Sis ve Sanrı — Mehmet Emin Yeniçeri

Sis ve Sanrı
Mehmet Emin YeniçeriÖteki Yayınevi
Sis ve Sanrı
Mehmet Emin YeniçeriBanka Havale Hesapları Sipariş Takip İletişim Formu Giriş Yap Kaydol ANASAYFA ÖTEKİ YAYINEVİ YAZARLARIMIZ YAYINEVLERİ KATEGORİLER İLETİŞİM Anasayfa Edebiyat Roman Aşk Macera Sis ve Sanrı Sis ve Sanrı Mehmet Emin Yeniçeri Öteki Yayınevi Roman Aşk Macera Öteki Yayınevi ISBN 9789755845579 Basım Tarihi 2024 09 Baskı 2 Sayfa Sayısı 496 Boyut 135x195 Kapak Karton Kağıt Kitap Kağıdı Orjinal Dili Türkçe Yayın Dili Türkçe Emeği Geçenler Grafiker Özgür Yurttaş Bütün insanlar av kokusu almış akbabalar gibi evlerinin damından kadınlar ve çocuklar kapı önlerinden ve pencerelerden görülmemiş bir heybet ve ağır adımlarla köyü terk eden Meryem geline bakarak sırıtarak dedikodu ediyorlardı Önlerinden geçen başı dik gururlu kadın gördükleri duydukları hiçbir şeye benzemiyordu O an insanlık cehalete cehalet hoyratlığa hoyratlık utanmazlığa utanmazlık iğrençliğe dönüşüyordu Herkes kırmızı güneş altında gözleri kör eden insafsızlığın doğruyu bük Devamını Oku 40 İndirim Liste Fiyatı 500 00 Kazancınız 200 00 300 00 Sepete Ekle Paylaş KURUMSAL Hakkımızda Bize Ulaşın Fiyat Listesi SÖZLEŞMELER Mesafeli Satış Sözleşmesi Gizlilik Sözleşmesi Kullanıcı Sözleşmesi Teslimat ve İade Çerez Politikasi HIZLI ERİŞİM Üye Ol Üye Giriş Sipariş Takip 2026 Öteki Yayınevi Her hakkı saklıdır Tasarım Uygulama ONSO Ödeme Yap İptal Ödeme Yap Bize Yazın Lütfen Giriş Yapın Üye Ol Giriş Yap Üye Olmadan Alışverişe Devam Et

Öteki Yayınevi
Bütün insanlar av kokusu almış akbabalar gibi evlerinin damından kadınlar ve çocuklar kapı önlerinden ve pencerelerden görülmemiş bir heybet ve ağır adımlarla köyü terk eden Meryem geline bakarak sırıtarak dedikodu ediyorlardı Önlerinden geçen başı dik gururlu kadın gördükleri duydukları hiçbir şeye benzemiyordu O an insanlık cehalete cehalet hoyratlığa hoyratlık utanmazlığa utanmazlık iğrençliğe dönüşüyordu Herkes kırmızı güneş altında gözleri kör eden insafsızlığın doğruyu bükmüş yalanın ve kutsanmış linçin yardımıyla köşeye sıkıştırılmış masumiyetin sürüyü terk edişini izliyordu Meryem yüreğindeki gerilmiş tellerin üstünde yürüyordu adeta Sanki ölmüş de halâ her şeyin farkındaymış gibi bulanık nehrin üstündeki köprüyü katledilmiş masum birinin sırat köprüsünden geçme anı gibi aşağıdan akan bulanık sular cehennem alevine dönüşerek köprünün tahtalarına dil uzatıyordu

Öteki Yayınevi
Bütün insanlar av kokusu almış akbabalar gibi evlerinin damından kadınlar ve çocuklar kapı önlerinden ve pencerelerden görülmemiş bir heybet ve ağır adımlarla köyü terk eden Meryem geline bakarak sırıtarak dedikodu ediyorlardı Önlerinden geçen başı dik gururlu kadın gördükleri duydukları hiçbir şeye benzemiyordu O an insanlık cehalete cehalet hoyratlığa hoyratlık utanmazlığa utanmazlık iğrençliğe dönüşüyordu Herkes kırmızı güneş altında gözleri kör eden insafsızlığın doğruyu bükmüş yalanın ve kutsanmış linçin yardımıyla köşeye sıkıştırılmış masumiyetin sürüyü terk edişini izliyordu Meryem yüreğindeki gerilmiş tellerin üstünde yürüyordu adeta Sanki ölmüş de halâ her şeyin farkındaymış gibi bulanık nehrin üstündeki köprüyü katledilmiş masum birinin sırat köprüsünden geçme anı gibi aşağıdan akan bulanık sular cehennem alevine dönüşerek köprünün tahtalarına dil uzatıyordu Tanıtım Bülteninden

Öteki Yayınevi
Bütün insanlar av kokusu almış akbabalar gibi evlerinin damından kadınlar ve çocuklar kapı önlerinden ve pencerelerden görülmemiş bir heybet ve ağır adımlarla köyü terk eden Meryem geline bakarak sırıtarak dedikodu ediyorlardı Önlerinden geçen başı dik gururlu kadın gördükleri duydukları hiçbir şeye benzemiyordu O an insanlık cehalete cehalet hoyratlığa hoyratlık utanmazlığa utanmazlık iğrençliğe dönüşüyordu Herkes kırmızı güneş altında gözleri kör eden insafsızlığın doğruyu bükmüş yalanın ve kutsanmış linçin yardımıyla köşeye sıkıştırılmış masumiyetin sürüyü terk edişini izliyordu Meryem yüreğindeki gerilmiş tellerin üstünde yürüyordu adeta Sanki ölmüş de halâ her şeyin farkındaymış gibi bulanık nehrin üstündeki köprüyü katledilmiş masum birinin sırat köprüsünden geçme anı gibi aşağıdan akan bulanık sular cehennem alevine dönüşerek köprünün tahtalarına dil uzatıyordu

Öteki Yayınevi
Bütün insanlar av kokusu almış akbabalar gibi evlerinin damından kadınlar ve çocuklar kapı önlerinden ve pencerelerden görülmemiş bir heybet ve ağır adımlarla köyü terk eden Meryem geline bakarak sırıtarak dedikodu ediyorlardı Önlerinden geçen başı dik gururlu kadın gördükleri duydukları hiçbir şeye benzemiyordu O an insanlık cehalete cehalet hoyratlığa hoyratlık utanmazlığa utanmazlık iğrençliğe dönüşüyordu Herkes kırmızı güneş altında gözleri kör eden insafsızlığın doğruyu bükmüş yalanın ve kutsanmış linçin yardımıyla köşeye sıkıştırılmış masumiyetin sürüyü terk edişini izliyordu Meryem yüreğindeki gerilmiş tellerin üstünde yürüyordu adeta Sanki ölmüş de halâ her şeyin farkındaymış gibi bulanık nehrin üstündeki köprüyü katledilmiş masum birinin sırat köprüsünden geçme anı gibi aşağıdan akan bulanık sular cehennem alevine dönüşerek köprünün tahtalarına dil uzatıyordu

Öteki
Bütün insanlar av kokusu almış akbabalar gibi evlerinin damından kadınlar ve çocuklar kapı önlerinden ve pencerelerden görülmemiş bir heybet ve ağır adımlarla köyü terk eden Meryem geline bakarak sırıtarak dedikodu ediyorlardı Önlerinden geçen başı dik gururlu kadın gördükleri duydukları hiçbir şeye benzemiyordu O an insanlık cehalete cehalet hoyratlığa hoyratlık utanmazlığa utanmazlık iğrençliğe dönüşüyordu Herkes kırmızı güneş altında gözleri kör eden insafsızlığın doğruyu bükmüş yalanın ve kutsanmış linçin yardımıyla köşeye sıkıştırılmış masumiyetin sürüyü terk edişini izliyordu Meryem yüreğindeki gerilmiş tellerin üstünde yürüyordu adeta Sanki ölmüş de halâ her şeyin farkındaymış gibi bulanık nehrin üstündeki köprüyü katledilmiş masum birinin sırat köprüsünden geçme anı gibi aşağıdan akan bulanık sular cehennem alevine dönüşerek köprünün tahtalarına dil uzatıyordu