktarmakla kalmaz izleyicilerin kendilerini içinde hissedecekleri bir dünya yaratır Böyle bir yönetmenlik uzun vadeli düşünebilmeyi ama yeri geldiğinde anlık kararlar da verebilmeyi oyuncuları müziği hikâyeyi ışığı atmosferi kurguyu layığınca yönetebilme becerisini duyguyla ve akılla kabul edilebilir filmsel evreni kurabilme bilgisini kahramanlar arasından bazen o bazen bu bazen şu olabilme yetisini gerektirir

Kita Kitap
580,00

Kalkedon Yayıncılık

20141. baskı428 sf.
2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Tüm ülke sinemaları varlıklarını iki nedene borçludur Bu nedenlerin ilki kimi filmlerin salt bir ticari ürün olmasıdır Onlar birer ticari üründür çünkü artık değer kâr bırakması amacıyla yapılırlar Sinemanın varlığını borçlu olduğu ikinci nedense kimi filmlerin sanat yapıtı olmasıdır Sanat yapıtı diye ortaya çıkartılan filmler varedilişlerinin doğası gereği salt bir filmden ibaret olamazlar Onlar yapılarının derinliklerinde hayatın tüm kurallarını taşırlar Böylece yeni bir hayat kurabilen bir yönetmenin Freud tarafından şahlanmış atın üzerindeki bir şövalye olarak tanımlanan egodan yoksun olması düşünülemez Gemi azıya almış ego da daha önce bir başkası tarafından yapılmamışın söylenmemişin denenmemişin dolaysıyla da yeniliklerin peşinden koşacaktır Doğru film kavramı tartışmaya açık olsa bile yönetmenlerin yenilikçi doğru filmler kurabilmeleri için egolarını akılla dizginlemeleri gerekir Zira yerleşik kuralları hiçe sayarak mesnetsiz bir yenilikçilik hırsına kapılmak büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirir Bu sözlerle deneysel sinemaya ya da yenilikçiliğe karşı çıkılmış olunmaz Kaldı ki sinema en yetkin biçimde yenilikçilikle tanımlanabilir Yenilikçi tavırın da tutarlı bir mantığa dayanması gerekir Sinema diline yenilik getirecek bir yönetmen kaçınılmaz olarak yüksek ego taşıyacaktır ama bu ego disiplinle okumayla bilimde düzenli bir görüş oluşturan ilkeleri gösteren öğretilerle kuramsal bilgi donanımıyla akılla gözlemle kontrol edilmelidir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Pandora

Kalkedon

2014428 sf.
Pandora

Tüm ülke sinemaları varlıklarını iki nedene borçludur Bu nedenlerin ilki kimi filmlerin salt bir ticari ürün olmasıdır Onlar birer ticari üründür çünkü artık değer kâr bırakması amacıyla yapılırlar Sinemanın varlığını borçlu olduğu ikinci nedense kimi filmlerin sanat yapıtı olmasıdır Sanat yapıtı diye ortaya çıkartılan filmler varedilişlerinin doğası gereği salt bir filmden ibaret olamazlar Onlar yapılarının derinliklerinde hayatın tüm kurallarını taşırlar Böylece yeni bir hayat kurabilen bir yönetmenin Freud tarafından şahlanmış atın üzerindeki bir şövalye olarak tanımlanan egodan yoksun olması düşünülemez Gemi azıya almış ego da daha önce bir başkası tarafından yapılmamışın söylenmemişin denenmemişin dolaysıyla da yeniliklerin peşinden koşacaktır Doğru film kavramı tartışmaya açık olsa bile yönetmenlerin yenilikçi doğru filmler kurabilmeleri için egolarını akılla dizginlemeleri gerekir Zira yerleşik kuralları hiçe sayarak mesnetsiz bir yenilikçilik hırsına kapılmak büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirir Bu sözlerle deneysel sinemaya ya da yenilikçiliğe karşı çıkılmış olunmaz Kaldı ki sinema en yetkin biçimde yenilikçilikle tanımlanabilir Yenilikçi tavırın da tutarlı bir mantığa dayanması gerekir Sinema diline yenilik getirecek bir yönetmen kaçınılmaz olarak yüksek ego taşıyacaktır ama bu ego disiplinle okumayla bilimde düzenli bir görüş oluşturan ilkeleri gösteren öğretilerle kuramsal bilgi donanımıyla akılla gözlemle kontrol edilmelidir Sanatsal kaygıyla film çeken yönetmen bir hikâyeyi görüntü diliyle aktarmakla kalmaz izleyicilerin kendilerini içinde hissedecekleri bir dünya yaratır Böyle bir yönetmenlik uzun vadeli düşünebilmeyi ama yeri geldiğinde anlık kararlar da verebilmeyi oyuncuları müziği hikâyeyi ışığı atmosferi kurguyu layığınca yönetebilme becerisini duyguyla ve akılla kabul edilebilir filmsel evreni kurabilme bilgisini kahramanlar arasından bazen o bazen bu bazen şu olabilme yetisini gerektirir Yaratıcı yönetmenlik böyle bir yetiye bağlı olmakla da kalmaz yazınsal türlerle roman hikâye şiirle sıkı ilişki kurmayı zorunlu kılar Bu tarz yönetmenlik kapasitesi bir senaryoyu bilinen yollarla filme alma bilgisiyle sınırlı uzman yönetmenlikten son kertede ayrışır Böyle bir yönetmen evrensel sinema dilini özgün bir tarzda kullanabilme beceri ve arzusuna sahiptir Bu yaratıcı yönetmen tavrının sorgulanabileceği tek alansa ortaya konulan film yapıdır Önemli bir uzam zaman değişimi yaratılırken kahramanın geçmiş yaşantısında kalmış bir kesite anılara flashback rüyalara ve gelecek düşüncesine geçişte giderek yaygınlaşan klip kurgusunun bilgilendirici tarzı rahatsızlık vermeseydi Sinema bir hikâyeyi görüntüyle anlatma sanatı diyebilirdik Anlam yaratmaktan yoksun bir kesme yöntemiyle gerçeklikten düşe gerçeklikten zihne gerçeklikten geçmişe düş yoluyla gerçeklikten geleceğe bu filmsel uzamdan şu filmsel uzama ve bu filmsel zamandan şu filmsel zamana geçilebilir Film izleme deneyimiyle donanmış yani görüntü dilini öğrenmiş izleyici için bu bir sorun yaratmaz ama böyle yapılırsa sinema görüntülerle bilgi aktarma aracı konumuna indirgenmiş olur Oysa sinema kurulu bir hikâyeyi izleyiciye görüntüyle yaşatma izleyiciyi kurulan duygu evrenine sokma sanatıdır Sanatta kural olur mu Her sanatın kendine özgü bir dili vardır Meğer ki dil söz konusudur kuralsızlıktan söz edilemez İnsan düşüncesinin sistemli işlediği anımsanırsa başta dil insan dili olmak üzere insanın ortaya çıkardığı hiçbir şeyin kuralsız olamayacağı da kendiliğinden görülür Öyleyse dil nedir Dil kurallar bütünüdür çünkü düşünce sistematiktir Konuşurken kullanılınca sözlü dil yazarken kullanılınca yazılı dil adını alan doğal dille düşünce arasına bir koşutluk kurulmadan ne dil ne de düşünce anlaşılabilir Hem düşüncenin hem dilin bir işleyiş düzeneği vardır Sinema filmleri de düşünceyle eşzamanlı ortaya çıktığı ve düşünce olmadan kendisi olamayacağı bilinen insan dilinin sistemine benzer bir sistemle işleyen görüntü diliyle yaratılır Bu nedenle film yapı kurulurken anlatma duygu oluşturma ifade etme açıklama yönlendirme gösterme yaşatma iletişim kurma değiştirme amacıyla kullanılan dilin işleyiş düzeneğinin dolayısıyla kurallarının olduğu tartışılmaz bir gerçektir Bir şey söylemek amacıyla kullanılan sanat dili niçin kuralsız olsun Dil toplumsal söz bireyseldir Kişi bireysel yoldan bir söz üretmek için toplumsal dili kullanır yönetmen de görsel söylemini uluslararası ortak sinema dilini kendine özgü biçimde kullanarak üretir Yaratıcı sanatçının sistemli düşünme becerileri gelişmiştir Sistemli düşünce becerisinin gelişmesinde matematik felsefe insan dili en etkili araçlardır Bir sanatçı ister doğal dille bir roman yaratsın ister doğal dil içinden çıkan üstdil içdil olan şiir dilini kullanarak şiir yaratsın ve isterse başka bir sanatın dilini kullansın düşüncesini sistem içinde aktarır Düzenlenişin kurgunun veya sistemin olduğu yerde kuralsızlık olamaz Kurallar sorgulanamaz mı Sanatın dilsel kuralları sorgulamaya her zaman açıktır O halde soru kuralların değişip değişmeyeceği yönünde olmalıdır Sanatın kurallarının yıkılmak için konulmuş kurallar olduğu görüşü çoğu zaman abartılır çünkü böylesi bir yıkma girişimi varlığını rastgele bir amaca borçlu olamaz Öyleyse bir sanatçının amacı sanatsal anlatıma yeni boyutlar kazandırmak ve kabul edilebilir yöntemler geliştirmek olabilir O sırada önceki anlatım dönüşebilir kurallar yıkılabilir İnsanın olduğu yerde tanımlama ve adlandırmalardan kaçınılamaz Bilgiyi görünenleri var olanı işitileni yolundan saptırarak karmaşıklaştırmak müphem ve anlaşılmaz kılmak hiç değilse genel geçer bir boyutta doğru ile yanlışın iyi ile kötünün estetik ile bayağının farkını gözetmemek anlatım kurallarına körü körüne karşı çıkmaktır Tanımlama yaparak bir sistem oluşturmadan bilginin hikâyenin duygunun tepkinin karşıya aktarılamayacağı gerçeğinden habersiz yaşamak isteyen birisi için genelde dilin özelde sinema dilinin kuralları olmayabilir Örneğin bir yönetmenin kadrajdaki nesnelerin oyuncuların hayvanların yönünü belirleyerek kurgu ve eylemi rastgele yapılmaktan kurtaran ona düzen veren anlaşılabilirlik kazandıran aks kuralını gözardı etme lüksü olabilir mi Aks kuralı basit bir kuraldır İkili çekimde A oyuncunun eylemi yönü sola B oyuncunun eylemi yönü sağaysa A oyuncunun tekli çekimine geçildiğinde oyuncunun eylemi yönü sağa doğru yaptırılamaz Bu zihnin kabul edeceği bir durum olmadığı gibi hareketli bir nesnenin doğasına da aykırıdır İnsan sağa doğru giderken bir dönüş yapmadan sola gidemez Bunun bir istisnası olarak aks Hitchcockvari kasıtlı atlanarak korku yaratılabilir ancak bu noktada üzerinde durulan işin bu boyutu değildir Amaç salt izleyiciyi korkutmaksa güldürmekse her şey mübahtır Ayrıca planın çekimi sürecinde altlık üzerindeki kameranın hareketiyle aks değiştirilmesi izleyiciye aşama aşama gösterilirse aks atlanmış değil değiştirilmiş olur Adlandırılmamış ve tanımlanmamış bir bilginin aracını tanımak mümkün olmadığından şeylerin tanımının tanımların zamanla değişmesi pahasına olup bitenler gözlenerek bilimsel bir yöntemle yapılması gerekiyor Olgunun neliğini saptamakta işe yarayan adlandırmalardan ve tanımlamalardan bu nedenle kaçınılamaz Zira hareketli görüntü sanatının ürünleri filmler gözlemle algılanır Bundan kaçınılmazsa André Bazin in sorduğu gibi sinema nedir Sinema sayısız tanımı yapılabilir olsa da son kertede evrensel doğru olarak görüntüler yoluyla bir hikâyeyi izleyiciye yaşatma sanatıdır İzleyicilerin anlatılan hâyeyi yaşamasını sağlayan en önemli öge tüm sanatların ortak paydası olan kurgudur Kurgu sanatların ortak paydası olsa da herhangi bir parçanın başka bir parçayla birleştirilmesi yöntemi somut olarak bir görüntü göstergesinin başka bir görüntü göstergesiyle yan yana getirilerek kesilerek eklenerek birleştirilmesi film yapının kuruluşunda gözlenebilir Bu nedenle heykeltıraşlar ressamlar şairler romacılar da parçaları yan yana getiriyor olsalar da kurgu kavramı yaygın olarak sinemada kullanılır Öyleyse kurgu nedir Kurgu en basit tanımla görüntü göstergelerinin çekim paraçası bir hikâye düzleminin tamamlanması aktarılması amacıyla başka görüntü göstergelerine eklenmesidir Bu da filmin biçimsel düzleminin en önemli ögesidir Diyalektik kurgu nedir Diyalektik yaratıcı kurgu karmaşık bir yapıdadır Bu karmaşıklığın nedeni birbiriyle çarpıştırılarak kendilerinden yeni bir anlam üretilen iki görüntü göstergesinin içerik açısından farklı olmasıdır Öyküsel düzlemde birbirlerinin devamı olmayan bu iki çekim birleştirildiği zaman diyalektik eytişimsel bir sıçramayla bu iki çekimin bir toplamı olmayan üçüncül bir anlam yaratılabilmektedir Bir filmin uzmanlarca Griffith 10 yıl biçiminde eleştirilmesinde o filmin böylesine gerilerde bulunmasında senaryosu oyuncu yönetimi ışığı sanat yönetimi mekânları rengi kostümleri ve kamera kullanımı kadar anlatımının yani dilinin kurgunun rolü vardır Burada kastedilen kurgu biçimlerinin Eisenstein tarafından çıkarılan formüllere göre kullanılması değil kurgunun ruhunun ne olduğunun kavranamamış olmasıdır Doğal dilin yazarlara ve şairlere sunduğu sonsuz dil olanaklarını sinema dili de yaratıcı yönetmenlere sunmaktadır Sözcükler Türkçe Japonca Fransızca Çince sözlüklerinde sınırlı sayıdadır Sınırsız olan tümce kurma olanağıdır Sinema sanatında da kamera açıları kamera hareketleri ve çekim ölçekleri sınırlı sayıdadır Bu dille anlatmanın deyim yerindeyse tümce kurmanın ise sınırı yoktur Varmış gibi görünen sınırları ortadan kaldırmak Peter Wollen ın da vurguladığı gibi Eisensteinvari yaratıcı diyalektik kurguyu kavramakla mümkündür Kamera altlıkları alanındaki gelişmeler kamera rejisi tekniğinin gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır Böylece sık yapılan kesmelerle elde edilen çekimlerin kurgu anında birbirine eklenmesiyle elde edilen kurgusal sahnelerin yerini kesintisiz çekimlerle elde edilen bütünlüklü sahneler almaya başlamıştır Böylece kamera rejisi tekniği sinema dili olanaklarını genişletmiştir Tüm bunlara karşın kamera rejisi tekniği kurgudan bağımsız değildir En azından çerçeve içi düzenleme hikâye düzlemi senaryo düzlemi dekupajın izinde yapılan basit ekleme açısından sinema sonsuza kadar kurguya bağlı kalacaktır Yenilikçi düşünceleri hikâye kurgusuna ve anlatım biçimine sezgiyle yaklaşabilen yönetmenler filmlere uygulayabilir Bu konuda gösterilen cesaret kadar tutarlı olmak da önemlidir yenilik hangi temele dayandırılacaktır Böyle bir kişiliğin ayırt edici özelliği görme yeteneğidir Nesneler karşısında nasıl duracağını insanın kendisi seçese de neler göreceğini tıpkı film kamerası gibi seçtiği yer belirler çünkü bakılan nesneler durulan yere göre biçimlenir Yaratıcı bir yönetmen doğası gereği görüntü evrenindeki varlıkları zihninde yeni ilkeler doğrultusunda anlamlandırma eğilimindedir Dr Cengis T Asiltürk