Sokağın Çığlığı — Faruk Demİr

Sokağın Çığlığı
Faruk DemİrErda Yayınları
Sokağın Çığlığı
Faruk DemİrEnes sanki fotoselli lambalarla donatılmış labirent şeklinde bir sahnede yürüyordu Adımını attıkça farklı bir lamba yanıyor yanan her lamba farklı bir sahneyi aydınlatıyordu Her sahnede farklı insanlar farklı hikâyeler vardı Bir sahnede Ali Asaf ve Muhsin başka bir sahnede hırpani en son sahnede ise polisler ve kaçan şahıs karşısına çıkmıştı Dışarıdaki hayat Enes in beklediği gibi çıkmamıştı Ruhunu hayal kırıklığı şaşkınlık ve tedirginlik sarmıştı Hayır Pişman değildi korkmuyordu da Kaderini yenecekti Hayat denen bu tiyatroda kendi seçmediği rolü oynamayacaktı Senaryoyu kendisi yazacaktı Tanıtım Bülteninden

Erda Yayınları
Hava kararmaya yüz tutmuş güneşin son ışıkları yıkık dökük duvarlar arasından sızarken o harabe ev adeta nefes alan bir canavar gibi bekliyordu Bu harabe ev aslında Hamit in gençleri tuzağına düşürdüğü ve tabutlarına ilk çiviyi çaktığı o lanet olası Metruk tan başkası değildi Mehmet bu karanlık kapıdan içeri adımını attığında sadece bir eve değil kendi sonuna doğru yürüdüğünü henüz bilmiyordu İçerideki duman kokusu sönmek üzere olan hayatları müjdeliyordu Mehmet şehrin en karanlık sokaklarında babasızlığın ve yoksulluğun soğuğuyla sertleşmiş bir ruh Hayatı hayatta kalma sanatından ibaret Mesut boğaz manzaralı bir evde aşırı korumacı bir anne ve işine aşık bir babanın gölgesinde solan bir kimlik Onun hapishanesi camdan ama parmaklıkları bir o kadar gerçek Kader bu iki farklı dünyayı hiç beklenmedik bir noktada geri dönüşü olmayan bir yolculukta birleştiriyor Biri hayata tutunmaya çalışırken açlıktan ölmek üzere diğeri ise sahip olduklarının ağırlığı altında boğuluyor Bu fırtınada alabora olmamak için tek bir yolları var Başkalarının yazdığı rolleri reddedip kendi iradelerine sahip çıkmak Çünkü bu devasa denizde ya kendi rotanı çizersin ya da derinliklerin sessizliğine gömülürsün Editör Notu Nudem Engin Tanıtım Bülteninden

Erda
Enes sanki fotoselli lambalarla donatılmış labirent şeklinde bir sahnede yürüyordu Adımını attıkça farklı bir lamba yanıyor yanan her lamba farklı bir sahneyi aydınlatıyordu Her sahnede farklı insanlar farklı hikâyeler vardı Bir sahnede Ali Asaf ve Muhsin başka bir sahnede hırpani en son sahnede ise polisler ve kaçan şahıs karşısına çıkmıştı Dışarıdaki hayat Enes in beklediği gibi çıkmamıştı Ruhunu hayal kırıklığı şaşkınlık ve tedirginlik sarmıştı Hayır Pişman değildi korkmuyordu da Kaderini yenecekti Hayat denen bu tiyatroda kendi seçmediği rolü oynamayacaktı Senaryoyu kendisi yazacaktı

Erda
Hava kararmaya yüz tutmuş güneşin son ışıkları yıkık dökük duvarlar arasından sızarken o harabe ev adeta nefes alan bir canavar gibi bekliyordu Bu harabe ev aslında Hamit in gençleri tuzağına düşürdüğü ve tabutlarına ilk çiviyi çaktığı o lanet olası Metruk tan başkası değildi Mehmet bu karanlık kapıdan içeri adımını attığında sadece bir eve değil kendi sonuna doğru yürüdüğünü henüz bilmiyordu İçerideki duman kokusu sönmek üzere olan hayatları müjdeliyordu Mehmet şehrin en karanlık sokaklarında babasızlığın ve yoksulluğun soğuğuyla sertleşmiş bir ruh Hayatı hayatta kalma sanatından ibaret Mesut boğaz manzaralı bir evde aşırı korumacı bir anne ve işine aşık bir babanın gölgesinde solan bir kimlik Onun hapishanesi camdan ama parmaklıkları bir o kadar gerçek Kader bu iki farklı dünyayı hiç beklenmedik bir noktada geri dönüşü olmayan bir yolculukta birleştiriyor Biri hayata tutunmaya çalışırken açlıktan ölmek üzere diğeri ise sahip olduklarının ağırlığı altında boğuluyor Bu fırtınada alabora olmamak için tek bir yolları var Başkalarının yazdığı rolleri reddedip kendi iradelerine sahip çıkmak Çünkü bu devasa denizde ya kendi rotanı çizersin ya da derinliklerin sessizliğine gömülürsün Editör Notu Nudem Engin

Erda Yayınları
Enes sanki fotoselli lambalarla donatılmış labirent şeklinde bir sahnede yürüyordu Adımını attıkça farklı bir lamba yanıyor yanan her lamba farklı bir sahneyi aydınlatıyordu Her sahnede farklı insanlar farklı hikâyeler vardı Bir sahnede Ali Asaf ve Muhsin başka bir sahnede hırpani en son sahnede ise polisler ve kaçan şahıs karşısına çıkmıştı Dışarıdaki hayat Enes in beklediği gibi çıkmamıştı Ruhunu hayal kırıklığı şaşkınlık ve tedirginlik sarmıştı Hayır Pişman değildi korkmuyordu da Kaderini yenecekti Hayat denen bu tiyatroda kendi seçmediği rolü oynamayacaktı Senaryoyu kendisi yazacaktı

ERDA YAYINEVİ
Hava kararmaya yüz tutmuş güneşin son ışıkları yıkık dökük duvarlar arasından sızarken o harabe ev adeta nefes alan bir canavar gibi bekliyordu Bu harabe ev aslında Hamit in gençleri tuzağına düşürdüğü ve tabutlarına ilk çiviyi çaktığı o lanet olası Metruk tan başkası değildi Mehmet bu karanlık kapıdan içeri adımını attığında sadece bir eve değil kendi sonuna doğru yürüdüğünü henüz bilmiyordu İçerideki duman kokusu sönmek üzere olan hayatları müjdeliyordu Mehmet şehrin en karanlık sokaklarında babasızlığın ve yoksulluğun soğuğuyla sertleşmiş bir ruh Hayatı hayatta kalma sanatından ibaret Mesut boğaz manzaralı bir evde aşırı korumacı bir anne ve işine aşık bir babanın gölgesinde solan bir kimlik Onun hapishanesi camdan ama parmaklıkları bir o kadar gerçek Kader bu iki farklı dünyayı hiç beklenmedik bir noktada geri dönüşü olmayan bir yolculukta birleştiriyor Biri hayata tutunmaya çalışırken açlıktan ölmek üzere diğeri ise sahip olduklarının ağırlığı altında boğuluyor Bu fırtınada alabora olmamak için tek bir yolları var Başkalarının yazdığı rolleri reddedip kendi iradelerine sahip çıkmak Çünkü bu devasa denizde ya kendi rotanı çizersin ya da derinliklerin sessizliğine gömülürsün Editör Notu Nudem Engin