Şüra Süresinin Tefsiri — Kerim Buladı

Şüra Süresinin Tefsiri
Kerim BuladıKayıhan Yayınları
Şüra Süresinin Tefsiri
Kerim BuladıMüminler için şûra meşveret müşâvere ilkesinin hayatî bir önem taşıdığını Kur ân ın sûrelerinden birinin Şûrâ adıyla anılmasından anlaşılmaktadır Allah Teâlâ Hz Peygamber den vahiy gelmediği takdirde rey ve içtihada dayanan meselelerde ashabına danışmasını onların fikirlerini almasını istemiştir Bu durum İslâm dininin şûrâya Müslümanların birbirleriyle danışıp görüş alışverişinde bulunmasına önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır İnananların aralarındaki işlerini ve aldıkları kararları ortak akılla danışma ve görüş alışverişinde bulunmak suretiyle almaları büyük önem taşımaktadır hatta bu imanlarının bir gereğidir Bu çerçevede Müminlerin ittifakı ittihadı dayanışması ve tefrika içerisinde olmamaları söz birliği etmelerine bir başka deyişle istişâreye bağlı olduğu önemle vurgulanabilir Hz Peygamber in vefatı üzerine ashab istişareye önem vermiş önemli konuları istişare ile çözüme kavuşturmuşlardır Ancak sahabe döneminden sonra şûra düsturu Kur ân ın öngördüğü şekilde uyumlu bir biçimde geliştirilememiştir Asrımızda ise müminler bir türlü Kur ân ın şûra çağrısını yerine getirmede başarılı olamamışlar inandıkları Kur ân onlara her türlü işlerini aralarında istişare ile bir başka deyişle ortak akılla yapmalarını öğütlerken en hayatî konularda bile fikir birliğine varamamaktadırlar Hiç olmazsa Müslümanların yaşadığı toprakların düşman işgallerine karşı korunması müminlerin dinlerinin canlarının mallarının namuslarının muhafazası ve dokunulmaz kutsal mekânların himayesi meselesinde ortak bir fikir etrafında buluşmaları beklenirken maalesef bu da sağlanamamıştır Ehl i kıble ehl i tevhid daha geniş bir ifade ile Muhammed ümmeti ümmet i icabet istişareyi umursamamaktadır Bu Yüzden Kur ân ın istişare çağrısına müminlerin yeniden dönmesi ve icabet etmesi farz ı ayn haline gelmiştir

Kayıhan Yayınları
Müminler için şûra meşveret müşâvere ilkesinin hayatî bir önem taşıdığını Kur ân ın sûrelerinden birinin Şûrâ adıyla anılmasından anlaşılmaktadır Allah Teâlâ Hz Peygamber den vahiy gelmediği takdirde rey ve içtihada dayanan meselelerde ashabına danışmasını onların fikirlerini almasını istemiştir Bu durum İslâm dininin şûrâya Müslümanların birbirleriyle danışıp görüş alışverişinde bulunmasına önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır İnananların aralarındaki işlerini ve aldıkları kararları ortak akılla danışma ve görüş alışverişinde bulunmak suretiyle almaları büyük önem taşımaktadır hatta bu imanlarının bir gereğidir Bu çerçevede Müminlerin ittifakı ittihadı dayanışması ve tefrika içerisinde olmamaları söz birliği etmelerine bir başka deyişle istişâreye bağlı olduğu önemle vurgulanabilir Hz Peygamber in vefatı üzerine ashab istişareye önem vermiş önemli konuları istişare ile çözüme kavuşturmuşlardır Ancak sahabe döneminden sonra şûra düsturu Kur ân ın öngördüğü şekilde uyumlu bir biçimde geliştirilememiştir Asrımızda ise müminler bir türlü Kur ân ın şûra çağrısını yerine getirmede başarılı olamamışlar inandıkları Kur ân onlara her türlü işlerini aralarında istişare ile bir başka deyişle ortak akılla yapmalarını öğütlerken en hayatî konularda bile fikir birliğine varamamaktadırlar Hiç olmazsa Müslümanların yaşadığı toprakların düşman işgallerine karşı korunması müminlerin dinlerinin canlarının mallarının namuslarının muhafazası ve dokunulmaz kutsal mekânların himayesi meselesinde ortak bir fikir etrafında buluşmaları beklenirken maalesef bu da sağlanamamıştır Ehl i kıble ehl i tevhid daha geniş bir ifade ile Muhammed ümmeti ümmet i icabet istişareyi umursamamaktadır Bu Yüzden Kur ân ın istişare çağrısına müminlerin yeniden dönmesi ve icabet etmesi farz ı ayn haline gelmiştir

Kayıhan Yayınları
Müminler için şûra meşveret müşâvere ilkesinin hayatî bir önem taşıdığını Kur ân ın sûrelerinden birinin Şûrâ adıyla anılmasından anlaşılmaktadır Allah Teâlâ Hz Peygamber den vahiy gelmediği takdirde rey ve içtihada dayanan meselelerde ashabına danışmasını onların fikirlerini almasını istemiştir Bu durum İslâm dininin şûrâya Müslümanların birbirleriyle danışıp görüş alışverişinde bulunmasına önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır İnananların aralarındaki işlerini ve aldıkları kararları ortak akılla danışma ve görüş alışverişinde bulunmak suretiyle almaları büyük önem taşımaktadır hatta bu imanlarının bir gereğidir Bu çerçevede Müminlerin ittifakı ittihadı dayanışması ve tefrika içerisinde olmamaları söz birliği etmelerine bir başka deyişle istişâreye bağlı olduğu önemle vurgulanabilir Hz Peygamber in vefatı üzerine ashab istişareye önem vermiş önemli konuları istişare ile çözüme kavuşturmuşlardır Ancak sahabe döneminden sonra şûra düsturu Kur ân ın öngördüğü şekilde uyumlu bir biçimde geliştirilememiştir Asrımızda ise müminler bir türlü Kur ân ın şûra çağrısını yerine getirmede başarılı olamamışlar inandıkları Kur ân onlara her türlü işlerini aralarında istişare ile bir başka deyişle ortak akılla yapmalarını öğütlerken en hayatî konularda bile fikir birliğine varamamaktadırlar Hiç olmazsa Müslümanların yaşadığı toprakların düşman işgallerine karşı korunması müminlerin dinlerinin canlarının mallarının namuslarının muhafazası ve dokunulmaz kutsal mekânların himayesi meselesinde ortak bir fikir etrafında buluşmaları beklenirken maalesef bu da sağlanamamıştır Ehl i kıble ehl i tevhid daha geniş bir ifade ile Muhammed ümmeti ümmet i icabet istişareyi umursamamaktadır Bu Yüzden Kur ân ın istişare çağrısına müminlerin yeniden dönmesi ve icabet etmesi farz ı ayn haline gelmiştir

Kayıhan Yayınları
Müminler için şûra meşveret müşâvere ilkesinin hayatî bir önem taşıdığını Kur ân ın sûrelerinden birinin Şûrâ adıyla anılmasından anlaşılmaktadır Allah Teâlâ Hz Peygamber den vahiy gelmediği takdirde rey ve içtihada dayanan meselelerde ashabına danışmasını onların fikirlerini almasını istemiştir Bu durum İslâm dininin şûrâya Müslümanların birbirleriyle danışıp görüş alışverişinde bulunmasına önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır İnananların aralarındaki işlerini ve aldıkları kararları ortak akılla danışma ve görüş alışverişinde bulunmak suretiyle almaları büyük önem taşımaktadır hatta bu imanlarının bir gereğidir Bu çerçevede Müminlerin ittifakı ittihadı dayanışması ve tefrika içerisinde olmamaları söz birliği etmelerine bir başka deyişle istişâreye bağlı olduğu önemle vurgulanabilir Hz Peygamber in vefatı üzerine ashab istişareye önem vermiş önemli konuları istişare ile çözüme kavuşturmuşlardır Ancak sahabe döneminden sonra şûra düsturu Kur ân ın öngördüğü şekilde uyumlu bir biçimde geliştirilememiştir Asrımızda ise müminler bir türlü Kur ân ın şûra çağrısını yerine getirmede başarılı olamamışlar inandıkları Kur ân onlara her türlü işlerini aralarında istişare ile bir başka deyişle ortak akılla yapmalarını öğütlerken en hayatî konularda bile fikir birliğine varamamaktadırlar Hiç olmazsa Müslümanların yaşadığı toprakların düşman işgallerine karşı korunması müminlerin dinlerinin canlarının mallarının namuslarının muhafazası ve dokunulmaz kutsal mekânların himayesi meselesinde ortak bir fikir etrafında buluşmaları beklenirken maalesef bu da sağlanamamıştır Ehl i kıble ehl i tevhid daha geniş bir ifade ile Muhammed ümmeti ümmet i icabet istişareyi umursamamaktadır Bu Yüzden Kur ân ın istişare çağrısına müminlerin yeniden dönmesi ve icabet etmesi farz ı ayn haline gelmiştir

Kayıhan Yayınları
Kerim Buladı tarafından kaleme alınan Şüra Süresinin Tefsiri Kayıhan Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Şüra Süresinin Tefsiri Kerim Buladı Kitap Özeti Müminler için şûra meşveret müşâvere ilkesinin hayatî bir önem taşıdığını Kur ân ın sûrelerinden birinin Şûrâ adıyla anılmasından anlaşılmaktadır Allah Teâlâ Hz Peygamber den vahiy gelmediği takdirde rey ve içtihada dayanan meselelerde ashabına danışmasını onların fikirlerini almasını istemiştir Bu durum İslâm dininin şûrâya Müslümanların birbirleriyle danışıp görüş alışverişinde bulunmasına önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır İnananların aralarındaki işlerini ve aldıkları kararları ortak akılla danışma ve görüş alışverişinde bulunmak suretiyle almaları büyük önem taşımaktadır hatta bu imanlarının bir gereğidir Bu çerçevede Müminlerin ittifakı ittihadı dayanışması ve tefrika içerisinde olmamaları söz birliği etmelerine bir başka deyişle istişâreye bağlı olduğu önemle vurgulanabilir Hz Peygamber in vefatı üzerine ashab istişareye önem vermiş önemli konuları istişare ile çözüme kavuşturmuşlardır Ancak sahabe döneminden sonra şûra düsturu Kur ân ın öngördüğü şekilde uyumlu bir biçimde geliştirilememiştir Asrımızda ise müminler bir türlü Kur ân ın şûra çağrısını yerine getirmede başarılı olamamışlar inandıkları Kur ân onlara her türlü işlerini aralarında istişare ile bir başka deyişle ortak akılla yapmalarını öğütlerken en hayatî konularda bile fikir birliğine varamamaktadırlar Hiç olmazsa Müslümanların yaşadığı toprakların düşman işgallerine karşı korunması müminlerin dinlerinin canlarının mallarının namuslarının muhafazası ve dokunulmaz kutsal mekânların himayesi meselesinde ortak bir fikir etrafında buluşmaları beklenirken maalesef bu da sağlanamamıştır Ehl i kıble ehl i tevhid daha geniş bir ifade ile Muhammed ümmeti ümmet i icabet istişareyi umursamamaktadır Bu Yüzden Kur ân ın istişare çağrısına müminlerin yeniden dönmesi ve icabet etmesi farz ı ayn haline gelmiştir Yayınevi Kayıhan Yayınları Yazar Kerim Buladı Sayfa 384 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Şubat 2021 Barkod 9786059669740 Kategori Meal Tefsir Hadis

Kayıhan Yayınları
Müminler için şûra meşveret müşâvere ilkesinin hayatî bir önem taşıdığını Kur ân ın sûrelerinden birinin Şûrâ adıyla anılmasından anlaşılmaktadır Allah Teâlâ Hz Peygamber den vahiy gelmediği takdirde rey ve içtihada dayanan meselelerde ashabına danışmasını onların fikirlerini almasını istemiştir Bu durum İslâm dininin şûrâya Müslümanların birbirleriyle danışıp görüş alışverişinde bulunmasına önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır İnananların aralarındaki işlerini ve aldıkları kararları ortak akılla danışma ve görüş alışverişinde bulunmak suretiyle almaları büyük önem taşımaktadır hatta bu imanlarının bir gereğidir Bu çerçevede Müminlerin ittifakı ittihadı dayanışması ve tefrika içerisinde olmamaları söz birliği etmelerine bir başka deyişle istişâreye bağlı olduğu önemle vurgulanabilir Hz Peygamber in vefatı üzerine ashab istişareye önem vermiş önemli konuları istişare ile çözüme kavuşturmuşlardır Ancak sahabe döneminden sonra şûra düsturu Kur ân ın öngördüğü şekilde uyumlu bir biçimde geliştirilememiştir Asrımızda ise müminler bir türlü Kur ân ın şûra çağrısını yerine getirmede başarılı olamamışlar inandıkları Kur ân onlara her türlü işlerini aralarında istişare ile bir başka deyişle ortak akılla yapmalarını öğütlerken en hayatî konularda bile fikir birliğine varamamaktadırlar Hiç olmazsa Müslümanların yaşadığı toprakların düşman işgallerine karşı korunması müminlerin dinlerinin canlarının mallarının namuslarının muhafazası ve dokunulmaz kutsal mekânların himayesi meselesinde ortak bir fikir etrafında buluşmaları beklenirken maalesef bu da sağlanamamıştır Ehl i kıble ehl i tevhid daha geniş bir ifade ile Muhammed ümmeti ümmet i icabet istişareyi umursamamaktadır Bu Yüzden Kur ân ın istişare çağrısına müminlerin yeniden dönmesi ve icabet etmesi farz ı ayn haline gelmiştir

Kayıhan
Müminler için şûra meşveret müşâvere ilkesinin hayatî bir önem taşıdığını Kur ân ın sûrelerinden birinin Şûrâ adıyla anılmasından anlaşılmaktadır Allah Teâlâ Hz Peygamber den vahiy gelmediği takdirde rey ve içtihada dayanan meselelerde ashabına danışmasını onların fikirlerini almasını istemiştir Bu durum İslâm dininin şûrâya Müslümanların birbirleriyle danışıp görüş alışverişinde bulunmasına önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır İnananların aralarındaki işlerini ve aldıkları kararları ortak akılla danışma ve görüş alışverişinde bulunmak suretiyle almaları büyük önem taşımaktadır hatta bu imanlarının bir gereğidir Bu çerçevede Müminlerin ittifakı ittihadı dayanışması ve tefrika içerisinde olmamaları söz birliği etmelerine bir başka deyişle istişâreye bağlı olduğu önemle vurgulanabilir Hz Peygamber in vefatı üzerine ashab istişareye önem vermiş önemli konuları istişare ile çözüme kavuşturmuşlardır Ancak sahabe döneminden sonra şûra düsturu Kur ân ın öngördüğü şekilde uyumlu bir biçimde geliştirilememiştir Asrımızda ise müminler bir türlü Kur ân ın şûra çağrısını yerine getirmede başarılı olamamışlar inandıkları Kur ân onlara her türlü işlerini aralarında istişare ile bir başka deyişle ortak akılla yapmalarını öğütlerken en hayatî konularda bile fikir birliğine varamamaktadırlar Hiç olmazsa Müslümanların yaşadığı toprakların düşman işgallerine karşı korunması müminlerin dinlerinin canlarının mallarının namuslarının muhafazası ve dokunulmaz kutsal mekânların himayesi meselesinde ortak bir fikir etrafında buluşmaları beklenirken maalesef bu da sağlanamamıştır Ehl i kıble ehl i tevhid daha geniş bir ifade ile Muhammed ümmeti ümmet i icabet istişareyi umursamamaktadır Bu Yüzden Kur ân ın istişare çağrısına müminlerin yeniden dönmesi ve icabet etmesi farz ı ayn haline gelmiştir