MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Şükrü Erbaş Seti — Şükrü Erbaş

Şükrü Erbaş Seti
93,60
Edebiyat Setleri

Şükrü Erbaş Seti

Şükrü Erbaş

Kırmızı Kedi Yayınevi

Kitapevi

Şükrü Erbaş Seti

Şükrü Erbaş

Bütün Şiirleri 1 O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor 200 Sayfa Bütün Şiirleri 2 Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gu n boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bu tu n babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya 176 Sayfa Bütün Şiirleri 3 Güneş tanrım Yağmur annem Toprak ömrüm Bir su damlasından sonsuzluk veren hayat bir su damlasına kur mezarımı Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz güneşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu rüzgâr Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bütün acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya 208 Sayfa İnsanın Acısını İnsan Alır Ayrılık ne biliyor musun Ne araya yolların girmesi ne kapanan kapılar ne yıldız kayması gecede ne güz ne ceplerde tren tarifesi ne de turna katarı gökte İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek Birdenbire büyümesi gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde Saçına rüzgâr sesine ışık düşürememek kimsenin Parmaklarını sözüne pınar edememek Uzaklarda bir adamın üşümesi bir kadın dağlara daldıkça Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması Ayrılık o küçük ölüm usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan 256 Sayfa Yaşıyoruz Sessizce İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin Bu kitap bizim sagu mersiye ağıt geleneğimize göç edeni de burada tutan yaşatan yepyeni bir özellik getiriyor Üç kadim kavram yaşamın üç büyük izleği aşk yalnızlık ve ölüm şiirden şiire iç içe geçerek birbirinin kapısını çalıyor Sonra üçü birlikte gelip hepimizin hayatına doluyor Yaşıyoruz Sessizce aşkın emeğin ve dünyanın ölümle bir daha yüceltildiği bir varoluş simyası Şeref Bilsel Sarkaç durdu Kapı yok Ayna buğulanmıyor Tanrı bitti Ölüm değil büyük ceza Her zerresi yalnızlık Bir dünyayı sevmek hâlâ Ayrılık burcum Parmaklarım birer mihrap çırası Gövdem bitene kadar tüteceğim başında Tanıtım Bülteninden 84 Sayfa