Söylenmemiş Sözler — İclal Aydın

Söylenmemiş Sözler
İclal AydınArtemis Yayınları
Söylenmemiş Sözler
İclal AydınÜzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı İclal Aydın ın son kitabı Söylenmemiş Sözler anlatım dili ve kurgusuyla okurlar tarafından çok beğenilmiştir Urla da birkaç karakter üzerinden ilerleyen Söylenmemiş Sözler kitabının konusu yarım kalmış bir aşk hikâyesidir En çok satan kitaplar arasında da yer alan Söylenmemiş Sözler kitabını okuyarak söylenmemiş sözlerin acısını hissedebilirsiniz

Artemis Yayınları
Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı

Artemis Yayınları
Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı

Artemis Yayınları
Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı Tanıtım Bülteninden

Artemis Yayınları
Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı

Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı Yazar İclal Aydın Sayfa Sayısı 416 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Kasım 2021 Kağıt Cinsi 1 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık

ARTEMİS YAYINLARI
Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı

ARTEMİS YAYINLARI
Söylenmemiş Sözler Kitap Açıklaması Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı Yayınevi ARTEMİS YAYINLARI Yazar İCLAL AYDIN Sayfa Sayısı 409 SAYFA Yıl 2021

Artemis
Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı

Artemis Yayınları
Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı

Artemis Yayınları
Artemis Yayınları Söylenmemiş SözlerÜzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı

Artemis Yayınları
Üzüm ve zeytinin yağ bal ve şarap küplerinin kadırgaların binbir şifalı otun en eski vatanı Urla Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası Bir zamanların efsane gazetecisi dünyaya küskün Oktay Onur Yortan ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye Urla daki o evin fotoğraflarından gülümseyen sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona ya ait Nona nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde Nona sadece onlara değil bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor Acı dediğin taş insan dediğin su gibidir Taşın üstünden kayar gider toprağa karışır Taşa her vurduğunda acır canın Ama toprakla buluştukça acın azalır Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler ne hayatlar dirilmiş Hem su deyip geçme o su taşı bile aşındırıp yıpratır Peki ya Oktay Bey Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık derken haklı mı Tanıtım Bülteninden