Sır Saklama Yükümlülüğü Kapsamında Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi Suçu — Seda Yağmur Sümer

Sır Saklama Yükümlülüğü Kapsamında Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi Suçu
Seda Yağmur SümerAdalet Yayınevi
Sır Saklama Yükümlülüğü Kapsamında Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi Suçu
Seda Yağmur SümerSağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülükleri her daim disiplinlerarası bir sorun olarak doktrinde yer almış olup uygulamada yaşanan sıkıntılar da bu tartışmaların haklılık payını ortaya koymaktadır Sağlık mesleği mensuplarının mesleğin doğası gereği suç belirtisi ile karşılaşma olasılıkları çok yüksek olup genellikle fail veya mağdur ile ilk temas eden meslek grubu içerisinde yer almaktadırlar Bu nedenledir ki suçun bildirilmesi bakımından bir zorunluluğun bu meslek grubu bakımından kanunla düzenlenmesi isabetli olmuştur Aksi takdirde toplumun kanayan yaraları olan başlıca kadına ve çocuğa şiddet çocuğun cinsel istismarı gibi birçok olgunun aydınlatılması güç hatta imkansız hale gelebilecektir Bu çalışmamızda TCK m 280 de düzenlenen Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi suçu sır saklama yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir Çünkü sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmek yükümlülüğü karşısında aynı zamanda sır saklama yükümlülükleri bulunup bu yükümlülükler kendi arasında etik tartışmaları beraberinde getirmektedir Bu nedenle öncelikle sır kavramı meslek sırrı kavramı gibi temel kavramları değerlendirdikten sonra globalleşen dünya düzenindeki gelişmeler doğrultusunda Kişisel Veri Hukuku nu da dikkate alarak aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak zarureti doğmuştur Ardından sır saklama yükümlülüğünün hukuki niteliğini sağlık mesleği mensupları bakımından belirli sınıflandırmalar yaparak inceledikten sonra sır saklama yükümlülüğünün hukuki dayanaklarına ve istisnalarına yer verilmiştir Görüleceği üzere eserin ilk bölümünde başta tıp hukuku idare hukuku ve özel hukuk eksenli değerlendirmeler yapılırken eserin ikinci bölümünde cezai boyut ele alınarak çalışma konusu suç tipi detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir Sonuç itibariyle eserin disiplinlerarası bir perspektife sahip olması ve bu bakış açısı ekseninde uygulamadaki sorunlara ışık tutup naçizane çözüm önerileri sunması ve eserin kapsamının çok geniş olması nedeniyle birçok meslek grubu bakımından faydalı olacağı temennisindeyim

Adalet Yayınevi
Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülükleri her daim disiplinlerarası bir sorun olarak doktrinde yer almış olup uygulamada yaşanan sıkıntılar da bu tartışmaların haklılık payını ortaya koymaktadır Sağlık mesleği mensuplarının mesleğin doğası gereği suç belirtisi ile karşılaşma olasılıkları çok yüksek olup genellikle fail veya mağdur ile ilk temas eden meslek grubu içerisinde yer almaktadırlar Bu nedenledir ki suçun bildirilmesi bakımından bir zorunluluğun bu meslek grubu bakımından kanunla düzenlenmesi isabetli olmuştur Aksi takdirde toplumun kanayan yaraları olan başlıca kadına ve çocuğa şiddet çocuğun cinsel istismarı gibi birçok olgunun aydınlatılması güç hatta imkansız hale gelebilecektir Bu çalışmamızda TCK m 280 de düzenlenen Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi suçu sır saklama yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir Çünkü sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmek yükümlülüğü karşısında aynı zamanda sır saklama yükümlülükleri bulunup bu yükümlülükler kendi arasında etik tartışmaları beraberinde getirmektedir Bu nedenle öncelikle sır kavramı meslek sırrı kavramı gibi temel kavramları değerlendirdikten sonra globalleşen dünya düzenindeki gelişmeler doğrultusunda Kişisel Veri Hukuku nu da dikkate alarak aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak zarureti doğmuştur Ardından sır saklama yükümlülüğünün hukuki niteliğini sağlık mesleği mensupları bakımından belirli sınıflandırmalar yaparak inceledikten sonra sır saklama yükümlülüğünün hukuki dayanaklarına ve istisnalarına yer verilmiştir Görüleceği üzere eserin ilk bölümünde başta tıp hukuku idare hukuku ve özel hukuk eksenli değerlendirmeler yapılırken eserin ikinci bölümünde cezai boyut ele alınarak çalışma konusu suç tipi detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir Sonuç itibariyle eserin disiplinlerarası bir perspektife sahip olması ve bu bakış açısı ekseninde uygulamadaki sorunlara ışık tutup naçizane çözüm önerileri sunması ve eserin kapsamının çok geniş olması nedeniyle birçok

Adalet Yayınevi
Seda Yağmur Sümer tarafından kaleme alınan Sır Saklama Yükümlülüğü Kapsamında Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi Suçu Adalet Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Sır Saklama Yükümlülüğü Kapsamında Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi Suçu Seda Yağmur Sümer Kitap Özeti Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülükleri her daim disiplinlerarası bir sorun olarak doktrinde yer almış olup uygulamada yaşanan sıkıntılar da bu tartışmaların haklılık payını ortaya koymaktadır Sağlık mesleği mensuplarının mesleğin doğası gereği suç belirtisi ile karşılaşma olasılıkları çok yüksek olup genellikle fail veya mağdur ile ilk temas eden meslek grubu içerisinde yer almaktadırlar Bu nedenledir ki suçun bildirilmesi bakımından bir zorunluluğun bu meslek grubu bakımından kanunla düzenlenmesi isabetli olmuştur Aksi takdirde toplumun kanayan yaraları olan başlıca kadına ve çocuğa şiddet çocuğun cinsel istismarı gibi birçok olgunun aydınlatılması güç hatta imkansız hale gelebilecektir Bu çalışmamızda TCK m 280 de düzenlenen Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi suçu sır saklama yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir Çünkü sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmek yükümlülüğü karşısında aynı zamanda sır saklama yükümlülükleri bulunup bu yükümlülükler kendi arasında etik tartışmaları beraberinde getirmektedir Bu nedenle öncelikle sır kavramı meslek sırrı kavramı gibi temel kavramları değerlendirdikten sonra globalleşen dünya düzenindeki gelişmeler doğrultusunda Kişisel Veri Hukuku nu da dikkate alarak aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak zarureti doğmuştur Ardından sır saklama yükümlülüğünün hukuki niteliğini sağlık mesleği mensupları bakımından belirli sınıflandırmalar yaparak inceledikten sonra sır saklama yükümlülüğünün hukuki dayanaklarına ve istisnalarına yer verilmiştir Görüleceği üzere eserin ilk bölümünde başta tıp hukuku idare hukuku ve özel hukuk eksenli değerlendirmeler yapılırken eserin ikinci bölümünde cezai boyut ele alınarak çalışma konusu suç tipi detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir Sonuç itibariyle eserin disiplinlerarası bir perspektife sahip olması ve bu bakış açısı ekseninde uygulamadaki sorunlara ışık tutup naçizane çözüm önerileri sunması ve eserin kapsamının çok geniş olması nedeniyle birçok meslek grubu bakımından faydalı olacağı temennisindeyim Yayınevi Adalet Yayınevi Yazar Seda Yağmur Sümer Sayfa 384 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Eylül 2020 Barkod 9786257802482 Kategori Hukuk Üzerine

Adalet Yayınevi
Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülükleri her daim disiplinlerarası bir sorun olarak doktrinde yer almış olup uygulamada yaşanan sıkıntılar da bu tartışmaların haklılık payını ortaya koymaktadır Sağlık mesleği mensuplarının mesleğin doğası gereği suç belirtisi ile karşılaşma olasılıkları çok yüksek olup genellikle fail veya mağdur ile ilk temas eden meslek grubu içerisinde yer almaktadırlar Bu nedenledir ki suçun bildirilmesi bakımından bir zorunluluğun bu meslek grubu bakımından kanunla düzenlenmesi isabetli olmuştur Aksi takdirde toplumun kanayan yaraları olan başlıca kadına ve çocuğa şiddet çocuğun cinsel istismarı gibi birçok olgunun aydınlatılması güç hatta imkansız hale gelebilecektir Bu çalışmamızda TCK m 280 de düzenlenen Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi suçu sır saklama yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir Çünkü sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmek yükümlülüğü karşısında aynı zamanda sır saklama yükümlülükleri bulunup bu yükümlülükler kendi arasında etik tartışmaları beraberinde getirmektedir Bu nedenle öncelikle sır kavramı meslek sırrı kavramı gibi temel kavramları değerlendirdikten sonra globalleşen dünya düzenindeki gelişmeler doğrultusunda Kişisel Veri Hukuku nu da dikkate alarak aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak zarureti doğmuştur Ardından sır saklama yükümlülüğünün hukuki niteliğini sağlık mesleği mensupları bakımından belirli sınıflandırmalar yaparak inceledikten sonra sır saklama yükümlülüğünün hukuki dayanaklarına ve istisnalarına yer verilmiştir Görüleceği üzere eserin ilk bölümünde başta tıp hukuku idare hukuku ve özel hukuk eksenli değerlendirmeler yapılırken eserin ikinci bölümünde cezai boyut ele alınarak çalışma konusu suç tipi detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir Sonuç itibariyle eserin disiplinlerarası bir perspektife sahip olması ve bu bakış açısı ekseninde uygulamadaki sorunlara ışık tutup naçizane çözüm önerileri sunması ve eserin kapsamının çok geniş olması nedeniyle birçok meslek grubu bakımından faydalı olacağı temennisindeyim

Adalet Yayınevi
Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülükleri her daim disiplinlerarası bir sorun olarak doktrinde yer almış olup uygulamada yaşanan sıkıntılar da bu tartışmaların haklılık payını ortaya koymaktadır Sağlık mesleği mensuplarının mesleğin doğası gereği suç belirtisi ile karşılaşma olasılıkları çok yüksek olup genellikle fail veya mağdur ile ilk temas eden meslek grubu içerisinde yer almaktadırlar Bu nedenledir ki suçun bildirilmesi bakımından bir zorunluluğun bu meslek grubu bakımından kanunla düzenlenmesi isabetli olmuştur Aksi takdirde toplumun kanayan yaraları olan başlıca kadına ve çocuğa şiddet çocuğun cinsel istismarı gibi birçok olgunun aydınlatılması güç hatta imkansız hale gelebilecektir Bu çalışmamızda TCK m 280 de düzenlenen Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi suçu sır saklama yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir Çünkü sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmek yükümlülüğü karşısında aynı zamanda sır saklama yükümlülükleri bulunup bu yükümlülükler kendi arasında etik tartışmaları beraberinde getirmektedir Bu nedenle öncelikle sır kavramı meslek sırrı kavramı gibi temel kavramları değerlendirdikten sonra globalleşen dünya düzenindeki gelişmeler doğrultusunda Kişisel Veri Hukuku nu da dikkate alarak aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak zarureti doğmuştur Ardından sır saklama yükümlülüğünün hukuki niteliğini sağlık mesleği mensupları bakımından belirli sınıflandırmalar yaparak inceledikten sonra sır saklama yükümlülüğünün hukuki dayanaklarına ve istisnalarına yer verilmiştir Görüleceği üzere eserin ilk bölümünde başta tıp hukuku idare hukuku ve özel hukuk eksenli değerlendirmeler yapılırken eserin ikinci bölümünde cezai boyut ele alınarak çalışma konusu suç tipi detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir Sonuç itibariyle eserin disiplinlerarası bir perspektife sahip olması ve bu bakış açısı ekseninde uygulamadaki sorunlara ışık tutup naçizane çözüm önerileri sunması ve eserin kapsamının çok geniş olması nedeniyle birçok meslek grubu bakımından faydalı olacağı temennisindeyim