Şirzat
Kanguru
Kanat şakırtılarını ruhuna alkış mı sanırdın Keklik ötüşlerini Silah sesini Barut kokusunu Kınalı boyunlara değen soğuk metali İçini samanla doldurup altına fotoğraflar astığın avı O av benim işte Her defasında sırtımdan başlayarak vurduğun Topuklarımın al kan içinde kaldığı Arkamda salyalı kuduz köpekler şen kahkahalar Vuruldukça yüzümü toprağa düşürürüm Böyle ölmek isterim çünkü Bakışlarına sinen o kendini kutsayıcı yalanı görmeden Etin alevi söndüğünde biterdi bu sürek avları Soluğunu yüzümde duyardım kalbinin sırtımda hızlı atışını Bacaklarından sızan cenin kokusunu terinin ekşiliğini Seni vurmuşlardı bir kez ölmüştün morg soğuğunda eğilmiştim üzerine öpmüştüm bir ölünün kokusunu ve tadını oradan bilirim