Sultan II Mahmud un Ölümü — Serhat Soyşekerci

Sultan II Mahmud un Ölümü
Serhat SoyşekerciKriter
Sultan II Mahmud un Ölümü
Serhat SoyşekerciHiç Bir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada Tanıtım Bülteninden

Kriter Yayınları
Hiç Bir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada

Kriter Yayınevi
Hiç Bir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada

Kriter Yayınları
Hiç Bir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada

Kriter Yayınları
HiçBir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada

Kriter Yayınları
Hiç Bir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada

Kriter
HiçBir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada Tanıtım Bülteninden

KRİTER BASIM YAYIN DAĞITIM
Hiç Bir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada

Kriter Yayınları
HiçBir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada

Kriter
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç Tanıtım Bülteninden

Kriter Yayınları
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç

Kriter Yayınları
Serhat Soyşekerci tarafından kaleme alınan Sultan II Mehmed in Ölümü Kriter Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Sultan II Mehmed in Ölümü Serhat Soyşekerci Kitap Özeti Fatih ölümünden bir yıl önce Bellininin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç Yayınevi Kriter Yayınları Yazar Serhat Soyşekerci Sayfa 200 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı 2025 Barkod 9786255948489 Kategori Araştırma İnceleme

Kriter Yayınları
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç

Kriter Yayınları
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç

Kriter Yayınları
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellininin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç

Kriter
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç Tanıtım Bülteninden

Kriter Yayınevi
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç

Kriter Yayınları
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç

Kriter Yayınları
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç

Kriter
Fatih ölümünden bir yıl önce Bellini nin fırçasından çıkan meşhur portrede farklı çehreyle karşımıza çıkar Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür Yüzü poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir İlk bakışta bu vakur görünümün altında gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir İşte bu insanî zaaf Fatih i efsane değil şahsiyet olarak görmeyi gerektirir Derin sessiz ve suskunluk içinde Bakışları imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler Fatih in portresi Rönesans ın zarif çizgileriyle tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır Bu resim onu tarihin ortasında değil kendi sessizliğinde bulur Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen ölümdür Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir Hiç

Kriter
Hiç Bir abide o suskun ve dik yüzü yok başı kesik Toprak saklarken canı ateşten yazılmış kanlı fermanı Kim bilir hangi bahtsız yatar göğsünde karanlığın içinde Yazıt silik harfler gömülü zaman durmuş ne diri ne ölü Ve bilir o tanık Mühürlense de sesi kalır çağlara direnen nefesi İhanet solar hakikat yeşerir her suskun yazıt bir gün dile gelir Dua bilmez yüreği sızlar bir damla gözyaşında maziyi anar Unutma Suskun gölge konuşur unutansa kendiyle avunur Mezar değil çağların saklı hecesi devlete adanmış başın nefesi Bir çift göz deler gecenin bağrını yarınsız çağırır intikamını Asırlar geçse de abidenin önünde suskunluğun en gür sesinde Kanla yoğrulmuş yemin taşır hangi el değse geçmişi çağırır Kimi ışıklarla uyur kimi rahmet okur Kimi dua ile yükselir kimi şarkıyla süslenir Geçersen bir gün önünden hakikat seslenir derinden Ama ölüm hep terazidir zaferin izi kalıcı ufukta sessizdir Aralanır sonsuzluğun kapısı kapanırken insanın o son yarası Bir ses yükselir hiçliğin ortasında Ölümden daha ciddi ne var bu dünyada