Son Oyun — Ahmet Altan

Son Oyun
Ahmet AltanEverest Yayınları
Son Oyun
Ahmet AltanDaha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun

Everest Yayınları
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun

Everest Yayınları
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun

Everest Yayınları
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun Sayfa Sayısı 416 Baskı Yılı 2013 Dili Türkçe Yayınevi Everest Yayınları

Everest Yayınları
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrının yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrının yasakladığı topraklara girmek için tanrının şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrının söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun

Everest Yayınları
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun

Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun

EVEREST YAYINLARI
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar AHMET ALTAN Sayfa Sayısı 408 SAYFA Yıl 2013

Everest
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun

Everest Yayınları
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun

Everest Yayınları
Daha orada o anda onun en tehlikeli yanının istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım Tanrı hep aynı emri verdi Şehvetten sakının bu emre uyamadık çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti kim Tanrı nın yarattıklarıyla baş edebilir ki hiçbirimiz edemedik en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı şehvetle boğuşmayı onu bastırmak için uğraşmayı ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik yenilsek de zayıf bir kalkanımız ince bir zırhımız oldu Şefkat öyle değildi Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz kuşku duymaz kaçması gerektiğini düşünmezdi Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş Tanrı nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı nın şefkatini bir Truva atı gibi kullanmayı öğrenmişti her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu Tanrı nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img