MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Soğuk Rüya — İmdat Avşar

Soğuk Rüya
198,00
ÖyküROMAN ÖYKÜHikaye Öykü

Soğuk Rüya

İmdat Avşar

Kesit Yayınları

2015
İnce Kapak
Kitap AmbarıEn ucuz

Soğuk Rüya

İmdat Avşar

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanîleşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve halinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve halinde olanı kuvve halinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insanî alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 240 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Kesit Yayınları

Kitap Ambarı
201,00

Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları

2024208 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanileşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve hâlinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve hâlinde olanı kuvve hâlinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz Kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insani alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar Tanıtım Bülteninden

Ekin Kitap
203,28

Kesit Yayınları

2015238 sf.
Ekin Kitap

Geceyi ürperten siyah boşluğun katran perdelerini yırtarak yankılanan hoyrat bir zil sesi İmdat Avşar hikayelerindeki varlıkların yoğun insanîleşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikayelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve halinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve halinde olanı kuvve halinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insanî alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

Şehadet Kitap
208,56

Kesit Yayınları

2015240 sf.
Şehadet Kitap

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanîleşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve halinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve halinde olanı kuvve halinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insanî alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

Tamadres
211,20

Kesit Yayınları

Kasım 2015240 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Geceyi ürperten siyah boşluğun katran perdelerini yırtarak yankılanan hoyrat bir zil sesi İmdat Avşar hikayelerindeki varlıkların yoğun insanîleşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikayelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve halinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve halinde olanı kuvve halinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insanî alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

Kitap Sepeti
219,12

Kesit Yayınları

2015238 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Geceyi ürperten siyah boşluğun katran perdelerini yırtarak yankılanan hoyrat bir zil sesi İmdat Avşar hikayelerindeki varlıkların yoğun insanîleşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikayelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve halinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve halinde olanı kuvve halinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insanî alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

Ekin Kitap
222,00

Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları

2024208 sf.
Ekin Kitap

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanileşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve hâlinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve hâlinde olanı kuvve hâlinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz Kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insani alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

Kitap Sepeti
234,00

Tedev Yayınları

2024208 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanileşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve hâlinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve hâlinde olanı kuvve hâlinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz Kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insani alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

Kitap Yurdu
234,00

TÜRK EDEBİYATI VAKFI

23.01.2024208 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanileşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve hâlinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve hâlinde olanı kuvve hâlinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz Kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insani alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

Nobel Kitap
242,88

Kesit Yayınları

2015238 sf.
Nobel Kitap

Geceyi ürperten siyah boşluğun katran perdelerini yırtarak yankılanan hoyrat bir zil sesi İmdat Avşar hikayelerindeki varlıkların yoğun insanîleşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikayelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve halinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve halinde olanı kuvve halinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insanî alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

Şehadet Kitap
250,00

Tedev Yayınları

2024208 sf.
Şehadet Kitap

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanileşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve hâlinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve hâlinde olanı kuvve hâlinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz Kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insani alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir

Nobel Kitap
261,00

Tedev Yayınları

2024208 sf.
Nobel Kitap

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanileşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve hâlinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve hâlinde olanı kuvve hâlinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz Kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insani alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar

D&R
270,00

Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları

20241. baskı208 sf.
13,5 x 211. HamurTürkçe
D&R

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanileşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve hâlinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve hâlinde olanı kuvve hâlinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz Kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insani alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar Tanıtım Bülteninden

Pandora

Kesit

2015240 sf.
Pandora

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanîleşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve halinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve halinde olanı kuvve halinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insanî alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar Tanıtım Bülteninden

Kitap Yurdu

BENGÜ YAYINLARI

01.12.2012196 sf.
Karton Kapak14 x 20 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

İmdat Avşar çağdaş Türk edebiyatının önemli simalarından ve istidatlı yazarlarından biridir Tahkiyesi güçlü üslubu akıcı dili ise çok şirin olan İmdat ın bu kitabında yer alan Anamın Saatleri Karabay Kaçkınları İçinden Söven Çocuk Ayvaz Usta gibi hikayeleri çok zarif ve hassas duygular üstüne kurulmuş Anar Halk Yazıcısı İmdat Avşar Türk milletinin fakir çilekeş sessiz mağdur mazlum kendi kaderine terk edilmiş ama masumiyeti içindeki insani asaletlerini koruyan kanaatkar kalender zararsız Orta Anadolu Abdallarının yoksulluklarını hayata tutunma mücadelelerini acılarını verirken içinde geçtikleri büyük insani sınavları son derece gerçekçi ve etkileyici bir anlatımla ortaya koyuyor Nurullah Çetin

Kitap Yurdu

KESİT YAYINLARI

24.11.2015240 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

İmdat Avşar hikâyelerindeki varlıkların yoğun insanîleşme eğilimleri ondaki yoğun nesneleşme eğiliminden kaynaklanmaktadır Bu eğilim varlık ve nesnelerin diline karşı duyarlı bir ruh taşıyan yazarlara mahsus bir ayrıcalıktır Böyle müstesna bir ruha sahip olan biri bu yetisini muhakkak keşfeder ama yazarken ama okurken Hikâyelere bakınca Avşar ın bu yetisini yazarken keşfettiği ileri sürülebilir Zira öykü metinlerinde kelime cümle teşbih Biçiminde akan söz nehrinin ardında birdenbire yatağından taşan bir baş gösterip bir kaybolan ayrı bir dil ırmağı daha görülür Yazarın kuvve halinde olan bu yeni ırmağı öyküyü yazarken keşfettiği çok belirgindir Şu hakikati de teslim etmelidir ki kuvve halinde olanı kuvve halinde olanla bulursunuz zira yatağını bulamayan su derya olmaz İşaret ettiğimiz iki dil ırmağı arasında durmayan bir yazarın iki dilin çağıltısını aynı anda duyması mümkün değildir Bu noktada şu hükmü rahatlıkla verebiliriz kişinin açık dilini nesne alanına ve nesnenin gizli dilini insanî alana taşıyamayan hiçbir yazar büyük bir yazar olamaz Büyük yazar olmanın şartı iki dil arasında köprü olmaktan geçer İmdat Avşar ın duyuş ve üslubunu belirleyen şey bu iki dil arasında yer alışıdır ve bu duruş öğrenilen bir şey değildir Prof Dr Ziya Avşar