Sivil Toplum Projesi

Sivil Toplum Projesi
Erguvan Yayınevi
Sivil Toplum Projesi
1944 Aksaray Yaprakhisar köyü doğumlu olan Metin Köse bir Eğitim Uzmanı olup çeşitli liselerde ve Selçuk Eğitim Enstitüsünde görev yapmıştır 12 Eylül 1980 darbesinde daha önce Konya Akıncılar Derneğinde verdiği seminerlerden dolayı tutuklandı Dokuz ay tutuklu kaldı Marmara Üniversitesinde öğretim görevlisi iken 1982 de ayrılmak zorunda kaldı Bir kutlu davaya mutlu geleceğe inandı Hayatı boyunca davasının kavgasını verdi Hep koştu düştü kalktı yine koştu Ömrü yarım kalan koşularla geçti Eğitimciliği esnasında ve sonrasında ömrünü ve bilgisini gençlerin yetişmesi için hasretti Bir ideal adamı olarak yapmış olduğu seminer toplantı konferanslarda süzüle gelen düşüncelerini SİVİL TOPLUM PROJESİ altında toplayarak bu hususta kaynak sıkıntısı çekenlerin istifadesine sunmuştur Metin Köse bu kitabı kaleme almadaki amacını ise şu satırlarla ifade etmektedir Ülkemizde pek çok sivil toplum kuruluşu Vakıf dernek sendika cemiyet ve cemaat var Bunlardan bir kısmı Türkiye genelinde faaliyet göstermekte bir kısmı da bölgesel Âlim bir zat ve etrafında onu dinleyen gençler Her bölgede bir dağ teşekkül etmiş durumda Ama birbirinden bağımsız bağlantısız ve habersiz oldukları için bir türlü sıra dağlar oluşturmuyor potansiyel güç meydana gelmiyor Bizim içimizde bir otorite bir dağ yok Daha küçük birbirine bağlı sıradağlar oluşturma çabası içindeyiz Hiçbir cemiyet ve cemaati kendimize rakip telakki etmiyoruz Onlar birer ordu irfan ordusu Biz ise akıncıyız Nehre doğru akan bir dere de biz olmak iddiasındayız Nehre ne kadar çok dereden su giderse nehir o kadar gür akar önündeki bütün engelleri yıkar yutar yok eder Hep koştuk Düştük kalktık yine koştuk Ömrümüz yarım kalan koşullarla geçti Çok hata işledik Bedelini de ağır ödedik Çok sıkıntı çile çektik Bu arada sayısız tecrübe edindik deneyim sahibi olduk İstedik ki tecrübelerimizi gençlere aktaralım Tecrübelerimizden deneyimlerimizden faydalansın Onlar da aynı hataları işlemesin aynı sıkıntıyı aynı ızdırabı çekmesinler istedik İstedik ki gençler tecrübelerimizden faydalansın daha sıhhatli çalışmalar ortaya koysun daha başarılı kurumlar oluştursun Gençler bilseler yaşlılar yapabilselerdi hikmetli sözünün bir keşke bir temenni olmaktan çıkmasını uygulanmasını kurumlaşmasını istiyoruz Bir tohum taşı çatlatır dışarı çıkar Ama onu yazın sıcağından kışın soğuğundan şiddetli rüzgârdan koruyan bir sütre bulunmaz ise kurur gider Sen ey Bu kitabı okuyan kardeşim ya tohum ol ya sütre Ya da kalabalıklar içinde yalnız kalacağın acı günleri bekle

Kapı Yayınları
İdris Küçükömer Türk düşünce hayatının önemli ve istisnai değerlerinden biri hatta en öndeki isimlerinden Türkiye de sağ ve sol kavramları onun sayesinde tartışmaya açılmıştır Hatta denebilir ki genç sayılabilecek bir yaşta hayata gözlerini yummamış olsaydı günümüz Türkiye si ilim ve tartışma ortamı farklı bir manzaraya sahip olabilirdi Küçükömer in bu kitapta yer alan yazıları sivil toplum projesinin değişik özelliklerine şu veya bu sebeple değişik zamanlarda 1969 dan 1986 ya kadar geçen on yedi yıllık bir sürede ileri sürdüğü görüşleri içerir Düzenin Yabancılaşması nın yayınından sonra Küçükömer in vefatına kadar değişik yerlerde yaptığı konuşmalar ve makaleleri günümüz için de hâlen aydınlatıcı niteliğiyle dikkat çekicidir Sivil toplum o günden bu yana bir özlem ve hayal olarak varlığını koruyor

Kaknüs Yayınları
İster eleştirel isterse taraftar tavır almış olalım inkâr edilemeyecek nokta globalleşmenin yol açtığı toplumsal değişimin tüm boyutlarıyla incelenmeye normatif parametrelerinin ortaya konulmaya İhtiyacı olduğudur Zira 1980 lerden itibaren sivil toplum kavramının varlık ve etkinlik alanı giderek genişleyerek global dünyanın temel tartışma nesnelerinden biri hâlini almış başka bir İfadeyle küreselleşmiştir Bu süreçte sivil toplumun zaman zaman siyasi stratejik metafizik kullanımı da gündeme geldi Eş zamanlı olarak kavrama eleştirel bir bakış açısı da ortaya konmaya başlandı ve alternatif arayışlar geliştirildi Sivil Topluma Farklı Bakışlar sivil topluma ilişkin alternatif eleştirel yaklaşımları farklı zeminlerde İrdeleyerek sivil toplum kavramının yan anlamlarını da gündemimize sokuyor

Profil Kitap
Cumhuriyet tarihini değişik fonksiyonlar ve özellikleri açısından numaralandırma işlemini 2 Cumhuriyet gibi ve Kurtuluş Savaşı nın anti emperyalist olmadığı tezini 1973 yılında ortaya süren Küçükömer öteden beri özgün düşüncelerinden dolayı ambargo ydu Kimliğine karşı konulan bu ambargo yu kimler daha da ağırlaştırmak için gizli açık tavır almadı ittifaklara girmedi ki Bu ambargo ya rağmen Küçükömer temel sorusuna cevap aramaya devam etti Ben doğulu mu yoksa batılı mıyım sorusuna cevap vermek ömrünü aldı desek doğru olur Doğu toplumunda doğan Batı dan etkilenen bir bilim adamı olarak düşünmeyi yasaklamış bir toplumda bugün sivil toplumu savunan birçok kişinin ilk esin kaynağı oldu Onlar gerçeği belirtmese de onlar yön ve hedef gösterdi Biz kimiz Neyi değiştirebiliriz diye sormuştu Sivil Toplum Yazıları Küçükömer in sivilleşme konusundaki fikirlerini içeren sivil toplumun işlevini alaliz eden gerçek bir kaynak

Dipnot Yayınları
Gramsci nin düşüncesinde oynadığı başat rolden dolayı sol içerisinde yoğunlukla tartışılagelen ve özellikle Avro komünizme belirgin rengini veren sivil toplum kavramının kökeni Hegel e ve Rousseau ya dek uzanır Sivil topluma eleştirel yaklaşan her iki düşünür doğa durumu sivil toplum ikiliğini değil sivil toplum devlet ikiliğini temel alır ve bu topluma özgü ilişkilerin tarihsel olarak belirlenmiş olduğu yolunda bir vargıya ulaşırlar Ne var ki ne Hegel ne de Rousseau sivil toplumun bakış açısının ötesine geçememiş ve ona kökten bir eleştiri getirememiştir Bu tür bir anatomi yi gerçekleştirecek olan kişi Marx tır Marx emeğe en temel ontolojik kategori olma önceliği tanıyarak insan ile doğa arasındaki ilişkinin kavranış biçimini tümüyle değiştirmiş bu ilişkiyi emek aracılığıyla dolayımlamak suretiyle insan doğa ilişkisini tarihselliği içinde kavrayabilmiştir Bu kitabın amacı sivil toplumu kendinde bir amaç olarak gören onu yücelten sivil toplum devlet ikiliğini merkeze oturtup devlet karşısında sivil toplumun sınırlarını genişletmeyi ana hedef olarak belleyen yaklaşımların tersine Marx ın sivil toplumu kapitalist ilişkiler bağlamında açıklayan çözümlemesine dayanarak tartışmaya sivil toplumu aşma perspektifinden müdahil olmaktır

Ekin Basım Yayın
Birinci bölüm Sivil toplum ve ilgili kavramlar 1 Sivil toplum st 2 Sivil toplum kuruluşları stk 3 Yönetişim iyi yönetişim 4 Şeffaflık 5 Hesap verebilirlik 6 Hukukun üstünlüğü 7 Katılım 8 Gönüllülük 9 Kamusal alan 10 Sosyal gruplar 11 Sürdürülebilir gelişme 12 Küreselleşme 13 Çoğulculuk 14 Savunuculuk 15 Kampanya ve lobicilik 16 Sivil itaatsizlik 17 Sosyal ve sivil diyalog 18 Değerler vizyon ve misyon İkinci bölüm Sivil toplum kurulu

Orion Kitabevi
Geçtiğimiz yüzyıllar ulusların ve ulus devletlerin tarih sahnesine çıktığı ve geliştiği dönemlerdi Modernleşme süreciyle birlikte her tür grup ve lokal aidiyet ve kimlik ulus devletin himayesinde ulus kimliği şablonuyla kolektif bir kimliğe evrilmeye başladı Bu tarihsel gelişmeden hareket eden bazı düşünürler geleceğin ruhunun toplumunu çepeçevre kuşatan aşkın bir devlete gebe olduğu tezini ortaya attılar Bu düşünürlere göre tarih geçici bir durak bir araç olan sivil toplumdan aşkın devlete doğru ilerleyecek aşkın devlete vardıktan sonra da nihayete erecekti Yirminci yüzyıl aşkın devletlerin otoriter veya totaliter bir karakterde ortaya çıktığı yüzyıl olmuştu Ne var ki yüzyılın ortasında faşist devletlerin sonuna doğruysa sosyalist rejimlerin yıkılmasıyla birlikte aşkın devlet kurumunun beslendiği sosyal ve siyasal zemin erozyona uğradı Bir bakıma yirminci yüzyıl aşkın devletlerin hezimetiyle kapandı Yeni yüzyılda tarih sivil toplumdan aşkın devlete değil aksine aşkın devletten sivil topluma doğru ilerleme sürecine girmiş durumda Bugün için metafiziksel aşkın ve kutsal devlet anlayışı irtifa kaybederken farklı kimlikleri ve renkleriyle sivil toplum bütün dünyada yükselen bir değer haline gelmiştir Mevcut şartların devam etmesi durumunda yirmi birinci yüzyılın sivil toplumun yüzyılı olacağını ileri sürmek fazla abartı olmayacaktır Bu kitapta yer alan çalışmalar bu tezi Türkiye deneyimi üzerinden işlemek üzere kaleme alınmıştır Kitaptaki bazı çalışmalar 28 Şubat sürecinin harlı hararetli ortamında ortaya çıkmıştı Çalışmayı yirmi yıl sonra altıncı baskı için gözden geçirdiğimizde Türkiye nin demokrasi ve sivil toplum yolunda kat ettiği inişli çıkışlı mesafeyi bir kez daha görmüş olduk Türkiye bu süre içinde demokratik siyaset alanının daraldığı bir noktadan Avrupa Birliği yle müzakereleri sürdürdüğü bir noktaya gelmiş fakat bir müddet sonra hükümeti düşürme manevraları çeşitli entrikalar kumpaslar ve darbe girişimleri sonucunda yeniden zikzaklar çizmek zorunda kalmıştır Türkiye Tanzimat la başlayıp Meşrutiyet ve Cumhuriyet le devam eden süreç içindeki modernleşme deneyimi ve birikimi sayesinde demokratikleşme yönündeki yolculuğuna inişli çıkışlı bir seyir izliyor olsa da devam etmektedir Toplumumuzun engin deneyimi Türkiye nin muasır medeniyet ülküsü doğrultusundaki yolculuğuna devam etmesini ufak tefek kazalarla birlikte vazgeçilmez bir hedef haline getirmiştir Bu yürüyüş devam ederken bir takım sancıların yaşanması homurtuların duyulması ana güzergâhın dışına çıkılması durumu söz konusu olabilecektir Bunların toplumun engin deneyimi derin direnci ve savunma mekanizması karşısında aşılacağını halkın 15 Temmuz akşamında darbe girişimine karşı gösterdiği tepkiden tanka topa tüfeğe karşı çıplak elleriyle elde ettiği zaferden anlıyoruz

Notabene Yayınları
çev. Bahadır Ahıska
Bu kitap devlet kuramına dönük önemli çalışmalarıyla uluslararası planda tanınan ve İngiltere de Brunel Üniversitesi Siyaset ve Tarih bölümünde ders veren Marc Neocleous un devlet kuramıyla ilgili en derinlikli çalışması olarak göze çarpıyor Daha Giriş bölümünün ilk cümlesinde bu kitap devlet kuramına ilişkin Marksist bir yaklaşım önermektedir diyerek iddiasını çıplak biçimde ortaya koyan Neocleous bugüne dek Marksist bir devlet kuramı inşa edilemediğini ve bunu inşa etmek gereği üzerinden yola çıkıyor Marksist devlet kuramına ilişkin yaklaşımların tüm tarihsel süreç boyunca büyük çalkantılar geçirdiğini ileri süren yazar bu çalışmasında bir yandan devleti ve sivil toplumu bağlamından tamamen kopartan yapısalcılık ve sonrasında gelişen post akımlarla hesaplaşmaktadır Ancak bu çalışma hem devleti hem de sivil toplumu birlikte dikkate almamız gerektiğini ileri sürerek Marksizm içinde bu ayrımı görmezden gelen ya da kabaca ekonomistik altyapı üstyapı modeline indirgeyen belirli geleneklerden de ayrılır Neocleous kitabında Hegel i yeniden yorumlamakta Gramsci nin olumlu katkılarını eleştirel bir süzgeçten geçirmekte Foucoult ve Althusser e yönelik önemli eleştiriler yöneltmekte ve konuya ilişkin pekçok düşünürü ele alarak onları yeniden anlamlı bir çerçeveye oturtmaktadır Siyaset bilimi siyaset felsefesi hukuk felsefesi ve Marksizmle ilgilenen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap