Su Dağları Çeçenya Ah Çeçenya — Cahit Okçu

Su Dağları Çeçenya Ah Çeçenya
Cahit OkçuBİREY YAYINLARI
Su Dağları Çeçenya Ah Çeçenya
Cahit OkçuBu roman Ellerden işaret parmaklarına çatık kaşlardan tebes süme yol bulmuşların romanıdır Zarı ince olan yüreklerin kanadığı yıllara ait Dünyadaki birkaç ülkeden biri Burası Çeçenya Evet Bu ülke öyle bir denizdi ki balıktan çok olta atılmıştı içine Emperyalistler şaraplı dudaklarını onların haritalarıyla siliyordu Azizler üzüm topluyor şeytanlar şarap yapıyordu Ama herkesin bir hesabı vardı şüphesiz Sisin arkasında yaşanan bir soykırım Böyle bir dünyada umut ne yapsın kim ad versin bu yazıklara İşte böyle bir dünya Bir daha Ne soğuk gecelerde üşüdüler ne yazdan kalma kuru çalıların dikeni battı parmaklarına Ne çaydanlıklara çamur sıvadı namlu tutan eller Ne camların gerisinde beklediler nede aç günler geçireceklerdi artık Kenger kurusundan un yapmakta yoktu hani Taşlara yaslanmakta Neydi o yetim başlı tasalar al işte Bardağın taşa çalınışı gibi gönlüde çoktan yüreğe çarpmışlardı

Birey Yayıncılık

Birey Yayıncılık
Bu roman Ellerden işaret parmaklarına çatık kaşlardan tebes süme yol bulmuşların romanıdır Zarı ince olan yüreklerin kanadığı yıllara ait Dünyadaki birkaç ülkeden biri Burası Çeçenya Evet Bu ülke öyle bir denizdi ki balıktan çok olta atılmıştı içine Emperyalistler şaraplı dudaklarını onların haritalarıyla siliyordu Azizler üzüm topluyor şeytanlar şarap yapıyordu Ama herkesin bir hesabı vardı şüphesiz Sisin arkasında yaşanan bir soykırım Böyle bir dünyada umut ne yapsın kim ad versin bu yazıklara İşte böyle bir dünya Bir daha Ne soğuk gecelerde üşüdüler ne yazdan kalma kuru çalıların dikeni battı parmaklarına Ne çaydanlıklara çamur sıvadı namlu tutan eller Ne camların gerisinde beklediler nede aç günler geçireceklerdi artık Kenger kurusundan un yapmakta yoktu hani Taşlara yaslanmakta Neydi o yetim başlı tasalar al işte Bardağın taşa çalınışı gibi gönlüde çoktan yüreğe çarpmışlardı
Su Dağları Çeçenya Ah Çeçenya
Cahit Okçu
Birey Yayıncılık
Bu roman Ellerden işaret parmaklarına çatık kaşlardan tebes süme yol bulmuşların romanıdır Zarı ince olan yüreklerin kanadığı yıllara ait Dünyadaki birkaç ülkeden biri Burası Çeçenya Evet Bu ülke öyle bir denizdi ki balıktan çok olta atılmıştı içine Emperyalistler şaraplı dudaklarını onların haritalarıyla siliyordu Azizler üzüm topluyor şeytanlar şarap yapıyordu Ama herkesin bir hesabı vardı şüphesiz Sisin arkasında yaşanan bir soykırım Böyle bir dünyada umut ne yapsın kim ad versin bu yazıklara İşte böyle bir dünya Bir daha Ne soğuk gecelerde üşüdüler ne yazdan kalma kuru çalıların dikeni battı parmaklarına Ne çaydanlıklara çamur sıvadı namlu tutan eller Ne camların gerisinde beklediler nede aç günler geçireceklerdi artık Kenger kurusundan un yapmakta yoktu hani Taşlara yaslanmakta Neydi o yetim başlı tasalar al işte Bardağın taşa çalınışı gibi gönlüde çoktan yüreğe çarpmışlardı

Birey Yayıncılık

Birey Yayıncılık
Bu roman Ellerden işaret parmaklarına çatık kaşlardan tebes süme yol bulmuşların romanıdır Zarı ince olan yüreklerin kanadığı yıllara ait Dünyadaki birkaç ülkeden biri Burası Çeçenya Evet Bu ülke öyle bir denizdi ki balıktan çok olta atılmıştı içine Emperyalistler şaraplı dudaklarını onların haritalarıyla siliyordu Azizler üzüm topluyor şeytanlar şarap yapıyordu Ama herkesin bir hesabı vardı şüphesiz Sisin arkasında yaşanan bir soykırım Böyle bir dünyada umut ne yapsın kim ad versin bu yazıklara İşte böyle bir dünya Bir daha Ne soğuk gecelerde üşüdüler ne yazdan kalma kuru çalıların dikeni battı parmaklarına Ne çaydanlıklara çamur sıvadı namlu tutan eller Ne camların gerisinde beklediler nede aç günler geçireceklerdi artık Kenger kurusundan un yapmakta yoktu hani Taşlara yaslanmakta Neydi o yetim başlı tasalar al işte Bardağın taşa çalınışı gibi gönlüde çoktan yüreğe çarpmışlardı

Birey
Bu roman Ellerden işaret parmaklarına çatık kaşlardan tebessüme yol bulmuşların romanıdır Zarı ince olan yüreklerin kanadığı yıllara ait Dünyadaki birkaç ülkeden biri Burası Çeçenya Evet Bu ülke öyle bir denizdi ki balıktan çok olta atılmıştı içine Emperyalistler şaraplı dudaklarını onların haritalarıyla siliyordu Azizler üzüm topluyor şeytanlar şarap yapıyordu Ama herkesin bir hesabı vardı şüphesiz Sisin arkasında yaşanan bir soykırım Böyle bir dünyada umut ne yapsın kim ad versin bu yazıklara İşte böyle bir dünya Bir daha Ne soğuk gecelerde üşüdüler ne yazdan kalma kuru çalıların dikeni battı parmaklarına Ne çaydanlıklara çamur sıvadı namlu tutan eller Ne camların gerisinde beklediler nede aç günler geçireceklerdi artık Kenger kurusundan un yapmakta yoktu hani Taşlara yaslanmakta Neydi o yetim başlı tasalar al işte Bardağın taşa çalınışı gibi gönlüde çoktan yüreğe çarpmışlardı Tanıtım Yazısı ndan