MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Son Dönemin Mütefekkir Bir Mevlevi Şeyhi ve Şairi Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi Divan ı Miftahü l Ma arif fi Na ti l Avarif — Yusuf Babür

Son Dönemin Mütefekkir Bir Mevlevi Şeyhi ve Şairi Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi Divan ı Miftahü l Ma arif fi Na ti l Avarif
228,00
Araştırma İnceleme ReferansTürk Edebiyatıİnceleme

Son Dönemin Mütefekkir Bir Mevlevi Şeyhi ve Şairi Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi Divan ı Miftahü l Ma arif fi Na ti l Avarif

Yusuf Babür

Fenomen Yayıncılık

2019457 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Son Dönemin Mütefekkir Bir Mevlevi Şeyhi ve Şairi Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi Divan ı Miftahü l Ma arif fi Na ti l Avarif

Yusuf Babür

Osmanlı İmparatorluğu nun zor zamanlar geçirdiği son dönemlerinde Erzincan ın Kemah ilçesine bağlı Müşerkek köyünde doğan İbrahim Hakkı Arap asıllı bir aileye mensuptur Çocukluğundan itibaren çeşitli âlimlerin yanında eğitim gören İbrahim Hakkı gençliğinde Nakşibendiliğe meyletmiştir Ancak gördüğü bir rüyanın tesiriyle Mevlevilik yolunu seçmiş ve postnişinliğe kadar yükselmiştir Güçlü hitabeti ve ikna kabiliyeti sayesinde saray vaizliğine kadar yükselen İbrahim Hakkı bu görevde olduğu dönemde bozuklukları ve yöneticilerin zaaflarını dile getirmekten çekinmemiştir Bunun bir sonucu olarak da sürgün hayatına mahkûm edilmiştir Yokluk ve sürgünde geçen hayatına rağmen İslami kaidelerden vazgeçmemiştir Şiirlerinin muhtevası yazılış amacı ve yazıldığı dönem dikkate alındığında sanat kaygısı İbrahim Hakkı Efendi için ikinci plandadır Buna rağmen doğuştan gelen bir şairlik istidadı vardır İmparatorluğun her yanından maddi ve manevi çöküş çığlıkları yükselirken böylesine sert mizaçlı ve sözünü esirgemeyen bir Mevlevi şeyhinden sanat göstermek için şiir yazmasını beklemek doğru bir tutum olmayacaktır Allah aşkı ve peygamber sevgisi İbrahim Hakkı Efendi nin kişiliğinde çok ciddi tesirler bırakmıştır Sosyal hadiselere ve bozukluklara tepkisiz kalacak bir yapıya da sahip değildir İbrahim Hakkı Efendi nin samimi bir dil ve akıcı üslupla yazdığı şiirleri onun ciddi bir ayet ve hadis bilgisine sahip olduğunu göstermektedir Ayrıca İbrahim Hakkı Efendi nin şiirlerinde peygamber kıssaları astronomi tasavvuf bilgisi ve divan şiiri mazmunları da önemli bir yer tutmaktadır İmparatorluğun çöküşüne ve ardından Cumhuriyet in sancılı kuruluşuna şahit olan Kurtuluş Savaşı için cephede bizzat çarpışan İbrahim Hakkı ne yazık ki ilmî eserleriyle Mevlevi dedesi oluşuyla veya şairliğiyle değil de başka şekilde gündemde tutulmuştur İbrahim Hakkı Efendi nin Şapka Kanunu na muhalefetten İstiklal Mahkemeleri nde yargılanıp idama mahkûm edildiği idam kararı uygulanmadan bir hafta önce vefat edip köyüne defnedildiği durum tespitine gelen mahkeme heyeti tarafından kabrinin açılıp cesedinin darağacına çekildiği iddiası gündem oluşturmak amacıyla bir argüman olarak kullanılmıştır Malesef büyük çoğunluk gerçeği araştırmak yerine bu iddiayı koşulsuz kabul etme yolunu seçmiştir Çalışmanın giriş bölümünde Mevlana ve Mevleviliğe dair bilgi verilmiş Erzincan daki Mevlevilik hareketlerinden kısaca bahsedilmiştir Birinci bölümde Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi ve onun eserleri hakkındaki bilgiler aktarılmıştır Çalışmanın ikinci bölümünde ise divanın tenkitli metni transkripsiyonlu olarak sunulmuştur Nüshalara dair farklılıklar Arapça ve Farsça şiirlerin Türkçesi dipnotlarla açıklanmış ve metnin daha anlaşılır olması için çalışılmıştır İzahlar kısmında ise metinde geçen dinî tasavvufi kavramlar mitolojik terimler ayet ve hadis iktibasları açıklanmış zikredilen şahıslar ve mekânlar hakkında izahlara yer verilmiştir Çalışmanın en sonuna ise divanın yazma nüshasının tıpkıbasımı eklenmiştir Çalışmaya konu olan eser naatlardan müteşekkil ve klasik kafiye tertibine uygun bir divan olsa da yakın dönemde kaleme alınmıştır Yazma ve matbu nüshalarda sayfa numaralandırması yapılmış olduğu için varak numarası vermek yerine orijinal numaralandırmaya riayet edilmiştir

Kitap Sepeti
336,15

Fenomen Yayıncılık

2019457 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Osmanlı İmparatorluğu nun zor zamanlar geçirdiği son dönemlerinde Erzincan ın Kemah ilçesine bağlı Müşerkek köyünde doğan İbrahim Hakkı Arap asıllı bir aileye mensuptur Çocukluğundan itibaren çeşitli âlimlerin yanında eğitim gören İbrahim Hakkı gençliğinde Nakşibendiliğe meyletmiştir Ancak gördüğü bir rüyanın tesiriyle Mevlevilik yolunu seçmiş ve postnişinliğe kadar yükselmiştir Güçlü hitabeti ve ikna kabiliyeti sayesinde saray vaizliğine kadar yükselen İbrahim Hakkı bu görevde olduğu dönemde bozuklukları ve yöneticilerin zaaflarını dile getirmekten çekinmemiştir Bunun bir sonucu olarak da sürgün hayatına mahkûm edilmiştir Yokluk ve sürgünde geçen hayatına rağmen İslami kaidelerden vazgeçmemiştir Şiirlerinin muhtevası yazılış amacı ve yazıldığı dönem dikkate alındığında sanat kaygısı İbrahim Hakkı Efendi için ikinci plandadır Buna rağmen doğuştan gelen bir şairlik istidadı vardır İmparatorluğun her yanından maddi ve manevi çöküş çığlıkları yükselirken böylesine sert mizaçlı ve sözünü esirgemeyen bir Mevlevi şeyhinden sanat göstermek için şiir yazmasını beklemek doğru bir tutum olmayacaktır Allah aşkı ve peygamber sevgisi İbrahim Hakkı Efendi nin kişiliğinde çok ciddi tesirler bırakmıştır Sosyal hadiselere ve bozukluklara tepkisiz kalacak bir yapıya da sahip değildir İbrahim Hakkı Efendi nin samimi bir dil ve akıcı üslupla yazdığı şiirleri onun ciddi bir ayet ve hadis bilgisine sahip olduğunu göstermektedir Ayrıca İbrahim Hakkı Efendi nin şiirlerinde peygamber kıssaları astronomi tasavvuf bilgisi ve divan şiiri mazmunları da önemli bir yer tutmaktadır İmparatorluğun çöküşüne ve ardından Cumhuriyet in sancılı kuruluşuna şahit olan Kurtuluş Savaşı için cephede bizzat çarpışan İbrahim Hakkı ne yazık ki ilmî eserleriyle Mevlevi dedesi oluşuyla veya şairliğiyle değil de başka şekilde gündemde tutulmuştur İbrahim Hakkı Efendi nin Şapka Kanunu na muhalefetten İstiklal Mahkemeleri nde yargılanıp idama mahkûm edildiği idam kararı uygulanmadan bir hafta önce vefat edip köyüne defnedildiği durum tespitine gelen mahkeme heyeti tarafından kabrinin açılıp cesedinin darağacına çekildiği iddiası gündem oluşturmak amacıyla bir argüman olarak kullanılmıştır Malesef büyük çoğunluk gerçeği araştırmak yerine bu iddiayı koşulsuz kabul etme yolunu seçmiştir Çalışmanın giriş bölümünde Mevlana ve Mevleviliğe dair bilgi verilmiş Erzincan daki Mevlevilik hareketlerinden kısaca bahsedilmiştir Birinci bölümde Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi ve onun eserleri hakkındaki bilgiler aktarılmıştır Çalışmanın ikinci bölümünde ise divanın tenkitli metni transkripsiyonlu olarak sunulmuştur Nüshalara dair farklılıklar Arapça ve Farsça şiirlerin Türkçesi dipnotlarla açıklanmış ve metnin daha anlaşılır olması için çalışılmıştır İzahlar kısmında ise metinde geçen dinî tasavvufi kavramlar mitolojik terimler ayet ve hadis iktibasları açıklanmış zikredilen şahıslar ve mekanlar hakkında izahlara yer verilmiştir Çalışmanın en sonuna ise divanın yazma nüshasının tıpkıbasımı eklenmiştir Çalışmaya konu olan eser naatlardan müteşekkil ve klasik kafiye tertibine uygun bir divan olsa da yakın dönemde kaleme alınmıştır Yazma ve matbu nüshalarda sayfa numaralandırması yapılmış olduğu için varak numarası vermek yerine orijinal numaralandırmaya riayet edilmiştir

Ekin Kitap
340,20

Fenomen Yayıncılık

2019457 sf.
Ekin Kitap

Osmanlı İmparatorluğu nun zor zamanlar geçirdiği son dönemlerinde Erzincan ın Kemah ilçesine bağlı Müşerkek köyünde doğan İbrahim Hakkı Arap asıllı bir aileye mensuptur Çocukluğundan itibaren çeşitli âlimlerin yanında eğitim gören İbrahim Hakkı gençliğinde Nakşibendiliğe meyletmiştir Ancak gördüğü bir rüyanın tesiriyle Mevlevilik yolunu seçmiş ve postnişinliğe kadar yükselmiştir Güçlü hitabeti ve ikna kabiliyeti sayesinde saray vaizliğine kadar yükselen İbrahim Hakkı bu görevde olduğu dönemde bozuklukları ve yöneticilerin zaaflarını dile getirmekten çekinmemiştir Bunun bir sonucu olarak da sürgün hayatına mahkûm edilmiştir Yokluk ve sürgünde geçen hayatına rağmen İslami kaidelerden vazgeçmemiştir Şiirlerinin muhtevası yazılış amacı ve yazıldığı dönem dikkate alındığında sanat kaygısı İbrahim Hakkı Efendi için ikinci plandadır Buna rağmen doğuştan gelen bir şairlik istidadı vardır İmparatorluğun her yanından maddi ve manevi çöküş çığlıkları yükselirken böylesine sert mizaçlı ve sözünü esirgemeyen bir Mevlevi şeyhinden sanat göstermek için şiir yazmasını beklemek doğru bir tutum olmayacaktır Allah aşkı ve peygamber sevgisi İbrahim Hakkı Efendi nin kişiliğinde çok ciddi tesirler bırakmıştır Sosyal hadiselere ve bozukluklara tepkisiz kalacak bir yapıya da sahip değildir İbrahim Hakkı Efendi nin samimi bir dil ve akıcı üslupla yazdığı şiirleri onun ciddi bir ayet ve hadis bilgisine sahip olduğunu göstermektedir Ayrıca İbrahim Hakkı Efendi nin şiirlerinde peygamber kıssaları astronomi tasavvuf bilgisi ve divan şiiri mazmunları da önemli bir yer tutmaktadır İmparatorluğun çöküşüne ve ardından Cumhuriyet in sancılı kuruluşuna şahit olan Kurtuluş Savaşı için cephede bizzat çarpışan İbrahim Hakkı ne yazık ki ilmî eserleriyle Mevlevi dedesi oluşuyla veya şairliğiyle değil de başka şekilde gündemde tutulmuştur İbrahim Hakkı Efendi nin Şapka Kanunu na muhalefetten İstiklal Mahkemeleri nde yargılanıp idama mahkûm edildiği idam kararı uygulanmadan bir hafta önce vefat edip köyüne defnedildiği durum tespitine gelen mahkeme heyeti tarafından kabrinin açılıp cesedinin darağacına çekildiği iddiası gündem oluşturmak amacıyla bir argüman olarak kullanılmıştır Malesef büyük çoğunluk gerçeği araştırmak yerine bu iddiayı koşulsuz kabul etme yolunu seçmiştir Çalışmanın giriş bölümünde Mevlana ve Mevleviliğe dair bilgi verilmiş Erzincan daki Mevlevilik hareketlerinden kısaca bahsedilmiştir Birinci bölümde Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi ve onun eserleri hakkındaki bilgiler aktarılmıştır Çalışmanın ikinci bölümünde ise divanın tenkitli metni transkripsiyonlu olarak sunulmuştur Nüshalara dair farklılıklar Arapça ve Farsça şiirlerin Türkçesi dipnotlarla açıklanmış ve metnin daha anlaşılır olması için çalışılmıştır İzahlar kısmında ise metinde geçen dinî tasavvufi kavramlar mitolojik terimler ayet ve hadis iktibasları açıklanmış zikredilen şahıslar ve mekanlar hakkında izahlara yer verilmiştir Çalışmanın en sonuna ise divanın yazma nüshasının tıpkıbasımı eklenmiştir Çalışmaya konu olan eser naatlardan müteşekkil ve klasik kafiye tertibine uygun bir divan olsa da yakın dönemde kaleme alınmıştır Yazma ve matbu nüshalarda sayfa numaralandırması yapılmış olduğu için varak numarası vermek yerine orijinal numaralandırmaya riayet edilmiştir

Nobel Kitap
376,65

Fenomen Yayıncılık

2019457 sf.
16x24 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Osmanlı İmparatorluğu nun zor zamanlar geçirdiği son dönemlerinde Erzincan ın Kemah ilçesine bağlı Müşerkek köyünde doğan İbrahim Hakkı Arap asıllı bir aileye mensuptur Çocukluğundan itibaren çeşitli âlimlerin yanında eğitim gören İbrahim Hakkı gençliğinde Nakşibendiliğe meyletmiştir Ancak gördüğü bir rüyanın tesiriyle Mevlevilik yolunu seçmiş ve postnişinliğe kadar yükselmiştir Güçlü hitabeti ve ikna kabiliyeti sayesinde saray vaizliğine kadar yükselen İbrahim Hakkı bu görevde olduğu dönemde bozuklukları ve yöneticilerin zaaflarını dile getirmekten çekinmemiştir Bunun bir sonucu olarak da sürgün hayatına mahkûm edilmiştir Yokluk ve sürgünde geçen hayatına rağmen İslami kaidelerden vazgeçmemiştir Şiirlerinin muhtevası yazılış amacı ve yazıldığı dönem dikkate alındığında sanat kaygısı İbrahim Hakkı Efendi için ikinci plandadır Buna rağmen doğuştan gelen bir şairlik istidadı vardır İmparatorluğun her yanından maddi ve manevi çöküş çığlıkları yükselirken böylesine sert mizaçlı ve sözünü esirgemeyen bir Mevlevi şeyhinden sanat göstermek için şiir yazmasını beklemek doğru bir tutum olmayacaktır Allah aşkı ve peygamber sevgisi İbrahim Hakkı Efendi nin kişiliğinde çok ciddi tesirler bırakmıştır Sosyal hadiselere ve bozukluklara tepkisiz kalacak bir yapıya da sahip değildir İbrahim Hakkı Efendi nin samimi bir dil ve akıcı üslupla yazdığı şiirleri onun ciddi bir ayet ve hadis bilgisine sahip olduğunu göstermektedir Ayrıca İbrahim Hakkı Efendi nin şiirlerinde peygamber kıssaları astronomi tasavvuf bilgisi ve divan şiiri mazmunları da önemli bir yer tutmaktadır İmparatorluğun çöküşüne ve ardından Cumhuriyet in sancılı kuruluşuna şahit olan Kurtuluş Savaşı için cephede bizzat çarpışan İbrahim Hakkı ne yazık ki ilmî eserleriyle Mevlevi dedesi oluşuyla veya şairliğiyle değil de başka şekilde gündemde tutulmuştur İbrahim Hakkı Efendi nin Şapka Kanunu na muhalefetten İstiklal Mahkemeleri nde yargılanıp idama mahkûm edildiği idam kararı uygulanmadan bir hafta önce vefat edip köyüne defnedildiği durum tespitine gelen mahkeme heyeti tarafından kabrinin açılıp cesedinin darağacına çekildiği iddiası gündem oluşturmak amacıyla bir argüman olarak kullanılmıştır Malesef büyük çoğunluk gerçeği araştırmak yerine bu iddiayı koşulsuz kabul etme yolunu seçmiştir Çalışmanın giriş bölümünde Mevlana ve Mevleviliğe dair bilgi verilmiş Erzincan daki Mevlevilik hareketlerinden kısaca bahsedilmiştir Birinci bölümde Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi ve onun eserleri hakkındaki bilgiler aktarılmıştır Çalışmanın ikinci bölümünde ise divanın tenkitli metni transkripsiyonlu olarak sunulmuştur Nüshalara dair farklılıklar Arapça ve Farsça şiirlerin Türkçesi dipnotlarla açıklanmış ve metnin daha anlaşılır olması için çalışılmıştır İzahlar kısmında ise metinde geçen dinî tasavvufi kavramlar mitolojik terimler ayet ve hadis iktibasları açıklanmış zikredilen şahıslar ve mekanlar hakkında izahlara yer verilmiştir Çalışmanın en sonuna ise divanın yazma nüshasının tıpkıbasımı eklenmiştir Çalışmaya konu olan eser naatlardan müteşekkil ve klasik kafiye tertibine uygun bir divan olsa da yakın dönemde kaleme alınmıştır Yazma ve matbu nüshalarda sayfa numaralandırması yapılmış olduğu için varak numarası vermek yerine orijinal numaralandırmaya riayet edilmiştir