Sultan 2 Abdulhamit — Şaban Çibir

Sultan 2 Abdulhamit
Şaban ÇibirParola Yayınları
Sultan 2 Abdulhamit
Şaban ÇibirŞaban Çibir tarafından kaleme alınan Sultan 3 Ahmet Parola Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Sultan 3 Ahmet Şaban Çibir Kitap Özeti Demirbaş Şarlın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşaya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarla zorluklar çıka ran Abdurrahman Paşanın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarla pek güzelce bir at ve pek güzel do nanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşaya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilme miştir Kralın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstan buldan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi Yayınevi Parola Yayınları Yazar Şaban Çibir Sayfa 144 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ağustos 2016 Barkod 9786059121729 Kategori Önemli Olaylar ve Biyografi Otobiyografi Tarihsel Romanlar

Parola Yayınları
Sultan İbrahim bazen Edirne ye gider bazen da İstanbul da ayak divanı yapıp halkın şikayetlerini dinlerdi Bir seferinde Edirne ye gittiğinde şöyle tellal bağırttı Padişah fermanıdır duyduk duymadık demeyin Yarın ayak divanı olacaktır Kimin kimden şikayeti varsa gelsin Padişah efendimize söylesin Duyduk duymadık demeyin Ertesi gün ayak divanı oldu ve Padişah halkın karşısına çıktı Kalabalığa Ben dahil kimseden şikâyetiniz var mı diye sordu Halktan biri ileri çıktı Padişah ı selamladıktan sonra Padişah ım Benim şikayetim vardır deyince Sultan Söyle de tedbir edelim Şikâyetinde haklıysan haksızı cezalandıralım dedi O adam Padişah ım Kerim Ağa denen eşkıya bana zulmetti Malımı mülkümü alıp çoluk çocuğumla sokaklara attı Memleketin varlıklı ailelerinden iken en varlıksızı oldum Bir lokmaya muhtaç hale geldim Sözümü doğrulayacak şahitlerim vardır dedi Padişah şahitleri de dinledikten sonra Kerim Ağa yı buldurup getirtti ve ona tatlı ve yumuşak bir sesle Ağa Hakkında şikâyet var Eşkıyalığa bulaşıp mazlumları soyar mallarını alarak sokaklara atarmışsın Doğru mudur diye sordu Padişah ım ben yeniçeriyim Kerim Ağanın böyle densizce bağırması üzerine Sultan İbrahim in gözü döndü beynine kan sıçradı Ortalık buz kesti Padişahın içinde fırtınalar koptu herkes merakla ne olacağını beklerken Sultan İbrahim bir hışım ve öfkeyle tahtından kalkıp adamın yakasından tutarak yere çarptı ve şöyle dedi Bre densiz Sen yeniçeri isen ben de Padişahım Ne zamandan beri ayaklar baş olma sevdasına düştü Yeniçeri olmazsan padişah ol ne fark eder Bu rütbeler başkasının hakkını gasp etmek için midir yoksa onların hakkını korumak için midir Osmanlı hak yemez yedirmez Cezanı çekeceksin

Parola Yayınları
İstanbul un cevabı Sultan Mustafa yı hiç de şaşırtmadı o böyle bir cevabı bekliyordu Son devirlerde başa geçen padişahlar sarayda oturmaya alışmışlar savaşları sadrazamlar komutanlar yürütür duruma gelmişti Fakat Sultan Mustafa başkaydı Başka olduğunu fermanıyla göstermişti ama bunu anlayan olmamıştı Padişah kararlarında ciddiydi ve dediğini yapmak niyetindeydi Bunu da İstanbul dan gelen cevaba verdiği karşılıkta görüyoruz Sultan Mustafa iradesini şu hatt ı hümayun ile açıkladı Bana hazine lazım değil Kuru ekmek yerim Vücudumu din uğruna feda ederim Her ne denlü meşakkat arz olunsa sabr ve tahammül ederim Hizmet i ibadullah halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem elbette sefere bizzat çıkarım Bu hatt ı hümayunlar devlet adamlarını alimleri kumandanları askerleri ve ahaliyi ziyadesiyle sevindirdi İstanbul cevabı hazırlarken o zaman kadar yaşananlar ve uygulamaları göz önünde bulundurmuşlardı Hani padişahın da kendileri gibi düşünebileceğini düşündükleri teyit ettirmek niyetinde olduğunu göz önünde bulundurmuşlardı Fakat hiç de öyle olmamıştı Bu duruma ziyadesiyle sevinen devlet erkanı Sultan Mustafa ya yardımcı olmak için derhal hazırlıklara başladılar Sarayda saray dışında bütün yurtta bir hareket bir sevinç dalgası yayıldı Umutlar yeniden yeşermeye başladı

Parola Yayınları
Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan 2 Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı

Parola Yayınları
Demirbaş Şarl ın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşa ya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarl a zorluklar çıka ran Abdurrahman Paşa nın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarl a pek güzelce bir at ve pek güzel do nanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşa ya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilme miştir Kral ın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstan bul dan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi

Parola Yayınları
İstanbul un cevabı Sultan Mustafa yı hiç de şaşırtmadı o böyle bir cevabı bekliyordu Son devirlerde başa geçen padişahlar sarayda oturmaya alışmışlar savaşları sadrazamlar komutanlar yürütür duruma gelmişti Fakat Sultan Mustafa başkaydı Başka olduğunu fermanıyla göstermişti ama bunu anlayan olmamıştı Padişah kararlarında ciddiydi ve dediğini yapmak niyetindeydi Bunu da İstanbul dan gelen cevaba verdiği karşılıkta görüyoruz Sultan Mustafa iradesini şu hatt ı hümayun ile açıkladı Bana hazine lazım değil Kuru ekmek yerim Vücudumu din uğruna feda ederim Her ne denlü meşakkat arz olunsa sabr ve tahammül ederim Hizmet i ibadullah halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem elbette sefere bizzat çıkarım Bu hatt ı hümayunlar devlet adamlarını alimleri kumandanları askerleri ve ahaliyi ziyadesiyle sevindirdi İstanbul cevabı hazırlarken o zaman kadar yaşananlar ve uygulamaları göz önünde bulundurmuşlardı Hani padişahın da kendileri gibi düşünebileceğini düşündükleri teyit ettirmek niyetinde olduğunu göz önünde bulundurmuşlardı Fakat hiç de öyle olmamıştı Bu duruma ziyadesiyle sevinen devlet erkanı Sultan Mustafa ya yardımcı olmak için derhal hazırlıklara başladılar Sarayda saray dışında bütün yurtta bir hareket bir sevinç dalgası yayıldı Umutlar yeniden yeşermeye başladı

Parola Yayınları
Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan 2 Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı

Parola Yayınları
Sultan İbrahim bazen Edirne ye gider bazen da İstanbul da ayak divanı yapıp halkın şikayetlerini dinlerdi Bir seferinde Edirne ye gittiğinde şöyle tellal bağırttı Padişah fermanıdır duyduk duymadık demeyin Yarın ayak divanı olacaktır Kimin kimden şikayeti varsa gelsin Padişah efendimize söylesin Duyduk duymadık demeyin Ertesi gün ayak divanı oldu ve Padişah halkın karşısına çıktı Kalabalığa Ben dahil kimseden şikâyetiniz var mı diye sordu Halktan biri ileri çıktı Padişah ı selamladıktan sonra Padişah ım Benim şikayetim vardır deyince Sultan Söyle de tedbir edelim Şikâyetinde haklıysan haksızı cezalandıralım dedi O adam Padişah ım Kerim Ağa denen eşkıya bana zulmetti Malımı mülkümü alıp çoluk çocuğumla sokaklara attı Memleketin varlıklı ailelerinden iken en varlıksızı oldum Bir lokmaya muhtaç hale geldim Sözümü doğrulayacak şahitlerim vardır dedi Padişah şahitleri de dinledikten sonra Kerim Ağa yı buldurup getirtti ve ona tatlı ve yumuşak bir sesle Ağa Hakkında şikâyet var Eşkıyalığa bulaşıp mazlumları soyar mallarını alarak sokaklara atarmışsın Doğru mudur diye sordu Padişah ım ben yeniçeriyim Kerim Ağanın böyle densizce bağırması üzerine Sultan İbrahim in gözü döndü beynine kan sıçradı Ortalık buz kesti Padişahın içinde fırtınalar koptu herkes merakla ne olacağını beklerken Sultan İbrahim bir hışım ve öfkeyle tahtından kalkıp adamın yakasından tutarak yere çarptı ve şöyle dedi Bre densiz Sen yeniçeri isen ben de Padişahım Ne zamandan beri ayaklar baş olma sevdasına düştü Yeniçeri olmazsan padişah ol ne fark eder Bu rütbeler başkasının hakkını gasp etmek için midir yoksa onların hakkını korumak için midir Osmanlı hak yemez yedirmez Cezanı çekeceksin

Parola Yayınları
Demirbaş Şarl ın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşa ya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarl a zorluklar çıka ran Abdurrahman Paşa nın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarl a pek güzelce bir at ve pek güzel do nanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşa ya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilme miştir Kral ın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstan bul dan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi

Parola Yayınları
Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan II Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı

Parola Yayınları
Sultan İbrahim bazen Edirne ye gider bazen da İstanbul da ayak divanı yapıp halkın şikâyetlerini dinlerdi Bir seferinde Edirne ye gittiğinde şöyle tellal bağırttı Padişah fermanıdır duyduk duymadık demeyin Yarın ayak divanı olacaktır Kimin kimden şikâyeti varsa gelsin Padişah efendimize söylesin Duyduk duymadık demeyin Ertesi gün ayak divanı oldu ve Padişah halkın karşısına çıktı Kalabalığa Ben dâhil kimseden şikâyetiniz var mı diye sordu Halktan biri ileri çıktı Padişah ı selamladıktan sonra Padişah ım Benim şikâyetim vardır deyince Sultan Söyle de tedbir edelim Şikâyetinde haklıysan haksızı cezalandıralım dedi O adam Padişah ım Kerim Ağa denen eşkıya bana zulmetti Malımı mülkümü alıp çoluk çocuğumla sokaklara attı Memleketin varlıklı ailelerinden iken en varlıksızı oldum Bir lokmaya muhtaç hale geldim Sözümü doğrulayacak şahitlerim vardır dedi Padişah şahitleri de dinledikten sonra Kerim Ağa yı buldurup getirtti ve ona tatlı ve yumuşak bir sesle Ağa Hakkında şikâyet var Eşkıyalığa bulaşıp mazlumları soyar mallarını alarak sokaklara atarmışsın Doğru mudur diye sordu Padişah ım ben yeniçeriyim Kerim Ağanın böyle densizce bağırması üzerine Sultan İbrahim in gözü döndü beynine kan sıçradı Ortalık buz kesti Padişahın içinde fırtınalar koptu herkes merakla ne olacağını beklerken Sultan İbrahim bir hışım ve öfkeyle tahtından kalkıp adamın yakasından tutarak yere çarptı ve şöyle dedi Bre densiz Sen yeniçeri isen ben de Padişahım Ne zamandan beri ayaklar baş olma sevdasına düştü Yeniçeri olmazsan padişah ol ne fark eder Bu rütbeler başkasının hakkını gasp etmek için midir yoksa onların hakkını korumak için midir Osmanlı hak yemez yedirmez Cezanı çekeceksin

Parola Yayınları
Demirbaş Şarl ın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşa ya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarl a zorluklar çıkaran Abdurrahman Paşa nın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarl a pek güzelce bir at ve pek güzel donanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşa ya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilmemiştir Kral ın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstanbul dan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi

Parola Yayınları
İstanbul un cevabı Sultan Mustafa yı hiç de şaşırtmadı o böyle bir cevabı bekliyordu Son devirlerde başa geçen padişahlar sarayda oturmaya alışmışlar savaşları sadrazamlar komutanlar yürütür duruma gelmişti Fakat Sultan Mustafa başkaydı Başka olduğunu fermanıyla göstermişti ama bunu anlayan olmamıştı Padişah kararlarında ciddiydi ve dediğini yapmak niyetindeydi Bunu da İstanbul dan gelen cevaba verdiği karşılıkta görüyoruz Sultan Mustafa iradesini şu hatt ı hümayun ile açıkladı Bana hazine lazım değil Kuru ekmek yerim Vücudumu din uğruna feda ederim Her ne denlü meşakkat arz olunsa sabr ve tahammül ederim Hizmet i ibadullah halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem elbette sefere bizzat çıkarım Bu hatt ı hümayunlar devlet adamlarını alimleri kumandanları askerleri ve ahaliyi ziyadesiyle sevindirdi İstanbul cevabı hazırlarken o zaman kadar yaşananlar ve uygulamaları göz önünde bulundurmuşlardı Hani padişahın da kendileri gibi düşünebileceğini düşündükleri teyit ettirmek niyetinde olduğunu göz önünde bulundurmuşlardı Fakat hiç de öyle olmamıştı Bu duruma ziyadesiyle sevinen devlet erkanı Sultan Mustafa ya yardımcı olmak için derhal hazırlıklara başladılar Sarayda saray dışında bütün yurtta bir hareket bir sevinç dalgası yayıldı Umutlar yeniden yeşermeye başladı

Parola Yayınları
Demirbaş Şarl ın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşa ya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarl a zorluklar çıkaran Abdurrahman Paşa nın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarl a pek güzelce bir at ve pek güzel donanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşa ya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilmemiştir Kral ın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstanbul dan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 144 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Parola Yayınları

Parola Yayınları
Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan II Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 136 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Parola Yayınları

Parola Yayınları
Osmanlı İmparatorluğu nun 34 padişahı ve çöküş sürecindeki devlette mutlak hakimiyet sağlayan son padişah Tahtta kaldığı yıllarda imparatorluk dağılma dönemini yaşadı başta Balkanlar olmak üzere çeşitli bölgelerde çıkan isyanlara ve Rusya İmparatorluğu na karşı kaybedilen 93 Harbi ne tanıklık etti 31 Ağustos 1876 da tahta çıktı ve 1908 Jön Türk Devrimi nden kısa bir süre sonra 27 Nisan 1909 da tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti Meşrutiyet yanlısı Genç Osmanlılar ile yaptığı anlaşma sonucunda 23 Aralık 1876 da ilk Osmanlı anayasasını ilan etti ve böylece ülkenin demokratikleşme sürecini destekleyeceği izlenimini verdi Ancak kısa bir süre sonra meclis ile yaşadığı anlaşmazlıkları öne sürerek 1878 de meclisi kapattı Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı

Parola Yayınları
Osmanlı İmparatorluğu nun 34 padişahı ve çöküş sürecindeki devlette mutlak hakimiyet sağlayan son padişah Tahtta kaldığı yıllarda imparatorluk dağılma dönemini yaşadı başta Balkanlar olmak üzere çeşitli bölgelerde çıkan isyanlara ve Rusya İmparatorluğu na karşı kaybedilen 93 Harbi ne tanıklık etti 31 Ağustos 1876 da tahta çıktı ve 1908 Jön Türk Devrimi nden kısa bir süre sonra 27 Nisan 1909 da tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti Meşrutiyet yanlısı Genç Osmanlılar ile yaptığı anlaşma sonucunda 23 Aralık 1876 da ilk Osmanlı anayasasını ilan etti ve böylece ülkenin demokratikleşme sürecini destekleyeceği izlenimini verdi Ancak kısa bir süre sonra meclis ile yaşadığı anlaşmazlıkları öne sürerek 1878 de meclisi kapattı Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı

Parola Yayınları
Tahta çıktığında Osmanlı Devleti tam bir bunalımın eşiğindeydi Karadağ ve Sırbistan da savaş aleyhimize dönmüş Bosna Hersek ve Girit te ayaklanmalar çıkmış mali kriz son haddine varmıştı Bu arada sadrazam Mithat Paşa ve arkadaşlarının isteği üzerine 23 Aralık 1876 da Birinci Meşrutiyet ilan edildi Ancak gayrimüslimlerin dahi yer aldığı Meclis i Mebusan ın ilk işi Rusya ya harp ilanı oldu 93 harbi diye tarihe geçen bu savaş Osmanlı Devleti için tam bir felaket getirdi Ruslar İstanbul önlerine kadar geldi Bir milyondan fazla Türk Bulgaristan dan İstanbul a hicret etti Mütareke isteyen Sultan Abdülhamid ilk iş olarak devleti parçalanma ve yok olma yoluna doğru götüren Meclis i Mebusan ı kapattı 13 Şubat 1878 ve devlet idaresini eline aldı Ayastefanos antlaşması ile Osmanlı Devleti Makedonya Batı Trakya Kırklareli Kars Ardahan ve Batum u kaybediyordu Ancak İngiltere ile anlaşan Abdülhamid Han Kıbrıs ın idaresini onlara bırakmak şartıyla yeniden topladığı Berlin Konferansı nda kaybedilen toprakların bir kısmına sahip oldu II Abdülhamid Türk ün özünün ve temel varlığının hakkı gasp edilmiş mağdur kurtarıcısıdır Abdülhamid Tanzimat sonrasındaki Batı ya kontrolsüz körü körüne yönelişin karşısında inatla duran kök ve cevherin müdafaasını son bir gayretle yapan muazzam bir şahsiyettir Abdülhamid i anlamak sayesinde yüzlerdeki maskeler düşecek ve onu bir anahtar gibi kullanarak bizi bu karanlık ve şahsiyetsiz ortama getirenlerin içyüzleri ortaya dökülecektir Abdülhamid hakkında söylenen her olumsuz iddiayı tersine çevirdiğimizde doğruyu bulacağızdır Yani bir tür turnusol kağıdıdır Abdülhamid Bu yorumların yalanını ayıklayıp onun üzerine bina ettiği yapıyı yeniden ayakları üzerine oturttuğumuzda hakikat ayan beyan ortaya çıkacaktır Abdülhamid i anlamak her şeyi anlamak olacaktır

Parola Yayınları
Demirbaş Şarl ın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşa ya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarl a zorluklar çıka ran Abdurrahman Paşa nın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarl a pek güzelce bir at ve pek güzel do nanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşa ya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilme miştir Kral ın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstan bul dan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi

Parola Yayınları
İstanbul un cevabı Sultan Mustafa yı hiç de şaşırtmadı o böyle bir cevabı bekliyordu Son devirlerde başa geçen padişahlar sarayda oturmaya alışmışlar savaşları sadrazamlar komutanlar yürütür duruma gelmişti Fakat Sultan Mustafa başkaydı Başka olduğunu fermanıyla göstermişti ama bunu anlayan olmamıştı Padişah kararlarında ciddiydi ve dediğini yapmak niyetindeydi Bunu da İstanbul dan gelen cevaba verdiği karşılıkta görüyoruz Sultan Mustafa iradesini şu hatt ı hümayun ile açıkladı Bana hazine lazım değil Kuru ekmek yerim Vücudumu din uğruna feda ederim Her ne denlü meşakkat arz olunsa sabr ve tahammül ederim Hizmet i ibadullah halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem elbette sefere bizzat çıkarım Bu hatt ı hümayunlar devlet adamlarını alimleri kumandanları askerleri ve ahaliyi ziyadesiyle sevindirdi İstanbul cevabı hazırlarken o zaman kadar yaşananlar ve uygulamaları göz önünde bulundurmuşlardı Hani padişahın da kendileri gibi düşünebileceğini düşündükleri teyit ettirmek niyetinde olduğunu göz önünde bulundurmuşlardı Fakat hiç de öyle olmamıştı Bu duruma ziyadesiyle sevinen devlet erkanı Sultan Mustafa ya yardımcı olmak için derhal hazırlıklara başladılar Sarayda saray dışında bütün yurtta bir hareket bir sevinç dalgası yayıldı Umutlar yeniden yeşermeye başladı

Parola Yayınları
Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan 2 Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı

Parola Yayınları
Sultan İbrahim bazen Edirne ye gider bazen da İstanbul da ayak divanı yapıp halkın şikayetlerini dinlerdi Bir seferinde Edirne ye gittiğinde şöyle tellal bağırttı Padişah fermanıdır duyduk duymadık demeyin Yarın ayak divanı olacaktır Kimin kimden şikayeti varsa gelsin Padişah efendimize söylesin Duyduk duymadık demeyin Ertesi gün ayak divanı oldu ve Padişah halkın karşısına çıktı Kalabalığa Ben dahil kimseden şikâyetiniz var mı diye sordu Halktan biri ileri çıktı Padişah ı selamladıktan sonra Padişah ım Benim şikayetim vardır deyince Sultan Söyle de tedbir edelim Şikâyetinde haklıysan haksızı cezalandıralım dedi O adam Padişah ım Kerim Ağa denen eşkıya bana zulmetti Malımı mülkümü alıp çoluk çocuğumla sokaklara attı Memleketin varlıklı ailelerinden iken en varlıksızı oldum Bir lokmaya muhtaç hale geldim Sözümü doğrulayacak şahitlerim vardır dedi Padişah şahitleri de dinledikten sonra Kerim Ağa yı buldurup getirtti ve ona tatlı ve yumuşak bir sesle Ağa Hakkında şikâyet var Eşkıyalığa bulaşıp mazlumları soyar mallarını alarak sokaklara atarmışsın Doğru mudur diye sordu Padişah ım ben yeniçeriyim Kerim Ağanın böyle densizce bağırması üzerine Sultan İbrahim in gözü döndü beynine kan sıçradı Ortalık buz kesti Padişahın içinde fırtınalar koptu herkes merakla ne olacağını beklerken Sultan İbrahim bir hışım ve öfkeyle tahtından kalkıp adamın yakasından tutarak yere çarptı ve şöyle dedi Bre densiz Sen yeniçeri isen ben de Padişahım Ne zamandan beri ayaklar baş olma sevdasına düştü Yeniçeri olmazsan padişah ol ne fark eder Bu rütbeler başkasının hakkını gasp etmek için midir yoksa onların hakkını korumak için midir Osmanlı hak yemez yedirmez Cezanı çekeceksin

Parola Yayınları
Şaban Çibir tarafından kaleme alınan Sultan 2 Mustafa Parola Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Sultan 2 Mustafa Şaban Çibir Kitap Özeti İstanbul un cevabı Sultan Mustafa yı hiç de şaşırtmadı o böyle bir cevabı bekliyordu Son devirlerde başa geçen padişahlar sarayda oturmaya alışmışlar savaşları sadrazamlar komutanlar yürütür duruma gelmişti Fakat Sultan Mustafa başkaydı Başka olduğunu fermanıyla göstermişti ama bunu anlayan olmamıştı Padişah kararlarında ciddiydi ve dediğini yapmak niyetindeydi Bunu da İstanbul dan gelen cevaba verdiği karşılıkta görüyoruz Sultan Mustafa iradesini şu hatt ı hümayun ile açıkladı Bana hazine lazım değil Kuru ekmek yerim Vücudumu din uğruna feda ederim Her ne denlü meşakkat arz olunsa sabr ve tahammül ederim Hizmet i ibadullah halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem elbette sefere bizzat çıkarım Bu hatt ı hümayunlar devlet adamlarını alimleri kumandanları askerleri ve ahaliyi ziyadesiyle sevindirdi İstanbul cevabı hazırlarken o zaman kadar yaşananlar ve uygulamaları göz önünde bulundurmuşlardı Hani padişahın da kendileri gibi düşünebileceğini düşündükleri teyit ettirmek niyetinde olduğunu göz önünde bulundurmuşlardı Fakat hiç de öyle olmamıştı Bu duruma ziyadesiyle sevinen devlet erkanı Sultan Mustafa ya yardımcı olmak için derhal hazırlıklara başladılar Sarayda saray dışında bütün yurtta bir hareket bir sevinç dalgası yayıldı Umutlar yeniden yeşermeye başladı Yayınevi Parola Yayınları Yazar Şaban Çibir Sayfa 144 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ağustos 2016 Barkod 9786059121712 Kategori Önemli Olaylar ve Biyografi Otobiyografi Tarihsel Romanlar

Parola Yayınları
Şaban Çibir tarafından kaleme alınan Sultan 2 Mahmud Parola Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Sultan 2 Mahmud Şaban Çibir Kitap Özeti Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan 2 Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı Yayınevi Parola Yayınları Yazar Şaban Çibir Sayfa 136 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ağustos 2016 Barkod 9786059121699 Kategori Önemli Olaylar ve Biyografi Otobiyografi Tarihsel Romanlar

Parola Yayınları
Demirbaş Şarl ın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşa ya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarl a zorluklar çıka ran Abdurrahman Paşa nın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarl a pek güzelce bir at ve pek güzel do nanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşa ya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilme miştir Kral ın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstan bul dan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi

Parola Yayınları
İstanbul un cevabı Sultan Mustafa yı hiç de şaşırtmadı o böyle bir cevabı bekliyordu Son devirlerde başa geçen padişahlar sarayda oturmaya alışmışlar savaşları sadrazamlar komutanlar yürütür duruma gelmişti Fakat Sultan Mustafa başkaydı Başka olduğunu fermanıyla göstermişti ama bunu anlayan olmamıştı Padişah kararlarında ciddiydi ve dediğini yapmak niyetindeydi Bunu da İstanbul dan gelen cevaba verdiği karşılıkta görüyoruz Sultan Mustafa iradesini şu hatt ı hümayun ile açıkladı Bana hazine lazım değil Kuru ekmek yerim Vücudumu din uğruna feda ederim Her ne denlü meşakkat arz olunsa sabr ve tahammül ederim Hizmet i ibadullah halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem elbette sefere bizzat çıkarım Bu hatt ı hümayunlar devlet adamlarını alimleri kumandanları askerleri ve ahaliyi ziyadesiyle sevindirdi İstanbul cevabı hazırlarken o zaman kadar yaşananlar ve uygulamaları göz önünde bulundurmuşlardı Hani padişahın da kendileri gibi düşünebileceğini düşündükleri teyit ettirmek niyetinde olduğunu göz önünde bulundurmuşlardı Fakat hiç de öyle olmamıştı Bu duruma ziyadesiyle sevinen devlet erkanı Sultan Mustafa ya yardımcı olmak için derhal hazırlıklara başladılar Sarayda saray dışında bütün yurtta bir hareket bir sevinç dalgası yayıldı Umutlar yeniden yeşermeye başladı

Parola Yayınları
Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan 2 Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı
Sultan 2 Abdulhamit
Şaban Çibir
Parola Yayınları
Sultan İbrahim bazen Edirne ye gider bazen da İstanbul da ayak divanı yapıp halkın şikâyetlerini dinlerdi Bir seferinde Edirne ye gittiğinde şöyle tellal bağırttı Padişah fermanıdır duyduk duymadık demeyin Yarın ayak divanı olacaktır Kimin kimden şikâyeti varsa gelsin Padişah efendimize söylesin Duyduk duymadık demeyin Ertesi gün ayak divanı oldu ve Padişah halkın karşısına çıktı Kalabalığa Ben dâhil kimseden şikâyetiniz var mı diye sordu Halktan biri ileri çıktı Padişah ı selamladıktan sonra Padişah ım Benim şikâyetim vardır deyince Sultan Söyle de tedbir edelim Şikâyetinde haklıysan haksızı cezalandıralım dedi O adam Padişah ım Kerim Ağa denen eşkıya bana zulmetti Malımı mülkümü alıp çoluk çocuğumla sokaklara attı Memleketin varlıklı ailelerinden iken en varlıksızı oldum Bir lokmaya muhtaç hale geldim Sözümü doğrulayacak şahitlerim vardır dedi Padişah şahitleri de dinledikten sonra Kerim Ağa yı buldurup getirtti ve ona tatlı ve yumuşak bir sesle Ağa Hakkında şikâyet var Eşkıyalığa bulaşıp mazlumları soyar mallarını alarak sokaklara atarmışsın Doğru mudur diye sordu Padişah ım ben yeniçeriyim Kerim Ağanın böyle densizce bağırması üzerine Sultan İbrahim in gözü döndü beynine kan sıçradı Ortalık buz kesti Padişahın içinde fırtınalar koptu herkes merakla ne olacağını beklerken Sultan İbrahim bir hışım ve öfkeyle tahtından kalkıp adamın yakasından tutarak yere çarptı ve şöyle dedi Bre densiz Sen yeniçeri isen ben de Padişahım Ne zamandan beri ayaklar baş olma sevdasına düştü Yeniçeri olmazsan padişah ol ne fark eder Bu rütbeler başkasının hakkını gasp etmek için midir yoksa onların hakkını korumak için midir Osmanlı hak yemez yedirmez Cezanı çekeceksin

Parola Yayınları
Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan II Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı

Parola Yayınları
bir cevabı bekliyordu Son devirlerde başa geçen padişahlar sarayda oturmaya alışmışlar savaşları sadrazamlar komutanlar yürütür duruma gelmişti Fakat Sultan Mustafa başkaydı Başka olduğunu fermanıyla göstermişti ama bunu anlayan olmamıştı Padişah kararlarında ciddiydi ve dediğini yapmak niyetindeydi Bunu da İstanbul dan gelen cevaba verdiği karşılıkta görüyoruz Sultan Mustafa iradesini şu hatt ı hümayun ile açıkladı Bana hazine lazım değil Kuru ekmek yerim Vücudumu din uğruna feda ederim Her ne denlü meşakkat arz olunsa sabr ve tahammül ederim Hizmet i ibadullah halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem elbette sefere bizzat çıkarım Bu hatt ı hümayunlar devlet adamlarını alimleri kumandanları askerleri ve ahaliyi ziyadesiyle sevindirdi İstanbul cevabı hazırlarken o zaman kadar yaşananlar ve uygulamaları göz önünde bulundurmuşlardı Hani padişahın da kendileri gibi düşünebileceğini düşündükleri teyit ettirmek niyetinde olduğunu göz önünde bulundurmuşlardı Fakat hiç de öyle olmamıştı Bu duruma ziyadesiyle sevinen devlet erkanı Sultan Mustafa ya yardımcı olmak için derhal hazırlıklara başladılar Sarayda saray dışında bütün yurtta bir hareket bir sevinç dalgası yayıldı Umutlar yeniden yeşermeye başladı

Parola Yayınları
Demirbaş Şarl ın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşa ya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarl a zorluklar çıkaran Abdurrahman Paşa nın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarl a pek güzelce bir at ve pek güzel donanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşa ya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilmemiştir Kral ın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstanbul dan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi

Parola Yayınları
Osmanlı İmparatorluğu nun 34 padişahıve çöküş sürecindeki devlette mutlak hakimiyet sağlayan son padişah Tahtta kaldığı yıllarda imparatorlukdağılma döneminiyaşadı baştaBalkanlarolmak üzere çeşitli bölgelerde çıkan isyanlara ve Rusya İmparatorluğu na karşı kaybedilen93 Harbi ne tanıklık etti 31 Ağustos 1876 da tahta çıktı ve 1908Jön Türk Devrimi nden kısa bir süre sonra 27 Nisan 1909 da tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti Meşrutiyet yanlısıGenç Osmanlılarile yaptığı anlaşma sonucunda 23 Aralık 1876 dailk Osmanlı anayasasınıilan etti ve böylece ülkenin demokratikleşme sürecini destekleyeceği izlenimini verdi Ancak kısa bir süre sonrameclisile yaşadığı anlaşmazlıkları öne sürerek 1878 de meclisi kapattı Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı Tanıtım Bülteninden

Parola Yayınları
Demirbaş Şarl ın Osmanlı ya iltica haberini alan 3 Ahmet hudut muhafızı Mustafa Paşa ya Demirbaş Şarl için nazik davranmasını Türk misafirperverliğini göstermesini emretmiştir Daha önce Kral Şarl a zorluklar çıkaran Abdurrahman Paşa nın azarlanması da bildirildi 3 Ahmet ayrıca Şarl a pek güzelce bir at ve pek güzel donanmış eyer takımıyla birlikte hediyeyi yolladığı gibi günde 415 kuruş maaş bağladığını bildirdi Mağlup Kral Yusuf Paşa ya iltica ettiği andan itibaren hüsnü kabul görmüş en iyi şekilde ağırlanmaya başlanmış bu davranış için padişahtan gelecek fermana göre hareket diye bir yola gidilmemiştir Kral ın yanında bulunan dört yüz kişiye yakın zevata misafirperverliğimiz bütün şaşaasıyla gösterilmiştir Bu durumdan son derece memnun olan Demirbaş Şarl tarihe geçen o meşhur sözünü söyler Poltava da esir oluyordum Bu benim için bir ölümdü kurtuldum Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu yine kurtuldum Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim istediğimi yapıyorum Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı Ruslar mülteci kralı bizden kendilerine vermemizi ısrarla talep ettiğinden ve aşağıda sıralayacağımız diğer sebeplerden dolayı Rusya ya savaş açılmasına kara verildi Baltacı Mehmet paşa kumandasındaki orduyu hümayun İstanbul dan yola çıktı Rus ordusuna Deli Petro bizzat kumanda etmekteydi Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 144Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Parola Yayınları

Parola Yayınları
Bir Ramazan günü tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan II Mahmut Bayezid Camiine geldi Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar vaaz dinlediler Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi Padişah atına binip hareket edince karşıdan bir neferin elinde bir tepsi üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü Biraz sonra nefer başını kaldırınca tam önünde Padişahı gördü Tepsiyi yere bırakamadı padişahı da selamlayamadı Şaşırıp kalmıştı Durumu gören II Mahmut askere takıldı Evlat nedir bu hal İkindi vaktinde Ramazan gününde sokak ortasında yemek mi yiyeceksin Ayıp ve günah değil mi dedi Asker mosmor olmuştu Vaziyet çok müşküldü Kekeleyerek Devletlim bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum Evinden hazırlamışlar onu alıp gelmemi söyledi diyebildi Mahmut Han gülerek Ya öyle mi Düş önüme bakalım da gidelim dedi Asker ön de Padişah arkada ve at üzerinde giderken zavallı askerin de ayakları dolaşıyordu Karakol un önüne gelince oradaki zabit kendi askeri önde padişahı arkada görünce ne yapacağını şaşırdı Zorla çıkıp karşıladı Padişah zabite Zabit efendi neden bu kadar şaşırıyorsun Sen bizi iftara davet etmedin mi Diyerek şaka yaptı Hatta yanındaki Said efendiye dönerek Öyle değil mi Said diyerek ona da onaylattı İftar vakti de iyice yaklaşmıştı Bir müddet orada oturup vakit gelince Padişah Said efendi zabit ve nefer karakolda birlikte akşam namazını kıldılar Sonra da Mahmut Han Haydi sofrayı kurun bakalım dedi Herkeste bir şaşkınlık vardı O yemekle topluca iftarı yaptılar Padişah sofradan kalkarken Said efendi zabite ve nefere ayrı ayrı Padişahın iyi bir hediyesini ellerine sıkıştırıverdi Bu hediye her birine birer yuva kuracak kadar altındı Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 136Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Parola Yayınları

Parola Yayınları
Osmanlı İmparatorluğu nun 34 padişahı ve çöküş sürecindeki devlette mutlak hakimiyet sağlayan son padişah Tahtta kaldığı yıllarda imparatorluk dağılma dönemini yaşadı başta Balkanlar olmak üzere çeşitli bölgelerde çıkan isyanlara ve Rusya İmparatorluğu na karşı kaybedilen 93 Harbi ne tanıklık etti 31 Ağustos 1876 da tahta çıktı ve 1908 Jön Türk Devrimi nden kısa bir süre sonra 27 Nisan 1909 da tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti Meşrutiyet yanlısı Genç Osmanlılar ile yaptığı anlaşma sonucunda 23 Aralık 1876 da ilk Osmanlı anayasasını ilan etti ve böylece ülkenin demokratikleşme sürecini destekleyeceği izlenimini verdi Ancak kısa bir süre sonra meclis ile yaşadığı anlaşmazlıkları öne sürerek 1878 de meclisi kapattı Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı

Parola Yayınları
Osmanlı İmparatorluğu nun 34 padişahıve çöküş sürecindeki devlette mutlak hakimiyet sağlayan son padişah Tahtta kaldığı yıllarda imparatorlukdağılma döneminiyaşadı baştaBalkanlarolmak üzere çeşitli bölgelerde çıkan isyanlara ve Rusya İmparatorluğu na karşı kaybedilen93 Harbi ne tanıklık etti 31 Ağustos 1876 da tahta çıktı ve 1908Jön Türk Devrimi nden kısa bir süre sonra 27 Nisan 1909 da tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti Meşrutiyet yanlısıGenç Osmanlılarile yaptığı anlaşma sonucunda 23 Aralık 1876 dailk Osmanlı anayasasınıilan etti ve böylece ülkenin demokratikleşme sürecini destekleyeceği izlenimini verdi Ancak kısa bir süre sonrameclisile yaşadığı anlaşmazlıkları öne sürerek 1878 de meclisi kapattı Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı

Parola Yayınları
Osmanlı İmparatorluğu nun 34 padişahı ve çöküş sürecindeki devlette mutlak hakimiyet sağlayan son padişah Tahtta kaldığı yıllarda imparatorluk dağılma dönemini yaşadı başta Balkanlar olmak üzere çeşitli bölgelerde çıkan isyanlara ve Rusya İmparatorluğu na karşı kaybedilen 93 Harbi ne tanıklık etti 31 Ağustos 1876 da tahta çıktı ve 1908 Jön Türk Devrimi nden kısa bir süre sonra 27 Nisan 1909 da tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti Meşrutiyet yanlısı Genç Osmanlılar ile yaptığı anlaşma sonucunda 23 Aralık 1876 da ilk Osmanlı anayasasını ilan etti ve böylece ülkenin demokratikleşme sürecini destekleyeceği izlenimini verdi Ancak kısa bir süre sonra meclis ile yaşadığı anlaşmazlıkları öne sürerek 1878 de meclisi kapattı Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı