Sınırlarda Dolaşmak — Süleyman Turan

Sınırlarda Dolaşmak
Süleyman TuranOkur Akademi
Sınırlarda Dolaşmak
Süleyman TuranCinsellik ve din aralarında karşılıklı ilişki bulunan ve bu ilişkinin çeşitli düzeylerde gerçekleştiği iki olgudur Cinsellik insanoğlunun tabiatında var olan fıtri bir eğilim olarak dinlerin önemli temalarından birini oluşturmaktadır dinler ise insanoğlundan tabiatında var olan bu eğilimi yani cinsel istek ve arzularını görmezden gelmesini değil meşru yollarla ve çizilen sınırlar içerisinde gidermesini ister ve bu sınırların dışına taşılmasını cinsel sapma sapkınlık olarak görür Tarihte farklı coğrafyalarda bu tür sapmaların örnekleri bilinmesine karşın cinsellikle ilgili algı tutum ve davranışların modern dönemde her geçen gün daha fazla değiştiğine ve daha karmaşık meselelerin ortaya çıktığına şahit olmaktayız Nitekim cinsel alışkanlıkların ve tutumların giderek özgürleştiği bir zaman dilimini akla getirmesi dolayısıyla yirminci yüzyılın birçok araştırmacı tarafından cinsellik çağı olarak nitelendirilmesi bu olguyu yansıtmaktadır XX yüzyılın ikinci yarısından itibaren gey ve lezbiyen hakları hareketleri sayesinde özellikle eşcinsellerin sivil haklar konusunda kendilerini daha görünür kılmaya başladıkları bunun sonucunda son yıllarda hem eşcinsellik konusunda hem de kendisini eşcinsel olarak niteleyen bireylere yönelik söylem ve davranışlarda önemli bazı değişikliklerin yaşandığı ve bu durumun seküler kesimlerin yanı sıra dini cemaatler içerisinde de çeşitli tartışmalara yol açtığı görülmektedir Yaşayan dünya dinleri içerisinde farklı düzeylerde karşımıza çıkan söz konusu tartışmalar kanaatimizce eşcinsellik meselesine dinlerin verdiği yanıtların dinsel metinlerdeki referansların ve geçmişte ortaya konulan yaklaşımların yeniden hatırlatılmasının ve ayrıca konuya ilişkin ortaya çıkan yeni meselelerin bir şekilde açıklığa kavuşturulmasının önemini gözler önüne sermektedir Nitekim bu çalışma söz konusu amacı gerçekleştirmek için hazırlanmıştır Tanıtım Bülteninden Genel Yayın Koordinatörü Ünsal Ünlü Yayın Yönetmeni Ahmet Aslantürk Dizi Editörü H Ahmet Arslantürk Editör Süleyman Turan

Okur Akademi
Cinsellik ve din aralarında karşılıklı ilişki bulunan ve bu ilişkinin çeşitli düzeylerde gerçekleştiği iki olgudur Cinsellik insanoğlunun tabiatında var olan fıtri bir eğilim olarak dinlerin önemli temalarından birini oluşturmaktadır dinler ise insanoğlundan tabiatında var olan bu eğilimi yani cinsel istek ve arzularını görmezden gelmesini değil meşru yollarla ve çizilen sınırlar içerisinde gidermesini ister ve bu sınırların dışına taşılmasını cinsel sapma sapkınlık olarak görür Tarihte farklı coğrafyalarda bu tür sapmaların örnekleri bilinmesine karşın cinsellikle ilgili algı tutum ve davranışların modern dönemde her geçen gün daha fazla değiştiğine ve daha karmaşık meselelerin ortaya çıktığına şahit olmaktayız Nitekim cinsel alışkanlıkların ve tutumların giderek özgürleştiği bir zaman dilimini akla getirmesi dolayısıyla yirminci yüzyılın birçok araştırmacı tarafından cinsellik çağı olarak nitelendirilmesi bu olguyu yansıtmaktadır 20 yüzyılın ikinci yarısından itibaren gey ve lezbiyen hakları hareketleri sayesinde özellikle eşcinsellerin sivil haklar konusunda kendilerini daha görünür kılmaya başladıkları bunun sonucunda son yıllarda hem eşcinsellik konusunda hem de kendisini eşcinsel olarak niteleyen bireylere yönelik söylem ve davranışlarda önemli bazı değişikliklerin yaşandığı ve bu durumun seküler kesimlerin yanı sıra dini cemaatler içerisinde de çeşitli tartışmalara yol açtığı görülmektedir Yaşayan dünya dinleri içerisinde farklı düzeylerde karşımıza çıkan söz konusu tartışmalar kanaatimizce eşcinsellik meselesine dinlerin verdiği yanıtların dinsel metinlerdeki referansların ve geçmişte ortaya konulan yaklaşımların yeniden hatırlatılmasının ve ayrıca konuya ilişkin ortaya çıkan yeni meselelerin bir şekilde açıklığa kavuşturulmasının önemini gözler önüne sermektedir Nitekim bu çalışma söz konusu amacı gerçekleştirmek için hazırlanmıştır

Okur Akademi Yayınları
Cinsellik ve din aralarında karşılıklı ilişki bulunan ve bu ilişkinin çeşitli düzeylerde gerçekleştiği iki olgudur Cinsellik insanoğlunun tabiatında var olan fıtri bir eğilim olarak dinlerin önemli temalarından birini oluşturmaktadır dinler ise insanoğlundan tabiatında var olan bu eğilimi yani cinsel istek ve arzularını görmezden gelmesini değil meşru yollarla ve çizilen sınırlar içerisinde gidermesini ister ve bu sınırların dışına taşılmasını cinsel sapma sapkınlık olarak görür Tarihte farklı coğrafyalarda bu tür sapmaların örnekleri bilinmesine karşın cinsellikle ilgili algı tutum ve davranışların modern dönemde her geçen gün daha fazla değiştiğine ve daha karmaşık meselelerin ortaya çıktığına şahit olmaktayız Nitekim cinsel alışkanlıkların ve tutumların giderek özgürleştiği bir zaman dilimini akla getirmesi dolayısıyla yirminci yüzyılın birçok araştırmacı tarafından cinsellik çağı olarak nitelendirilmesi bu olguyu yansıtmaktadır XX yüzyılın ikinci yarısından itibaren gey ve lezbiyen hakları hareketleri sayesinde özellikle eşcinsellerin sivil haklar konusunda kendilerini daha görünür kılmaya başladıkları bunun sonucunda son yıllarda hem eşcinsellik konusunda hem de kendisini eşcinsel olarak niteleyen bireylere yönelik söylem ve davranışlarda önemli bazı değişikliklerin yaşandığı ve bu durumun seküler kesimlerin yanı sıra dini cemaatler içerisinde de çeşitli tartışmalara yol açtığı görülmektedir Yaşayan dünya dinleri içerisinde farklı düzeylerde karşımıza çıkan söz konusu tartışmalar kanaatimizce eşcinsellik meselesine dinlerin verdiği yanıtların dinsel metinlerdeki referansların ve geçmişte ortaya konulan yaklaşımların yeniden hatırlatılmasının ve ayrıca konuya ilişkin ortaya çıkan yeni meselelerin bir şekilde açıklığa kavuşturulmasının önemini gözler önüne sermektedir Nitekim bu çalışma söz konusu amacı gerçekleştirmek için hazırlanmıştır

Okur Akademi
Cinsellik ve din aralarında karşılıklı ilişki bulunan ve bu ilişkinin çeşitli düzeylerde gerçekleştiği iki olgudur Cinsellik insanoğlunun tabiatında var olan fıtri bir eğilim olarak dinlerin önemli temalarından birini oluşturmaktadır dinler ise insanoğlundan tabiatında var olan bu eğilimi yani cinsel istek ve arzularını görmezden gelmesini değil meşru yollarla ve çizilen sınırlar içerisinde gidermesini ister ve bu sınırların dışına taşılmasını cinsel sapma sapkınlık olarak görür Tarihte farklı coğrafyalarda bu tür sapmaların örnekleri bilinmesine karşın cinsellikle ilgili algı tutum ve davranışların modern dönemde her geçen gün daha fazla değiştiğine ve daha karmaşık meselelerin ortaya çıktığına şahit olmaktayız Nitekim cinsel alışkanlıkların ve tutumların giderek özgürleştiği bir zaman dilimini akla getirmesi dolayısıyla yirminci yüzyılın birçok araştırmacı tarafından cinsellik çağı olarak nitelendirilmesi bu olguyu yansıtmaktadır 20 yüzyılın ikinci yarısından itibaren gey ve lezbiyen hakları hareketleri sayesinde özellikle eşcinsellerin sivil haklar konusunda kendilerini daha görünür kılmaya başladıkları bunun sonucunda son yıllarda hem eşcinsellik konusunda hem de kendisini eşcinsel olarak niteleyen bireylere yönelik söylem ve davranışlarda önemli bazı değişikliklerin yaşandığı ve bu durumun seküler kesimlerin yanı sıra dini cemaatler içerisinde de çeşitli tartışmalara yol açtığı görülmektedir Yaşayan dünya dinleri içerisinde farklı düzeylerde karşımıza çıkan söz konusu tartışmalar kanaatimizce eşcinsellik meselesine dinlerin verdiği yanıtların dinsel metinlerdeki referansların ve geçmişte ortaya konulan yaklaşımların yeniden hatırlatılmasının ve ayrıca konuya ilişkin ortaya çıkan yeni meselelerin bir şekilde açıklığa kavuşturulmasının önemini gözler önüne sermektedir Nitekim bu çalışma söz konusu amacı gerçekleştirmek için hazırlanmıştır

Okur Akademi
Cinsellik ve din aralarında karşılıklı ilişki bulunan ve bu ilişkinin çeşitli düzeylerde gerçekleştiği iki olgudur Cinsellik insanoğlunun tabiatında var olan fıtri bir eğilim olarak dinlerin önemli temalarından birini oluşturmaktadır dinler ise insanoğlundan tabiatında var olan bu eğilimi yani cinsel istek ve arzularını görmezden gelmesini değil meşru yollarla ve çizilen sınırlar içerisinde gidermesini ister ve bu sınırların dışına taşılmasını cinsel sapma sapkınlık olarak görür Tarihte farklı coğrafyalarda bu tür sapmaların örnekleri bilinmesine karşın cinsellikle ilgili algı tutum ve davranışların modern dönemde her geçen gün daha fazla değiştiğine ve daha karmaşık meselelerin ortaya çıktığına şahit olmaktayız Nitekim cinsel alışkanlıkların ve tutumların giderek özgürleştiği bir zaman dilimini akla getirmesi dolayısıyla yirminci yüzyılın birçok araştırmacı tarafından cinsellik çağı olarak nitelendirilmesi bu olguyu yansıtmaktadır XX yüzyılın ikinci yarısından itibaren gey ve lezbiyen hakları hareketleri sayesinde özellikle eşcinsellerin sivil haklar konusunda kendilerini daha görünür kılmaya başladıkları bunun sonucunda son yıllarda hem eşcinsellik konusunda hem de kendisini eşcinsel olarak niteleyen bireylere yönelik söylem ve davranışlarda önemli bazı değişikliklerin yaşandığı ve bu durumun seküler kesimlerin yanı sıra dini cemaatler içerisinde de çeşitli tartışmalara yol açtığı görülmektedir Yaşayan dünya dinleri içerisinde farklı düzeylerde karşımıza çıkan söz konusu tartışmalar kanaatimizce eşcinsellik meselesine dinlerin verdiği yanıtların dinsel metinlerdeki referansların ve geçmişte ortaya konulan yaklaşımların yeniden hatırlatılmasının ve ayrıca konuya ilişkin ortaya çıkan yeni meselelerin bir şekilde açıklığa kavuşturulmasının önemini gözler önüne sermektedir Nitekim bu çalışma söz konusu amacı gerçekleştirmek için hazırlanmıştır

Okur Akademi Yayınları
Cinsellik ve din aralarında karşılıklı ilişki bulunan ve bu ilişkinin çeşitli düzeylerde gerçekleştiği iki olgudur Cinsellik insanoğlunun tabiatında var olan fıtri bir eğilim olarak dinlerin önemli temalarından birini oluşturmaktadır dinler ise insanoğlundan tabiatında var olan bu eğilimi yani cinsel istek ve arzularını görmezden gelmesini değil meşru yollarla ve çizilen sınırlar içerisinde gidermesini ister ve bu sınırların dışına taşılmasını cinsel sapma sapkınlık olarak görür Tarihte farklı coğrafyalarda bu tür sapmaların örnekleri bilinmesine karşın cinsellikle ilgili algı tutum ve davranışların modern dönemde her geçen gün daha fazla değiştiğine ve daha karmaşık meselelerin ortaya çıktığına şahit olmaktayız Nitekim cinsel alışkanlıkların ve tutumların giderek özgürleştiği bir zaman dilimini akla getirmesi dolayısıyla yirminci yüzyılın birçok araştırmacı tarafından cinsellik çağı olarak nitelendirilmesi bu olguyu yansıtmaktadır XX yüzyılın ikinci yarısından itibaren gey ve lezbiyen hakları hareketleri sayesinde özellikle eşcinsellerin sivil haklar konusunda kendilerini daha görünür kılmaya başladıkları bunun sonucunda son yıllarda hem eşcinsellik konusunda hem de kendisini eşcinsel olarak niteleyen bireylere yönelik söylem ve davranışlarda önemli bazı değişikliklerin yaşandığı ve bu durumun seküler kesimlerin yanı sıra dini cemaatler içerisinde de çeşitli tartışmalara yol açtığı görülmektedir Yaşayan dünya dinleri içerisinde farklı düzeylerde karşımıza çıkan söz konusu tartışmalar kanaatimizce eşcinsellik meselesine dinlerin verdiği yanıtların dinsel metinlerdeki referansların ve geçmişte ortaya konulan yaklaşımların yeniden hatırlatılmasının ve ayrıca konuya ilişkin ortaya çıkan yeni meselelerin bir şekilde açıklığa kavuşturulmasının önemini gözler önüne sermektedir Nitekim bu çalışma söz konusu amacı gerçekleştirmek için hazırlanmıştır