Sosyoloji Açısından Din — Yümni Sezen

Sosyoloji Açısından Din
Yümni SezenM. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Sosyoloji Açısından Din
Yümni SezenBu bir din sosyolojisi çalışmasıdır Özel maksadı dinin bütün temel sosyal müesseselerdeki müşterek tesirinin olup olmadığının araştırılmasıdır Çalışmamız dine ait genel ve fonksiyonel bilgilerden sonra yedi esas üzerinde toplanmıştır Ahlâk hukuk ekonomi san at teknoloji eğitim devlet ile dinin bağıntıları ayrı ayrı olmak üzere incelenmiştir Dinin bu müesseselerin herbiriyle münasebeti teker teker başlıbaşına geniş birer araştırma konusu olmakla beraber müşterek bir neticeyi görebilme imkânı için birlikte ele alınmıştır Bu yedi korelasyon araştırmasında müşterek neticeler gösterilmeye çalışılmıştır Dinin diğer sosyal müesseseler ile ayrılmaz bütünlüğü gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır İnsanların başlangıçtan beri dinî hayat içinde bulunmaları bir tarafa onun hakkında ayrıca araştırma yapmaları da çok eskidir İlkçağda Ortaçağ Batı ve İslâm dünyasında din hakkında araştırma ve düşünceler eksik olmamıştır Fakat din ile cemiyet münasebetlerinin köklü bir şekilde ele alınması yenidir ve sosyolojinin gelişmesinden sonra olmuştur Ancak bunun da başlangıcında din ve cemiyet münasebeti incelenirken dini cemiyetin bir yansıması şeklinde gösteren teoriler boldur Doktriner tek faktörcü tek modelci teorik sosyoloji bugün rağbet görmüyor Ancak bize bazı temel bilgileri vermiş olması bakımından kıymet ifade ediyor Fakat cemiyeti tanrılaştıran bir sosyolojiye ancak tebessüm ediliyor Dolayısiyle din ile cemiyet arasındaki bağlantıda eski hâkimiyet kalktı Bu konunun bir uzmanı şöyle der Din sosyolojisinde bütün mesele din ve toplum arasındaki karşılıklı münasebeti determinist değil rölativist bir tarzda yorumlamaktır Böylece dinin kökü baltalanmak yerine daha da sağlamlaşmış olur Sosyolojiyle meşgul bazılarının gerek dini izah ederken gerek din ile cemiyetin münâsebetini yorumlarken ilmî ve tarafsız olmak niyetiyle fakat daha büyük tarafgirliklere duçar olduklarına şahit oluyoruz Dini insan hayatından bağımsız tabiatüstü bir gerçek olarak almayalım derken sürekli değişen ve tenkitten yanlışlıklardan kurtulamamış ideolojilerin kurbanı olmuşlardır Ya Durkheim in cemiyeti tanrılaştırmasına asla ispat edilmemiş olan herşeyi toplumun doğuruculuğuna ya Marksizmin alt yapı ve şartlar nazariyesine yahut da Freud ve benzerlerinin biyo psikolojik determinizmine saplanmış farkında olmadan dinin arkasında bu gibi faktörler aramış gerçekte tarafsızlıkla ilgileri kalmamıştır Dini din olarak incelemekten çok tabiat cemiyet tarih şartlarına bağımlı bir olay olarak görmüş ve göstermişlerdir Mircae Eliade in dediği gibi şüphesiz tarihin dışında saf bir dinî olay mevcut değildir Çünkü hiçbir olay yoktur ki aynı zamanda tarihî olay olmasın Fakat dinî tecrübelerin tarihîliğini kabul etmek demek onları dinî olmayan birtakım davranış şekillerine indirmek anlamına gelmez Yani bir dinî verinin daima bir tarihî veri olduğunu benimsemek onu ekonomik sosyal ve politik bir tarihe inhisar ettirmek demek değildir İlmî tavırda elbet bazı hususlara dikkat celbedilecektir Fakat münhasıran meseleyi ircacı şekilde yorumlamak peşin hükümle metafizik yönünü dışarı atmak cemiyeti ve olayları ihmal eden din yorumları kadar ilim dışıdır Bu sosyolojinin metafizikle meşgul olması manâsına gelmez Fakat halk kitlelerine mal olan ve sürüp giden bir olayın köklerini ya hiç hüküm vermeden aksediş şekillerini ve doğurduğu neticeleri münâsebetler ve taşkilâtlar ağını araştırmalıdır ki buna dinî iktisadî içtimaî tarihî şartlar doğuruyor şeklindeki açık veya zımnî yargılardan kaçınmak da dahildir yahut köklerini bütün ihtimalleri gözönünde tutarak hiçbirini hariç tutmadan peşin hükümle reddetmeden bütün yönlerini hesaba katarak anlatmak icabeder ki metafizik kökler de buna dahildir İlmî olan tutum budur Din sosyolojisinde büyük çapta zihniyet değişikliği olduğunu biliyoruz Dine ama evrensel dine sosyal fonksiyonların vazgeçilmez en büyüğü olarak bakılmaktadır Kültür ve şahsiyet üst sistem

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayı
Son iki asırda Din Devlet münasebetleri sun i bir hassasiyet kazanmıştır Oysa ki Din ve Devlet münasebetlerinde bir muazaradan hatta bir hassasiyetten söz etmek yersizdir Devletin görevi hükümranlığıyla himaye ettiği küçük inanç gruplarına vicdani baskı uygulamadan ana dini grubun fıthi ve tabii seyrini bozmayarak ilmi seviyede ciddi ve kontrollü bir din eğitimi vermektedir Din devletlerin hayat kaynağıdır Tarihte bütün devletler din sayesinde kurulmuştur Çeşitli safhalarda din ve devlet ayniyet kazanmıştır Bugün gelişen organizasyon dini hayatın dışında da yüklenir olmuştur Ancak din ile devletin iştirak sahaları devam etmektedir Devletin fonksiyonları artarken dinin etkinliği de büyümektedir Çoğu kez üst üste çakışan bu fonsiyonlar bir bütünlük arzetmektedir Tanıtım Bülteninden

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı
Son iki asırda Din Devlet münasebetleri sun i bir hassasiyet kazanmıştır Oysa ki Din ve Devlet münasebetlerinde bir muazaradan hatta bir hassasiyetten söz etmek yersizdir Devletin görevi hükümranlığıyla himaye ettiği küçük inanç gruplarına vicdani baskı uygulamadan ana dini grubun fıthi ve tabii seyrini bozmayarak ilmi seviyede ciddi ve kontrollü bir din eğitimi vermektedir Din devletlerin hayat kaynağıdır Tarihte bütün devletler din sayesinde kurulmuştur Çeşitli safhalarda din ve devlet ayniyet kazanmıştır Bugün gelişen organizasyon dini hayatın dışında da yüklenir olmuştur Ancak din ile devletin iştirak sahaları devam etmektedir Devletin fonksiyonları artarken dinin etkinliği de büyümektedir Çoğu kez üst üste çakışan bu fonsiyonlar bir bütünlük arzetmektedir

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Bu bir din sosyolojisi çalışmasıdır Özel maksadı dinin bütün temel sosyal müesseselerdeki müşterek tesirinin olup olmadığının araştırılmasıdır Çalışmamız dine ait genel ve fonksiyonel bilgilerden sonra yedi esas üzerinde toplanmıştır Ahlâk hukuk ekonomi san at teknoloji eğitim devlet ile dinin bağıntıları ayrı ayrı olmak üzere incelenmiştir Dinin bu müesseselerin herbiriyle münasebeti teker teker başlıbaşına geniş birer araştırma konusu olmakla beraber müşterek bir neticeyi görebilme imkânı için birlikte ele alınmıştır Bu yedi korelasyon araştırmasında müşterek neticeler gösterilmeye çalışılmıştır Dinin diğer sosyal müesseseler ile ayrılmaz bütünlüğü gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır İnsanların başlangıçtan beri dinî hayat içinde bulunmaları bir tarafa onun hakkında ayrıca araştırma yapmaları da çok eskidir İlkçağda Ortaçağ Batı ve İslâm dünyasında din hakkında araştırma ve düşünceler eksik olmamıştır Fakat din ile cemiyet münasebetlerinin köklü bir şekilde ele alınması yenidir ve sosyolojinin gelişmesinden sonra olmuştur Ancak bunun da başlangıcında din ve cemiyet münasebeti incelenirken dini cemiyetin bir yansıması şeklinde gösteren teoriler boldur Doktriner tek faktörcü tek modelci teorik sosyoloji bugün rağbet görmüyor Ancak bize bazı temel bilgileri vermiş olması bakımından kıymet ifade ediyor Fakat cemiyeti tanrılaştıran bir sosyolojiye ancak tebessüm ediliyor Dolayısiyle din ile cemiyet arasındaki bağlantıda eski hâkimiyet kalktı Bu konunun bir uzmanı şöyle der Din sosyolojisinde bütün mesele din ve toplum arasındaki karşılıklı münasebeti determinist değil rölativist bir tarzda yorumlamaktır Böylece dinin kökü baltalanmak yerine daha da sağlamlaşmış olur Sosyolojiyle meşgul bazılarının gerek dini izah ederken gerek din ile cemiyetin münâsebetini yorumlarken ilmî ve tarafsız olmak niyetiyle fakat daha büyük tarafgirliklere duçar olduklarına şahit oluyoruz Dini insan hayatından bağımsız tabiatüstü bir gerçek olarak almayalım derken sürekli değişen ve tenkitten yanlışlıklardan kurtulamamış ideolojilerin kurbanı olmuşlardır Ya Durkheim in cemiyeti tanrılaştırmasına asla ispat edilmemiş olan herşeyi toplumun doğuruculuğuna ya Marksizmin alt yapı ve şartlar nazariyesine yahut da Freud ve benzerlerinin biyo psikolojik determinizmine saplanmış farkında olmadan dinin arkasında bu gibi faktörler aramış gerçekte tarafsızlıkla ilgileri kalmamıştır Dini din olarak incelemekten çok tabiat cemiyet tarih şartlarına bağımlı bir olay olarak görmüş ve göstermişlerdir Mircae Eliade in dediği gibi şüphesiz tarihin dışında saf bir dinî olay mevcut değildir Çünkü hiçbir olay yoktur ki aynı zamanda tarihî olay olmasın Fakat dinî tecrübelerin tarihîliğini kabul etmek demek onları dinî olmayan birtakım davranış şekillerine indirmek anlamına gelmez Yani bir dinî verinin daima bir tarihî veri olduğunu benimsemek onu ekonomik sosyal ve politik bir tarihe inhisar ettirmek demek değildir İlmî tavırda elbet bazı hususlara dikkat celbedilecektir Fakat münhasıran meseleyi ircacı şekilde yorumlamak peşin hükümle metafizik yönünü dışarı atmak cemiyeti ve olayları ihmal eden din yorumları kadar ilim dışıdır Bu sosyolojinin metafizikle meşgul olması manâsına gelmez Fakat halk kitlelerine mal olan ve sürüp giden bir olayın köklerini ya hiç hüküm vermeden aksediş şekillerini ve doğurduğu neticeleri münâsebetler ve taşkilâtlar ağını araştırmalıdır ki buna dinî iktisadî içtimaî tarihî şartlar doğuruyor şeklindeki açık veya zımnî yargılardan kaçınmak da dahildir yahut köklerini bütün ihtimalleri gözönünde tutarak hiçbirini hariç tutmadan peşin hükümle reddetmeden bütün yönlerini hesaba katarak anlatmak icabeder ki metafizik kökler de buna dahildir İlmî olan tutum budur Din sosyolojisinde büyük çapta zihniyet değişikliği olduğunu biliyoruz Dine ama evrensel dine sosyal fonksiyonların vazgeçilmez en büyüğü olarak bakılmaktadır Kültür ve şahsiyet üst sistem

MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ VAKFI
Son iki asırda Din Devlet münasebetleri sun i bir hassasiyet kazanmıştır Oysa ki Din ve Devlet münasebetlerinde bir muazaradan hatta bir hassasiyetten söz etmek yersizdir Devletin görevi hükümranlığıyla himaye ettiği küçük inanç gruplarına vicdani baskı uygulamadan ana dini grubun fıthi ve tabii seyrini bozmayarak ilmi seviyede ciddi ve kontrollü bir din eğitimi vermektedir Din devletlerin hayat kaynağıdır Tarihte bütün devletler din sayesinde kurulmuştur Çeşitli safhalarda din ve devlet ayniyet kazanmıştır Bugün gelişen organizasyon dini hayatın dışında da yüklenir olmuştur Ancak din ile devletin iştirak sahaları devam etmektedir Devletin fonksiyonları artarken dinin etkinliği de büyümektedir Çoğu kez üst üste çakışan bu fonsiyonlar bir bütünlük arzetmektedir

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı
Son iki asırda Din Devlet münasebetleri sun i bir hassasiyet kazanmıştır Oysa ki Din ve Devlet münasebetlerinde bir muazaradan hatta bir hassasiyetten söz etmek yersizdir Devletin görevi hükümranlığıyla himaye ettiği küçük inanç gruplarına vicdani baskı uygulamadan ana dini grubun fıthi ve tabii seyrini bozmayarak ilmi seviyede ciddi ve kontrollü bir din eğitimi vermektedir Din devletlerin hayat kaynağıdır Tarihte bütün devletler din sayesinde kurulmuştur Çeşitli safhalarda din ve devlet ayniyet kazanmıştır Bugün gelişen organizasyon dini hayatın dışında da yüklenir olmuştur Ancak din ile devletin iştirak sahaları devam etmektedir Devletin fonksiyonları artarken dinin etkinliği de büyümektedir Çoğu kez üst üste çakışan bu fonsiyonlar bir bütünlük arzetmektedir

İlahiyat Vakfı
Son iki asırda DİN DEVLET münasebetleri suni bir hassasiyet kazanmıştır Oysa ki DİN ve DEVLET her ikisi de tabii ve zarûri müesseselerdir Ne din devleti ne de devlet dini inkar edemez Bu itibarla DİN DEVLET münasebetlerinde bir muarazadan hatta bir hassasiyetten söz etmek yersizdir Devletin görevi hükümranlığıyla himaye ettiği küçük inanç gruplarına vicdani baskı uygulamadan ana dini grubun fıtri ve tabii seyrini bozmayarak ilmi seviyede ciddi ve kontrollü bir din eğitimi vermektir Din devletlerin hayat kaynağıdır Tarihte bütün devletler din sayesinde kurulmuştur Çeşitli safhalarda din ile devlet ayniyet kazanmıştır Bugün gelişen organizasyon dini hayatın dışında da yüklenir olmuştur Ancak din ile devletin iştirak sahaları devam etmektedir Devletin fonksiyonları artarken dinin etkinliği de büyümektedir Çoğu kez üst üste çakışan bu fonksiyonlar bir bütünlük arzetmektedir